DESTEK OL!
Gönüllü Ol
HABERLER

Temizlikte sadeleşmek mümkün

Yayınlanma Tarihi: 15 Ekim 2020
Temizlikte sadeleşmek mümkün

Yediğimiz gıdaların sağlıklı, güvenilir ve zehirsiz ürünler olmasını tercih ediyoruz. Peki evimizde kullandığımız temizlik malzemeleri ve vücudumuza uyguladığımız kozmetik ürünler için de aynı hassasiyeti gösteriyor muyuz? Gündelik hayatımızdaki zehirli maddeleri eksiltme girişimi olan “Zehirsiz Evi”in kurucusu Mercan Yurdakuler ile gerçek temizlik üzerine konuştuk.

Deşifre: Özce Bilge Demoğlu (Buğday Derneği Gönüllü İletişim Ekibi)


“Hemen hemen her gün kullandığımız malzemelerde birçok zehir var.” Çok doğru bir tabir bu ve biz bunların farkında bile değiliz. Öncelikle bunların neler olduğundan bahsedelim mi? Bu zehirler bizlere nelerin içinde sunuluyor? 

Mercan Yurdakuler
Fotoğraf: Rezzan Altürk

Mercan Yurdakuler: Genelde yediğimiz içtiğimiz şeylerin içerisindeki zehirleri daha iyi biliyoruz. Pestisitlerden haberdarız, organik beslenmekten bahsediyoruz vesaire… Fakat evimizde kullandığımız temizlik malzemeleri ve kişisel bakım ürünlerini yemediğimizi düşündüğümüz için o kadar da dikkat edemeyebiliyoruz. Soluduğumuz ve cildimize sürdüğümüz her şey, farklı oranlarda da olsa dahi yediğimiz gıdalar kadar vücudumuza giriyor. Sabah yataktan kalktığımız andan itibaren onlarca, belki yüzlerce kimyasal maddeye maruz kalıyoruz. Duş alıyoruz, şampuanımız, duş jellerimiz; kremlerimiz, deodoranlarımız, makyaj malzemelerimiz var. Erkekler için tıraş malzemeleri vs. var. Hiçbir şey yapmasak bile kullandığımız sabunların içinde bile o kadar çok kimyasal madde var ki… Daha soluduğumuz havaya gelmeden, çok fazla kimyasal madde kullanmış olarak dışarıya çıkıyoruz. 

“Zehirsiz Ev” bu kimyasalları hayatımızdan eksiltme niyetiyle yola çıktı. Bunları sıfırlayamayacağımızın da farkında olarak. Bana sık sık “%100 zehirsiz ev mümkün mü?” diye soruluyor. Mümkün değil tabii, bunu baştan kabul etmek gerekiyor.


Peki “Zehirsiz Ev”e ne zaman başladın?

Mercan: Blogum (www.zehirsizev.com) 2012’de kuruldu. Önce sadece blog vardı fakat sonra çok fazla güncellememeye başladım. Sitedeki en çok beğenilen, en çok kullanılan tariflerden oluşan, yine “Zehirsiz Ev” adıyla yayımlanan bir kitap var.

Evde kullandığımız temizlik malzemelerini düşünürsek, biz bu malzemelerin nelerinden sakınacağız? Sakındıklarımız yerine neler koyacağız? Etiket okumak bizde çok gelişmiş bir alışkanlık değil fakat bu etiketlerde nelere dikkat edeceğiz?

Mercan: Bu tabii çok geniş bir konu. Etikette kaçınılması gereken maddelerin hepsini sıralamak mümkün değil. Ana kategorilerden bahsedecek olursak, etiketlerde “yüzey etkin madde” olarak geçen sentetik sürfaktanlar var. Bunlar temizlik işini yapan, köpüren esas deterjan maddeleri. Fosfat, çözücüler, ürünün homojenliğini sağlayan çeşitli solventler, gözümüze hoş görünebilsinler diye boyalar ve temizlik algısı yaratabilmek için kullanılan ama aslında temizlikle hiçbir alakası olmayan, tamamen sentetik parfümlerden oluşan kokular var. Ürünün raf ömrünü uzatan koruyucular var. Çeşitli asitler var, çamaşır suyu katkılı ürünler var. Saymakla bitecek gibi değil…

Peki bu ürünlerin ve içeriklerin zararları nelere mal oluyor?

Mercan: Bu maddeler en basitinden derinizi ve solunum yollarınızı tahriş ediyor. Boğazınızın yanmasına, baş ağrısına yola açıyor. Daha ciddi etkilerinde ise astım ve migren ataklarını tetikliyor. Belki de en önemlisi vücudumuzdaki hormonlarla oynuyor oluşu. Bir kısmı bu sebeple kanserle ilişkilendiriliyor. Doğrudan bu maddeler kanser yapıyor demek istemiyorum fakat kullandığımız pek çok maddeyi bir arada düşününce, kansere yola açabilir.

Bunlar sağlık açısından en temel etkileri, aynı zamanda iklime ve doğaya da etkileri de var… Değil mi?

Mercan: Tabii ki. Kullandığımız her şey sonuçta suya, toprağa, havaya karışıyor. Çevreye verdiği zarar bir tarafa, dönüyor dolaşıyor yine bize geliyor. Yediğimiz balık, soluduğumuz hava, toprakta yetişen sebze…Bu bir döngü ve her şey birbirine bağlı.

Ürünlerin üzerinde en sık karşılaştığımız “paraben free” yani “parabensiz” yazan etiketler. Bir şey popüler olduğu ve herkes tarafından bilinmeye başlandığı zaman yerine adı başka ama etkisi ve zararı aynı olan maddeler konuluyor. Parabensiz ürün gördüğümüzde satın alacak mıyız yoksa bu başka bir değişik sunum şekli mi? Merak ediyorum; biz etiketin üzerinde ne gördüğümüzde almayalım, ürünü masum sanmayalım?

Mercan: Maalesef bir sürü pazarlama hilesi var. Paraben bu koruyucular içinde en bilinen, en kötü şöhrete sahip koruyuculardan bir tanesi. Ürünün içinde bakteri üremesini geciktirerek raf ömrünü uzatıyor, aylarca kullanılabilmesini sağlıyor. Şu anda birçok kişi parabenin ne olduğunu bilmese bile kullanılmaması gerektiğini biliyor. Öyle bir bilinç oluştu. Dolayısıyla üreticiler piyasaya bir ürün çıkarırken içinde paraben olmadığını duyurmayı marifet sayıyorlar. Gerçekten o ürünün etiketini okumak lazım çünkü onun yerine mutlaka başka bir koruyucu kullanılıyor. O koruyucunun ne olduğunu öğrenmek gerekiyor. Paraben kullanılmaması o ürünün masum olduğu anlamına gelmiyor.

Peki, yerine ne koyacağız? 

Mercan: Sadeleşeceğiz. Sadeleşmek illa bakımsız olmak anlamına gelmiyor. Temizlikte her yüzey için farklı madde kullanmaya ihtiyacımız olmadığı gibi vücudumuza bakmak için de on tane ürün kullanmamıza gerek yok. Nasıl temizlik yaparken sadece arap sabunuyla, karbonatla, sirkeyle tüm işimizi halledebiliyorsak, bakım yaparken de doğal yağlardan faydalanabiliriz. Cilt tipine ya da cildin sorunlarına göre kullanılabilecek bir çok yağ var. Merakı olanlar araştırabilir; hindistan cevizi yağı, karite yağı; kayısı, üzüm ve avokado çekirdeği yağları… Bütün bu yağlar farklı faydaları olan ve cilt bakımında kullanılabilecek yağlar.



Ben gerçekten deniyorum ama kişisel olarak bulaşık olayını henüz çözebilmiş değilim. Bulaşık ve çamaşır için ne yapabiliriz?

Mercan: Bulaşık çok zor, açıkçası ben de çözemedim. Hatta bazen evime gelen arkadaşlar, “zehirsiz ev diyorsun bulaşık tableti var burada, ne iş?” diye benimle dalga geçiyorlar. Ben de açık açık söylüyorum, bunu hiçbir zaman gizlemiyorum. Yaptığım bir formül var ama makinede iyi sonuç alamıyorum. İyi yıkanmamış bulaşığı tekrar tekrar yıkamak da faydalı değil, su ve elektrik harcanmış oluyor. Dolayısıyla zaman zaman kendi hazırladığım formülü kullanıyorum, zaman zaman da ticari deterjanlardan alıyorum. Bunları kullanırken ikiye bölerek kullanıyorum. Tavsiye edilen miktarın yarısını kullanmak bile gayet güzel temizliyor bulaşıkları. Hiç olmazsa tüketimimi yarıya indirmiş oluyorum. 

Zehirsiz bir evimiz olsun istiyorsak bu sadeleşme fikrine nasıl başlayacağız? Çünkü bize sunulan bu zehirler aslına fazla pratik, bizi en çok cezbeden tarafı da bu. Hemen çözüm sunuyor; pırıl pırıl bulaşıklar, çamaşırlar, harika bir cilt, nemlenmiş eller, köpüren ve yumuşacık saçlar gibi… Bu lüksten vazgeçmek herkeste aynı anda, aynı hissi yaşatmıyor olabilir. Kimisi için eziyet haline gelebilir. Biz bu sadeleşme yoluna nasıl çıkalım? Ne gibi tavsiyelerin olur?

Mercan: Kullandığımız ürünlerden önce biraz kafamızı değiştirmemiz gerekiyor. Temizlik anlayışımızı baştan bir sorgulamamız gerekiyor. Öncelikle mikroplardan böylesine korkmamız gerekiyor. Evde belli başlı hijyen kurallarına dikkat ettiğiniz sürece mikroplar gerçekten korkulacak şeyler değiller. Çok fazla dezenfekte etmeye, sterilize etmeye uğraşıyoruz. O kadar sterilizasyona sadece ameliyathanelerde ihtiyaç var.

Belki de o kadar sterilizasyon bizim hasta olmamıza yol açıyor. Antibakteriyel sabunlar mesela, bakterilerin %98’ini yok ediyor…

Mercan: Kesinlikle. Bu tür ürünler zararlı bakterilerle birlikte yararlı bakterileri de öldürüyor. Sonuca bakıldığında sağlığa olumsuz etkisi var. 

Biraz da köpürtme takıntısından vazgeçmemiz gerekiyor. Köpüren her şey iyi temizliyor diye bir şey yok. Mesela diş macunlarının köpürmesinin temizliğe hiçbir faydası yok. O köpürme deterjan sınıfına giren birtakım maddelerle sağlanıyor, yani diş macununun içinde deterjan var. Bunun dışında pırıl pırıl beyazlık hoşuna gidiyor insanın ama doğada öyle bir beyazlık yok. Peşinde olduğumuz şey aslında doğada olmayan bir şey. Mis kokulardan bahsettik, temizliğin bir kokusunun olmaması gerekiyor. Buram buram kokuyorsa kimyasal kirlilik var demektir.

Orada bir kamuflaj var aslında, temizlik yok… Özellikle temizlik maddelerinin yol açtığı astım gibi alerjik rahatsızlıklar gündemde. Mesela benim birçok arkadaşım artık evlerinde hiçbir şekilde kimyasal deterjan kullanmıyorlar çünkü kullanıldığı an çocukları reaksiyon gösteriyor.

Mercan: Kullanmayı bıraktıktan sonra belirtileri daha net görüyorlar… Yüzeyleri görünürde kirden arındırıyoruz fakat yerlerine kimyasal madde tabakalar koyuyoruz.


Temizlikte kullanabileceğiniz zehirsiz tariflerini buradan okuyabilirsiniz.

Peki, şimdi de alternatifleri konuşalım… Mesela, boraks kullanılabilir bir madde midir? İnsan sağlığı için zararlı değil mi?

Mercan: Kimyasal madde diyoruz ama her şey birer kimyasal madde. Su da bir kimyasal sonuçta. Bizim kimyasal madde dediğimiz zaman kastettiğimiz zehirli kimyasallar. Boraks ise doğal bir mineral. Doğal olan her şey zehirsiz olacak diye bir şey de yok. Boraks zehirli bir mineral. Aslında zehir bir doz meselesi. Çok fazla tuz yiyerek de kendimizi zehirleyebiliriz. Çok fazla boraks yiyerek de zehirleyebiliriz. Boraks temizlikte mikrop öldürmek için kullanılıyor ama insan sağlığına zarar verecek miktarlarda değil. Eğer içiniz rahat değilse ve daha beyaz olsun, daha çok mikrop öldürsün gibi kaygılarınız yoksa boraks kullanılmayabilir.

Boraksın yerine ne koyacağız peki? Senin tariflerinde özellikle çamaşır deterjanlarında boraks var. 

Mercan: Boraks, kullanmak isteyenler için var. Boraks kullanılmayacaksa aynı miktarda çamaşır sodası da eklenebilir. Tariflerde bu da var zaten.

Aynı görevi görüyor mu? 

Mercan: Boraks kadar mikrop öldürmüyor fakat sonuçta yıkıyor.

Mikrop öldürücü olarak herkesin kullandığı bir madde değil yani. Muhtemelen onun daha zararlı muadilleri de vardır, değil mi?

Mercan: Evet. Örneğin, sıcak su da mikrop öldürüyor ama biz ekolojik kaygılarımızdan dolayı çamaşırlarımızı çok sıcak suyla yıkamamaya çalışıyoruz. Boraks burada destek oluyor.

Kitap dördüncü baskıyı yaptı dedik. Sizin internette ve kitapta verdiğiniz tarifler hem sizin tarifleriniz hem de sizi takip edenlerin size önerdiği tarifler. “Zehirsiz Ev” aslında bir buluşma platformu gibi. 

Mercan: Evet öyle, bazı tarifleri beraber geliştirdik. Tariflere web sayfası üzerinden ulaşılabiliyor. Kitap ise daha günce, son bilgileri içeriyor. 

Son olarak bize sosyal medya adreslerinizi paylaşabilir misin?

Mercan: Facebook ve Instagram’da “Zehirsiz Ev.” Bir soru sorduğunuz zaman, bir mesaj yazdığınız zaman doğrudan bana geliyor, ben cevaplıyorum.


Bu röportaj Leyla Aslan Ünlübay’ın hazırlayıp sunduğu Açık Radyo’daki Tohumdan Hasada Ekolojik Yaşam programından yazıya aktarılmıştır.


Deşifre: Özce Bilge Demoğlu (Buğday Derneği Gönüllü İletişim Ekibi)

Kapak görseli: Jeffrey T. Larson

Etiketler: , , , ,

Henüz yorum yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Paylaş