Virüsler iklimdeki değişikliklerden nasıl etkileniyor?
İklim değişikliği tüm insanlığı tehdit ediyor. Son yıllarda dünya çapında yaşanan doğal afetlerle, iklim değişikliğinin sonuçlarına tanık oluyoruz.
Şimdilerde ise koşullara adapte olmayı seven ısrarcı bir küresel salgının ikinci yılındayız. İklim değişikliğine ve virüsün yayılımına karşı verilen mücadeleler aslında birbiriyle bağlantılı. Birinde ilerleme kaydetmek diğerine de yansıyabilir.
Bu yazıda hem kendimizi korumanın yollarını hem de iklim değişikliği ile virüslerin mutasyonu arasındaki ilişkiyi keşfedeceğiz.
İklim Değişikliği ve Virüs Mutasyonları Nasıl Bağlantılı Olabilir?
Son dönemdeki haberlere bakarsanız iklim değişikliğinin hiç olmadığı kadar hızlandığını görebilirsiniz. Her yıl rekor kıran sıcaklıklar doğal afetlerle birleşerek bitkiler, hayvanlar ve insanlar için ürkütücü koşullar yaratıyor. 2021 yılı içinde ABD’nin Rhode Island eyaletinde yaşayan 42 bin insanı elektrikten mahrum bırakan Henri Kasırgası ve ABD’nin Batısının %93’ünü kapsayan ve yeni yılda da devam eden tarihi kuraklık gibi büyük krizler yaşadık.
Bunlar olurken yeni koronavirüs pandemisinin ikinci yılına girdik. Hala da sona yaklaştığımızı göremiyoruz. COVID-19 olarak bilinen virüs, birkaç kere mutasyona uğradı. Bunlardan en güçlüleri ise Delta ve Omicron varyantlarıydı. Bu mutasyonlar COVID aşısı yolunda kaydedilen ilerlemeye karşı bir tehdit oluşturuyor. Aşılar insanları virüsün en kötü halinden korumak için üretilse de bu mutantlar COVID’e yeni bir yayılma potansiyeli kazandırıyor.
İklim değişikliği ve mutant virüslerin baş gösteren iki tehdidini toplum fark ediyor olsa da çoğu kişi bu iki sorunun değişmeyen uygulamalarla daha da kötüleştiğini fark edemiyor. İklim değişikliği ve buna neden olan uygulamalar aynı zamanda yeni virüslerin dünyaya yayılmasına yönelik fırsatlar yaratıyor.
Bu tehditler nelerdir?
Ormansızlaşma
Ormansızlaşma, her geçen yıl 15 milyar ağacın yok olması olarak tanımlayabileceğimiz sürdürülemez bir uygulama. Kestiğimiz her ağaçta depolanan CO2 kabuktan havaya salınır. Kesim işlemi ile hem oksijeni hem de karbon emici ağaçları yok ediyoruz. Bu ormansızlaşma işleminin büyük bir kısmı, bitki ve hayvanların binlerce yıldır kendi yerel virüslerini ve antikorlarını geliştirerek yaşadığı Amazon’da gerçekleştiriliyor..
İnsanlar, hayvanlardan insanlara geçen zoonoz hastalıkların birçoğuyla daha önce hiç karşılaşmadılar. COVID-19 virüsünün de bir yarasadan bulaştığı hipotezi en güçlü iddialardan biriydi.
Virüsler hayatta kalmak için yeni koşullara uyum sağlarlar. Ormansızlaşma da eski koşulları ortadan kaldırıp yerine küreselleşmiş kentsel kültürü koyuyor. Dolayısıyla bu durum pandemilerin başlamasını kolaylaştırıyor.
Buzulların erimesi
Benzer şekilde, sürdürülemez kirliliğe aşırı düşkünlüğümüz ve fosil yakıtların kullanılması toplum sağlığı sorunlarının saatli bombası olan buzulların erimesine yol açıyor.
Bilim insanları, son 200 yılda sanayileşmenin patlamasıyla birlikte metan seviyeleri katlanarak artarken ortamdaki karbondioksit miktarının da %40 arttığını keşfettiler. Bu koşullar dünyayı ısıtıyor ve buzul kütlesinin önemli ölçüde erimesine neden oluyor. Buzulların erimesi insan habitatları dahil tüm habitatlar üzerinde ciddi etkiler yaratıyor.
Buzulların erimesi yeni virüslerin ortaya çıkmasını da tetikleyebilir.
Buzullarda yaşam tarihi yaklaşık 15.000 yıl öncesine kadar giden eski virüslere rastlandı. Büyük ekosistemlerden çok uzun süre uzak kalan bu virüsler vücudumuzun alışık olduğu veya savaşmaya hazır olduğu virüslere benzemiyor.
Başka bir örnekte de 100 yıllık dokuda hala bozulmamış çiçek hastalığı ve İspanyol Gribi virüsleri keşfedildi. Bu virüsler ise tedavileri bulunmasına rağmen salgın durumunda dünyanın bazı bölgelerini orantısız bir şekilde etkileyebilecek virüsler.
Eski virüs formlarının yeniden belirmesi, yeni koşullara uyum sağlamış bağışıklık sistemimizde hasarlar yaratabilir.
Epidemiyologların doğayla ve iklimle iç içe olmasının sebebi de bu. COVID-19 ile yaşamak hepimiz için zor oldu. Gelecekte ormansızlaşma ve buzulların erimesi topluma yayılabilecek diğer zoonoz hastalıkların ateşini körükleyebilir.
Kendimizi nasıl koruyabiliriz?
Sürdürülebilir olmayan endüstri eğilimini azaltmak için her zamankinden daha iyi bir konumdayız. Böylece iklim değişikliği ve virüs mutasyonları riskini de azaltmak için bir şansımız var. Yenilenebilir enerji; temiz, dengeli ve sınırlarını bileceğimiz bir gezegen için tam olarak ihtiyaç duyduğumuz şey. Yenilenebilir enerjinin maliyeti 2010’dan bu yana %80 oranında düşerek şu anda piyasadaki en uygun fiyatlı ve talep edilen güç kaynaklarından biri haline geldi.
Bunlar olurken doğadan ilham alan iklim çözümleri hükümetler, STK’lar ve öncü kişiler tarafından uygulanmaya devam ediyor.
Doğru tedbirler ve iklim dostu yöntemlerle geleceğin kasvetini ortadan kaldırabiliriz.
Peki ne yapabilirsiniz?
- Evinize veya işyerinize güç sağlamak için yenilenebilir enerji kullanın.
- Geri dönüştürülmüş ürünler satın alın ve ürünlerinizi geri dönüştürün.
- Seçimlerdeki oylarınız ve satın alma gücünüzle sürdürülebilir politika ve sürdürülebilir ticareti destekleyin.
- Yalnızca ihtiyacınız olanı kullanın ve sahip olduğunuz şeyler için şükredin.
- Eylemlerinizin tüm ekosistemi nasıl etkilediğine bakın ve nasıl etkilediğinden emin değilseniz, biraz araştırma yapın ve yakınlarınızla bu konuda tartışın.
Doğal kaynak tüketimimizi azaltarak, iklim değişikliğini ve geleceğimizi tehdit edebilecek virüslerin yayılmasını azaltabiliriz. İklim değişikliği ve halk sağlığı, sorumsuz endüstrinin sonuçlarıyla bağlantılı olmaya devam edecek. Bugün doğayı olumlu seçimlerle kucaklayarak bir fark yaratın.
Çeviri: Gökada Yılmaz
Kaynak: İklim Değişikliği ve Virüs Mutasyonları, Adrian Johansen, Biomimicry Institute
Fotoğraf:Biomimicry Institute