Afetlere Karşı Yurttaş Dayanışması
Yaz boyu Avrupa’dan Kanada’ya dünyanın her yerinde yaşanan yangınlar, Ağustos ayında Nepal-Tibet sınırında bir buzul çökmesi ve moloz akışının neden olduğu büyük sel felaketinin de ortaya koyduğu gibi iklim krizi, afetlerin sıklığını ve şiddetini artırıyor. Önümüzdeki yıllarda yaşanması olası felaketlere karşı dayanıklı yapılar kurmak kadar afetlere hazırlık ve afet zamanlarında akut destek verecek oluşumlara da ihtiyacımız var. Şubat 2023’te yaşanan Güneydoğu Anadolu depremleri, afetlerde daha hızlı harekete geçebilen yerel örgütlerin önemini bir kez daha gösterdi. Afetlere dirençli toplumlar, yalnızca kurumların değil yaşadığı mahallenin risklerini bilen, eğitimli ve organize vatandaşların da sürece katılmasıyla oluşuyor.
Hazırlayan: Azra Çelik Gökdan (İletişim Gönüllüsü)
Vatan sevgisi denince aklımıza öncelikle aktif bir yurttaş olmak ve bu bilinçle ülkemizi; canlı ve cansız tüm varlıklarıyla birlikte korumak geliyor. Gönüllülük esasına dayanan inisiyatifler, aktif yurttaşlık bilincini hayata geçirmemize önemli bir alan açıyor. Bu sayımızda, hepimiz için büyük önem taşıyan böyle bir gönüllü faaliyete odaklanıyoruz. Orman yangınları başta olmak üzere çeşitli afetlerle mücadele etmek amacıyla örgütlenen Mahalle Afet Gönüllüleri Acil Müdahale Derneği (MAG AME) Datça İlçe Temsilciliği’nden Barış Muştu ile derneğin örgütlenme yapısını, projelerini ve özellikle orman yangınlarına yönelik çalışmalarını konuştuk.
Barış Muştu, Mahalle Afet Gönüllüleri Acil Müdahale Derneği (MAG AME) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı, Muğla İl Temsilcisi ve Datça İlçe Temsilcisi. Datça’da uzun yıllardır afet ve acil durum gönüllülüğü alanında çalışmalar yürütüyor; gönüllü ekiplerin eğitim, hazırlık, koordinasyon ve saha faaliyetlerinde aktif görev alıyor. Bir yandan Datça Devlet Hastanesi’nde özel güvenlik birim sorumlusu olarak çalışmaya devam ederken, diğer yandan gönüllü katıldığı projelerde özellikle afetlere hazırlık, kentsel arama kurtarma, orman yangınları ve yerel dayanışma çalışmalarını yürütüyor.

Merhaba Barış Bey, Buğday Derneği adına söyleşimizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederiz. Öncelikle Mahalle Afet Gönüllüleri Acil Müdahale Derneği Datça İlçe Temsilciliği (MAG AME Datça) ne zaman, nasıl ve hangi amaçla kurulduğunu bize aktarır mısınız?
Merhaba, tabii rica ederim. Mahalle Afet Gönüllüleri (MAG) Projesi, 1999 Marmara Depremi sonrasında ortaya çıkan; afetlere hazırlığı mahalle ölçeğinden başlatmayı, vatandaşları afet öncesinde, afet süresince ve sonrasında doğru davranış konusunda eğitmeyi ve profesyonel ekipler olay yerine ulaşıncaya kadar toplumun kendi içindeki bilinçli ve eğitimli olma kapasitesini güçlendirmeyi amaçlayan bir gönüllülük modeli. Projenin temelinde “afetlere dirençli toplum, yalnızca kurumların değil, yaşadığı mahallenin risklerini bilen, eğitimli ve organize vatandaşların da sürece katılmasıyla oluşur” düşüncesi yatıyor. MAG AME ise bu gönüllülük yapısının daha ileri eğitim alan, operasyonel kapasite kazanan ve gerektiğinde ilgili kamu kurumlarının koordinasyonunda görev yapabilen bölümü. Datça’da bu anlayışla 2016 yılında faaliyete başladık. O tarihten bu yana deprem, yangın, kayıp arama, mahsur kalma ve benzeri afet ve acil durumlara hazırlık çalışmalarının yanında, toplumda afet bilincini ve gönüllülük kültürünü yaygınlaştırmaya çalışıyoruz.
Derneğin örgütlenme yapısı nasıl?
Derneğimiz genel merkez yapısı altında il ve ilçe temsilcilikleri üzerinden örgütleniyor. Ancak yapılanmamızın temelinde Mahalle Afet Gönüllüsü modeli bulunuyor. Amacımız mümkün olduğunca çok insanı afet konusunda bilinçlendirmek; bunların içerisinden istekli ve uygun olan gönüllüleri eğitimlerle daha ileri seviyeye taşıyarak operasyonel ekipler oluşturmak. Muğla’da Datça, Fethiye, Marmaris, Bodrum ve Menteşe’de yapılanmalarımız bulunuyor. Bunun yanında Türkiye genelinde İstanbul, Samsun, Edirne ve Bursa başta olmak üzere farklı illerde akredite ekiplerimiz ve Mahalle Afet Gönüllüsü yapılanmalarımız var. İstanbul’da 39 ilçenin her birinde en az 30-35 kişilik Mahalle Afet Gönüllüsü yapılanmasının bulunması, bu modelin yerelde ne kadar geniş bir insan kaynağı oluşturabileceğine güzel bir örnek. Bu kapasite eğitimler, tatbikatlar ve yeni gönüllülerin katılımıyla her geçen gün gelişiyor.
Derneğin bağlı olduğu ya da tarafından tanındığı herhangi bir kamu kurumu veya özel kurum var mı?
Bir kamu kurumuna bağlı bir yapı değiliz; sivil toplum kuruluşuyuz. Ancak afet ve acil durum çalışmalarında AFAD başta olmak üzere ilgili kamu kurumlarıyla koordinasyon içinde çalışıyoruz. Ekiplerimiz AFAD’ın akreditasyon sistemi kapsamında eğitim ve sınav süreçlerinden geçebiliyor. Datça’da iki akredite ekibimiz bulunuyor. Orman yangınlarında da görev ve saha koşullarına göre AFAD, Orman Genel Müdürlüğü teşkilatı, belediyeler, itfaiye, jandarma, emniyet ve diğer ilgili kurumlarla koordineli çalışıyoruz.
Üyelik süreci nasıl ilerliyor?
Gönüllülük ile dernek üyeliğini birbirinden ayırmak gerekiyor. Faaliyetlerimize katkı sunmak isteyen herkesin ilk aşamada mutlaka operasyonel personel olması gerekmiyor. Kişinin ilgi alanına, zamanına, fiziksel yeterliliğine ve aldığı eğitimlere göre farklı görevler üstlenmesi mümkün. Dernek üyeliği ise tüzük ve mevzuat çerçevesindeki ayrı bir süreç.
Ne tip gönüllü roller bulunuyor?
Operasyonel arama kurtarma ve yangın destek ekiplerinin yanında lojistik, haberleşme, eğitim, planlama, saha güvenliği, ilk yardım, araç-ekipman takibi, sosyal projeler, organizasyon ve idari destek gibi çok farklı alanlar bulunuyor. Her gönüllünün yangının içine ya da enkaza girmesi gerekmiyor. Doğru eğitim ve görev tanımıyla masa başından lojistiğe kadar her katkı afet yönetiminin bir parçası.
Gönüllüler bir eğitim sürecinden geçiyor mu?
Evet. Operasyonel görev alacak gönüllüler için eğitim temel şartımız. Temel afet bilinciyle başlayan süreç; ekip organizasyonu, kişisel koruyucu donanım, temel arama kurtarma, enkazda çalışma, haberleşme, ilk yardım, yangın farkındalığı ve görevin niteliğine göre teknik eğitimlerle devam ediyor. AFAD akreditasyonuna hazırlanan ekipler ayrıca ilgili akreditasyon kılavuzundaki eğitim, personel, ekipman ve sınav kriterlerini karşılamak zorunda. Eğitimleri tek seferlik değil, düzenli tekrar ve tatbikatlarla sürdürüyoruz.

MAG AME olarak sadece orman yangınlarına müdahalede bulunmuyorsunuz, başka hangi tür afetlerde destek sağlıyor veya aktif rol alıyorsunuz?
Kentsel arama kurtarma, kayıp şahıs arama, mahsur kalma olayları, orman yangınları, sel ve su baskını, fırtına gibi afet ve acil durumlarda; eğitim, akreditasyon ve yetkinlik sınırlarımız içinde destek görevleri üstleniyoruz. Bunun yanında tahliye, lojistik, haberleşme, saha desteği ve ihtiyaç halinde ilgili kurumların talep ettiği diğer destek faaliyetlerinde görev alabiliyoruz. Özellikle bölgemizde meydana gelen kayıp şahıs ve doğada mahsur kalma vakalarında AFAD, jandarma ve diğer ilgili kamu birimleriyle koordinasyon içerisinde çok sayıda çalışmaya katıldık. Burada temel prensibimiz, olayın sorumlusu olan kamu kurumunun koordinasyonuna uymak ve bize verilen görev alanında eğitimimiz ve kapasitemiz ölçüsünde katkı sunmaktır.
Şu anda Datça’da ve Muğla genelinde kaç gönüllünüz var?
Muğla’da oldukça geniş ve farklı seviyelerde bir gönüllü yapımız var. Datça’da iki AFAD akredite ekibimiz ve toplam 60 kişilik operasyonel ekibimiz bulunuyor. Bunun yanında yaklaşık 230 kişilik Mahalle Afet Gönüllüsü yapımız var. Menteşe’de 64, Marmaris’te 42 Mahalle Afet Gönüllümüz bulunuyor. Fethiye’de 35 kişilik akredite operasyonel ekibimizin yanında yaklaşık 200 Mahalle Afet Gönüllümüz; Bodrum’da ise 25 kişilik akredite ekibimizin yanında yaklaşık 250 Mahalle Afet Gönüllümüz bulunuyor. Burada önemli olan yalnızca sayı değil; bu gönüllülerin eğitimlerle, tatbikatlarla ve düzenli çalışmalarla afetlere hazırlık kültürünün bir parçası haline gelmesi. Operasyonel ekiplerimiz ise gerekli eğitim ve yeterlilik süreçlerinden geçerek sahada ilgili kamu kurumlarının koordinasyonunda görev yapabilecek kapasitede hazırlanıyor.
Bu tür bir yapılanma ile afetlerde hangi rolleri alabiliyorsunuz, MAG-AME Datça ekibi olarak nasıl bir teçhizata sahipsiniz?
Datça ekibimiz deprem enkaz, operasyonel arama kurtarma, yangın çalışmalarına destek verebilen eğitimli gönüllüler, lojistik ve haberleşme desteği sunan ekip arkadaşlarımızdan oluşuyor. Operasyon araçlarımız, kişisel koruyucu donanımlarımız, arama kurtarma malzemelerimiz, haberleşme ekipmanlarımız, ilk yardım ve travma çantalarımız, gaz ölçüm ve görüntüleme ekipmanlarımız, tahliye fanımız ve farklı saha görevlerinde kullandığımız teknik malzemelerimiz var. Ayrıca Datça için 4×4 bir ilk müdahale ve yangın destek aracının kazandırılması konusunda önemli bir çalışmayı Toplum Dayanışma Ağı Derneği ile birlikte yürütüyoruz. Burada esas olan yalnızca ekipmana sahip olmak değil; o ekipmanı doğru eğitimle ve doğru görev tanımıyla kullanabilmek.
Yerel orman yangınlarının yanı sıra Türkiye’nin farklı bölgelerindeki yangınlara da destek verdiğinizi duyuyoruz. Bu da aslında yerel bir yapılanmanın, yerelin ötesine bile destek verecek güçte olduğunun bir göstergesi. Son iki yılda müdahale ettiğiniz yangınlara ve mümkünse bu müdahalelerin sayılarına ilişkin örnekler paylaşabilir misiniz?
Evet. İhtiyaç ve resmi görevlendirme olduğunda yalnızca Datça’da değil, Muğla’nın diğer ilçelerinde ve gerektiğinde farklı illerde de destek görevlerine katılıyoruz. Yakın dönemden örnek verirsek 2026 yılında Göcek, Seydikemer, Yeşilüzümlü ve Aksaz bölgesindeki yangınlarda ekiplerimiz görev aldı. Geçtiğimiz yıl Ağustos ayında Köyceğiz’de meydana gelen yangında da sahadaydık. Daha geriye gittiğimizde 2021 Marmaris yangınları, 2022 Datça ve Bördübet yangınları, 2023 Aksaz yangını ve Uşak’ta meydana gelen yangınlar gibi birçok olayda ekiplerimiz destek verdi. Bu görevlerde hiçbir zaman sahadaki asli kamu kurumlarının yerine geçen bir anlayışla hareket etmiyoruz. Görevlendirme ve koordinasyon çerçevesinde, eğitimimiz ve ekipmanımızın uygun olduğu alanlarda profesyonel ekiplerin çalışmalarına destek oluyoruz.
Orman yangınlarına müdahale süreci nasıl işliyor? Yangın haberinin alınmasından görevlendirmelere ve sahadaki aktif çalışmalarınıza kadar süreci anlatabilir misiniz?
Bir yangın ihbarı alındığında öncelikle olayın yeri, büyüklüğü ve resmi görevlendirme süreci takip edilir. Ekiplerimiz kendi başına ve kontrolsüz şekilde yangın sahasına girmez. Görevlendirme yapıldığında personel ve araç planlamamızı tamamlayarak AFAD koordinasyonunda bölgeye intikal ederiz. Yangın sahasına ulaştığımızda Orman teşkilatının saha koordinasyonu içerisinde hareket eder, bize gösterilen görev alanında ve verilen görev doğrultusunda çalışırız. Bu görev; ihtiyaç durumuna göre lojistik destek, hortum serme, soğutma çalışmalarına destek, malzeme ve personel desteği ya da diğer saha görevleri olabilir. Bizim açımızdan en önemli konu görev zincirine, saha güvenliğine ve yetki sınırlarına eksiksiz uymaktır. Gönüllü gücünün gerçek değeri de zaten profesyonel kamu ekipleriyle doğru koordinasyon içerisinde çalıştığında ortaya çıkıyor.
Dernek olarak ekipman eksikliklerizi nasıl tamamlıyorsunuz?
Eksiklerimizi bağışlar, yerel dayanışma, gönüllü destekleri ve mevzuata uygun dernek gelirleriyle tamamlamaya çalışıyoruz. 18 Ağustos’ta Toplum Dayanışma Ağı Derneği tarafından düzenlenen dayanışma konserinin temel amacı da Datça’nın ihtiyacına yönelik 4×4 ilk müdahale aracının ve üzerinde kullanılacak yangın müdahale sisteminin finansmanına katkı sağlamaktı. Bu proje yalnızca bir araç alımı değil; Datça’da kalıcı bir afet ve yangın müdahale kapasitesi oluşturma çalışmasıdır. Desteklerin tamamında şeffaflık ve amacı doğrultusunda kullanım bizim için temel prensiptir.”
Özel sektör veya kamu kurumlarıyla ortak yürüttüğünüz çalışmalar var mı?
Evet. Çalışmalarımızın önemli bir bölümü kamu kurumları ve yerel yönetimlerle koordinasyon ve işbirliği içerisinde yürütülüyor. Afet ve acil durumlarda AFAD’ın koordinasyonu bizim için temel çerçeveyi oluşturuyor. Orman yangınlarında sahada Orman teşkilatının koordinasyonunda, olayın niteliğine göre belediyeler, itfaiye, kaymakamlık, jandarma, emniyet ve sağlık birimleriyle görev ve yetki sınırları içerisinde birlikte çalışıyoruz. Özel sektör ve sivil toplumla da eğitim, ekipman, lojistik ve sosyal sorumluluk alanlarında dayanışmalarımız olabiliyor. Biz bu işbirliğini çok kıymetli görüyoruz; gönüllü yapılar kamu kurumlarının alternatifi değil, doğru eğitim ve koordinasyonla onların çalışmalarını destekleyen toplumsal bir güçtür.
Faaliyet gösterdiğiniz dönemde orman yangınlarının yoğunluğunda bir artış gözlemlediniz mi?
Sahadaki deneyimimiz, özellikle yaz aylarında yangın riskinin çok daha uzun süre yüksek seyrettiğini ve aynı dönem içinde birden fazla noktada ciddi olaylarla karşılaşabildiğimizi gösteriyor. Muğla gibi orman varlığının, sıcaklığın, rüzgârın ve yaz nüfusunun yüksek olduğu bir bölgede küçük bir ihmal çok kısa sürede büyük bir olaya dönüşebiliyor. Bu nedenle yalnızca çıkan yangına müdahale etmeyi değil, sezon öncesi hazırlığı ve toplumun risk bilincini artırmayı da en az müdahale kadar önemli görüyoruz.
Sizce MAG AME gibi gönüllü örgütlenmeler orman yangınlarıyla mücadelede etkili aktörler mi? Bu tür yapıların yangınların yayılmasını önleme ve kontrol altına alma süreçlerine katkısını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Eğitimli, disiplinli ve kamu kurumlarının koordinasyonu içerisinde çalışan gönüllü örgütlenmelerin afet yönetiminde önemli bir destek kapasitesi oluşturduğunu düşünüyorum. Ancak burada sınırı doğru çizmek gerekiyor: Gönüllü ekipler kamu kurumlarının alternatifi değildir ve asli müdahale sorumluluğunu üstlenmez. Bizim görevimiz, yetkinliğimiz ölçüsünde profesyonel ekiplerin çalışmalarına destek olmak, yerel insan gücünü organize etmek ve toplumun afetlere hazırlık kapasitesini artırmak. Mahalle Afet Gönüllüsü Projesi’nin önemi de burada ortaya çıkıyor. Afet olmadan önce mahalle ölçeğinde bilinçli ve organize bir toplum oluşturduğunuzda, afet anında paniğin azalmasına, doğru bilginin yayılmasına ve profesyonel ekiplerin çalışmalarının desteklenmesine katkı sağlıyorsunuz.
Orman yangınlarıyla mücadelede hangi aktörlerin —kurumlar, kuruluşlar, yerel yönetimler, gönüllüler ve bireyler gibi— sürece dahil olması gerekir? Bu aktörler arasındaki koordinasyon nasıl sağlanırsa mücadele daha etkili olur?
Afetlerle ve özellikle orman yangınlarıyla mücadele çok paydaşlı bir süreç. Başta ilgili kamu kurumları olmak üzere yerel yönetimler, güvenlik ve sağlık birimleri, sivil toplum kuruluşları, eğitimli gönüllüler, özel sektör ve vatandaşların her birinin kendi görev ve sorumluluğu içinde sürece katkısı vardır. Buradaki anahtar kelime koordinasyon. Yetki ve görev karmaşası oluşturmadan, kamu kurumlarının belirlediği koordinasyon ve görev zinciri içerisinde herkes kendi kapasitesini doğru yerde kullanmalı. Biz MAG AME olarak da bu anlayışla hareket ediyoruz. Eğitimli gönüllülerin yerel bilgisi ve insan gücü, kamu kurumlarının profesyonel kapasitesiyle doğru şekilde buluştuğunda afetlere karşı toplumsal direnç güçleniyor.
Sizce orman yangınlarıyla mücadelede hangi adımlar atılmalı ve ne tür örgütlenme modelleri oluşturulmalı?
Bence en önemli adımlardan biri afetlere hazırlığı mahalle ölçeğine kadar indirebilmek. Mahalle Afet Gönüllüsü Projesi’nin temel değeri de bu. İnsanlar yaşadıkları mahallenin risklerini, toplanma alanlarını, kırılgan gruplarını ve temel afet davranışlarını önceden bilmeli; gönüllüler düzenli eğitim ve tatbikatlarla bu bilgiyi canlı tutmalı. Bunun yanında operasyonel görev üstlenecek ekiplerin standart eğitimlerden geçmesi, gerekli akreditasyonları tamamlaması ve kamu kurumlarıyla ortak çalışma kültürünü geliştirmesi gerekir. Böylece afet anında kendiliğinden ve kontrolsüz biçimde sahaya çıkan kalabalıklar yerine, görev ve yetki sınırlarını bilen, koordinasyon sistemine uyum sağlayan eğitimli bir gönüllü kapasitesi oluşur.

MAG-AME olarak orman yangınlarına müdahalenin yanı sıra yangınları önlemeye yönelik çalışmalar da yürütüyor musunuz?
Evet. Yangınla mücadeleyi yalnızca alevle karşılaştığımız an olarak görmüyoruz. Sezon öncesi ekip hazırlıkları, ekipman kontrolleri, eğitimler, riskli dönemlerde gönüllülerin bilgilendirilmesi, vatandaşlara erken ihbar ve doğru davranış konusunda farkındalık oluşturulması, çevre temizliği ve yanıcı atıkların azaltılmasına katkı sunan çalışmalar da önleme yaklaşımımızın parçası. Bir dumanın zamanında bildirilmesi veya küçük bir riskin önceden ortadan kaldırılması bazen büyük bir yangını engelleyebilir.
Datça MAG AME’nin orman yangınları dışında çeşitli afet dışı projelere de aktif destek verdiğini görüyoruz. Bu yaz Datça-Marmaris Karayolu’nun Balıkaşıran mevkiinde zor ulaşılan bölgelerden yaklaşık 2 ton atığın temizlenmesi çalışması bunlardan biri. Bu çalışma ve benzeri projelerden söz edebilir misiniz?
Biz gönüllülüğü yalnızca afet olduğunda sahaya çıkmak olarak görmüyoruz. Yaşadığımız çevrenin korunması da afetlere dirençli toplumun bir parçası. Balıkaşıran 66’lar/Seyir Tepesi çevresinde Datça Belediyesi ile birlikte yaptığımız çalışmada, ulaşılması güç ve eğimli bölgelerde iple erişim yöntemleri de kullanarak yaklaşık 2 ton atığın toplanmasına destek verdik. Bu tür çalışmalar hem doğaya sahip çıkmak hem de yangın açısından risk oluşturabilecek atıkları sahadan uzaklaştırmak bakımından değerli. Bunun yanında yerel farkındalık etkinlikleri, afet anma programları, eğitimler ve farklı sosyal dayanışma çalışmalarında da yer alıyoruz.
Son olarak, derneğinizde gönüllü olarak çalışmak ya da bağış yapmak isteyenler size nasıl ulaşabilir?
Kapımız katkı sunmak isteyen herkese açık. İnsanların “Ben arama kurtarmacı olamam” diye düşünerek geri durmasını istemiyoruz; çünkü bu yapıda herkesin yapabileceği bir iş var. Operasyonel olmak isteyenler eğitim sürecine katılabilir; zamanı veya fiziksel koşulları buna uygun olmayanlar lojistik, organizasyon, haberleşme, ekipman, sosyal çalışmalar ya da maddi destek alanında katkı sağlayabilir. Bize ulaşan herkesi önce tanımaya, hangi alanda sürdürülebilir katkı sunabileceğini birlikte belirlemeye çalışıyoruz. Bağışlarda da resmi dernek kanallarının kullanılması ve desteğin amacı doğrultusunda şeffaf biçimde değerlendirilmesi esastır.
Epey detaylı bir söyleşiydi, son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Evet bitirmeden şunu vurgulamak isterim: Afetlere hazırlık afet meydana geldikten sonra başlayan bir iş değil. Mahalle Afet Gönüllüsü Projesi’nin özü de tam olarak bu. İnsanların önce kendi ailesinde, sokağında ve mahallesinde afet bilinci kazanmasını; ardından isteyenlerin eğitimlerle daha ileri seviyelere gelerek organize gönüllü yapılar içerisinde topluma katkı sunmasını hedefliyoruz. Datça’da 2016 yılında başladığımız bu yolculuğu bugün Muğla’nın farklı ilçelerinde yüzlerce gönüllüyle sürdürmek bizim için büyük bir sorumluluk. Ne kadar çok insan afet olmadan önce hazırlanırsa, toplum olarak o kadar güçlü oluruz.
MAG AME yapılanmasından çok etkilendik, sıradan yurttaşlar olarak bu tarz yapılanmalara katılarak faydamızın dokunması ve afet durumlarında bilinçli davranışlar sergileyebilecek teorik ve pratik bir bilgi birikimin edinebileceğimizi öğrenmek gerçekten çok heyecanlandırdı bizi. Size ve tüm ekibe çalışmaları için çok çok teşekkür ederiz.
Biz de bu söyleşi imkânı için Buğday Derneği’ne teşekkür ederiz.

