ENGLISH
DESTEK OL!
Gönüllü Ol
HABERLER

3 çiftçiden 2’si çocuklarının çiftçi olmasını istemiyor!

Yayınlanma Tarihi: 19 Mayıs 2025
3 çiftçiden 2’si çocuklarının çiftçi olmasını istemiyor!

Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Muğla Planlama Ajansı’nın Muğla, Aydın ve Denizli’de üretim yapan çiftçilerle yaptığı görüşmelerin sonuçları, çiftçilerin yüksek oranda artan maliyet baskısıyla mücadelesine dikkat çekiyor. Çiftçiler için en önemli sorunların başında mazot ve gübre fiyatlarının yükselmesi geliyor. Çiftçiler iklim değişikliği ve kuraklık gibi faktörlerin su kaynaklarının azalmasına yol açtığını, sulama altyapısındaki eksikliklerin ise üretim süreçlerini daha da zorlaştırdığını vurguluyor.

Yazı: Mehtap Özdemir (Buğday Derneği Gönüllü İletişim Ekibi)

Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Muğla Planlama Ajansı’nın 2024 sonbaharında gerçekleştirdiği ve sonuçlarını Mart 2025’te paylaştığı kapsamlı tarım ve hayvancılık araştırması Muğla, Aydın ve Denizli (TR32 Bölgesi) ölçeğinde Türkiye’de tarımsal üretimle uğraşan çiftçilerin gözünden ekonomik, sosyal ve çevresel koşulları analiz ediyor ve sektörde sürdürülebilirliği tehdit eden temel faktörleri belirlemek, değerlendirmek ve önlemler almak üzere önemli veriler sunuyor.

Çalışma kapsamında çiftçilerin gelir-gider dengesi, üretim maliyetleri, iklim temelli problemler, iş gücü temini, pazarlama kanalları ve tarımsal desteklerden faydalanma imkanları gibi kritik konular yanında tarımsal üretimin geleceğine dair çiftçilerin beklentileri ve sektörde kalma motivasyonları da ele alındı.

Kırsal nüfusun azalmasından ve üretim maliyetlerinin yükselmesinden yola çıkarak  yöneltilen “Çiftçiliği bir kelime ile anlatsanız ne derdiniz?” sorusuna , verilen yanıtlar, çiftçiliğin ağır şartlarına rağmen bazı çiftçiler için hala değerli bir üretim faaliyeti olarak görüldüğünü gösterse de tarımsal desteklerin yetersiz bulunduğuna ve sektördeki mevcut koşulların, çiftçiler üzerinde umutsuzluk yarattığına işaret ediyor.

Tarımsal faaliyetin sürekliliği ve aile mesleğinin devamı ya da bireysel bir girişim olup olmadığını değerlendiren anket tarımın büyük ölçüde uzun süreli deneyime sahip aileler tarafından yürütüldüğü gösteriyor. Çiftçilik yapan hanelerin %64,2’si 23 yıldan uzun süredir bu mesleği sürdürüyor. Farklı iş kollarında deneyim kazanmış kişilerin de yöneldiği bir alan haline gelse de yeni çiftçi girişlerinin çoğunlukla bireysel ve kısa vadeli olduğu anlaşılıyor. Rapora göre bu durum, tarımın dönüşümü ve yenilikçi uygulamalara açıklığı açısından kritik öneme sahip.  Öte yandan genç çiftçileri sektöre  kazandırmaya yönelik teşvik politikalarının önemini de vurguluyor.

Çiftçinin gözünden en kritik sorunlar

Araştırma çiftçilerin yüksek oranda artan maliyet baskısıyla mücadele ettiğini gösteriyor. Tarımda en önemli girdiler arasında yer alan mazot (%38,7) ve gübre (%33,4) fiyatlarındaki artış, çiftçilerin karşılaştığı en büyük iki sorun olarak öne çıkıyor. Bunları, su sıkıntısı (%21,7) ve genel olarak üretim maliyetlerinin yüksekliği (%21,3) gibi diğer önemli problemler izliyor. Çalışmada küresel iklim değişikliği ve kuraklık gibi faktörlerin su kaynaklarının azalmasına yol açtığı, sulama altyapısındaki eksikliklerin ise çiftçilerin üretim süreçlerini daha da zorlaştırdığı vurgulanıyor. Çiftçilerin dile getirdiği sorunların %3,7’si hava koşulları, %3,3’ü kuraklık, % 8,6’sı iş gücü temini ile ilgili iken sorunların geri kalan %84,4’ü maliyet veya gelir-gider dengesizliğine işaret ediyor.“Yaşadığınız köyde veya kasabada eksikliğini hissettiğiniz en önemli üç şey nedir?” sorusuna verilen yanıtlar ise en büyük ihtiyaçların su kaynakları, ulaşım altyapısı, kooperatifleşme ve pazarlama olanakları gibi kritik eksikliklere işaret ediyor. Çiftçilerin %74’ü su sorunu yaşadığını belirtiyor.

Araştırmaya göre ani hava değişimleri, kuraklık, aşırı yağış, dolu ve don gibi doğa olayları üretimi ciddi şekilde etkiliyor. İklim değişikliği, kuraklık ve yetersiz su yönetimi ise çiftçilerin karşılaştığı en büyük riskler arasında yer alıyor ve üretim kaybı ile verim düşüşü riski her geçen yıl artıyor. Çiftçilerin %52,1’i hava olayları nedeniyle ürün kaybı yaşadığını belirtiyor. 

İşgücü bulmakta yaşanan zorluk da tarımsal üretimin devamı için risk oluşturan konulardan biri. Çiftçilerin %67,3’ü işgücü bulmakta zorlandığını, %74,2’si çiftçilik yaparken zorlandığını belirtiyor.Ekonomik Dengeler

Araştırma bulguları, çiftçilerin büyük bir kısmının gelirleriyle giderlerini karşılayamadığını ve ekonomik sürdürülebilirlik açısından ciddi zorluklarla karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor. Bölgesel değerlendirmelere göre, Aydın ve Denizli’de giderlerini karşılayamayan çiftçilerin oranı daha yüksek iken, Muğla’da bu oran nispeten düşük seyrediyor.  Yaş gruplarına göre değerlendirildiğinde ise genç çiftçilerin gelir-gider dengesini sağlama konusunda daha avantajlı olduğu görülüyor. Bu veriler, tarım sektöründe maliyetleri azaltacak destek mekanizmalarının artırılması, pazarlama imkanlarının geliştirilmesi ve çiftçilerin ekonomik dayanıklılığını güçlendirecek sürdürülebilir politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Tarım politikaları
Devlet destekleri, tarımsal girdi maliyetleri, pazarlama olanakları ve üreticiye sağlanan teşvikler gibi unsurları içeren tarım politikaları, çiftçilerin sektöre devam etme motivasyonunu şekillendirmede büyük rol oynuyor. Araştırma tarım politikalarına yönelik genel memnuniyetin oldukça düşük olduğunu ve sektörel gelişim açısından önemli iyileştirmelere ihtiyaç duyulduğuna işaret ediyor.

Raporda, doğal afetler, iklim krizi, hastalıklar ve piyasa dalgalanmalarına açık olan tarım sektöründe üreticinin ekonomik güvenliğini sağlamak için tarım sigortalarının önemli bir koruma aracı olduğuna dikkat çekiliyor. Ancak sigorta sistemine erişimde yaşanan güçlükler, maliyetler ve tazminat süreçlerine duyulan güvensizlik nedeniyle çiftçilerin bu mekanizmadan yeterince yararlanamadığı görülüyor.
Bu çerçevede araştırmada, sigorta kullanım oranları bölgelere, yaşa ve cinsiyete göre incelenerek mevcut durum ve eksiklikler ortaya konuyor.

Çiftçiliğin geleceği ve çiftçilik faaliyetlerine devam etme eğilimi

Araştırmaya göre her 4 çiftçiden biri çiftçiliğe devam etmeyi düşünmediğini belirtiyor.Raporda çiftçilerin sektörde kalmasını teşvik edecek önlemler alınmazsa, tarımsal üretimin azalacağı, gıda arz güvenliğinin zayıflayacağı ve kırsal ekonomide gerileme yaşanacağı belirtilmiş.

Araştırmaya göre genç çiftçilerin sektörde kalma motivasyonu kariyer beklentileri ve ekonomik koşullardan doğrudan etkileniyor. İleri yaş gruplarında ise fiziksel zorluklar ve iş gücü gereksinimi öne çıkıyor.  Araştırma kadın çiftçilerin sektörde kalma oranlarının iş yükü, destek mekanizmalarına erişim ve sosyal rollerle doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koyuyor.

Rapor aynı zamanda çiftçilikte nesiller arası geçişin zayıflaması ile üretimde önemli kayıplar yaşanabileceğine işaret ediyor.

Rapora göre çiftçilikten çıkış eğiliminin bu denli yüksek olması uzun vadede üretimde istikrarsızlığa, kırsal alanlarda nüfus azalmasına ve gıda güvenliği risklerine yol açabilecek kritik bir konu olarak öne çıkıyor. Bu nedenle, çiftçilerin sektörde kalmasını sağlayacak yapısal reformlara, finansal teşviklere ve tarımsal üretimi cazip hale getirecek stratejik planlamalara ihtiyaç duyulduğu vurgulanıyor.

Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin tarımsal politikaları

Muğla Büyükşehir Belediyesi, sürdürülebilir kırsal kalkınma hedefiyle bölgede yapısal tarım sorunlarını çözmeye, üreticileri ekonomik ve teknik olarak desteklemeye yönelik kapsamlı çalışmalar yürütüyor. Çiftçilere makine, ekipman, fidan, yerel tohum, yem ve temel girdilere erişimi kolaylaştıran desteklerin yanı sıra, Tarım Kart uygulaması ile mazot, gübre, tohum gibi alanlarda katkılar sağlıyor. Hayvancılık, arıcılık ve süt üretiminde verimliliği artıracak projelerin yanında, süt soğutma tankı desteği gibi uygulamalarla üreticinin aracısız satış yapabilmesi teşvik ediliyor.

Belediye ayrıca kooperatifleri destekleyerek doğrudan satış noktaları kurulmasını, kadın üreticilerin ekonomik hayata katılımını ve dayanışmacı pazarlama modellerinin gelişimini destekliyor. Bununla birlikte, sulama altyapısının iyileştirilmesi, biyolojik mücadele, iyi tarım uygulamaları ve yerel tohum gibi alanlarda yürütülen çok sayıda proje ile çevresel, sosyal ve ekonomik açıdan sürdürülebilir bir tarım ekosistemi hedefleniyor.

Türkiye ölçeğinde gıda krizi ve tarımsal sürdürülebilirlik tehdidi

Gıda krizi değerlendirilirken diğer tüm faktörlerin etkisini derinleştiren iklim krizi en önemli gündem maddelerinden biri olarak öne çıkıyor.İklim krizinin Türkiye’de sebep olduğu olumsuzlukların başında kuraklık iledüzensiz ve aşırı yağışlar geliyor. Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği ve Köy-Koop İzmir’in birlikte yürüttüğü İklim Dostu Çiftlikler projesi kapsamında yapılan analizler, mevsimsel dalgalanmaların ciddi ürün kayıplarına neden olduğunu, özellikle kış aylarının normalden sıcak geçmesi nedeniyle tarım alanlarında zararlılarda artış yaşandığını ortaya koyuyor. 

İklim krizinin etkisi ile ürün kayıpları artıyor, tarım faaliyetleri güçleşiyor, yükselen üretim maliyetleri ile ürünlerin çiftçi elindeki fiyatıyla marketteki fiyatı arasında uçurum derinleşiyor. Yaşanan sorunlarla birlikte çiftçi sayısı azalıyor, tarımsal üretim yapılan alanlar günden güne daralıyor. 2011’de tarım sektörü, toplam istihdamın %24,8’ini oluştururken bu oran 2024 Haziran ayında %14,7’ye düştü. Toplam istihdam 2011’den bu yana 9 milyon artarken tarım sektöründe çalışanların sayısı 1 milyon kişi azalarak 4 milyon 801 bine geriledi. 2002’de 26 milyon 579 bin hektar olan tarım alanları, 2010’da 24 milyon 394 bine, 2023’te ise 23 milyon 971 bin hektara düştü.

Nüfus giderek artarken tarımdaki istihdamın ve tarımsal üretim alanlarının azalması gıda güvencesi sorununun giderek derinleşmesine neden oluyor. Diğer yandan tarladan sofraya tüm gıda zincirinde sistemsel ve önlenebilir kayıpların yaşanması, verimsizlikler, bazı tarım faaliyetlerinin toprak ve ekosistemin sürdürülebilirliği bakımından negatif etkileri olacak şekilde süregelmesi gibi unsurlar gıda krizi ile ilgili riskleri artırıyor.

Çözüm: Agroekolojik yöntemlere geçiş

Var olan sorunlara çözüm üretmek için ekonomik, ekolojik ve sosyal politikaların bütüncül bir yaklaşımla yeniden değerlendirilmesi gerekiyor. İklim dostu tarım politikaları, agroekolojik üretim, yerel üretim ve tüketim modelleri, çiftçilerin örgütlenmesi, dayanışma ekonomileri ve toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı yaklaşımlar, tarımın sürdürülebilirliğini sağlamak için hayata geçirilmeli.

İklim değişikliğine uyum sağlayabilmek için doğayla uyumlu tarım yöntemleri kritik bir rol oynuyor. Kuraklığa, hastalıklara, değişen iklim koşullarına daha dirençli tarımsal üretim için agroekolojik, onarıcı yöntemlere geçiş yapılması gerekiyor.

Onarıcı tarım yöntemleri toprağın zenginleşmesini, su tutma kapasitesinin artmasını, dolayısıyla bitkilerin kuraklığa, hastalık ve zararlılara karşı dirençli olmasını sağlıyor. Girdilerin azalması maliyetleri düşürüyor, bu da çiftçilerin gelirine yansıyor. Yerel üretici pazarları, gıda toplulukları, tüketici kooperatifleri, Topluluk Destekli Tarım yöntemleri hem çiftçinin pazara ulaşmasını hem de tüketicilerin sağlıklı gıdaya erişimini kolaylaştırıyor. Çiftçilere onarıcı tarım eğitimleri ve ürünlerini pazarlama desteği vererek ekolojik, sağlıklı, adil ve sürdürülebilir tarım uygulamalarını yaygınlaştırmamız gerekiyor.

Şirketler yerine odağına küçük çiftçileri, kır emekçilerini ve tüketicileri alan, onları tarım-gıda sisteminin kontrol süreçlerine doğrudan dahil eden yerel üretim ve tüketim modelleri acilen hayata geçirilmeli.

Tarım arazileri hem nicelik hem nitelik olarak korunmalı. Bu arazilerde adil bir mülkiyet ilişkisi inşa edilmeli. Toprağı cansız ve erozyona hazır hale getiren kimyasallar yerine doğa dostu, onarıcı agroekolojik üretim yöntemlerine geçilerek tarım alanlarının nitelik olarak korunması gerekiyor.

Buğday Derneği olarak Türkiye’nin dört bir yanında oluşturduğumuz sistemler, modeller ve yürüttüğümüz projelerle çiftçilere sürdürülebilir, onarıcı tarım yöntemleri konusunda eğitimler veriyor, ürünlerine pazar bulmaları için modeller oluşturuyor, sağlıklı üretimin sürmesinin ancak üretici-tüketici bağının kurulmasıyla mümkün olacağı bilinciyle “türetici” eğitimleri gerçekleştiriyor ve ekolojik çiftlik ziyaretleri programını yürütüyoruz.

Dünyada ve Türkiye’de gıda krizinin boyutları ve çıkış yolları üzerine daha detaylı bilgi ve kaynaklara Buğday Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği tarafından hazırlanan Gıda Krizi Raporu üzerinden ulaşabilirsiniz.

Etiketler: , , , , ,

Henüz yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Paylaş