DESTEK OL!
Gönüllü Ol
HABERLER

WWOOF Türkiye/TaTuTa Ekolojik Çiftlikleri: Gağgı Çiftliği

Yayınlanma Tarihi: 15 Aralık 2020
WWOOF Türkiye/TaTuTa Ekolojik Çiftlikleri: Gağgı Çiftliği

Türkiye’nin farklı bölgelerinden 75 ev sahibiyle 2004 yılından bu yana hizmet veren TaTuTa programı, doğa dostu üreticileri ve gönüllüleri bilgi, deneyim ve emek takasıyla buluşturuyor. WWOOF Türkiye/TaTuTa ev sahiplerini tanıtacağımız “Ekolojik Çiftlikler” yazı dizimizde bu ay Gağgı Çiftliği’ne konuk oluyoruz.

WWOOF (Worldwide Opportunities on Organic Farms – Organik Çiftliklerde Uluslararası Fırsatlar) Ağı’nın Türkiye ayağı olan TaTuTa yani WWOOF Türkiye, ülkemizde ekolojik üretimin desteklenmesinde önemli bir noktada duruyor. Türkiye’nin farklı bölgelerinden 75 ev sahibiyle 2004 yılından bu yana hizmet vermeye devam eden TaTuTa programı, doğa dostu üreticileri ve gönüllüleri sağlıklı gıda üretiminde bilgi, deneyim ve emek takasıyla buluşturuyor. Tecrübesi ne olursa olsun 18 yaş ve üzeri herkese açık olan programa yenilenen web sayfası (wwoofturkey.org) üzerinden kayıt olunabiliyor.


İzmir’deki Gağgı Çiftliği’nin ev sahipleri Türkan ve Veysi Özdemir ile güneşli, yazdan kalma bir günde gerçekleştirdiğimiz sohbete İsviçre’den gelen TaTuTa/WWOOF gönüllüsü Özcan Güngör de deneyimleriyle katıldı. Sohbetleri bol ve keyifli olan Özdemir çifti, kendi sözleriyle “yaban yaşamına müdahale etmeyen, kendiliğinden çıkan yaşama izin veren” insanlar. Çiftlikte şu sıralar zeytin ve kestane hasatları yoğun bir şekilde devam ediyor. Gağgı Çiftliği’ne özgü özellikler ise, üretilen ürünlerin satılmak yerine paylaşılması veya takas edilmesi ve doğal malzemelerle yapılan ekolojik yuvalarda yaşamın deneyimlenebilmesi.


Gağgı Çiftliği hakkında

İzmir’e yaklaşık bir buçuk saat uzaklıktaki Gağgı Çiftliği çok eski bir çiftlik. Veysi Özdemir buraya sonradan geliyor ve çiftlikte kendine yeni bir yaşam kuruyor. Ardından Türkan da ona katılıyor. Bu alanın eski ismi “Gağgı”ya sadık kalmak isteyen çift, eski bir ad olan gağgının kargadan ya da kargıdan yumuşamış olduğunu düşünüyor.

Veysi ve Türkan Özdemir

Veysi, “Emek özgürleştirir, iş köleleştirir.” felsefesi ile bir hayat sürdüklerinin altını çiziyor: “Biz burada gıdamızı emekle elde ediyoruz, yuvamızı emekle yapıyoruz ve bundan çok büyük bir zevk alıyoruz. Bir şeyler yapmak zorunda olmayı sevmiyoruz, bu insanı köleleştiriyor.”

Çiftlik dağlık bir alanda, doğanın kucağında bulunuyor.  Zeytinlik ve yayla olmak üzere, iki arazisi var. Şu sıralar zeytinlikte olan Veysi ve Türkan’ın hayatları sürekli bir göç halinde geçiyor.

Ekim ile mart ayları arasında zeytinlikte yaşayan çift, mart ayı itibarıyla yayladaki arazilerine göç ediyor. Yaylada kestane hasadı devam ederken; kasım ayında yemeklik zeytin hasadının başlaması ile zeytinliklerine yerleşiyorlar. Zeytin hasadı aralık sonuna kadar sürüyor. Bir yandan da, bahar hazırlıkları için zeytinliklerinde tohumlarını filizlendirmeye devam ediyorlar. Mart ayında ise tekrar yaylaya dönüyorlar…

Yayla ile zeytinlik arasındaki her yıl yaptıkları bu göç sadece onlara özgü değil, civardaki hayvanlar da aynı yönde göç ediyor.


Buğday ve TaTuTa ile tanışma

Veysi Özdemir, Buğday Hareketi kurucusu Victor Ananias’ın Buğday Dergisi’ni çıkardığı ilk sayıdan itibaren Buğday Derneği’ni takip ediyor. Gağgı’dan önce ise gönüllü olarak TaTuTa’yı deneyimliyor.

Dedetepe Çiftliği’nde kaldığı 2009 yıllında, Fransa’dan çocukları ile genç bir ailenin çiftliğe gönüllü olarak gelmesi Veysi’nin dönüm noktası oluyor: “Bu aile yanlarına yurt (yuva/ev) getirip kurdu. Bu yurdu görünce ‘Ben bunda yaşarım.’ diyerek aynısından kendime de yaptım. Daha sonra, Gağgı Çiftliği’nde gerçekleşen EKOYER (Küresel Ekoköyler Ağı/Global Ecovillage Network-GEN’in Türkiye’deki ayağı) toplantısına gelenler için birkaç tane daha yurt yaptım. Yurt yapma öyküm böylece başlamış oldu…”

Gağgı’da birleşen yollar

Veysi, çiftlik kurmak için yola çıkmadığını belirterek başlıyor söze. 30 yıl sonra, Ankara’dan büyüdüğü köye, İzmir’e gelmiş. Çocukluğu şu an yaşadığı yaylada geçmiş. Onu buraya getiren, aklından silinmeyen çocukluk anıları olmuş. Bu anılardan fotoğraf karesi gibi aklında kalanları şöyle anlatıyor: “Çocukken keçilere çobanlık yapardım. Yağmur başladığında ıslanmamak için keçilerle beraber kaya dibine sığınırdık ve yine keçilerle beraber yağmuru izlerdik. Yağmur dinene kadar sığındığımız kaya dibinde gök gürültüsünü, sağanak yağışı ve ormandaki ağaçları unutamadım. Bir başka aklımda kalan ise, köydeki yaşlı bir amcanın beni eşeğine bindirmesi. Çınar Çukuru’na kadar birlikte giderdik. Akşam boyunca süren yolculukta, çevremdeki çiçekleri, ağaçları izlerdim.” Veysi, buraya yerleştikten sonra şifa bulduğunu da sözlerine ekliyor.

Türkan ise Veysi ile 7 yıl önce tanışmış. İstanbul’da çalıştığı ve ekolojik yaşam ile ilgilendiği dönemde, Veysi’nin bir yurt (ev) kurduğu videoyu görünce onu ziyarete geliyor: “Burada yaban hayatının zenginliği var. İlk geldiğimde dağlardan çok etkilenmiştim. O anda burada yaşamak istediğime karar verdim. Sonrasında, Veysi ile bir sürü yurt yaptık. Benden sonra kadın konforu da geldi tabii…”

Atalık tohumlarla 25 çeşit domates

Çiftlikte çok eski ağaçların verdiği kestane, kiraz, elma, armut, ceviz ve zeytinin yanı sıra; İzmir yöresinde yetişen türlü sebzeler bulunuyor. Bahar aylarında domates, biber, patlıcan, salatalık, kavun, karpuz; sonbaharda ise lahana, karnabahar, pırasa, maydanoz ve türlü yeşillikler Gağgı toprağının zenginliklerinden sadece birkaçı.

Yaylalarında 7-8 insanın dahi etrafını saramayacağı büyüklükte pek çok anıt ağacı bulunuyor. Köylüler ve çevredeki ekolojik yerleşkelerden takas yaptıkları; çok eski atalık tohumlar ile sebze üretiyorlar.

Yaylada atalık tohumlarıyla 25 çeşit domates yetiştiriyorlar. Domatesleri salça ve bin bir türlü sosa dönüştürerek, kurutarak ve kalan bir kısmını da taze olarak gıda toplulukları ile paylaşarak değerlendiriyorlar. Türkan’ın yetiştirdiği domatesler topraktan gelen mineraller ve kendine has lezzetiyle her yiyenin damağında kalıyor.


Çiftlikteki kolektif değerler

Gağgı Çiftliği’nde yapılacak iş ve işin yapılma şekli için gönüllülerle birlikte karar alınıyor. Yetiştirdikleri ve çiftliğin ihtiyacından çok fazla olan meyve ve sebzeleri satmak yerine, İzmir’de üreticilerin oluşturduğu ve iki haftada bir buluştukları Gediz Ekoloji Topluluğu (GETO) ile paylaşıyorlar; tohum ve gıda takası yapıyorlar. Kiraz zamanı topluluk üyeleri ile birlikte Gağgı’da kiraz topladıkları da oluyor.

Gıda Toplulukları ile ilgili ayrıntılı bilgiye gidatopluluklari.org sayfasından ulaşabilirsiniz.

Gağgı’nın Doğa Takvimi

Veysi ve Türkan sınırları çizilmiş tarihler yerine; çevrelerindeki dönüşümü gözlemleyerek ve “doğanın takvimine” ayak uydurarak yaşıyorlar. Veysi, Gağgı’nın Doğa Takvimi’ni şu sözlerle anlatıyor:

“Doğada değişim dönüşüm hep var. Gözlediğimizde en doğru zaman oluyor. Budama, aşı, hasat çalışmalarımız hep doğanın takvimi ile ilgili. Tohum – toprak ilişkisi de doğanın takvimi ile gelişiyor. Bu ilişkiyi gözlemliyoruz. Örneğin; şimdi domuz erikleri dediğimiz orman erikleri var. Onlar ilk beyaz çiçeklerini açtığında, baharda patates ve soğan ekme zamanı geldiğini anlıyoruz.  Kestaneler çiçek uzantılarını attığı zaman fasulye ekeceğiz. Büyük orman ağaçları zamanı bizlerden çok daha iyi biliyor. 10 yıl önce 100 yaşında bir komşum vardı. Bize göre aşağıda oturuyordu. Bize gelmiş. Yolda karşılaşınca, ‘Yanına çıktım yukarıya, kirazlar çiçekteydi; ama sen yoktun’ dedi. Kirazların çiçekte olduğu zaman gelmiş oraya… Benim Gağgı alanındaki kiraz çiçeklerinin açmasının vakti 10 dakika ötedeki köydeki çiçeklerin kiraz açma zamanından farklı. Bu geleneksel bir kültür,  her bölgenin kendi mirası.”


Kendi yuvanı kendin yap

Gağgı’nın TaTuTa çiftliklerinin pek çoğundan farkı, yurt denilen barınakların bulunması. Bu barınaklar Veysi ve gönüllülerin el emeği ile yapılıyor. Lisede meslek okulunda marangozluk okuyan Veysi’nin internetten araştırarak ve yeni yöntemleri deneyerek yaptığı barınakların inşasına gönüllüler de destek veriyor. Yurtların taş olanında, içlerinden 20’den fazlası Avrupalı olan 30 gönüllü çalışmış. Daha çok Moğol ve Kırgız yapılarına benzeyen bu yuvarlak yurtlarda ahşap, karkas, çamur, toprak ve yalıtım örtüleri kullanıyorlar. Türkan ve Veysi de çadıra göre gayet konforlu buldukları bu yurtlardan birinde yaşıyorlar.

Yurtların yanı sıra; ahşap ve taştan yaptıkları ekolojik bir ev var. Hasattan pek zaman bulamasalar da, yapımı devam ediyor.


Gönüllülük ve pandemi dönemi

Gağgı, Avrupa’dan gelen birçok gönüllünün uğrak noktası. Aslında Türkan ve Veysi’nin çevresi çok geniş. Çalışmanın yoğun olduğu zeytin ve kestane hasatları sırasında arkadaş, eş-dost birçok gelen gidenleri oluyor.

Türkan, gönüllülük sistemine devam etmelerinin sebebini şöyle açıklıyor: “Bizim için çok büyük bir dünyanın kapıları açılıyor. Dünyanın farklı yerlerinden insanlar geliyor. Genç, bisikletle dünyayı gezen, kimi uçak bile kullanmayan güzel insanlarla tanıştık. Tamamen doğaya ve yaşama saygı, tükettiği gıdayı sorgulayan, emeğe saygı gösteren insanlar… Kendi hikayelerini, müziklerini bizimle paylaşıyorlar.”

Türkan ve Veysi, şu ana kadar gelen gönüllüler arasından hayatlarında iz  bırakan 20 gönüllü ile hala görüşüyor ve bundan sonra da bu kişilerin hayatlarında olacaklarından eminler. Bu gönüllüler arasında Fransa ve Almanya’nın farklı bölgelerinden gelen pek çok arkadaşları olmuş. Gönüllüler de birbirleri ile arkadaş olmuşlar. Böylece, Gağgı’da yolları kesişen; keyifle, hasat yaparken tanışan bu insanlar ile büyük bir ağ kuruluyor.

Kış aylarında genelde 2 gönüllü ağırlanırken, yazın bu sayı artabiliyor. Gönüllülükte deneyimsiz olmanın değil, öğrenmeye hevesli olmanın önemine inanıyorlar. Gağgı’da bu kış için gönüllü kontenjanı dolmuş olsa da, ekolojik ev yapım çalışmasına yeterince zaman ayıramayan çift, özellikle ahşap konusunda deneyimli ve hevesli gönüllüleri ağırlamak istiyor.

Pandemi döneminde gönüllü ağırlarken çeşitli güvenlik önlemleri alınıyor. Gönüllünün geldiği ilk hafta maske kullanıyorlar. Gönüllü yurtları ve kendi kaldıkları yurtların ayrı olması dışında; açık havada yemek yemeye özen gösteriyorlar. Gerekli önlemleri almalarına rağmen, çiftlikte olmanın bulunmaz bir şans olduğunu düşünüyorlar.


Gelecek hayalleri

Gağgı Çiftliği’nde yaptıkları evin çalışmasında emek veren ve hayatlarında iz bırakan 20 gönüllüyü, bu evin yapımı bittikten sonra tekrar davet edip festival havasında bir eğlence vermeyi planlıyorlar.

Gağgı’nın uluslararası bir uğrak yeri olmasını hayal eden Özdemir çifti, gezginlerin gelip emek vererek gıdasını üretebildiği; buradaki çalışmalara el atabildiği; Gağgı’yı kendilerinin de evi olarak görebildiği bir yerleşke olmasını diliyor.


WWOOF Gönüllüsü olmak

Gağgı Çiftliği’nin şu anki tek gönüllüsü Özcan Güngör. İsviçre’de yaşayan Özcan, global gönüllülük programı WWOOF ile İsviçre, İtalya ve İsveç’teki çiftlikleri gezmiş. Kendisiyle benzer düşünceye sahip insanlarla tanışma fırsatı bulduğu için tek başına seyahat etmek yerine gönüllülüğü tercih ediyor. Coğrafi olarak ormana yakın olması ve yetiştirilen ürünlerin satılmaması gibi nedenlerle gönüllüsü olmaya karar verdiği Gağgı ise Türkiye’de geldiği ilk çiftlik. Özcan’ın en sevdiği özelliklerinden biri de çiftlikte kaç saat ve hangi günler çalışacağını önündeki işlere göre belirleyebiliyor olması.

Bir gününü kestane ve zeytin hasadına destek vererek geçiyor. Bunların yanı sıra, zeytinyağı yapımını da tecrübe ediyor. İsviçre’de zeytin ağaçları olmadığı için, çocukluğunda üstünde oyunlar oynadığı zeytin ağaçları ile çalışmaktan çok mutlu.

Veysi ve Türkan gibi Özcan’da çiftlikteki bir yurtta kalıyor. Özcan bu deneyimini şöyle nitelendiriyor: Yuvarlak bir alanda yaşamak, yaşadığımız dörtgen ortamlara göre epey farklı. Çadırdan daha büyük ve çok daha konforlu bulduğu bu yurdun dışında; çiftlikte sıcak su, duş ve mutfağa da ulaşabiliyor.


TaTuTa/WWOOF Türkiye ile ilgili ayrıntılı bilgi ve kayıt için: wwoofturkey.org

Yazı: Aslı Gürbüz – Buğday Derneği Gönüllü İletişim Ekibi

Etiketler: , , , , , ,

Henüz yorum yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Paylaş