DESTEK OL!
Gönüllü Ol
HABERLER

Bir kuşağı Victor’un düşleri büyüttü

Yayınlanma Tarihi: 15 Haziran 2021
Bir kuşağı Victor’un düşleri büyüttü

Victor Ananias’ın aramızdan ayrılışının 10. yılı anısına dostları, onu ve attığı tohumları anlatmaya devam ediyor… Analı Kuzulu İnisiyatifi Kurucusu Yeşin Aydemir yazdı: “Yaşadığımız çağda en çok Victor gibilere ihtiyaç var. Bugün organik ürünler satarak evine ekmek parası götüren herkes minnetle anmalıdır kendisini.”

Buğday’dan arkadaşlarım Victor ile birlikte fotoğrafımız olup olmadığını sordular bu yazıyı isterken. Hayır, yok… Neredeyse, 30 seneye yakın bir süre ahbaplık etmişiz. Hayatımızın bu kadar çok zamanına birlikte dokunurken ne benim, ne onun aklına gelmemiş bir fotoğrafta sonsuzlaşmak. O kadar yaşamın kendisinden, o kadar bilindik bir şeymiş ki bizimki, kimseye dönüp de “yahu bizim bir fotoğrafımızı çek” dememişiz bile. Öylesine yalın…


Yeşin Aydemir

Orada burada karşılaşırdık hep, araya sıkışmış ve ufak tefek zamanlarda. O daha çok İstanbul’da idi, ben Ankara’da. Yoğundu, hep koştururdu. Gece otobüsü ile gelip, diğer gecenin otobüsü ile dönerdi çoğunlukla. Görüşürdük işte, fırsat olursa… Kısacık buluşmalara rağmen şimdi düşünüyorum da, epey zaman geçirmiş, çokça anı biriktirmişiz.

Hatırlamamak da iyi geliyor aslında bazen, zamanın içinde mutluluk da üzüntü de kendi yerine oturuyor. Onunla yaşamayı öğreniyorsun. Hepsinin zamanı var, biliyorsun.

İlk karşılaşmamız 1994 ya da 1996 senesinin ilkbahar aylarıydı galiba, şimdi çok iyi hatırlayamıyorum zamanı. Bodrum’a kardeşimi ziyarete gitmiştim, ikizlerim Çağdaş ve Çağlar ile. O zaman tanıştım Victor ile. Minicik bir Bodrum sokağında, kendi mekânında, adı Buğday olan bir buluşma yeri. Üzerinde bir şort, ayakları çıplak, elma çayı ikram etti çocuklara. Ben de bir şey yemiştim galiba, hatırlayamadığım başka bir şey daha.

Ufak tefek anılarımız var bizim aslında. Aynı yolu yürüdük, aynı mücadeleyi verdik, birlikte çalıştık-çabaladık, diyecek halim yok. Ama değerliydi geçirdiğimiz zaman.


“Ciddi giysiler olmadan da çok dinlenen sözler söylemeyi bildi”

Bir gün birileri kendisine Buğday Derneği’nin Başkanı olarak daha ciddi kıyafetler giymesi gerektiğini söylemiş. Bazı toplantılar için Ankara’ya gelmişti. Beni aradı, o zaman Ankara’da yaşıyordum. Alışverişe götürmemi istedi. Bir kamu kurumunda medya danışmanlığı yapıyorum, çok şık giyiniyorum falan. Alışveriş ettiğim çeşitli yerler var. Buluştuk Kızılay’da, gittik bir tanesine. Şık bir blazer ceket, bir iki kumaş pantolon, gömlek ve makosen bir ayakkabı almıştık birlikte. Bir kere bile görmedim üzerinde ya da belki sadece gömlekleri kullandı.

Victor’u yoluna gönderdikten yıllar sonra İstanbul’da ortak bir arkadaşımızın evinde kalmıştım. Dolaba eşyalarımı yerleştirirken orada gördüm aldıklarımızı. Paketinden bile çıkmamış, öylece duruyor. Anlaşılan o ki, ciddi giyinmesi gerektiğini söyleyen her kimse, hiç tanımıyormuş kendisini. O, giysiler olmadan da, her zaman çok dinlenen sözler etmeyi bildi.

Lüleci Hendek’te Buğday’ın bulunduğu bina yenilendikten sonra, bir oda yapmıştı kendisine. Beyaza boyanmış meyve kasalarından bir masada çalışıyordu. Öylesine uğradığım bir günde gene minik bir buluşmamız oldu. Pantolunun düğmesinin bir deliği kopmuş, birlikte bir çare icat etmeye çalışmıştık. O düğme duruyor halen bir yerlerde, becerememiştik düğmeyi tamir etmeyi çünkü. Gene ciddi bir kelam etmeye gitmişti. Eminim çok dinlenmiştir…


“Victor’u bir kelimeyle anlat derseniz, sepeti gelir hemen aklıma”

İkizlerimden birini yolcularken yanımdaydı. Yemek masasının üzerini rengârenk ürünlerle doldurmuştu beni neşelendirmek için. Mesela, o masanın fotoğrafı duruyor galiba bir yerlerde. Bir sepetle gelmiş, onları yerleştirmişti tek tek masaya. Victor’u bir kelimeyle anlat derseniz, sepeti gelir hemen aklıma. Yanımda oturup sakince teselli etti beni uzun zaman. Başkalarını bilmiyorum ama bizim zamanımız hep sükûnet içinde geçmiştir Victor ile. Çok fazla konuşmadan akıp giden dakikalar.

Güneşin beni aradığında Ankara’da Urfa uçağına bimeye hazırlanıyordum. Buğday Derneği’nin Kültür Bakanlığı için çekeceği Şahmaran belgeseli için. Sanıyorum kapıdan çıkmak üzereydim telefon çaldığında. Victor ölmüş galiba, dedi bana telefonda. Hayır, dediğimi hatırlıyorum hayal meyal. Annesi Gülben’e gitmişti Victor. Oradan Antalya’daki koşuya katılacaktı, gene Dernek için. Sanıyorum RunAntalya koşusuydu. Güneşin de orada olacak, sonrasında çekimler için yanımıza gelecekti.



“İyiliği, güzelliği peşinden gelmiştir hep Victor’un”

Telefondan sonrası tam bir ayakta olma hali benim için. Koşturmak, Güneşin’in, dostlarının yanında olmak, yapılacaklara el vermek. Urfa yerine İzmir uçağına bindim. İnsanlar sel olup aktı Bitez’e. Lalehan’ın sabaha kadar uğraşarak yaptığı zeytin dallarından bir örtü ile sarıp sarmaladık kendisini. Öylesine yakıştı kendisine gidişi. Arkasından konuşanlar oldu, bazıları kulağıma geldi, bazılarını uzaktan uzağa işittim. Gülüp geçtim hep. İyiliği, güzelliği peşinden gelmiştir hep Victor’un. Zannetmiyorum ki, o küçücük bedenindeki büyük ruhunu delip geçsin kötü laflar.

Bu alemde ben Güneşin’in ablası olarak bilinirim. Beni başkalarına Yeşin olarak tanıştıran tek kişidir Victor. Hangi rengi severdi, en çok hangi yemekten hoşlanırdı, en çok sevdiği iş neydi, gerçekten bilmiyorum. Saçını nasıl tarardı, yüzünü nasıl yıkardı, hatırlamıyorum. İnsan kendisine ait anıları bile zamanın içinde unutuluyor. Ama neşeli, hayata bağlı, akıllı, fikir sahibi, idealleri olan birisi olduğunu biliyorum. Bu Dünya’ya iyi şeyler yapmak için gelmiş birisiydi.

Yaşadığımız çağda en çok Victor gibilere ihtiyaç var. Bugün organik ürünler satarak evine ekmek parası götüren herkes minnetle anmalıdır kendisini. Victor bunu bekleyecek birisi değildi ama yapılmalıdır bu diye düşünüyorum hep.

Şişli %100 Ekolojik Pazar’ın açılış günü oradaydım. Nasıl bir emek, nasıl bir beceri vardı arkasında? Bir düşün gerçekleşmesine şahit oldum orada. O gün doğan bebekler kocaman oldular şimdi… Bir kuşağı Victor’un düşleri büyüttü, desem abartmış olmam herhalde.

Velhasılıkelam, iyi ki yollarımız kesişmiş. Yanımıza kalan bir kâr varsa bu hayatta, bize dokunan, iz bırakan, hatırası ile bizi gülümseten insanlardır herhalde. Umarım ikimiz adına da bir zenginlik olmuştur bu tanışma…Devri daim olsun…

Yazı: Yeşin Aydemir

Derneğimizin kurucusu ve ülkemizde ekolojik yaşam bilgisi dolaşımının öncüsü Victor Ananias’ın yaşamına, attığı tohumlara, tarif ve çizimlerine ve onunla ilgili yazılmış yazılara victorananias.org sayfasından ulaşabilirsiniz.

Etiketler: , ,

Henüz yorum yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Paylaş