DESTEK OL!
HABERLER

Bilim insanları uyarıyor: İklim krizi yaban arılarının neslini tehdit ediyor

Published on 15 Mart 2020 under Arılar
Bilim insanları uyarıyor: İklim krizi yaban arılarının neslini tehdit ediyor

Science dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, iklim krizi ve insan faaliyetleri nedeniyle dünyanın en önemli polen taşıyıcıları olan yaban arılarının nesli tehlike altında.

Ottowa Üniversitesi’nden Peter Soroye ve Jeremy Kerr’in, Londra Üniversitesi Akademisi’nden (UCL) Dr. Tim Newbold ile gerçekleştirdiği araştırma, artan sıcaklıklar nedeniyle yaban arılarının “kitlesel yok oluş ile uyumlu” bir oranda azalarak, gıda üretimini tehdit ettiğini ortaya koyuyor.

Kuzey Amerika ve Avrupa’da 1901-1974 ve 2000-2014 yılları arasında, 66 yaban arısı türüne ait 550.000 veri kaydınını inceleyen araştırmacılar; tahmini yaban arısı popülasyonunun tek bir nesilde yaklaşık %50 düştüğü sonucuna vardı.

Araştırmanın başyazarı Peter Soroye, durumun ciddiyetini şu sözler ile ifade ediyor: “Bir gök taşının dinozorlar çağını sonlandırmasından bu yana yaşanan en büyük ve en hızlı küresel biyoçeşitlilik krizi olan 6. kitlesel yok oluş sürecine girdik.”

Arı nüfusundaki azalmanın, yoğun pestisit kullanımı ve arazi kullanımındaki değişikliklerden kaynaklı habitat kaybıyla bağlantılı olduğunu söyleyen Soroye, küresel ısınmanın durumu daha da kötüleştirdiğini vurguluyor.

Arıların yokluğu gıdamızı tehdit ediyor

Yaban arıları tarımsal tozlaşma için hayati öneme sahip. Kabak, çilek, domates gibi pek çok türün tozlaşmasında yaban arılarına ihtiyaç var. Diğer tozlayıcılar bunu sağlayamıyor. Dolayısıyla, yaban arılarının sayısındaki azalış, türümüzün kendini besleme yeteneği açısından ciddi bir tehlike taşıyor.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO)’ne göre arılar, gıdamızın dörtte üçü için sağlıklı meyve ve tohumların üretiminde çok önemli bir role sahip. Arıların yok olması halinde, besleyici meyve ve sebzelerin yerini; pirinç, mısır, patates gibi temel ürünlerin alacağı konusunda uyaran uzmanlar, bunun dengesiz bir beslenme düzenine yol açacağını belirtiyor.

Çalışmanın yazarlarından Tim Newbold yaptığı açıklamada, iklim değişikliğinin önümüzdeki yıllarda hızlanmasıyla birlikte çok daha büyük düşüşler olabileceğine dikkat çekti.

Zehirsiz Sofralar için Arıları Yaşatalım

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği ve Avrupa Pestisit Eylem Ağı tarafından yürütülmekte olan Zehirsiz Sofralar Projesi kapsamında bir araya gelen 100’ü aşkın sivil toplum kuruluşu ve inisiyatifin oluşturduğu Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı, Kasım 2019’da başlayan Zehirsiz Kampanya’da; pestisitlerin zararlarına dikkat çekerek, Türkiye’de yasaklanmasını ve doğa dostu üretim yapan çiftçilerin desteklenmesini talep ediyor.

Zehirsiz Sofralar Projesi ve Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı ile ilgili haberleri www.zehirsizsofralar.org sayfasından takip edebilirsiniz.

Endüstriyel tarımda yetiştirilen ürünler için zararlı olabilecek böcek, ot, mantar ve bunun gibi canlılara karşı, koruma amaçlı kullanılan pestisitler, çiftçilerde ve tüketicilerde çeşitli sağlık sorunlarına yol açıyor. Toprakta, havada ve sularda kirliliğe neden olan pestisitlerin yol açtığı en önemli sorunlardan birisi de biyoçeşitlilik kaybı. Arılar, böcekler ve kuşlar başta olmak üzere pek çok canlı türünün yaşamını tehdit ediyor.

Zehirsiz Kampanya‘ya destek ol; arıları öldüren, bizi zehirleyen pestisitler yasaklansın.

Pestisit kullanımı iklim krizini tetikliyor

İklimdeki değişiklikler tarımsal üretimi ve soframıza gelen gıdayı derinden etkiliyor. Hem gıdada hem gıdanın üretildiği ortamda zehirli kalıntılar bırakan pestisitler insan ve çevre sağlığına zarar veriyor. Temiz su kaynaklarının azalması, kuraklık, seller ve atmosferdeki sera gazlarının artması yeterli gıdaya erişimi tehdit ediyor. Tarımsal verimin ve ürün kalitesinin düşmesiyle gıda fiyatlarında artışlar yaşanıyor.

Pestisit kullanımının iklim krizi üzerinde ne kadarlık bir paya sahip olduğunu söylemek zor olsa da fosil yakıt kullanımı, gübre üretimi ve tarımsal kaynaklı arazi kullanımı gibi ilave etkenler de dâhil edildiğinde tarımsal faaliyetlerin sera gazı emisyonlarındaki payı %30 civarında. Bu payın önemli bir kısmı endüstriyel tarım ve hayvancılık sektöründen kaynaklanıyor ve her iki sektörde de yüksek miktarda pestisit kullanılıyor.

Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nde sadece Kaliforniya eyaletinde kullanılan pestisitlerin %20’sini (18 bin ton) fumigant olarak nitelenen pestisit bileşikleri oluşturuyor. Fumigantların içerdiği bir birim nitroz oksit gazının küresel ısınma sorununa katkısı bir birim karbondioksit molekülünün 298 katı. Ülkemizde fındık üretiminde kullanılan sülfüril florür bileşiğinin küresel ısınma sorununa katkısı ise bir birim karbondioksit molekülünün 4800 katı.

Zehirsiz Kampanya‘ya destek ol; iklim krizini tetikleyen, bizi zehirleyen pestisitler yasaklansın.

Ozon tabakasının delinmesine yol açtığı için Montreal Protokolü gereğince kullanımı kademeli olarak azaltılarak sonlandırılacak metil bromürün (ABD dahil pek çok ülkede halen kullanılıyor) yerine güvenilir bir alternatif olarak önerilen sülfüril florürün küresel ısınma sorununa yol açan bir bileşik olduğu ancak 22 yıl sonra, 2009 yılında fark edilebildi. Bu tip bilinmezlikler başka kimyasal bileşikler için de geçerli. Bu nedenle iklim krizinde çeşitli etkenlerin payının ne olduğunu belirlemeye yönelik hesaplamalarda dikkate alınmayan etkenlerin olması mümkün. Bu belirsizlikler iklim krizinin yol açacağı zararların daha erken ortaya çıkabileceğini ya da düşünülenden daha şiddetli olabileceğini dikkate almayı gerektiriyor.

Pestisitlere mahkum değiliz

Zehirsiz üretimin pek çok tekniği ve yöntemi var. Günümüzde dünyada ve Türkiye’de pek çok çiftçi toprağı organik maddece zenginleştirip, biyolojik çeşitliliği koruyarak ve birbirini destekleyen çeşitli ürünleri bir arada ekerek, mevsimsel ürünler yetiştirerek; şartları zorlamadan, zararlılara ortam yaratmadan, yerel ve dayanıklı çeşitler kullanarak, bitkiyi strese sokmadan, kültürel, fiziksel, biyolojik ve biyoteknik uygulamalarla, doğanın döngülerini ve ayın hareketlerini gözlemleyerek deneyimle elde ettikleri bilgileri kullanarak ekolojik ilkelerle zehirsiz tarım yapıyorlar.

Organik, biyodinamik, koruyucu ve onarıcı tarım ile agroekoloji gibi doğa dostu tarım yöntemleri toprağa ciddi miktarda karbon gömülmesini de sağladığı için küresel iklim krizinin çözümü yolunda olumlu katkı sağlıyor. Bu yöntemler kamu politikalarıyla yaygın bir kullanım alanı bulmadan pestisit kullanımının zorunlu olduğunu iddia etmek doğru olmaz. Bu nedenle tüketiciler olarak hepimizin haklarımızın farkında ve karar alma süreçlerine katılımcı olmamız ve gıda tercihlerimizi gözden geçirmemiz gerekiyor.

Zehirsiz Sofralar Projesi kapsamında hazırlanan Tüketici Rehberi‘nde; pestisitler ve zararları ile birlikte zehirsiz gıdaya ulaşmanın yolları anlatılıyor.

Kaynaklar:

Çeviri Haber: Ayşe Nur Ayan

Tagged: , , ,

0 Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Paylaş