ENGLISH
DESTEK OL!
Gönüllü Ol
HABERLER

Biyoçeşitlilik ve Agroekoloji: Endüstriyel Tarıma Karşı Yaşamı Savunmak

Yayınlanma Tarihi: 16 Temmuz 2026
Biyoçeşitlilik ve Agroekoloji: Endüstriyel Tarıma Karşı Yaşamı Savunmak

Yazı: Friends of the Earth International | Çeviri: Büşra Demircan – Buğday Derneği İletişim Gönüllüsü

Tarımın Temel Taşı Olarak Biyoçeşitlilik

Tarımsal biyoçeşitlilik, gezegenimizdeki tüm ekosistemlerde kültürel ve biyolojik çeşitlilik arasındaki asırlık etkileşimin bir sonucu. Mahsullerin, hayvanların, toprakların ve mikroorganizmaların bu üretimle ilgili çeşitliliği, “tarımsal biyoçeşitlilik” olarak biliniyor.²

Ormanların, vahşi yaşam alanlarının, sulak alanların ve nehirlerin kaybı; genetik rezervuarlar, ekolojik düzenleyiciler ve tarım-gıda sistemleri için temel kültürel alanlar olarak hizmet eden ekosistemleri yok ederek tarımsal biyoçeşitliliğe dair genetik erozyonunu hızlandırıyor. Birçok bölgede tarım; ağaçları, mahsulleri ve hayvancılığı birbirine bağlayan uygulamalar sayesinde çevredeki ormanlık alanlarla yakın ilişki halindedir. Gıda üretimi, ekosistem sağlığı ve tarımsal sürdürülebilirlik için gereken bu denge çeşitli tozlaştırıcılara ve böceklere dayanıyor. Gıda ürünlerinin yaklaşık %75’i, en azından kısmen tozlaştırıcılara bağımlı ve bu da onları ekolojik, ekonomik ve kültürel açılardan paha biçilmez kılıyor.³

Kırsal, yerli ve yerel topluluklar, geleneksel balıkçılar ve küçük ölçekli kentsel üreticiler, doğayla derin bir bağ kuran uygulamalar aracılığıyla biyoçeşitliliği korumayı ve kendi beslenme ihtiyaçlarını güvence altına almayı sürdürüyor. Onlar için yerli tohumlar, geleneksel mahsuller, yerel hayvan ırkları, orman gıdaları ve yerel bilgi birer ticari mal değil; aksine toprakla paylaşılan bir ilişkinin ayrılmaz parçaları. Bunların yönetimi, ekimi, paylaşımı, panayır ve topluluk ağlarındaki ticareti kolektif olarak yapılıyor. Böyle bir yaklaşım olmasaydı tarımsal biyoçeşitliliğin pek çok unsuru var olamazdı.

Endüstriyel Tarım Biyoçeşitliliğe ve Ekosistemlere Nasıl Zarar Veriyor?

Endüstriyel gıda ve tarım sistemi, biyoçeşitlilik kaybının ve iklim krizinin ana nedenlerinden biri. Kökleri büyük ölçekli tek tip tarıma dayanan endüstriyel tarım modeli benzeri görülmemiş bir genişlemeyle yayıldı; tohum üretiminden, girdilere ve makinelerden gıda işlemeye, pazarlamaya ve dağıtıma kadar neredeyse tüm gıda zincirinin kontrolü birkaç sınır ötesi şirketin elinde toplandı.⁴

Bu sistemin ekolojik ve sosyal sonuçları oldukça derin. Küresel ormansızlaşmanın %90’ının, kilit ekosistemlerin yok edilmesine yol açan tarım ve hayvancılık alanlarının genişlemesiyle ilişkili olduğu tahmin ediliyor.⁵ Tarım kimyasallarının ve gübrelerin yoğun kullanımı toprağı, suyu ve havayı kirletiyor; insan sağlığını ve tozlaştırıcılar gibi diğer temel türlerin sağlığını ciddi şekilde etkiliyor.⁶ Buna ek olarak, yerli çeşitlerin ticari ve genetiği değiştirilmiş mahsullerle değiştirilmesi, son yüzyılda tarımsal genetik çeşitliliğin neredeyse %75’inin kaybolmasına yol açtı. Buna bir de geleneksel çeşitlere erişimi kısıtlayarak ve halkların mahsulleri üzerindeki egemenliğini sınırlayarak fikri mülkiyet yasalarını kullanan büyük şirketlerin tohum piyasasını özelleştirmesi eklenebilir.⁷

Endüstriyel tarım modelinin kendisi, küresel sera gazı emisyonlarının büyük kısmından sorumlu —birçok çalışma bu oranların %44 ila %57 arasında değiştiğini bildiriyor⁸— bu durum iklim krizini şiddetlendirirken biyoçeşitlilik kaybını da hızlandırıyor. Benzer şekilde köylülerin, yerli ve geleneksel toplulukların yerlerinden edilmesine yol açarak sadece tarımsal biyoçeşitliliği değil aynı zamanda çeşitli, yerel ve dirençli bir tarımı sürdüren atadan kalma bilgi ve uygulamaları da zayıflattı.

Kosta Rika’daki Ananas Plantasyonları: Biyoçeşitliliğe ve Gıda Egemenliğine Yönelik Monokültürel Bir Tehdit

Kosta Rika’daki ananas monokültürü, ormanların ve tarım arazilerinin tek bir türün devasa plantasyonlarıyla değiştirilmesiyle biyoçeşitliliğe büyük bir darbe vurdu. Verimliliği yaşama tercih eden şirketler ve devlet kurumları tarafından teşvik edilen bu yaklaşım, biyolojik olarak birbirine bağlılığı koparmakla kalmıyor yaban hayatı için de yaşamsal önemdeki habitatları yok ederek yerel tarımsal ekosistemleri tamamen bozuyor. Çevresel etki, toprak verimliliğini azaltan, suyu kirleten ve tozlaştırıcılar, amfibiler ve kuşlar gibi yaban hayatını yok eden tarım kimyasalların aşırı kullanımıyla daha da ağırlaşıyor. Endüstriyel tarımla dış girdilere bağımlı hale gelen bitkilerin aşırı hava olaylarına (kuraklıklar, zararlılar, seller vb.) karşı kırılganlığı artıyor dolayısıyla kırsal toplulukların uyum sağlama yeteneği de sınırlanıyor.⁹

Bu model, toplulukların toprakları, tohumları ve üretim yöntemleri üzerindeki kontrolünü ellerinden alarak doğrudan gıda egemenliğini tehdit ediyor. Monokültürün yayılması ve köylülerin yerinden edilmesi, ailelerin kendi geleneklerine ve ihtiyaçlarına göre çeşitli ve besleyici gıdalar yetiştirmelerini engelliyor. Ayrıca, yerel, sağlıklı ve dirençli üretim için temel olan atalardan kalma bilginin aktarımını kesintiye uğratıyor.¹⁰

Tarımsal biyoçeşitlilik ve agroekoloji;
Biyoçeşitlilik, dirençlilik ve iklim uyumu için esastır.

Tarımsal biyoçeşitlilik ve agroekoloji, yaşamı sürdürmek, biyoçeşitliliğe özen göstermek ve iklim değişikliğinin zorluklarıyla mücadele etmek için temel ayaklar olarak görülmeli.¹¹ ¹² Köylü, yerli ve Afrika kökenli halklar; farklı ekosistemlere ve iklimlere uyum sağlamış çok çeşitli mahsulleri, tohumları, bilgileri ve tarım uygulamalarını geliştirdi, korudu ve paylaştı.

Bir uygulama, bilim ve sosyal hareket olarak agroekoloji, köylü bilgisine dayanıyor ve özerkliği, eşitliği ve sürdürülebilirliği teşvik ediyor.¹³ Agroekoloji tarım kimyasallarına, sentetik gübrelere, pestisitlere ve yoğun makine kullanımına olan bağımlılığı azalttığı veya ortadan kaldırdığı için sağlıklı gıda üretilmesini sağlıyor. Yerel pazarlara ve kısa dağıtım zincirlerine dayandığı için her ikisi de önemli CO2 emisyonu kaynakları olan taşımacılığı ve endüstriyel ambalajlamayı azaltıyor. Agroekolojik uygulamalar toprağa organik maddesini geri kazandırarak zenginleştiriyor ve karbon depolama kapasitesini artırıyor.¹⁴ ¹⁵

Agroekolojik sistemlerle dünyayı beslemek, emisyonları azaltmak, ekosistemleri güçlendirerek iklim değişikliğinin etkilerini tersine çevirmek mümkün. Herkes için toprağa, suya ve doğal kaynaklara erişim mücadelesinde sosyal adalet ve siyasi katılımı teşvik edilerek topluluklar güçlendirilebilir. Atalardan kalma, popüler ve kadınların bilgilerini ve ayrıca tohumları saklama, takas etme, geliştirme ve her şeyden önce çoğaltma —kendi kaderini tayin edecek şekilde tohumlarını ekme— hakkı teşvik edilebilir.

Mozambik’te Agroekoloji, Topluluk Orman Yönetimi ve Gıda Egemenliği

Mozambik’teki Mabu ormanı bir biyoçeşitlilik rezervuarından çok daha fazlası. Nesiller boyu geleneksel tarım uygulamaları yoluyla doğayla yakın bir ilişki içinde yaşamış topluluklara ev sahipliği yapıyor. Bu toplulukların günlük yaşamı, ormanın ritimlerine, ritüellerine ve toprakla olan bağlarını güçlendiren bir maneviyata sıkı sıkıya bağlı. Burada agroekoloji ve gıda egemenliği, bölgeden ve yerel bilgiden doğan yaşayan uygulamalar.¹⁶ Buradaki insanlar, verimli toprakları korumak, su kaynaklarını güvence altına almak ve özerk ile sürdürülebilir yaşam biçimlerini sürdürmek için bir strateji olarak ormanın topluluk tarafından yönetilmesini teşvik ediyor. Böyle bir yönetim, endüstriyel kauçuk monokültürleri gibi tehditler karşısında ekosistemin savunulmasıyla ayrılmaz bir şekilde bağlantılı.

Mabu halklarının Justiça Ambiental – Yeryüzünün Dostları Mozambik desteğiyle yürüttüğü direniş, endüstriyel tarımın ilerleyişine karşı yaşamın ve bölgenin savunulmasının somut bir örneği. Kendi kendine yetme, agroekoloji ve sosyal adalet yoluyla ormana bakmanın, sağlıklı gıda üretmenin ve doğayla uyum içinde yaşamanın mümkün olduğunu gösteriyor.

Bu metin, 73 ülkede 5 binden fazla yerel grupla faaliyet gösteren ve tabandan örgütlenmiş en büyük çevre ağı olan Dünyanın Dostları’nın (Friends of the Earth International – FoEI) kaleme aldığı yazının özetidir. Dünyanın Dostları bu yazının sonunda biyoçeşitliliği korumak ve halkların gıda egemenliğini savunmak için yürekten bir çağrıda bulunuyor. Buğday Derneği olarak biz de üretimden, tedariğe ve tüketime gıda sistemini agroekolojik bir anlayışla dönüştürmenin tek başına üreticiler ve sivil toplum tarafından gerçekleştirilemeyeceğine; şirketlerin, karar vericilerin ve tüketicilerin aynı yönde adımlar atması gerektiğine inanıyoruz.

Kaynaklar

Nyéléni. (2022). Food sovereignty and agrobiodiversity (Bulletin No. 49).

Friends of the Earth International 2022. Redefining agricultural biodiversity in the CBD.

Food and Agriculture Organisation of the United Nations. (2018). It’s time to appreciate the work of pollinators. 

FAO. (2024). False solutions, real profits: Agribusiness tactics exposed.

Food and Agriculture Organisation of the United Nations, (2021) COP26 – Agricultural growth is responsible for around 90% of global deforestation. FAO.

Bélanger, J., & Pilling, D. (Eds.). (2019). The state of the world’s biodiversity for food and agriculture. FAO.

GRAIN. (2022). Who benefits from UPOV?

ATI. (2025). Climate and biodiversity in free fall. How misguided policies are accelerating the polycrisis.

COECOCeiba. (2019). Another Example of the Green Economy: The Fallacy of the ‘Responsible Pineapple’.

Barrientos Matamoros, G. (2017). Food sovereignty: monocultures or biodiversity? The Agroecologist Peasant Magazine.

Nyéléni. (2007). Nyéléni Declaration 2007.

Nyéléni. (2015). Declaration of the International Forum on Agroecology.

ATI. (2018). Agroecology: innovations for sustainable agricultural and food systems.

Intergovernmental Panel on Climate Change (2019). Special Report on Climate Change and Land. Summary for Policymakers. IPCC.

Food and Agriculture Organization of the United Nations. (2019). Scaling up Agroecology to Achieve the Sustainable Development Goals. FAO.

ATI. (2021). Agroecology, community forest management, and food sovereignty in Mozambique.

ATI. (2018). Community forest management and agroecology.

Etiketler: , , , , , , , ,

Henüz yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Paylaş