Göçebelerin Yükselişi ve İsyanı
Moğolistan’daki Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi (UNCCD)* toplantısı öncesinde göçebe topluluklar, yaşam tarzlarını sadece ekolojiyi besleyen en eski mesleklerden biri olarak değil, aynı zamanda iklim değişikliğine karşı yeni bir savunma hattı olarak savunuyor.
Yazı: Down to Earth | Çizim: Yogendra Anand/CSE
Dünya genelindeki göçebeler, dünya kara kütlesinin yaklaşık yarısını kaplayan otlakların koruyucuları olarak haklarının tanınması ve iade edilmesi amacıyla bir görev üstlenmiş durumdalar. Göçebe hayvancılığın GSYİH’nin %10’una yakınını oluşturduğu Moğolistan’ın başkenti Ulan Batur, Ağustos ayında kendilerine yapılan tarihsel haksızlığı tersine çevirmek ve yaşam tarzlarını savunmak için bir araya gelen yüzlerce göçebe ve çevre aktivistine ev sahipliği yaptı. Bu topluluklar, yaşam biçimlerinin sadece ekolojiyi besleyen en eski mesleklerden biri olmadığını, aynı zamanda iklim değişikliğine karşı yeni bir savunma hattı olduğunu vurguladı.
Protesto doğru zamanda ve doğru yerde gerçekleşti. Ulan Batur, 17-28 Ağustos tarihlerinde BM Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi’nin (UNCCD) 17. Taraflar Konferansı’na (COP17) ev sahipliği yaptı. UNCCD, 2026 yılını Uluslararası Otlaklar ve Göçebe Hayvancılık Yılı olarak ilan etmişti.
COP17 öncesinde, 8 Ağustos’ta küresel bir farkındalık kampanyası olan İpek Yolu Kervanı, Avrasya’yı katettiği 6 bin kilometrelik yolculuğun ardından Ulan Batur’da sona erdi. Kervan; otlakların restore edilmesi ve giderek sıklaşan kuraklık koşullarına karşı direncin artırılmasına yönelik pratik yaklaşımlar ve deneyimler konusunda göçebe toplulukların yanı sıra biliminsanları, politika yapıcılar ve gençlerle bir araya geldi.
COP17’nin açılış gününde, 100 ülkeden gelen göçebeler UNCCD İcra Sekreteri Yasmine Fouad ile görüşerek “Küresel Göçebe Bildirgesi” başlıklı bir bildiri sundu. Fouad şu ifadeleri kullandı: “İpek Yolu Kervanı yolculuğu boyunca, ülkelerin ve toplulukların kendi kimliklerinden, kültürlerinden, ekonomilerinden ve yaşam tarzlarından ayrılması mümkün olmayan otlakları nasıl yönettiğini ve restore ettiğini gördük. Yolculuk boyunca verilen her mola basit bir gerçeği pekiştirdi: İyileştirme ve restorasyonun merkezinde insanlar yer alıyor.”
Bildirgenin önsözünde şu ifadeler yer aldı: “Bizler, Yerli Göçebe Halklar da dahil olmak üzere Dünya Göçebe Halkları olarak, ata topraklarımızın, bölgelerimizin ve kaynaklarımızın gerçek koruyucuları, bilgi ve hak sahipleri olduğumuzu beyan ediyoruz. Nesillerdir geleneksel kurumlarımız, kadim bilgilerimiz, hareketliliğimiz ve kolektif koruyuculuğumuz aracılığıyla otlakları sürdürülebilir bir şekilde yönettik; biyolojik çeşitliliği, ekosistemleri, gıda sistemlerini, kültürleri ve geçim kaynaklarını koruduk.” Bildirgede ayrıca şu vurgu yapılıyor: “Göçebe hayvancılık geçmişin bir kalıntısı değildir; günümüz ve gelecek nesillerin refahına katkıda bulunan canlı, dinamik ve dirençli bir sistemdir.”
Öncelikle otlatma amacıyla kullanılan otlaklar ve çalılıklardan oluşan mera alanları, kritik ekosistem hizmetleri sağlıyor. Ağırlıklı olarak yerliler ve bölge halkından oluşan göçebeler, bu ekosistemlerin yaklaşık 1,4 milyar hektarlık kısmını yönetip koruyor. Araştırmalara göre, otlaklar ve göçebe hayvancılık 2 milyar insana gıda, gelir ve pek çok çevresel fayda sağlıyor.
Göçebeler ve hayvanları, ekosistemin yenilenmesine yardımcı olarak kuraklığa ve arazi bozulmasına karşı alanı daha dirençli hale getiriyor. Göçebelerin kontrolündeki otlakların 2020 yılında 44 milyar ton toprak organik karbonu barındırdığı ve kritik bir karbon yutağı olduğu kanıtlandı. Bu ekosistemin hızla bozulması, özellikle çölleşme yoluyla hem çevre hem de insanların geçim kaynakları için tehdit oluşturuyor. Dünya, 2016-2024 yılları arasında çoğunlukla tarım ve altyapı amaçlı arazi kullanımı dönüşümleri nedeniyle yılda ortalama 14 milyon hektar otlak alanını kaybetti. Ancak yerli topluluklar otlaklara sahip çıktığında ve yönettiğinde arazi bozulması düşük seviyelerde kalıyor. Toplulukların otlaklar üzerindeki hak talebi, dünya liderlerinin COP17’de müzakere etmeyi amaçladığı temel konu.
Bu makale ilk olarak Down To Earth dergisinin 1-15 Eylül 2026 tarihli basılı nüshasında yayınlanmıştır.
* Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi (United Nations Convention to Combat Desertification – UNCCD ), arazi tahribatını önlemek ve kuraklıkla mücadele etmek için kurulan yasal olarak bağlayıcı tek uluslararası anlaşmadır.