ENGLISH
DESTEK OL!
Gönüllü Ol
HABERLER

Kömürden Yeşile Adil Bir Geçiş Modeli

Yayınlanma Tarihi: 15 Temmuz 2026
Kömürden Yeşile Adil Bir Geçiş Modeli

Saha İnceleme ve Araştırma Raporu’ndan özetleyen: Azra Çelik Gökdan – Buğday Derneği İletişim Gönüllüsü

Bazılarımız, okulda Zonguldak’ta ilk taşkömürünün çıkarılması hikâyesinin heyecanla anlatıldığı dersleri bilir. Bu derslerde, Uzun Mehmet’in taş kömürünü buluşu ile Zonguldak’ın nasıl da bir enerji şehrine döndüğü ve madenciliğin önemi anlatılırdı. Fakat, taşkömürü madenciliği 1980’lerde zirve yaptığı dönemde, yaklaşık 40 bin kişinin istihdam edildiği ve 4 milyon ton kömür çıkarılan bir sektör iken, 2018’lerde üretim ve istihdam dörte bire düşmüş durumda. 

Kömürden çıkış süreci, kömür ekonomisine dayalı bir şehrin sosyo/ekonomik yapısının da çözülmesi anlamına geldiği için, Zonguldak’ta bir dönüşüm yaşanıyor. Farklı istihdam olanaklarının artma zorunluluğunun yanı sıra, göçlerin artması da hem merkezin ve kırsalın yapısını değiştiriyor. 

Yeşil Düşünce Derneği’nin yürüttüğü “Kömürden Yeşile: Zonguldak için Katılımcı bir Geçiş Modeli Projesi”, kentteki farklı kesimlerle yapılan görüşmeler aracılığıyla bu dönüşümü anlamayı, çeşitli verilerle destekleyerek durumu analiz etmeyi ve tüm bu çalışmaları “adil geçiş” perspektifinden ortaya koymayı hedefliyor. 

Adil geçiş kavramı enerji dönüşümünde fark yaratan bir yaklaşım. Öyle ki, Kasım 2026’da Antalya’da gerçekleşecek COP31’deki en önemli başlıklarından biri adil geçiş süreci.

Adil geçiş kavramının özellikle Küresel Isıtma çerçevesinde tartışılan enerji dönüşümünde neden bu kadar önemli olduğunu sosyolog, yazar Dr. Ecehan Balta’dan alıntılayalım: 

“Bu kavramın içeriği üzerinde güçlü bir siyasal mücadele yürütülüyor. Şirketler açısından adil geçiş, fosil yatırımlardan yeşil yatırımlara kâr kaybı yaşamadan geçmek anlamına gelebiliyor. Zengin ülkeler açısından tarihsel sorumluluğu sınırlı maliyetle yönetmenin aracı haline gelebiliyor. Finans çevreleri açısından ise yeni kredi, tahvil ve yatırım piyasaları yaratmanın adı olabiliyor. Halklar açısından adil geçiş bambaşka bir içeriğe sahip. İşçilerin güvenceli ve sendikalı istihdam hakkı, enerjiye erişim, kamusal hizmetlerin güçlendirilmesi, kadınların bakım emeğinin görünür kılınması, yerli halkların ve yerel toplulukların karar süreçlerine katılımı, köylülerin ve küçük üreticilerin toprak ve su hakkı, Küresel Güney’in borç baskısından kurtarılması bu içeriğin temel parçalarıdır.

Bu nedenle adil geçiş başlığı, yalnızca enerji sektöründeki teknik dönüşümle sınırlanamaz. Toplumsal eşitsizlikleri, sınıfsal güç ilişkilerini, bakım krizini, gıda ve su hakkını, istihdam güvencesini ve kamusal planlamayı birlikte ele alan bir yaklaşım gerektirir.”

Bu bakış açısı ile yapılan Proje’de, bu yaklaşım metodolojiyi ve politika önerilerini şekillendiriyor. CAN (Climate Action Network) Avrupa tarafından fonlanan proje kapsamında hazırlanan ve Nisan 2026’da yayımlanan Saha İnceleme ve Araştırma Raporu, Zonguldak’ta kömürle iç içe yaşayanların kömürden çıkış ve yeşile dönüş konusunda alternatif sektörlere güven duymadığını gösteriyor. Rapor kömür sonrası döneme ilişkin belirsizlik algısının yüksek ve güvence ihtiyacının güçlü olduğunu ortaya koyuyor.

Proje için yapılan saha araştırmasında kömür sektöründeki tüm paydaşlarla görüşmeler yapılmış: Madenciler, madenci eşleri, madenci eşi olmayan kadınlar, gençler, çeşitli kurumlar (belediye, sendika, STK, kalkınma ajansı, meslek örgütü ve kamu kurumları) ve akademisyenler… Bu görüşmelerde kömürün yerel toplumsal hafıza, kimlik ve aidiyet içindeki yeri konuşulmuş; Türkiye Taşkömürü Kurumu, Erdemir Çelik, özel işletmeler, kaçak ocaklar gibi geçimi sağlayan yapılardaki avantaj ve sorunlar incelenmiş.

Kömürden çıkışın bu aktörlerce nasıl algılandığını anlamak için yapılan görüşmelerde, ortaya çıkan tablo kömürden yeşile geçişin işsizliğe neden olabileceği algısının yaygın olduğunu gösteriyor: “Kömürden çıkış” veya “yeşil dönüşüm” kavramları halk nezdinde genellikle “madenlerin kapatılması” ve “işsizlik” ile eşdeğer görülmekte, bu da meseleye mesafe konulmasına ve direnç geliştirilmesine yol açmaktadır.”

Görüşmelerde karar mekanizmalarının, yerel düzeyde hem aşağıdan yukarıya hem de gençler ve kadınlar dahil olmak üzere her kesimi içine alacak aktörlerin katılımı ile işletilmediği belirtiliyor. Kurumlar arası eşgüdüm eksikliği ve dönüşümü destekleyecek kadar güçlü bir ittifak yapısının eksikliği vurgulanıyor. STK ve sendikalar tarafından temsil edilmek tercih edildiği halde, halihazırda bu temsiliyetin çok yetersiz olduğu vurgulanıyor.  

Proje raporunda ayrıca “kömürden çıkış” için alternatif sektörler üzerinde duruluyor: Tarım, kooperatifçilik, sanayi, madencilik turizmi gibi sektörlerin potansiyeli, riskleri ve hayata geçmeleri için gereken destekler üzerinde duruluyor. 

Adil Geçiş İçin: Çok katmanlı ve Katılımcı Yönetişim Yapısı

Proje’de “adil geçiş”in, iklim politikalarındaki önemi ve yapılacak planlamalarda yol gösterici bir yaklaşım olduğuna değiniliyor: 

“Adil geçiş, yalnızca düşük karbonlu ekonomiye geçişin istihdam üzerindeki etkilerini yöneten bir politika seti olarak değil, aynı zamanda adaletin farklı boyutlarını enerji ve iklim dönüşümüne entegre eden bir yönetişim yaklaşımı olarak ele alınmaktadır. Bu çerçevede adalet, yalnızca ekonomik kayıpların telafisi ya da yeni iş yaratımı ile sınırlı değildir; dönüşümün maliyet ve faydalarının toplumda nasıl dağıldığına, karar alma süreçlerine kimlerin ne ölçüde katılabildiğine ve geçmişten gelen eşitsizliklerin nasıl giderileceğine bakmayı gerektirir.”

Rapor, saha görüşmelerinden elde edilen bilgiler ışında, çok katmanlı, katılımcı bir yönetişim yapısı bir model olarak öneriliyor. Yapının şekillendirilmesi için aşağıdaki örgütlenmenin yapılabileceği belirtiliyor: 

  • İlk seviyede, tabanda, farklı toplumsal grupların (kadınlar, gençler, madenciler vb.) ihtiyaçlarına göre ayrı katılım alanları oluşturulması, 
  • İkinci seviyede, bu toplulukların ve diğer kurumların (kamu kurumu, sendika, STK vs.) temsilcilerinin bir araya geleceği ortak katılım platformu oluşturulması, 
  • Bu platformun, yerel düzeyde öncelikleri, politikaları, yatırım olanaklarını belirlemesi ve eşgüdümü sağlama rolünü üstlenmesi. Bu ortak karar platformunun, yerel düzeyde üretilen bilginin ulusal politika süreçlerine sistematik biçimde entegre edilmesi için, bakanlıklar gibi merkezi otoritelerle iletişimi kurarak düzenli bilgi paylaşması ve yereli etkileyecek kararlarda yerel danışman olarak yer alması.

Adil Geçiş İçin: Somut Destek Mekanizmaları 

Yine Rapor’da, yeni yatırım alanları bulmak ve yeni sektörler yaratmak için mikro seviyede somut destek mekanizmalarının geliştirilmesi gerektiği belirtiliyor. Mesela:

  • Yeniden beceri kazanma programlarının sayısının artırılması, küçük ilçe ve köylerden erişimin yükseltilmesi. Kadınların uzak mesafelerden, beceri geliştirme programlarına gidebilmeleri için ulaşım desteğinin sağlanması hatta daha iyisi yerel düzeyde programların açılması. Kadınların programlara katılacak zaman bulabilmeleri için, bakım desteği verenlerin sırtlarından bu yükün kreşler veya bakımevleri aracılığı ile alınması.
  • Beceri kazandırma programlarının, teknik eğitim sunan kursların ötesine geçerek, doğrudan işe geçişe bağlanan, uygulamalı modeller olarak tasarlanması.
  • Mikro-hibe, fon sayılarının artırılması. Ayrıca bu programların tanınması ve farklı kesimlerce kullanabilirliğinin artırılması için yönlendirmelerin ve destek mekanizmalarının sağlanması.
  • Madencilik sektöründeki düşüş nedeni ile direkt etkilenen yan sektörlere teknik danışmanlık, küçük ölçekli modernizasyon hibeleri, pazar erişim desteği ve yeni alanlara geçiş desteği biçiminde dönüşüm destekleri planlanması.

Bu Proje çalışmasının Zonguldak dışında benzeri dönüşüm geçiren ve geçirecek bölgeler için de örnek teşkil etmesi, oralar için de kullanılabilecek bir model önerisi sunduğu belirtiliyor.

Proje Raporunun tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Yeşil Düşünce Derneği 2009 yılında yeşil düşüncenin ve yeşil politikaların yaygınlaştırılması amacıyla kuruldu. Çalışmalarını ulusal ve uluslararası ölçekte proje ve kampanyalarla sürdüren derneğin başlıca çalışma alanları:Ekoloji ve Sürdürülebilirlik, Demokrasi ve Medya, İklim Değişikliği ve Enerji, Ekonomi, Sosyal Politikalar.

Henüz yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Paylaş