DESTEK OL!
Gönüllü Ol
HABERLER

WWOOF Türkiye/TaTuTa Ekolojik Çiftlikleri: Ali Kışlak Orman

Yayınlanma Tarihi: 15 Nisan 2021
WWOOF Türkiye/TaTuTa Ekolojik Çiftlikleri: Ali Kışlak Orman

Türkiye’nin farklı bölgelerinden 75 ev sahibiyle 2004 yılından bu yana hizmet veren TaTuTa programı, doğa dostu üreticileri ve gönüllüleri bilgi, deneyim ve emek takasıyla buluşturuyor. WWOOF Türkiye/TaTuTa ev sahiplerini tanıtacağımız “Ekolojik Çiftlikler” yazı dizimizde bu ay Ali Kışlak Orman’a konuk oluyoruz.


Hazırlayan: Aslı Gürbüz – Buğday Derneği Gönüllü İletişim Ekibi

Fethiye’deki Ali Kışlak Orman’ın kurucusu Ali Kışlak ile gıda ormanı kavramı, permakültür ve gönüllülük üzerine koyu bir sohbet gerçekleştirdik. Ali, kendi sözleriyle “aşkın peşine düşmüş” biri. Tam da bu aşk ile, yanık bir orman arazisinde permakültür yaklaşımıyla yeniden bir orman kuruyor. Ali ve TaTuTa gönüllülerin el vermesiyle gıda ormanı kurulmaya devam ediyor. Ali Kışlak Orman, içinde doğa ve toprak aşkı olan, permakültür hakkında kendini geliştirmek isteyen ve kültürel paylaşımları sevenler için birebir.

Ali Kışlak Orman’da, Muğla Fethiye’de Seydikemer Ovası’ndayız. Seydikemer, toprağı oldukça verimli olan bir vadi alanı. Ali Kışlak’ın 320 dönüm alana sahip arazisi, köylünün yeni tarım alanları edinmek için yaktığı, kestiği eskiden çam ve makilik olan bir orman alanında yer alıyor. Bugün burası, Ali’nin ve buraya yolu düşmüş pek çok gönüllünün emeği ile aklınıza gelebilecek her türlü meyve ağacına, tıbbi aromatik bitkiye, kuşlara, köpeklere, ulu orman ağaçlarına ve insanlara ev olan bir yaşam alanı.

Ali, 10 yıl önce, Fethiye’de zeytinlik arazisinde organik tarım yaparken, yolu evrenin tesadüfler silsilesi ile bu yanık orman arazisine düşüyor. Yolu ve suyu olmayan, bu koca boşluğa adımını attığında içinde nicedir beklettiği bir aşk harekete geçiyor. Zeytinliğini bırakarak bu çorak araziyi alıyor ve kendi elleriyle yeniden bir orman, ama bu kez bir gıda ormanı yaratmak için buraya yerleşiyor.


Ali Kışlak

Fethiye’de doğan Ali, çocukluğundan beri doğaya bağlılık duysa da; gençliği kariyer çabası ve hız peşinde geçmiş. ODTÜ’de bilgisayar mühendisliği alanında yüksek lisans yaparken apar topar iş için Florida’ya taşınmış ve arkası gelmiş. Belçika, İspanya, Almanya, Finlandiya, İngiltere ve birçok Güney Amerika ülkesinde telekomünikasyon mühendisi olarak çalışmış. Bir süre sonra hayatın anlamının sistemin baştan çıkarıcı, çılgın, gece gündüz çalışma olmadığını anlayarak, yaşamla bağlarını yeniden kurabilmek için doğduğu topraklara, Fethiye’ye dönmüş. Burada aldığı bir arazide zeytinlik yaparak organik tarıma başlamış ve birkaç yıl Fethiye Doğayı Koruma Derneği Başkanlığı yapmış, çevre ve doğa değerlerinin korunması için mücadeleler vermiş .

Permakültür alanında çeşitli kurslara katılmış; Permakültürün kurucu babası Bill Mollison Türkiye’ye gelince kendisinden Permakültür Sertifika Kursu’nu alma şansına erişmiş. Permakültürün yanı sıra Masanobu Fukuoka’nın “doğal tarım” felsefesine yönelmiş.

Orman, yeniden yaratılırken permakültür ve doğal tarım ilkeleri uygulanıyor. Öyle ki; 3 yıldır bazı Fransız üniversiteleri ziraat ve peyzaj mühendisliği disiplinlerindeki öğrencileri staj yapmaları için Ali’nin ormanına gönderiyor.



Permakültür yaklaşımı ile bir orman tasarlamak

Ali, ormansızlaştırmanın aslında bir “monokültür” problemi olduğunu anlatıyor. Orman arazilerinin en önemli yakılma kesilme nedenlerinden biri ise, endüstriyel tarım ile toprakların öldürülmesi, verimsizleştirilmesi; zeytin, nar gibi tek çeşit bir ürünün yetiştirildiği monokültür tarım arazileri oluşturmak. Ali Kışlak Orman’da, “çeşitlilik zenginliktir” anlayışı ile bitkiler karışık dikiliyor, bir “orman bahçesi” yaratılıyor. Ali, orman oluşturmak için gönüllülerle zamanının çoğunu ağaç dikmeye ayırdığını; sebzeleri ise şimdilik kendilerine yetecek kadar yetiştirmeye çalıştıklarını anlatıyor.



Permakültür prensiplerine göre, gıda ormanı 7 katman üzerinde yapılıyor. Bir piramit gibi düşünürsek; en üstte büyük ağaçlar, sırayla altında daha kısa ağaçlar, çalımsı bodur ağaçlar, tıbbi aromatik bitkiler, gölge seven maydanoz gibi yeşillikler, havuç gibi kök bitkiler, üzüm asması dikiliyor. Ali Kışlak Orman bu mantıkla oluşuyor. 

Ali, eskiden çam ve makilikten oluşan ormanı yeniden ormanlaştırırken nasıl bir orman yapacağı üzerine uzunca kafa yormuş. Biyoçeşitlilik için “gıda ormanı” (İngilizcesi food forest) yapmayı daha doğru bulmuş. Gıda ormanları yalnızca insanlar için değil, ilgili ekosistemdeki tüm canlılar için bir orman oluşturma prensibini taşıyor. Yurt dışında yeniden ormanlaştıma yöntemi olarak gıda ormanları yapmak yaygın olsa da; ülkemizde henüz pek yaygın bir uygulama değil. Ali Kışlak Orman, Türkiye’deki nadir gıda ormanlarından bir tanesi.


Forest Garden diagram by Graham Burnet
7 katmanlı gıda ormanı
Kaynak: www.crcresearch.org

Yaşam gereği sürekli sorunlar çıksa da; permakültür ile kendi yaratıcı çözümlerini oluşturmaktan haz alıyor. Permakültür tasarımıyla, suyu olmayan, yolu olmayan bu kıraç toprağı verimli hale getirdi. Şu an ağaçlarını kolayca sulayabiliyor. Toprağı sürmeden, mümkün olduğunca toprağa müdahale etmeden, hiçbir kimyasal gübre ve ilaç vermeden, doğal dengelerin kendi içlerinde oluşturulmasına olanak sağlayarak, kompost ve malç uygulamalarıyla destek vererek toprağı verimli hale getiriyor.

Bugün ormanda, arılar, koyun kuzular, tavuklar, kazlar, kediler ve köpekler yaşıyor. Elma, armut, erik, kayısı, şeftali, nar, incir, üzüm, dut, hünnap gibi akla gelebilecek her türlü meyve ağaçları ve dağ çileği gibi orman ağaçları, arılar için sophora japonica gibi çiçeği nektarlı ağaçlar dikiyorlar. Bu ağaç ve çalıların arasına ise tıbbi aromatik bitkiler yerleştiriyorlar.


Ormanda aromatik bitki yetiştiriciliği

Ali, ormanında sağlıklı bir ekosistem yaratmayı amaçlıyor. Şifa veren çeşitli tıbbi aromatik bitkileri dikmeye önem veriyor.  Aromatik bitkiler, yararlı böcekleri çekip zararlı böcekleri iterek bir sürü canlıyı çevrelerinde topluyorlar. Bu bitkilerle çay, sabun, krem gibi ürünler yapılıyor. 

Gönüllülerle her sene daha fazla tıbbi aromatik bitki dikiyorlar. Lemongrass limon otu, lemon verbena çalı melisa, lemon balm oğul otu, nane, tıbbi nane, nergis, adaçayı, kekik, lavanta, biberiye, vetiver ve daha birçok aromatik bitkiyi 7 katman yaratmak için ağaçların aralarına dikiyorlar. Orman içinde 2 bin ağaçlık bir defne ormanı da bulunuyor.

Civardaki köylüler, ormandan adaçayı, kekik ve lavanta topluyorlar. Buranın küçük bir sağlık merkezi olmasını isteyen Ali, bu bitkileri daha fazla insana ulaştırmaktan mutluluk duyuyor. 


Ali Kışlak Orman’da gönüllülük

Dünyanın birçok bölgesinden gelen gönüllüler, Ali’nin deyişi ile 320 dönümlük orman yaratma “challenge”ına giriyor. Ali ile sohbet ettiğimizde, Ali Kışlak Orman’da içlerinde Şili ve Avusturyalı çift ve çocuklu Türk bir ailenin de bulunduğu 8 gönüllü kalıyordu.

Ali, yaklaşık 10 yıldır gönüllülerle hayatını paylaşıyor. Kış aylarında 8, yazın 14 kadar gönüllü ile ormanı kurmaya çalışıyorlar. Gönüllülüğü konaklama ve yemek karşılığında günde 3-5 saat çalışmaya indirgemekten hoşlanmıyor. Orman’a gelen gönüllü arkadaşların Ali’nin çiftliği için değil; ormana ve doğaya bir şeyler vermek için gelmelerini bekliyor. Gönüllüler salt çalışmaya değil; Ali’nin sofrasını ve orman yaşamını paylaşmaya da geliyorlar.

“Fethiye” ve “çiftlik” sözcükleri kulağa çok romantik gelse de; buradaki hayatın konforlu olmadığını ve sıcakta ağaçları sulamanın, zeytin toplamanın ve lavanta biçmenin ikinci gün sıkıcı gelebileceğini belirtiyor. Bu nedenle, Ali Kışlak Orman’a gelecek gönüllülerden beklentisi, toprak aşkı ile gelmeleri ve toprağa bir şeyler katma beklentisine sahip olmaları.

Tek gönüllülük koşulu ise gönüllülerin sigara kullanmayan kişiler olmaları. Sağlıklı toprakta, sağlıklı bir ekosistemde sağlıklı bitki ve insanlar olması gerektiğini savunuyor. Gönüllü sigara içse bile, ormana gelince bırakması ve bir daha başlamaması gerekiyor. Öyle ki, ormana geldikleri anda sigarayı bırakan çok gönüllü olmuş.

Ali Kışlak Orman’da WWOOF Türkiye/TaTuTa gönüllülüğü yapan Keila –Michael çifti ile gerçekleştirdiğimiz röportajı buradan okuyabilirsiniz.


Orman’da konaklama

Şu an gönüllüler Ali’nin evinde konaklıyor. Evde 5 oda bulunuyor ve bir odayı 2 gönüllü paylaşarak 10 kişi alabiliyor. Yaz aylarında ise ev dışında ağaç kabinleri ve çadırlarda kalınabiliyor. Pandemi önlemi olarak karşılıklı güvene dayalı bir sistem benimsiyor. Gelmeden önce gönüllülerin sağlık durumunu öğreniyor. Sosyal mesafeyi koruyarak mümkün olduğunca dışarıda yemek yiyorlar.

Haftada 1 gün izin günü oluyor. Pandemi öncesinde Ali gönüllüleri arabası ile Fethiye’ye ve Ölüdeniz’e götürüyormuş. Hasta sayısının artması ile birlikte, acil bir durum olmadıkça ormandan çıkmadıklarını ekliyor.  

Gönüllüler işten arta kalan zamanlarında, Saklıkent’teki şelaleye yürüyerek ulaşabiliyorlar. Tloss Antik Kenti ise yürüyüş yapmayı sevenler için 10 km mesafede. Yine, ormanın çevresinde 8-10 km doğa yürüyüşü yapılabiliyor. 



Orman’da üretim ve çalışma

Çalışma saatleri, mevsime göre değişkenlik gösterebiliyor. Yaz günlerinde sabah 7’de başlayan çalışma öğlen 11-12’ye kadar sürüyor. Sonrasında isteyenler yakındaki kasabaya veya gitmek istedikleri yerlere gidiyor.

Orman’da temmuz ayından eylüle kadar üzüm hasadı devam ediyor. Ekimden aralığa kadar da zeytin hasadı sürüyor. Sonbahar ve ilkbahar dönemlerinde malçlama yapıyorlar. Yılın büyük bir kısmında fidan dikiyorlar; kışın çıplak köklü, nisan ve mayıs aylarında tüplerde fidan dikiliyor. Haziran-eylül ayları arasında ise tıbbi aromatik bitkilerin hasadı ve kurutulma işlemleri yapılıyor.



Orman’da kültürel paylaşım

Türkiye’den gelen gönüllüler kadar, dünyanın çok değişik ülkelerinden gönüllüler geliyor. Ali’nin ormanı üzerine kurduğu “çeşitlilik zenginliktir” felsefesi sosyal yaşamla da bağlanıyor. Ali, doğaki karşılıklı yarar ve bağıntılılığın, ahenkli orman birlik ve bütünselliğinin, orman ve orman yaratma felsefesinin, dünya görüşümüzü yansıttığına, öte yandan, bireyci ve tek başına yaşam biçimlerinin sağlıklı olmadığına inanıyor. Ali’nin ormanında kültür farklılıkları alçak gönüllülükle kabul edilerek birlikte bir yaşam ve paylaşım kültürü süregeliyor. Yaşamının büyük bir bölümünü yurt dışında geçirmesine rağmen; gönüllülerle birlikte yaşamanın düşünce biçimini zenginleştirdiğini anlatıyor. Artık karşılaştığı sorunlarda, farklı çözüm ve bakış açılarını değerlendirip seçebildiğini ifade ediyor.

Orman’da koyu sohbet sabahlara kadar demleniyor. Yaşamın anlamını sorgulayan, düşünen birçok insan gelince sohbet de akıp gidiyor. 

Ne kadar iyi bir ev sahibi olursa; gönüllülerin başka bir çiftliğe gitmeye o kadar hazır ve arzulu olacaklarına inanarak gönüllülere karşı büyük bir sorumluluk duyduğunu anlatıyor.



Ali’nin hayali

Ali, Masanobu Fukuoka’nın “doğal tarım” yaklaşımından ilham alıyor. Bu yaklaşımda, toprağın sürülmesi, ot mücadelesi, zehir ve gübre kullanımı gibi dışarıdan doğaya müdahale edilmiyor. Ali, ileride buranın da kendi kendini sürdürebilen bir orman olmasını hayal ediyor.

“Masal gibi” gördüğü isteği ise, daha yolun çok başındaki bu ormanın, bir gün meyve ve mantar toplanabilen, ilk çağlarda olduğu gibi avcı-toplayıcı yaşam biçimli bir gıda ormanı olabilmesi. Çevredeki canlıların ve insanların yılın 365 günü ormanda dalından bir şeyler koparıp yiyerek burada bir hayat kurmalarını hayal ediyor.


WWOOF Türkiye/TaTuTa ile ilgili ayrıntılı bilgi ve kayıt için: wwoofturkey.org

WWOOF (Worldwide Opportunities on Organic Farms – Organik Çiftliklerde Uluslararası Fırsatlar) Ağı’nın Türkiye ayağı olan TaTuTa yani WWOOF Türkiye, ülkemizde ekolojik üretimin desteklenmesinde önemli bir noktada duruyor. Doğa dostu üreticileri ve gönüllüleri sağlıklı gıda üretiminde bilgi, deneyim ve emek takasıyla buluşturan; tecrübesi ne olursa olsun 18 yaş ve üzeri herkese açık olan programa web sayfası üzerinden kayıt olunabiliyor. Buğday Derneği üyeleri ise ücretsiz olarak yararlanabiliyor.

Etiketler: , , , ,

1 adet yorum var

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Paylaş