Biyoçeşitlilik ve Gıdanın Geleceği Eylül’de İtalya’da Konuşulacak
İklim krizinin tarımsal üretimi giderek daha fazla etkilediği, savaşların ise gıda tedarik zincirlerini kırılganlaştırdığı bir dönemde Slow Food, dünyanın dört bir yanındaki üreticileri, aşçıları, aktivistleri ve gıda topluluklarını yeniden aynı sofranın etrafında buluşturuyor. Terra Madre Salone del Gusto, 24–27 Eylül 2026’da Torino’da gerçekleşecek ve bu kez biyoçeşitliliği merkeze alacak.
Yazı: Özge Güven (İletişim Gönüllüsü)
TURIN, ITALY – SEPTEMBER 23: Atmosphere during the Terra Madre Parade during Terra Madre Festival by Slow Food on September 23, 2016 in Turin, Italy. (Photo by Tullio M. Puglia/Getty Images for Slow Food Terra Madre)

Yediğimiz bir lokmanın ardında yalnızca bir yemek tarifi ya da bir aşçı yok. Tohum, toprak, su, iklim, çiftçinin emeği ve kuşaktan kuşağa aktarılan bilgi de var. Bugün gıda sisteminin işleyişi tüm bu ilişkileri giderek belirsizleştiriyor. Dünyadaki anlaşmazlıklar gıdaya erişimi ve tedarik zincirlerini etkilerken, iklim krizinin yarattığı aşırı hava olayları ise üretimi tehdit ediyor. Slow Food, tam da bu nedenle gıdanın geleceğini tartışmaya açıyor. 1986’da İtalya’da başlayan Slow Food hareketi, bugün dünyanın farklı coğrafyalarındaki yerel toplulukları herkes için “iyi, temiz ve adil gıda” hedefinde bir araya getiriyor. Hareketin yaklaşımında gıdanın iyi olması yalnızca lezzetli olmasını ya da temiz olması sadece sağlıklı olmasını anlatmıyor. Gıdanın doğaya zarar vermeden üretilmesi ve onu üreten insanların emeklerinin karşılığını alabildiği adil bir sistemin parçası olması bu anlayışın temelini oluşturuyor.
Toprak Ana’nın sofrasında buluşmak
Slow Food’un gıda topluluklarını küresel ölçekte bir araya getirdiği Terra Madre’nin ilk buluşması 2004 yılında Torino’da gerçekleşti. 130 ülkeden 5 bin kişinin katıldığı buluşma, çiftçileri, balıkçıları, gıda zanaatkârlarını ve yerel toplulukları aynı ağ içinde buluşturdu. Aradan geçen yıllarda Terra Madre, farklı coğrafyalarda yaşayan ancak benzer sorunlarla mücadele eden gıda topluluklarının birbirlerinin deneyimlerinden öğrenebildiği küresel bir dayanışma alanına dönüştü.
Terra Madre Salone del Gusto’nun 16.sı, 24–27 Eylül 2026 tarihleri arasında Torino’nun tarihi meydanlarında yeniden hayat bulacak. İtalya’dan ve dünyanın farklı ülkelerinden üreticiler ürünlerini ve deneyimlerini kentin içinde kurulacak büyük pazarda paylaşacak.
Konferanslardan tadım atölyelerine, yemeklerden eğitim çalışmalarına uzanan programda agroekoloji, iklim krizi, tohumlar, arılar, gıda israfı, yerel halklar ve sosyal haklar gibi gıda sisteminin birbirinden ayrı düşünülemeyecek pek çok başlığı ele alınacak. Bu yüzden Terra Madre’yi dünyanın dört bir yanından lezzetlerin buluştuğu büyük bir gastronomi etkinliği olarak görmek epey eksik olur. Buluşmanın asıl gücü, bir ürünü tadarken onun ardındaki toprağı, üretim biçimini, üreticiyi ve kültürü de görünür kılmasında yatıyor.
Biyolojik ve kültürel çeşitlilik ayrı düşünülemez
Terra Madre 2026’nın ana teması biyoçeşitlilik. Slow Food bu kavramı yalnızca farklı bitki ve hayvan türlerinin korunmasıyla sınırlamıyor. Biyolojik çeşitlilik ile kültürel çeşitliliği birbirinden ayrılmaz görüyor. Bunun nedeni ise bir yerel tohumun kaybolması, kimi zaman onun nasıl yetiştirileceğine ilişkin bilginin; bir peynirin ortadan kalkması, onu üreten zanaatin; yerel bir yemeğin unutulması ise bir topluluğun hafızasının da kaybolması anlamına geliyor. Terra Madre’nin bu yılki çağrısı da bunu hatırlatıyor: Biyoçeşitlilik aynı zamanda kültürel çeşitlilik demek.
Endüstriyel gıda sistemi üretimi giderek daha az sayıda ürün ve çeşit etrafında standartlaştırırken, yerel çeşitlerin ve geleneksel üretim bilgilerinin korunması ekolojik olduğu kadar sosyal ve ekonomik bir mesele haline geliyor. Küçük üreticilerin ayakta kalabildiği, tohumların ve bilginin nesiller arasında aktarılabildiği sistemler aynı zamanda krizler karşısında daha dirençli yerel gıda ağlarının kurulmasına imkân veriyor. Bu nedenle Terra Madre’de konuşulacak biyoçeşitlilik yalnızca “Neyi koruyalım?” sorusuyla sınırlı değil. “Nasıl bir tarım yapacağız, üreticiyi nasıl yaşatacağız, ne yiyeceğimize kim karar verecek ve gelecek kuşaklara nasıl bir gıda sistemi bırakacağız?” sorularını da beraberinde getiriyor.
Türkiye’den Terra Madre’ye
Türkiye de Terra Madre 2026’ya güçlü bir katılım göstermeye hazırlanıyor. Slow Food Türkiye Toplulukları Ağı’nın resmi delegasyonunun yanı sıra Türkiye’nin farklı bölgelerinden üreticiler, şefler, akademisyenler, gastronomi profesyonelleri, öğrenciler ve Slow Food gönüllüleri Torino’daki buluşmada yer alacak.
Türkiye delegasyonu, Terra Madre kapsamında gerçekleştirilecek Slow Food Katılımcılar Meclisi’nde ülkemizi temsil edecek. Delegasyon, Slow Food hareketinin önümüzdeki yıllarda önceliklerinin belirlenmesine katkıda bulunacak, uluslararası karar alma süreçlerinde oylamalara katılacak ve Türkiye’deki toplulukların deneyimlerini ve önerilerini küresel ağa taşıyacak. Buluşma aynı zamanda dünyanın farklı bölgelerinden gelen delegelerle yeni ortak çalışma alanlarının geliştirilmesine de zemin hazırlayacak.
Zengin tarımsal biyoçeşitliliği, yerel üretim kültürü ve geleneksel mutfak mirasıyla Türkiye’nin Terra Madre’deki varlığı, buluşmanın bu yılki biyoçeşitlilik temasıyla da doğrudan örtüşüyor. Yerelde biriken bilgi ve deneyimin dünyanın farklı coğrafyalarındaki gıda topluluklarıyla paylaşılması, farklı deneyimlerden öğrenmek, yeni işbirlikleri geliştirmek ve daha sürdürülebilir gıda sistemlerinin geleceğine katkı sunmak açısından önemli bir fırsat yaratıyor.
Başka bir gıda sistemi oluşturmak mümkün
Terra Madre 2026’nın, Slow Food hareketi için bu yıl ayrı bir anlamı var, Slow Food’un kurucusu ve Terra Madre fikrinin öncüsü Carlo Petrini, 21 Mayıs 2026’da hayatını kaybetti. Terra Madre 2026 kapsamında düzenlenecek Slow Food Katılımcılar Meclisi, Petrini’nin ölümünün ardından hareketin ilk küresel buluşması olacak.
Petrini’nin yıllar içinde geliştirdiği “iyi, temiz ve adil gıda” fikri, sofradaki tercihlerimiz ile gezegenin ekolojik ve toplumsal sorunları arasındaki bağı görünür kıldı. Şimdi Slow Food topluluklarının önünde bu yaklaşımı yeni krizler ve değişen koşullar karşısında birlikte geliştirme görevi var.
İklim krizinden savaşlara, biyolojik çeşitlilik kaybından küçük çiftçilerin üretimden çekilmesine kadar bugün karşı karşıya olduğumuz sorunların her biri soframıza uzanıyor. Ancak çözüm de yine tohumdan sofraya uzanan bu zincirin içinde. Yerel çeşitleri yaşatan üreticiler, toprağın canlılığını koruyan agroekolojik yöntemler, üretici ile tüketiciyi yakınlaştıran dayanışma ağları ve bir bölgenin gıda kültürünü yaşatan topluluklar başka bir gıda sisteminin yalnızca mümkün değil, halihazırda dünyanın pek çok yerinde kurulmakta olduğunu gösteriyor.
Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği olarak bizim de yıllardır savunduğumuz gibi gıda sistemindeki sorunları üreticinin ya da tüketicinin tek başına çözmesi mümkün değil. Ekolojik, ekonomik ve sosyal açıdan dayanıklı bir sistem için üreticilerin, tüketicilerin, sivil toplumun, araştırmacıların ve karar vericilerin birlikte hareket etmesine ihtiyaç var. Terra Madre tam da bunun için önemli; farklı dilleri konuşan, farklı topraklarda üretim yapan insanların ortak bir soruya birlikte cevap araması için.
Kaynaklar:
https://www.slowfood.com/press-releases/
https://2026.terramadresalonedelgusto.com/en/event/
https://slowfoodturkiyenetwork.com/
Görsel Kaynak:





