DESTEK OL!
Gönüllü Ol
HABERLER

Sürdürülebilir bir ekolojik pazar deneyimi

Yayınlanma Tarihi: 13 Şubat 2020
Sürdürülebilir bir ekolojik pazar deneyimi

Buğday Derneği Gönüllü İletişim Ekibi’nden Özce Bilge Demoğlu %100 Ekolojik Pazar deneyimini yazdı: Dayatılanı sorgula, çözüm ara ve fikirlerini paylaş.”

Her gün kırmızı bültenle gündemde yer almıyor olsa da, Antroposen’de iklim krizi ile karşı karşıyayız. Çoğu bilim insanı harekete geçmemiz gerektiğini söylese de; bazı insanlar bırakın iklim krizini, iklim değişikliğine bile inanmak istemiyorlar. Bu konudaki farkındalık oranı değişkenlik gösterirken, duyarlı bireyler olarak çok daha fazla çaba göstermemiz gerektiğine inanıyorum.

İklim krizinin sebeplerine baktığımızda en önemli etkenin Sanayi Devrimi sonrası doğal süreci etkileyen karbon salımı olduğunu görürüz. Evimizin sıcaklığı, arabamızın benzini, gece-gündüz farkını azaltan aydınlatmaları ve diğer günlük yaşantımıza işlemiş olan tüketimin tamamını düşündüğümüzde dünyaya yıllardır nasıl bir baskı yaptığımızı anlayabiliriz. Bunların yanında bir örnek daha var ki, insanoğlunun evrim sürecini etkileyecek denli öneme sahip olmasına rağmen günümüzde kaynağı yok sayılıp, tüketiciye yabancı hale gelmiş durumda; BESLENME.

Konvansiyonel tarımla beraber iklim krizine sürüklenişimizi de hızlandırmış olduk. Kışın çilek yemeye kimse itiraz etmedi, yazın portakal yemeye de… Çünkü istediğimiz zaman istediğimiz yiyeceği elde etmek müthiş bir şeydi, doğal dengeyi bozduğumuzu düşünmediğimiz sürece. Tarım alanlarında kullanılan tüm kimyasal maddeler (tarım makinaları için kullanılan fosil yakıtlar, zirai gübreler, ve pestisitler vb.) besinlere ve çevresine geri dönülmez şekilde zarar veriyor. Günümüzde tarım ilaçları artık tarım zehiri olarak anılıyor. Ağırlıklı olarak sebze tüketiyor olmanız bile sizi sağlıklı beslenen bireyler yapmıyor, çünkü tarımsal üretimde kullanılan pestisitlerin gıda üzerinde kalıntı bıraktığı biliniyor. Nüfus artışı ile birlikte endüstriyel tarım iyi bir seçenek olarak gözükse de bilimsel araştırmalar sürdürülebilir organik tarım metotlarının hem insan hem dünya sağlığı için daha yararlı olacağını kanıtlamış durumda.

Buğday Derneği 2006 yılından beri bu zehirli tarım ürünlerinin karşısında durarak, tüketiciye ekolojik pazar seçeneği sunuyor. Üreticiyi destekleyip, tüketiciyi teşvik ediyor. Nisan 2020’ye kadar sürecek olan “Zehirsiz Sofralar” kampanyası ile tüm Türkiye’de farkındalık yaratmaya çalışıyor. İstanbul’da Şişli, Kartal, Beylikdüzü ve Bakırköy semtlerinde; İstanbul dışında ise İzmit ve Kayseri illerinde farklı günlerde gerçekleşen %100 Ekolojik Pazarlar‘da “gerçekten” sağlıklı gıdaya ulaşmak mümkün. Sertifika programları ve düzenli yapılan denetimler tüketici ve üretici arasındaki güveni sağlayıp, birbirleriyle iletişim kurmalarını sağlıyor. Bu sebeple, ekolojik pazar destekçileri olarak bir markete gelen kasa kasa parlak, kokusuz, tatsız ve kimin ürettiği alenen belli olmayan domatesi almak yerine; tarla kokulu, ecüş bücüş, üreticisi ile sohbet edebileceğimiz domatesi almayı tercih ediyoruz.

Şişli %100 Ekolojik Pazar

Yaklaşık 1 yıldır evimin 5 dakika uzağında kurulan halk pazarı yerine, Şişli Ekolojik Pazarı’na gitmeyi tercih ediyorum. Bu serüven benimle başlamış olsa da şu an tüm ailemi sarmış durumda. İlk günler diğer pazarlara göre ekolojik pazarın daha pahalı olmasından yakınan babam, organik üretimin ne kadar meşakkatli olduğunu anladığında destek vermeye başladı. Annem sebze meyvelerin lezzetine varınca alışveriş listesini kendi hazırlamaya başladı. Ağabeyimin klasikleşen sorusu ise “bu hafta pazara gidiyor musunuz?” oldu. İhtiyaçlarımıza göre bu sorunun yanıtı değişiklik gösterse de yalnızca tazelere değil, vegan ve organik bakım ürünlerine ulaşma isteğimiz de bizi yine ekolojik pazarlara yönlendirdi.

Doğaya saygılı üretici ve üretici temsilcilerinden oluşan koca bir aileye biz de çekirdek ailemizle dahil olduk. Bizi takip eden arkadaşlarımız, akrabalarımız oldu. Isırgan otundan çorba yapmayı öğrendik, şimşir ve el işçiliğinin değerini anladık, eskiden kullandığımız deterjanların kendimize ve doğaya nasıl zarar verdiğini dinledik, biz neler neler kaçırmışız dedik, neleri nelere tercih etmişiz dedik, geç olsun güç olmasın dedik. Kocaman bir şehirde tüketici olmaya alışmışken, bize daha yakın gelen, huzurlu bir yola sapmış bulunduk.

Ekolojik Pazarları diğer market ve pazarlardan ayıran bir diğer özellik ise  plastik poşet yerine kese kâğıtları kullanılıyor olması. Fakat bu kese kâğıtları, poşetler yerine geçebilecek en uygun taşıma yöntemi gibi görünse de o kadar masum değil. 

Türkiye genelinde kâğıt-karton tüketimi yıllık yaklaşık 6 milyon ton. Geri dönüşüm oranı ise %40 civarında. [1] Sırf kesilmek için yetiştirilen ağaçlar olması, onları hoyratça kullanmamız gerektiği anlamına gelmiyor. Ne olursa olsun bir ağacın yetişmesi ve geri dönüştürülmesi için harcanan enerji ve su miktarı, şu an içinde bulunduğumuz iklim krizi açısından onarıcı değil. Bu durumda belki de alışverişe kendi file-bez çantalarımızla gitmek, sandığımızdan çok daha fazla tasarrufa neden oluyor.

Kartal %100 Ekolojik Pazar

Ayrıca, karton bardakların iç yüzeyleri plastikle kaplandığı için geri dönüştürülemediğini biliyor muydunuz? Bu bilgiyi yaklaşık 1 sene önce öğrendiğimde, yalın kartonun ısı halinde büzüşeceği ihtimali yıllarca nasıl aklıma gelmedi diye çok şaşırmıştım. Dayatılan her şeyi sorgulamamız gerektiğini o zaman anladım.

Bu sebeple, özellikle ekolojik pazara giderken, file ve bez çantalarımın yanında termosumu da almayı unutmamaya gayret ediyorum ki vitamin deposu meyve sularını içmekten, kullanıldığını gördüğüm onca pipet ve karton bardaklar sebebiyle mahrum kalmayayım. Bakınız, 5 dakikacık kullanılan pipetler ne sonuçlar doğuruyor.

Ekolojik pazar için yanınızda getirmenizi önerebileceğim başka malzemeler ise yeme araç-gereçleri. “Eeh yok artık” dediğinizi duyar gibiyim… Demeyin efendim; ben yapıyorum, çok da kolay oluyor. Unutmayın, Avrupa’da her yıl yaklaşık 25 milyon ton plastik çıkıyor. Bu atıkların %30’undan azı geri dönüştürülebiliyor. Çöp haline gelen yaklaşık 8 milyon ton plastik denizlere karışıyor, geri kalanı ya gömülüyor ya da yakılıyor. [2]

Burada asıl mesele, sizin gün içinde ne yapmak istediğinize karar verebiliyor olmanız. Ben her pazar yolculuğumda elbette termos taşımıyorum. Sabah, “bugün zencefilli bir portakal suyu içeyim” dersem termosumu yanıma alıyorum misal. Bir başka örnek ise, “bugün organik malzemeler kullanılarak hazırlanmış tatlılardan, börek çöreklerden yiyeyim” isteği. Böyle durumlarda tercihim yine pazardan aldığım şimşir çatalı ve tabak niyetine kullanabileceğim evden herhangi bir kabı yanıma almak. Böylelikle bu kabı paket yapıp yanıma almak için de kullanabiliyorum. Vicdanım rahat, midem mutlu ayrılıyorum canım Şişli %100 Ekolojik Pazar’dan.

Kartal %100 Ekolojik Pazar

Bu yazıyı okuyor olmanız farkındalığı yüksek bireyler olduğunuzu gösteriyor. Yani ilk paragrafta belirttiğim gibi, sizin de yapmanız gereken çok şey var. Yaşayabileceğimiz tek gezegene el verelim, yarattığımız krizi durdurmak ve geriletmek bizim elimizde! Dayatılanı sorgula, çözüm ara ve fikirlerini paylaş. “Başka bir dünya mümkün” ☺


Yazı ve fotoğraflar: Özce Bilge Demoğlu (Buğday Gönüllü İletişim Ekibi)

Kaynaklar:

[1] Rakamlarla Kağıt ve Ağaç Tüketimi

[2] Döngüsel Ekonomiye Geçişin Anahtarı: Plastik, Yavuz EROĞLU, PAGEV/PAGÇEV

Etiketler: , , , ,

4 adet yorum var

  1. cihangir

    bravo özge tebrik ederim
    senin gibi gencler cogaldıkca dünyamız daha yasanılabilir olacak
    calısmaların devamını ve basarılı olman dilegiyle
    sevgi ve selamlar
    cihangir amca 🙂

  2. Banu

    Kullanılan her türlü malzemede geri dönüşümü düşünmek ve farkındalığı içseleşştirmek ve yaygınlaştırmak ne kadar önemli.. İzmirde de yüzde yüz ekolojik pazar kurulsa ne güzel olur

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Paylaş