Gençlik varsa, umut da var… Derneğimizin gönüllülerinden; enerjileri, emekleri ve fikirleriyle “Arıları Yaşatalım”, “Tohum Takas Ağı” projelerimize ve İletişim ekibimize destek olan Orberk Özdemir ve Evren Dağdelen, geleceğe umutla bakmamızı sağlayan pırıl pırıl iki genç insan. Ekolojik yaşama inanan, bu anlamda hem kendi hayatlarını, hem de toplumsal yaşamı değiştirmek isteyen Orberk ve Evren bir yandan Buğday Derneği’nin çalışmalarına katılırken, bir yandan da onlar gibi düşünen arkadaşlarıyla birlikte kurdukları Kibele Kolektifi ile etkinlikler, söyleşiler düzenliyor; doğal ve kültürel mirasımıza sahip çıkmak için projeler hazırlıyorlar.

İyi şeyler yapan bu güzel insanları, Kibele Kolektifi’ni sizler de tanıyın istedik:

Kimdir Kibele Kolektifi, amacı nedir?

Orberk Özdemir – Biz bir öğrenci topluluğuyuz. Hepimiz farklı bölümlerde okuyan, farklı şeylere ilgi duyan, farklı yetenekleri olan insanlarız. Aramızda tiyatrocular, ressam ve heykeltıraşlar, edebiyatçılar, çevirmenler, farklı alanlardan insanlar var. Ama ortak paydamız, bizi bir araya getiren şey, şehir hayatından bunalmış olmamız. Doğaya saygılı, kültürel değerlerine, mirasına sahip çıkan, sürdürülebilir bir yaşam istiyoruz. Gelecek planlarımızı bu doğrultuda yapıyoruz. Bunun için şehirde geçirdiğimiz süre içerisinde deneyim kazanmaya, öğrenmeye, biriktirmeye, doğaya ve dünyaya faydamızın dokunacağı işler yapmaya çalışıyoruz.

İsminiz neden Kibele?

Orberk Özdemir – Kibele Anadolulu bir tanrıça. Bizim yaşadığımız topraklara ait bir kültür öğesi. Yaklaşık 8-10 bin yıldır kendisine inanılan bir kült var ve bir şekilde yaşıyor. Gerek taşınmaz kültür varlıklarıyla, gerek arkeolojik materyallerle, gerekse de simgelediği soyut değerler açısından onunla çok iç içe yaşıyoruz. Bereket, verimlilik, hayatın sürdürülebilmesi, doğurganlık, annelik kavramlarını simgeliyor. Eğer bir öze dönüş süreciyse bizim geçirdiğimiz yolculuk, bunu çok iyi simgeleyebilecek bir karakter. Bu öze dönüşün yanında, doğamıza, değerlerimize, bu topraklardaki kültürel mirasımıza sahip çıkmaya da ihtiyacımız var. Toplumları zenginleştiren şey yalnızca ekonomik gelişmişlikleri değil, kültür bu anlamda ekonomi kadar önemli. Bu yüzden kültürel varlıklarımıza sahip çıkmamız gerekiyor. Kibele de hem doğal yaşamı, hem de kültürel mirasımızı simgelediği için benimsediğimiz bir karakter. Bu yüzden kendimize Kibele Kolektifi ismini verdik.

Çöp toplama etkinliği gerçekleştirdiniz sanırım geçtiğimiz günlerde.

Sıla Kalender – Evet, hep birlikte gidip Aydos Ormanı’ndaki çöpleri topladık, bir yandan da orada bulunan insanlara bu konuda duyarlı olmaları konusunda örnek olmaya çalıştık. Derdimizi, ne yaptığımızı, neden yaptığımızı anlattık. Yaptığımız şeyden çok, bunu yaparken oluşturduğumuz farkındalık önemliydi bizim için. O esnada ve sonrasında aldığımız geri dönüşler bu konuda biraz da olsa başarılı olduğumuzu gösterdi ve bizi çok mutlu etti. Ben normalde bu kadar doğayla ilişki içerisinde olan biri değilim, ama görüyorum ki Kibele Kolektifi bizi bambaşka insanlar yapıyor ve yapacak.

Mert Soner – Çöp toplama etkinliği için önce sponsor ve servis ayarlamıştık, son dakikada bunlar iptal oldu. Ama biraz düşününce anladık ki tek vesait ile gidilebilecek bir yer ve bunu yapmamız için herhangi bir sponsora ihtiyacımız yok. Sadece zaman ayırmamız yeterli.

Evren Dağdelen– Hatta servis olsaymış çok gereksiz, fazla olurmuş. Çöpleri toplayıp ormanı temizlerken, başka bir yandan yine doğaya zarar vermiş olacaktık. Karbon ayak izimiz büyüyecekti.

Harika bir iş yapmışsınız. Başka ne gibi etkinlikler planlıyorsunuz?

Orberk Özdemir– Ormancılık Haftası için bir etkinlik planımız var. Şile’de ya da başka bir bölgede ağaç dikme etkinliği düzenleyeceğiz Kibele olarak. Bir yandan da söyleşiler, ayölyeler düzenliyoruz. Yapa yapa, öğrene öğrene kendimize doğayla uyum içerisinde bir gelecek kurmak istiyoruz. Çünkü şehir hayatı bizleri yozlaştırıyor, bizimle hiç ilgisi olmayan şeylerin peşinde koşarak ve bu esnada kendimize, doğaya zarar vererek geçiyor ömrümüz. Biz böyle bir hayat istemiyoruz, bunu değiştirmek için çabalıyoruz. Bu çaba esnasında da yaşadığımız dünyaya iyiliğimiz dokunsun istiyoruz.

Bu yaz gerçekleştirmeyi düşündüğünüz bir Karavan Projeniz var. Bu projeden biraz bahseder misiniz?

Mert Soner – Yaz aylarını kapsayacak şekilde, Anadolu’da Kibele’nin izini süreceğimiz bir yolculuk aslında bu proje. 30 farklı noktadan oluşan bir güzergah çıkarttık. Bu güzergahın içerisinde ekolojik köyler, arkeolojik kazı evleri, kültürel varlıklarımız, çevre okulları, dernekler, üniversiteler, STK’lar ve pek çok kurum/kuruluş var. Bunların bir kısmıyla temasa geçtik, bir kısmı da planlamamız dahilinde temasa geçilmeyi bekliyor. Şu ana kadar aldığımız geri dönüşler oldukça olumlu.

Sıla Kalender – Kibele’nin izini sürerken, her gittiğimiz yerde çeşitli etkinliklerimiz olacak. Geri dönüşüm atölyeleri, yerli tohum takasları, fidan dikme etkinlikleri, sanat atölyeleri, tiyatro gösterimleri. çocukları için atölyeler… Ayrıca bu yolculuk esnasında bir de belgesel çekeceğiz. Hem bu belgeselde, hem de yolculuğun kendisinde, hem doğamıza hem de kültürel mirasımıza sahip çıkarak sürdürülebilir bir yaşamı nasıl oluşturabiliriz, bunun cevabını aramak istiyoruz.

Evren Dağdelen – Gittiğimiz bölgelerde, ihtiyacı olan köy okullarında boyama etkinlikleri düzenlemeyi planlıyoruz. Doğa ve tarih temalı boyamalar olacak bunlar.

Peki bunun gerçekleşmesi için neye ihtiyacınız var? Hangi aşamadasınız?

Sıla Kalender – Bunun gerçekleşmesi için sadece 2 karavana ihtiyacımız var. Yani, yol masraflarımızın karşılanmasına ihtiyacımız var. Bunun için sponsor ve destek arayışı içerisindeyiz. Onun dışındaki tüm masraflarımız zaten bu işi gönüllü olarak yaptığımız için, bir şekilde kendimiz hallederiz; ama çözemediğimiz, yetemediğimiz tek şey şu an için yol. 2 karavanın günlük kirasını karşılayabilecek durumda değiliz, bu proje için para biriktirmeye başladık ama yola yetecek kadar biriktiremeyeceğimizi biliyoruz. Yol paramıza ya da bu yolculuktaki masraflarımıza katkısı olsun diye burada börekler, kekler yapıyoruz, sinema geceleri düzenliyoruz; yani kendimizce maliyeti karşılamak için çabalıyoruz ama yeterli değil.

Peki Kibele kapalı bir grup mu? Bu söyleşimizi okuyup, sizinle aynı şeyleri amaçladığını düşünen insanlar size ya da yapacağınız etkinliklere katılabilir mi?

Evren Dağdelen – Kapalı bir grup değiliz, hatta yeni insanlara çok ihtiyacımız var. Bilmediğimiz, eksik olduğumuz çok fazla konu var ve her yeni insan bu anlamda bizi zenginleştirebilir.

Mert Soner – Kolektif olarak daha büyük, daha anlamlı ve iz bırakacak işler yapabilmek için çoğalmaya elbette ihtiyacımız var.

Sıla Kalender – Sadece bize yardım etsin, eksik olduğumuz alanlarda bizi tamamlasın diye değil, arkadaşlık olarak da ihtiyacımız var açıkçası. Düşüncelerimizi, geleceğimizi ne kadar çok insanla paylaşabilirsek, o kadar anlamlı bizim için.

İnsanlar sine nasıl ulaşabilirler?

Orberk Özdemir – Şu an için e-mail yoluyla bize ulaşabilirler, kibelekolektif@gmail.com. Ama yakın zamanda web sitemiz ve sosyal medya hesaplarımız da açılmış olacak, bununla ilgili çalışmalarımız sürüyor. Tabii, atölyemizi ziyaret edebilirler, adresini gelmek isteyenlerle paylaşabiliriz.

Atölyenizde neler yapılıyor?

Evren Dağdelen – Burada çeşitli alanlarda dersler ve kurslar veriliyor. Tiyatro toplulukları provalarını yapıyor. Söyleşiler, seminerler, atölyeler düzenleniyor. Çıkmış olduğumuz öze dönüş yolculuğunun mutfağı burası.

Paylaş
Paylaş