ENGLISH
DESTEK OL!
Gönüllü Ol
HABERLER

İyi Şeyler Yapan Güzel İnsanlar: Kokopelli Şehirde

Yayınlanma Tarihi: 1 Şubat 2019
İyi Şeyler Yapan Güzel İnsanlar: Kokopelli Şehirde

“Umut ve cesaret bulaşıcıdır” diyerek 2015 yılında gerçekleştirdiğimiz İyi Şeyler Yapan Güzel İnsanlar Konferansı’nda, kötüye ve olumsuza odaklanmak yerine, iyi şeyler yapan insanları tanıtıp, onların yaptıklarını daha geniş kitlelere duyurmayı amaçladık. Örnek modeller geliştiren ve sürdüren insanların, başkalarına da ilham verebilmesi için İyi Şeyler Yapan Güzel İnsanlar, bir röportaj serisi olarak devam ediyor. İlk konuğumuz İstanbul Reşitpaşa’da bulunan Kokopelli Şehirde’nin kurucuları Yasemin Kurtulmuş Kırkağaçlıoğlu ve Elif Oğuzbal Çatıkkaş.

Röportaj: Turgay Özçelik

Kurumsal hayatlardan Kokopelli Şehirde’ye geçiş sürecinde Yasemin ve Elif’in öyküsünü öğrenebilir miyiz?

Elif: 10 yıldan fazla, bankacılık sektöründe bilgisayar mühendisliği yaptım. Kurumsal hayatımın sonlarına doğru, 2016 yılında bir yuvanın bahçesine Obaruhu ekibi ile yaptığımız bir kerpiç fırın var. Orada düğümleniyor bütün hikaye, ahşap bir evde büyümüş olmanın ve köklerime dönme ihtiyacım göz ardı edemeyeceğim bir noktaya geldi sanırım. Aynı senenin sonunda Küçükkuyu’nun Çetmibaşı köyünde oldukça dik bir dağın eteğinde bir dönüm zeytinliğin için minik bir kovuğumuz oldu. Tabii ki, o kovukla birlikte gelen güzel insanlar ve bir dolu okuma ve eğitim. Gelenekle geleceği birleştirme fikri, babaannemin el yordamıyla uyguladığı sürdürülebilirlik ilkelerinin ilhamıyla, permakültürün sunduğu takım çantası birleşti diyebilirim. Bir yandan, Bilgi Üniversitesi’nde Kültürel İncelemeler yüksek lisansımın tez aşamasındayım. Ekolojiyi akademik bir bakış açısıyla da irdelemenin yollarını keşfetmeye çalışıyorum. Gündelik direnişe inanıyorum ve 7 yaşındaki Kerem’in annesi kimliğimle de, öğrendiklerimi, öğreneceklerimi aktarabilmek için çalışmaya karar verdim ve kendimi Kokopelli Şehirde’denin kurucusu olarak buldum.

Yasemin: 10 yıla yakın süreyle danışmanlık ve bankacılık sektöründe çalıştım. Çocuklarımın doğumuyla birlikte sağlıklı gıdaya erişim konularına daha fazla kafa yormaya başladığım sırada permakültürle tanıştım ve bu konuda kendimi geliştirmeye başladım. Ekim 2016’da Matt Prosser tarafından verilen 2 günlük “Pratik Permakültür Semineri”ne katılarak “earth bag” yöntemiyle bir bank inşası ve mandala sebze bahçesi yapımında yer aldım. 2017 Mayısı’nda Mustafa Fatih Bakır ve Iraz Candaş’tan Permakültür Tasarım Sertifikası’nı aldım. Paralede Ekbiçyeiç’in “Green Apprenticeship” programı kapsamında bir AVM’nin terasının permakültür bahçesi olarak devam ettirilmesi için gönüllü çalıştım.

Dünya’nın kaynakları giderek tükeniyor, gıda, su sorunu, bitmeyen bir atık sorunu, hava kirliliği, iklim değişikliği ve etkileri… Çocuklarımız için her şeyin en iyisini yapmaya çalışırken gelecekte en temel ihtiyaçları konusunda yaşayacakları problemler için daha fazlasını yapabileceğimiz düşüncesiyle kolları sıvadık. Çok eskiden beri dostum olan, Elif Çatıkkaş’la birlikte Eylül 2017’de Kokopelli Şehirde’yi kurduk. Attığımız bireysel adımların kurduğumuz bağlarla birlikte bir değişim başlatabileceğine inanıyorum ve bunun için çalışıyorum.

Sizin yaşadığınız farkındalık ve dönüşüm sürecini geçirenlerin, yani ekolojik bir yaşam yolculuğuna çıkanların büyük bir bölümünün rotası kırsaldır. Kokopelli neden şehirde ve bu şehirden memnun mu?

Elif: Dramatik bir istatistikle başlayalım. Kara parçalarının sadece %3’ü şehirlerden oluşuyor. Nüfusun ise %50’si şehirlerde. Evet çok yoğun ve çok zor, özellikle İstanbul gibi bir şehirde yaşamak. Hepimiz zorlanıyoruz, yoruluyoruz ve söyleniyoruz. Acaba bu yoğunluğu bir avantaja çevirmek mümkün olur mu sorusunun cevabını arıyoruz şehirde. Küçücük bir bahçemiz var, orada ne kadar kendi gıdamızı yetiştirebiliriz, balkonda neler yapmak mümkün ve hep birlikte kompost yapsak, yağmur sularını tutsak, neler olur? Tüketimin ana kaynağı olan şehirler uzun bir süre var olmaya devam edecek gibi duruyor, işte bu yüzden Kokopelli Şehirde. Şehirden memnun muyuz? İnişli çıkışlı bir ilişkimiz var, hem çok sevip hem de nefret ediyoruz. Şu an bizim yuvamız İstanbul, burada yaptıklarımıza ve yapmaya çalıştıklarımıza inanıyoruz, umudumuz var.

İlk kez duyacak olanlar için, Kokopelli Şehirde neler yapar; bahsedebilir misiniz?

Yasemin: Kokopelli Şehirde, Sarıyer Reşitpaşa’da ekoloji ve sürdürülebilir yaşam odaklı bir öğrenme ve deneyimleme alanı. Burada, hem çocuk hem de yetişkinler için ekoloji odaklı eğitim ve atölyeler gerçekleştiriyoruz. Permakültüre giriş, kompost yapımı, kent bahçeciliği, saksıda bostan, bütüncül yönetim, ekolojik mimari, doğal tavuk yetiştiriciliği, sıfır atık, soğuk yöntem sabun ve doğal temizlik gibi atölyelerin yanı sıra daha sürdürülebilir ve sağlıklı beslenmeye yönelik fermante turşular, kefir, kombucha, ekşi mayalı ekmek yapımı gibi yetişkin atölyelerimiz oluyor. Her ay en az 1 sohbet düzenliyoruz, bugüne kadar toprak, arıcılık, agroekoloji, iklim değişikliği, permakültür, okullara verilen yılların muhasebesi gibi pek çok farklı konuda sohbet düzenledik. Çocuklarla, tohum topu, böcek oteli, tohumun yolculuğu gibi atölyeler ve sanat, müzik odaklı etkinliklerimiz oluyor. Burada verilen eğitim ve atölyeler dışında amacımız, aslında ortak düşüncede pek çok insana bir alan açmak ve birlikte sohbet etmeyi ve üretmeyi yeniden hatırlamak.

Elif: İstedik ki gelen katılımcılar şehirde küçük bir alanda da olsa daha sürdürülebilir yaşam pratiklerine ilişkin örnekleri görebilsinler. Öncelikle bir bahçemiz var ve bu bahçede kendi gıdamızı yetiştirmeye çalışıyoruz bunu yaparken de permakültür prensiplerinden faydalanıyoruz. Hem atıklarımızı dönüştürmek hem de toprağı beslemek için 3 farklı çeşit kompost yapıyoruz; bokaşi, soğuk kompost ve solucan kompostu. Bu sayede, Kokopelli’ye gelenler uygulamaları gördüğünde kompostun aslında kokmadığını ve doğru yapıldığında böcek gelmediğini gözleriyle görerek kendileri uygulama konusunda daha istekli oluyor. Suyumuza sahip çıkma anlamında örneklerimiz var; çatıdan yağmur suyu hasadı yaparak bunu bahçemizde sulamada kullanıyoruz. Evlerde en fazla su kullanımında tuvalette gerçekleşiyor biz de lavabodan çıkan suyu tuvalete aktaran bir sistem kurduk ve böylelikle lavabodan çıkan gri suyu kanalizasyona göndermek yerine sifonda kullanıyoruz.

Yasemin: Buraya gelen çocuklar, bahçede oyun oynarken sebzenin tohumdan nasıl yetiştiğini görebiliyor, yedikleri meyvenin kabuğunu komposta atarken kompostu öğreniyor, fideleri sularken yağmur suyu hasadından suyu doldururken suyun kıymetini ve yağmur suyunun depolanabilecek bir kaynak olduğunu anlıyor.

Elif: Mekanımızda, Sineksekiz ve Yeni insan Yayınevinin ekoloji kitaplarını ve kendi üretimini yapan arkadaşlarımızın sabun, bal ve zeytinyağını satarak onlara da destek oluyoruz. Adil üretim yapan üreticiyi desteklemek adına, Jade Çiftliği, Eppek, Koray’s farm, Tene, Derasol’un yer aldığı SAKÜDA (Sakarya Küçük Üretici Dayanışma Ağı) dağıtım noktasıyız her Çarşamba siparişleri Kokopelli’den teslim ediyoruz. Aynı zamanda, Anadolu Meraları türetici başıyız.

Yasemin: Mekanda yaptıklarımızın dışında, okullarda ve kurumlarda atölyeler yapıyoruz. Amacımız, mümkün olduğunca fazla kişiye ulaşmak ve farkındalık yaratmak. Okullarda sadece atölye değil, daha geniş anlamda permakültür tasarım çalışmaları da yapıyoruz. Ne yazık ki, okullarda beton bahçelerde, eli toprağa değmeden, kozalak gördüğünde ne olduğunu bilmeyen doğa yoksunu nesiller yetişiyor. Bunu değiştirmek için elimizden geldiğince çaba gösteriyoruz.

Kokopelli Şehirde için yalnızca bir atölye, eğitim kurumu gibi kısıtlayıcı tanımlamalar yapmak mümkün değil gibi görünüyor, en azından bildiğimiz anlamda. Çünkü atölye ve eğitimler haricinde üreten, çeşitli ekolojik meselelere dair çözüm arayışlarında aktif rol alan, diğer paydaşlarla işbirliği yapan, zaman zaman STK gibi hareket eden bir yapısı var. Siz nasıl tanımlıyorsunuz?

Yasemin: Evet bizi genelde bir STK zannediyorlar 🙂 Ekoloji konusunda birileri çalışıyorsa mutlaka bir STK’dır gibi bir algı var. STK değilse de hobi amaçlıdır gibi düşünülüyor. Kaynakları tükenmekte olan, ekolojik anlamda pek çok kritik eşiğe ulaştığımız gezegenle ilgili olarak sorumluluğu başkalarına atmak yerine elimizi taşın altına koyup gelin yapabileceklerimiz var demeyi tercih ettik. Kendimizi bir sosyal girişim olarak tanımlıyoruz. Toplumsal fayda yaratma amacında olan ama bunu yaparken kâr amacı da olan bir oluşum. Çözüm üretmek için kamu, özel sektör, STK’lar, üniversiteler ve bireylere pek çok rol düşüyor; biz biraz daha bireysel farkındalık yaratma kısmında aktif rol oynuyoruz. İşbirliği kültürünün çok önemli olduğunu düşünüyoruz ve pek çok paydaşla yakın çalışma halindeyiz.

Sizin dışınızda, yardım eden, katkı sunan kimler var ekibinizde?

Elif: Çok şanslıyız, harika gönüllülerimiz oldu. Gönüllülerimiz ile ekip olduk diyebiliriz. Sevgili Tuğçe şimdilerde hem bahçe hem de fermantasyon konusunda Kokopelli’de bize yardımcı oluyor. “Permakültüre Giriş Eğitimleri”ni verdiğimiz, “Permakültür Tasarım” eğitiminden tanıştığımız orman6 ekibinin Evren’i ise ekibimize yeni katıldı. Kendisiyle tasarım projelerinde ve bahçemizdeki zihni sinir projelerde, biyo yoğun yetiştiricilik gibi, birlikte çalışacağız. Şerife Ablamız var, gelenler bilir iki günlük atölyelerimizin yemeklerinde ve mekanın operasyonel olarak işlemesinde bize yardımcı oluyor. Son olarak da tabii ki Dede Atölyesi. Elif’in babasının atölyesi, kubbemizi yapmaktan, bütün masalarımıza, gri su ünitemizden yağmur suyu hasadına, bokaşi kovalarımızdan, okullara yaptığımız böcek otelimize kadar birçok teknik konuda bize yardımcı olan harika ustalardan ve bir de mühendisten oluşan, bize uzaylı gibi bakmayan, anlamaya ve oldurmaya çalışan müthiş bir ekip. Bu saydığımız kişilerin dışında ise her uzun eğitimimizde, eğitim sürecinde bize yardımcı olan bir kişilik gönüllü kadromuz oluyor. Sonuç olarak, ekibimiz hem bizim onlara, hem de onların bize katkı sağlayabileceği esnek ve genişlemeye müsait bir altyapıya sahip.

1 yıl içerisinde yaptıklarınızla ilham kaynağı oldunuz. Sizin ilham aldıklarınız?

Elif: Teveccühünüz. En çok ilham aldığımız kişiler çocuklarımız, büyük anne ve babalarımız. Çocuklarımız, çünkü bizim konfor alanımızın dışında olan her konuda bize yeni bir başlıkla geliyorlar ve sayelerinde büyüyoruz, büyük anne ve babalarımız, çünkü bizim dönüşüm hikayemize şahit olamamış olsalar bile anne ve babalarımız aracılığıyla onların kadim bilgisine danışıyoruz.

Peki sizin dönüşümünüz evi nasıl etkiledi? Aileniz ne düşünüyor?

Yasemin: Bizim dönüşümümüz Kokopelli Şehirde’nin ete kemiğe bürünmesinin çok öncesinde başlıyor. Kokopelli Şehirde’yi bu dönüşümün ilk hasadı olarak düşünüyoruz. Dolayısıyla evdeki dönüşüm hikayemiz bugünden yarına gibi değil, yavaş ve kademeli. Tabii ki atıklarımızı azaltmak konusunda her zaman bir farkındalığımız vardı. Komik bir hikaye, 10 sene önce Elif eşiyle düzenli olarak alışveriş yaptıkları manava, ısrarla plastik poşet istemediğini söylüyor ve yanında bez çantalarla gidiyor, adam bir türlü anlam veremiyor. Eşi bir gün manava yalnız gittiğinde ise “Abi oh, yenge gelmemiş, poşet vereyim mi?” diyor büyük bir iştahla. Cem poşeti almıyor şükür ki, hala birlikteler. Şaka bir yana, ailemizde de, kurumsal hayatlarımızda çalışırken de, arkadaş ortamlarında da, öncelikle bireysel farkındalığımızı sonrasında da çabalarımızı ailemizle, dostlarımızla paylaşmaya çalışıyorduk. Dolayısıyla, Kokopelli Şehirde’yi kuruyoruz dediğimizde yakınlarımız çok da şaşırmadılar. Geniş aile sohbetlerinde konunun organik tarıma, su tüketimine ve komposta gelmesi çok keyifli. Öte yandan bu bir gündelik direniş. Her sabah uyandığınızda yeni bir macera. Çocuklarımız çoğunlukla destekçimiz olmakla birlikte, ekofobi yaratmadan, onlarla orta yolu bulmak bizi zaman zaman zorlayabiliyor. Eşler ise apayrı bir hikaye, neden portakal kabuğu ile elma sapının farklı kompostlara attığımızı anlatmaktan, bireysel çabaların önemi/önemsizliğine dair geniş bir yelpazede uzun tartışmalı sohbetlerimiz oluyor. Öte yandan bütün eleştirileriyle beraber, tam destekleri de hep arkamızda. Sonuç olarak Kokopelli Şehirde yeni bir oluşum, her yeni oluşum gibi kırılgan ve ailemizin desteği olmadan böyle bir girişimin parçası olmaya cesaret edemezdik.

Yaptığınız güzel işleri görüyoruz. Peki isteyip de yapamadıklarınız? Varsa Kokopeli Şehirde’nin başarısızlık örnekleri?

Elif: En çok istediğimiz daha fazla okula ulaşmak. Henüz bunu başarabilmiş değiliz. Bunun için önümüzdeki en büyük engel finansal kısıtlar, bunu aşmanın yolları üzerinde çalışıyoruz. Kokopelli Şehirde’de en büyük başarısızlık hikayemiz bahçemizde yetiştiremediklerimiz. Doğal yöntemlerle kendi sebzemizi yetiştirmeye çalıştığımız için, bütün böceklere bizim bahçe tam bir ziyafet sofrası, güneş de biraz az alan bir bahçemiz var dolayısıyla tam istediğimiz gibi gitmiyor. Ama minik bahçemizde ektiklerimizi bir sonraki sabah sümüklü böceklere kaptırmak ve tohumdan meyveye bir şey yetiştirmeye çalışmak her seferinde üreticiyi daha iyi anlamamızı sağlıyor. Şehirdeki yoğun tempoda her şeyin bir an önce olmasını bekliyoruz ama doğa öyle değil, doğanın döngüsünde, zamanla ve sabırla oluyor. Biz de bunu öğreniyoruz 🙂

“Ben ne yapabilirim ki?” sorusuna çokça cevabınız olduğunu biliyoruz. Peki nereden başlamalı?

Yasemin: Nereden başlamalı, nasıl anlatmalı 🙂 Ben ne yapabilirim ki demeyelim diye oluşturduğumuz ve sosyal medyada düzenli aralıklarla paylaştığımız seride niyetimiz mümkün olduğunca sürdürülebilir ve ekolojik yaşam tarzına yönelik farkındalık yaratmak ve pratik önerilerde bulunmak. Biz seriye atıklarımızı azaltalım diye başladık. Atıklarımızı azaltmanın birçok yolu var. İlk adım olarak kompost yapmak biraz zorlayıcı olabilir, bez çanta ve mataranızı yanınızda taşımak, dışarıda içecek siparişi verirken pipet istemiyorum diyerek başlamak 5 yaşındaki çocuklarımızın bile sahiplenerek kolaylıkla yapabileceği alışkanlıklar.

Kokopelli Şehirde 2019’da neler yapacak?

Yasemin: 2019’da atölye ve sohbetlere devam. Okullara yönelik projeler üzerinde çalışıyoruz. Özel ihtiyacı olan çocuklara yönelik bir devlet okulunda bizi heyecanlandıran bir permakültür tasarım projemiz var. Büyükçe bir arazide, hem kendi okulları hem de etraftaki diğer okullar için bir uygulama alanı olmasını hayal ediyoruz. Ve bu projeyi kovalayıp sahip çıkan harika bir öğretmenleri var; bizi en çok da heyecanlandıran bu oldu açıkçası. 2019’da biraz daha Kokopelli mekanının dışında kent bahçeciliğinin yaygınlaşması için projelerimiz var. Bir de komposta kafayı taktık, sitelerde, okullarda biraz dil dökeceğiz; hep beraber anlatsak güzel olmaz mı 🙂 2019’da bütün bunları destekleyecek şekilde bokaşi ve solucan kompostu kutularına ek olarak başka ürünler de hayata geçecek.

Buğday takipçileri için mesajınız?

Elif: Bu hareketin bir parçası oldukları için öncelikle teşekkür ederek başlamak isteriz. Alışkanlıkları değiştirmek hiç kolay değil ve birey olarak zaman zaman gezegenin gidişatıyla ilgili umutsuzluğa kapıldığımız ve boşa kürek çekiyormuş gibi hissettiğimiz günler oluyor. Bir anda her şeyi değiştirmek mümkün değil ama biz “bir sıfırdan büyüktür” diye düşünmeyi seviyoruz ve doğru olduğunu düşündüğümüz şeyi yapmak iyi geliyor 🙂

Etiketler:

1 adet yorum var

  1. Zübeyde

    Hep evde suyu nasıl koruyabilirim diye düşünüyorum.Anca ufaktefek şeyler yapabiliyorum.Mesela banyoda sıcak su gelene kadar ki soğuk suyun yabana gitmemesi için kovalara doldurup başka yerlerde kullanıyorum mutfakta ufak tefek şeyler ama daha fazla ne yapabilirim bilmiyorum bilgilendirirseniz sevinirim

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Paylaş