DESTEK OL!
Gönüllü Ol
HABERLER

Biyoçeşitlilik için doğaya yardımcı çözümler

Yayınlanma Tarihi: 21 Haziran 2021
Biyoçeşitlilik için doğaya yardımcı çözümler

Doğa dostu uygulamaların teşvik edilmesi, ekosistemlerin korunmasına ve restorasyonuna yardımcı olarak hem iklim hem de toprak verimliliği için kayda değer faydalar sağlayabilir.

Modern tarımın toprak sağlığı ve iklim değişikliği üzerindeki olumsuz etkisini telafi etmek adına geliştirilen ve iklim koşullarını göz önünde bulunduran akıllı tarım uygulamaları, politika yapıcıların gündeminde öne çıkıyor.

Sürdürülebilirlik kapsamında teknolojik gelişme gerektiren diğer konuların aksine, çiftçiler tarım sektöründe doğaya dayalı çözümlere yöneltilebilir. Çiftçilerin doğa dostu uygulamaları benimsemeye teşvik edilmesi; toprakların karbon rezervlerini iyileştirmeye, sera gazı emisyonlarını azaltmaya ve biyoçeşitliliğin korunmasına ve restorasyonuna katkıda bulunmaya yardımcı olup hem iklim hem de toprak verimliliği için kayda değer faydalar sağlayabilir.


Karbon tutan yer örtücü bitkiler

Sonbaharda toprağa (çiftçiye gelir kaybı yaşatmayacak) bitkiler ekerek, gübre kullanmak yerine toprağı kış ayları boyunca bitkiler ile kapalı tutma uygulaması olarak karşımıza çıkan ‘’yer örtücü bitkiler’’, tarıma dair doğal yöntemler hususunda en önemli uygulamalar arasında sayılıyor. Yer örtücü bitkiler, satılmak amacıyla değil, toprak erozyonunu azaltmak, toprak sağlığını iyileştirmek ve toprakta su tutulmasına yardımcı olmak için ekilen ürünlerdir.

Her bir yer örtücü bitkisinin farklı faydaları vardır. Çiftçiler, arazilerini olumsuz hava koşullarının etkilerinden korumak ve ekecekleri ürünlerin köklenmesini iyileştirmek amacıyla toprak üzerinde bitki örtüsünün çabuk çoğalması sebebiyle yabani hardal ve yağlı turp tohumunu tercih ederler. Baklagiller ve tahıllar (kışlık buğday, çavdar ve çavdar otu) ise topraktaki azotu azaltmak ve verimliliği arttırmada en iyisidir.

Tıbbi Bitkiler Uzmanı Nazım Tanrıkulu’nun “Bahçelerimizin Yorganı Yer Örtücü Bitkiler” başlıklı yazısını buradan okuyabilirsiniz.

Yavşanotu (Veronica sp.)
Fotoğraf: www.nazimtanrikulu.com

Yer örtücü bitkilerin kullanılmasına dair sürecin başarılı ilerlemesi adına önceden planlamanın yapılması verim sağlanması noktasında anahtardır; ancak bu plana dahil olarak ürün rotasyonunun belirlenmesi veyahut her bir ürünün ne gibi faydalar sağlayacağını bilmek zor olabilir. Bu zorluklar sebebiyle, günümüzde, yalnızca çok az sayıda çiftçi bu yöntemi kullanıyor.

Bir karbon rezervi olan toprak, dünyanın sahip olduğu ekolojik sistem ile atmosfer arasında doğal bir döngü dahilinde karbon değiş tokuşu yapılmasında önemli bir rol üstleniyor. Yer örtücü bitkiler olarak kullanılan bu ekinler, aynı zamanda, okyanuslardan sonra dünyanın ikinci karbon birikintisi olan karada karbon tutulmasını artırmaya yardımcı oldukları için “karbon ürünleridir”.


Avrupa Birliği karbon tarımını gündemine aldı

Yer örtücü bitkiler uygulaması, toprakta karbon konsantrasyonunu artırma yeteneğine sahip olduğundan ve bu uygulamanın yaygınlaşmasının önümüzdeki birkaç yıl içerisinde artma olasılığını taşımasından dolayı, karbon dengeleme için çok daha fazla fırsat yaratabilme potansiyeli ile yatırımcıların ve politika yapıcıların dikkatini çekiyor.

Geçtiğimiz nisan ayında, Avrupa Komisyonu, Avrupa Birliği bölgesine dahil olan alanlarda son iki yıl içerisinde geliştirilen bu alandaki mevcut projeleri değerlendiren ve Avrupa Birliği’nde ‘’karbon tarımı’’nı planlamak, kurmak ve uygulamak için sonuçlar çıkaran bir rapor yayımladı.

Raporda, yer örtücü bitkiler uygulamasının karbonu ne ölçüde daha etkili bir şekilde yakalayabildiğinin hala araştırıldığı ve topraktaki karbonun ölçülmesinde bazı belirsizliklerin var olduğu ancak karbonun zamanla birikmesi sebebiyle daha büyük bir ölçekte örnek toplandığında ölçümün daha kolay yapılabileceğinin üzerinde duruluyor. 

‘’The British Ecological Society’’ tarafından 12 Mayıs 2021 tarihinde yayınlanan yeni bir rapor ise, yer örtücü bitkiler uygulaması gibi doğaya dayalı çözümlerin, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin azaltılmasına nasıl değerli bir katkı sağlayabileceğini ve doğayı koruma eylemleriyle bütünleşerek neden kolektif bir şekilde uygulanması gerektiğini ayrıntılarıyla açıklıyor. Rapor ayrıca, şehirlerin içinde kalan ağaçların karbon yakalama depoları olarak kullanılabileceğini de ortaya koyuyor. 


Kentsel alanlar arıların yaşamı için potansiyel taşıyor

Modern tarım uygulamalarının ve tarım yapmak amacıyla arazi kullanımının artması, toprak erozyonu ve canlıların sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinin yanı sıra, başta arılar olmak üzere polenlerin taşınmasını sağlayan tüm canlıların yaşam alanlarını ve alışkanlıklarını da etkiliyor.

Arılar, neredeyse tüm meyve ve sebzeler dahil olmak üzere, Dünya’daki mevcut çiçekli bitkilerin %80’ininden fazlasının polenlerini yayması dolayısıyla biyoçeşitliliğin en önemli anahtarı olma rolünü üstleniyor. Ancak, mısır, buğday veya soya gibi bitkiler çiçek açmadığından dolayı bu bitkilerin bulunduğu tarlalarda polenlerin arılar aracılığıyla yayılması mümkün değildir. Buna karşın, şehirlerin içerisinde kalan parklar, bahçeler ve balkonlarda yetiştirilen çiçekli bitki çeşitliliğinin fazlalığı sayesinde polen bulabilen arıların yaşamı için kentsel alanlar büyük bir rol oynuyor.



Bahçenizi daha az biçerek karbon ayak izinizi azaltın

Mevcut ekolojik olumsuzlukların karşısında ‘’No Mows Way’’ isimli bir girişim, bir bahçeyi daha az sıklıkta – ideal olarak dört haftada bir – biçmenin on kata kadar daha fazla arı çekebileceği konusunda bahçıvanlar arasında farkındalık yaratmayı amaçlayarak tarımda doğal yöntemler hususunda çalışmalarına devam ediyor.

Girişimin yapmış olduğu hesaplamalar, daha az biçme işleminin gerçekleştirilmesinin insanların karbon ayak izi üzerinde ciddi bir etkiye sahip olabileceğini gösteriyor çünkü az sayıda biçme işlemi, hem daha düşük enerji tüketimi anlamına geliyor hem de yer örtücü bitkiler uygulamasında olduğu gibi üzerinde daha fazla bitki örtüsü bulunan toprakların daha fazla karbon depolaması sebebiyle karbondioksit salınımının fazla olmasının önüne geçiyor.

Özetlemek gerekirse, hazırlanmış olan tüm raporların ve çalışmalarını, habitatların tamamında doğaya dayalı çözümlerin sunulabileceğini ortaya koyduğunu söyleyebiliriz. Bu tarz doğa dostu uygulamalara yapılan yatırımların yalnızca tarım sektörü dahilinde değil, aynı zamanda daha fazla biyoçeşitlilik ve verimlilik sağlayacak olan karbon yakalama için de oldukça etkili bir mekanizma potansiyeli taşıdığı unutulmamalıdır.


Çeviri ve derleme: Deniz Saygı

Kaynak: Sustainable Strategies For Agriculture And Biodiversity: As Simple As Helping Nature Run Its Course – Daniela De Lorenzo, Forbes

Etiketler:

Henüz yorum yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Paylaş