Sonbaharın Bir Anlamı Olmalı
Afyonkarahisar Ersöz Ekolojik Çiftlik kurucuları Erdal ve Havva Ersöz sonbaharda hasat yaparken bir yandan da kışlıkları hazırlıyor ve doğayla uyum içinde her anın tadını çıkarıyor. Gelin sonbaharın anlamını onlarla birlikte keşfedelim!
Yazı: Beyza Özel
Fotoğraflar: Ersöz Ekolojik Çiftlik
Tam bir haftadır, sabah beşte kalkıp mutfağın camından günün ağarmasını bekliyorum. 31 Ağustos mercan fırtınası diyor doğa takvimi. Yazın bittiği gün. Sonbaharın başlangıcı, sıcaklıkların düşmeye başlaması ile gelen ilk fırtına. Farsça kökenli “mihr-gân” kelimesi, “sonbahar” anlamına geliyor. Ve ben bu fırtınayı gördüm, o pazar hava birden serinledi. Sonra bıldırcın geçimi fırtınası ve sonra çaylak fırtınası… Ben bu fırtınalara kahve eşliğinde şiirler uydururken, acaba o kendi şahsına münhasır, fırtınalarla gelen Eylül ayı çiftliklerde nasıl ağırlanıyor?
Afyonkarahisar’dan Ersöz Ekolojik Çiftlik kurucuları Erdal ve Havva Ersöz ile yolum kesişiyor. Biri kız diğeri erkek iki çocukları ile birlikte Afyonkarahisar Basmakçı’da yaşıyorlar. Şişli %100 Ekolojik Pazar’dan tanıyorum bu uyumlu tatlı çifti. Havva çok hoş sohbet, Erdal sessiz dinlemeyi sevenlerden.



Mercan fırtınasını gördünüz mü?
Görüntülü aramada bir araya geliyoruz. Akşam üstü, dingin bir hava var arkalarında. Günün yorgunluğu gözlerinden akıyor. Pazara sebzeleri ve yeşillikleri hazırlamayı yeni tamamlamışlar. Kışlıkların çapası da devam ediyormuş. Ama yine de beni kırmıyorlar. Can kulaklarıyla sorularımı dinlemedeler. “Mercan fırtınasını gördünüz mü?” sorumla kahkahayı koyveriyorlar. Ben de onlarla gülüyorum. Mercan fırtınası sanki köyün en eskilerinden, bakkalın yanındaki turkuaz kapılı evin sahibi keçici teyze…
Benim hülyalı sorumu kibarca yanıtlayan Erdal bozuntuya vermeden devam ediyor; havaların biraz serinlediğini şu an domates, biber, patlıcan, pırasa, kabak, salatalık ve kereviz hasadı yaptıklarını ve bunları pazar için hazırladıklarını anlatıyor. Havva da ekliyor; “Kuzukulağı, maydonoz, alabaş, reyhan, fesleğen, naneler ise taze taze toplanıyor. Brokoli, mor lahana, beyaz lahana ve rezene ise tarlada olgunlaşıyor. Eylül sonu, ekim başı sofralarımızda.”






Biraz sonbahar biraz kış
Erdal ve Havva Afyon’da doğup büyümüşler. Erdal’ın ailesi çiftçi. Yaklaşık 50 dekar arazide ikinci nesil çiftçiliği sürdürüyor. Havva ise çiftçiliğe Erdal ile tanışınca başlıyor. Aralarında kendiliğinden gelişen bir iş bölümü yaptıklarını anlatıyorlar. 15 çalışanları var. Havva çalışanlarla ilgileniyor, operasyonel taraf ise Erdal’da.
Hep ben konuşuyorum. Soru sormam için sessizlik oluyor. Ah bir sonbaharı anlatsalar bana. Bana göre sonbahar o 50 dekarda başka, burada şehirde başka. Ama Erdal ve Havva o kadar kendi ritmindeler ki… Her anın içinde, şehirde ya da tarlada biraz sonbahar, biraz kış, biraz yaz ve ilkbahar olduğunu biliyorlar. Şimdide hüküm sürüyorlar. Telaşsız yaşıyorlar bana göre. Doğanın, çiftçiliğin ritmine ayak uydurarak. Ne yapacaklarını çiftlik, toprak söylüyor. Havva çiftçiliği severek yaptığını anlatıyor, “Sevmesen yapılacak bir meslek değil. Çok ağır. Bitkiler suyunu vermediğinde ölüyor, bakımını yapmadığında böcek kaplıyor” diyor. Çocukların ise severek isteyerek doğal akışında yanlarında oyun oynarmışcasına çiftlikte onlara eşlik ettiğini anlatıyorlar. Havva ve Erdal kocaman gülümsüyor.
Kışlık Hazırlama Telaşı
Salça, turşu, tarhana gibi kışlıklar için de bir yandan hazırlıkların sürdüğünü anlatıyorlar. Kurutulmuş biberler, patlıcanlar dizi dizi iplere geçiriliyor, odun ateşinde pişen domates salçaları birer birer kavanozlanıyor. Yorucu olsa da Eylül’ün tatlı ve yorgun bir telaş olduğunu anlıyorum. Kafaların yastığa değmesiyle huzurlu bir uykuya geçiş aynı anda gerçekleşiyor.



Bıldırcınların poyraz rüzgârlarıyla Karadeniz’e göç etmeye başladığı dönem bıldırcın geçimi fırtınası ve çaylak kuşlarının göçüyle bağlantılı görülen, rüzgârlı ve değişken bir hava dönemini işaret eden çaylak fırtınasını takip eden günlerde; Erdal ve Havva brokolilerini ve lahanalarını hasat ediyor olacak. Akşam çocuklar okuldan döndüğünde Havva onlara yeni yaptığı tarhanadan sıcacık çorba ve beyaz lahana sarması yapacak. Havva ve Erdal’ın o lezzetli mahsullerinden ben de türlü yapmayı planlıyorum. Patlıcan, biraz taze fasulye ve kabak.
Bazen hayatın ille de “bir yere” varması gerektiğini zannediyoruz. O yere vardığında mutlu olacağımızı, işte o zaman her şeyin anlam kazanacağını düşlüyoruz. Oysa anlam, gelmemiş yarında değil, sonbaharda yazda değil gözlerimizin önünde, adım attığımız toprağın serinliğinde. “Ne anlamı var?” diye düşünmeden, yaptığımız en basit şeyi güzel yapmak sonbaharı ve en çok da hayatı anlamlı kılan…








