DESTEK OL!
Gönüllü Ol
HABERLER

Karantina günlerinde ilham veren 15 kitap

Yayınlanma Tarihi: 14 Nisan 2020
Karantina günlerinde ilham veren 15 kitap

Koronavirüs (Covid-19) salgını ile mücadelede en önemli önlemlerden biri kişinin evde kalarak, kendisini izole etmesi. Tabii, eğer işimiz gereği dışarı çıkmaya mecbur değilsek…

Tıpkı doğada olduğu gibi, insanın da yeni bir düzene ayak uydurma sürecinde dönüşüm yaşaması kaçınılmaz oluyor. Kendimize bulduğumuz çeşitli bahaneler ile ertelediğimiz hobilerimize vakit ayırmak, yeni alışkanlıklar edinmek ve zihnimizi sürekli aktif tutmak için yeni bilgiler edinmek küresel salgının yarattığı endişe, korku ve belirsizlik ortamından sıyrılabilmek için oldukça etkili olacaktır. Krizleri fırsata çevirmek ve dönüşümü başlatmak bizim elimizde.

“Biz Buğday Derneği’nde korkulu masallara çok yüz vermiyoruz, masaldan çabukça ders çıkartıp bugün yapabileceklerimize dönüyoruz yüzümüzü samimiyet ile. Hep birlikte, sizinle de.”

Victor Ananias

Buğday Derneği olarak, bizi dönüştüren, ekolojik yaşam mücadelemizde bize ilham veren kitapları sizin için derledik.

Kalplerimizin Mümkün Bildiği Daha Güzel Dünya – Charles Eisenstein

“Kutsal Ekonomi” kitabı, İşgal Et (Occupy) hareketindeki rolü ve armağan ekonomisi çalışmalarıyla tanıdığımız Charles Eisenstein’ın, Türkiye’de topluluk destekli yayıncılık modeliyle basılan “Kalplerimizin Mümkün Bildiği Daha Güzel Dünya” kitabı, yaşadığımız krizlerin kökenine inerek; içimizdeki sesi dinlememiz ve doğru olduğuna inandığımız şeyleri yapmamız için bizi teşvik ediyor. Aslında evrende her şeyin birbirine bağlı olduğu gerçeğini hatırlatan Eisenstein, eğer kalpten geliyorsa hiçbir eylemin etkisiz olamayacağını anlatıyor.

Hep Yuvaya Dönmek – Ursula Le Guin

“Ütopyalar imkânsızdır. Ama yazabiliriz” diyen fantastik edebiyat ve bilimkurgu ustası Ursula Le Guin, içinde yaşadığımız çağla hesaplaşmak için geleceğe bakmayı sürdürüyor. Le Guin’in ütopyacı düş gücünün en yaratıcı örnekleri arasında sayılan Hep Yuvaya Dönmek, ilk satırlardan da anlaşılacağı üzere, geleneksel bir roman değil. Öykü, şiir, mit, halk masalı, drama, deneme ve belge gibi çok çeşitli biçimleri göz kamaştırıcı bir ustalıkla kaynaştıran bu kitap, uzak geleceğe ait kurgusal bir etnografya olarak tasarlanmış. Hep Yuvaya Dönmek, henüz var olmayan bir coğrafyada, bundan yüzlerce, belki binlerce yıl sonra yaşadığı varsayılan Keş halkının dünyasını anlatıyor. Keşler, insanlığın kendini yıkıma sürüklemesinin ardından, Kuzey Kaliforniya’da, Na Vadisi’nde yaşayan barışçı bir halktır.

Le Guin, Keş halkının etrafına inanılmaz bir ayrıntı zenginliğiyle ördüğü toplumsal ütopyayı bize karış karış tanıtırken, belki de ABD’nin Amerikan yerlilerine olan borcunu ödüyor; çünkü bu hayali halkla Amerikan yerlileri arasındaki benzerlikleri gözden kaçırmak olanaksız. Vadi’nin dokuz kasabasından Sinşan’da doğmuş bir kız çocuğu olan Kuzey Baykuşu’nun yaşam öyküsü etrafına eklemlenen bu kapsamlı etnografya, modern kapitalist toplumun karşı tezi denebilecek bir toplumsal yaşam önermesini etkileyici bir ikna gücüyle ilmek ilmek dokuyor. Keşler, insan-doğa ilişkisinden başlayarak, hiçbir yanı bugün içinde yaşadığımıza benzemeyen bir dünyada yaşıyorlar. Zamanın, çizgisel olmaktan çok, mevsimlik danslarla belirlenen döngüsel bir seyir izlediği bu dünyanın belki en temel özelliği, ilerlemeci ideale yabancı olması. Farklılıkların olduğu gibi kabul edildiği bu toplumda, değişim, bir ilerleme ya da gerilemeye değil; sadece değişime işaret ediyor. Keşler, dünyanın geri kalanında neler olup bittiğiyle pek ilgilenmedikleri gibi, başlangıç ve sonuçlarla da ilgilenmiyorlar. Merkezi kültürel kavramları, her şeyin hem birbirine bağlı kalıp hem de birbirinin etrafında hareket etmesini sağlayan “Eklem Yeri.”

Ekin Sapı Devrimi – Masanobu Fukuoka

Doğal tarım hareketinin Japonya’daki önemli sözcülerinden olan 
Masanobu Fukuoka’nın “Ekin Sapı Devrimi” kitabında, temel aldığı hayat felsefesi ve alçakgönüllü bilgeliğiyle, doğal hayat, doğal tarım ve doğal beslenme üzerine engin bir deneyim sunuyor. Japonya’nın küçük bir köyünde 60 yıldır sürdürdüğü doğal tarım yöntemiyle, doğanın kendini ve insanı nasıl onarabildiğini bütün açıklığıyla göz önüne seriyor. “Doğal tarım ya da hiçbir şey yapma tarımı” adını verdiği bu yöntemde, tarımı doğa yapar ve insan dikkatle neler yapması gerektiğini öğrenir. David Holmgren ve Bill Mollison gibi permakültür ve diğer alternatif tarım biçimleri üzerinde çalışan insanlara ilham kaynağı olan bu kitap, alternatif yaşamı savunanlar için zorunlu okuma halini almıştır.

“İnsanlar ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar, doğal olarak büyüyen meyve ve sebzeleri geliştiremezler. Doğal olmayan bir yolla yetiştirilen ürünler, insanların değişken arzularını tatmin edebilirler ama insan bedenini zayıflatır ve beden kimyasını böyle gıdalara bağımlı hale gelecek şekilde değiştirirler. Bu olduğunda vitamin takviyesi ve ilaç kullanılması zorunlu hale gelir. Bu durumun yarattığı tek şey, çiftçiye zorluk ve tüketiciye ıstıraptır.”

Yaşam Dönüşümdür – Victor Ananias

“Bu kitabı yazacak mıyım bilemiyorum,” diyordu yıllar önce bir yazısında… O kitabı yazdı ama yayımlandığını göremeden aramızdan ayrıldı… Ekolojik yaşam hareketinin öncülerinden, Buğday Hareketi ve Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin kurucusu Victor Ananias, ekolojik yaşam anlayışını temel alarak, hemen her alanda yazdığı makalelerden oluşan “Yaşam Dönüşümdür” kitabı ile ilham vermeye devam ediyor… Kitapta, Ananias’ın kendi kaleminden yaşam öyküsü; yeni ekonomiden doğa dostu yaşama, an’ı yaşamaktan ölüme kadar yaşamın hemen her alanında makaleleri, el yazısıyla kaleme aldığı yazıları, çizimleri, fotoğrafları ve hakkında yazılanlar yer alıyor.

Arzunun Botaniği – Michael Pollan

Hepimiz arı ile çiçeğin dansını biliriz; bal yapmak için nektar ve polen toplayan arı ve arıya istediklerini vererek genlerini uzaklara yayan çiçek. Büyük resmi göremeyen arı muhtemelen bahçede kendisini özne, yağmaladığı çiçeği ise nesne sanıyor. Meselenin aslı ise şu; çiçek arıyı, polenini çiçekten çiçeğe taşıması için zekice kullanmakta. Kabul edelim, bitkilerin bizi de aynı şekilde kullanabiliyor olması aklımızın ucundan geçmiyor. İnsan doğa ilişkisi üstüne yazılmış en etkileyici kitaplardan biri kabul edilen Arzunun Botaniği’nde Michael Pollan, insanlarla evcilleşmiş bitkiler arasındaki çıkar temelli ilişkiyi büyüleyici bir şekilde sergiliyor.

Dört temel insan arzusunu – tatlılık, güzellik, sarhoşluk ve kontrol- bunları tatmin eden dört bitki -elma, lale, kenevir ve patates- ile ilişkilendirip bu bitkilerin nasıl insanoğlunun en temel dürtülerini hoşnut etmek için evrildiğini gösteriyor. Ve sayfalar ilerledikçe görüyoruz ki, tıpkı bizim bu bitkilerden faydalandığımız gibi, bitkiler de bizden faydalanıyor bu karşılıklı oyunda.

Toprak Ana Masalları – Rolande Causse, Nane ve Jean-Luc Vézinet

Toprak Ana Masalları’nın başrolünde bugün artık tehlike altında olan güzel dünyamız yer alıyor. Dünyanın farklı köşelerinde anlatılan bu masalların her biri, kadim bir öğreti taşıyor. Amazon Yerlilerinden ormandaki yangını söndürmek için çabalayan minicik bir kuşun öyküsünü dinlerken, bir Hint masalından doğanın dengesine müdahale etmememiz gerektiğini öğreniyoruz. Masallara inanan bir çocuğun azmiyle çiçek bahçesine dönen çorak toprakların hikâyesini ise Avustralya Aborijinleri anlatıyor bizlere…

Çocuk kitapları kategorisinde olsa da, esasında her yaştan insana hitap eden masallarıyla Toprak Ana; gökyüzüne, toprağa, denize ve hayvanlara saygı duymamız gerektiğini fısıldıyor kulağımıza.

Kurtlarla Koşan Kadınlar – Clarissa Pinkola Estés

Clarissa P. Estés, Kurtlarla Koşan Kadınlar’da gerçekten farklı bir önermede bulunuyor; kadınlar için yalın, uygulanabilir ve doğal çözümler öneriyor. 19. yüzyılla birlikte insanlığın doğadan kopuşu ve duygulara yer vermeyen kapitalist bir endüstri çarkının içinde kayboluşundan yola çıkarak, kadınların yapması gereken ilk şeyin içlerindeki doğal sesi keşfetmek olduğunu söylüyor ve kadınların içlerinde yatan sınırsız güç ve yaratıcılığın, kurtların doğal yabanıllığında yattığı savını ileri sürüyor.

Estés’e göre, kurtlarla kadınlar arasında, vahşilikleri, zarafetleri ve içinde yaşadıkları topluluğun üyelerine duydukları bağ açısından psişik bir benzerlik vardır. Kurtlar ve kadınlar arasındaki bu benzerlik, Vahşi Kadın arketipinde ortaya çıkar. Estés’in ilginç örneklerle betimlediği bu arketip, doğayla bağlarını koparmamış ve seçimlerini yaparken duygularını temel alan kadınları içeriyor. Kitaptaki farklı kültürlerden derlenen masallar, kadınların ilişkileri, kişisel imgeleri ve hatta bağımlılık gibi temalar çevresinde gelişiyor.

Ekofeminizm – Vandana Shiva, Maria Mies

Dünya, eğer örüntüsüne uygun davranmazsak kısa sürede mahvedebileceğimiz kadar küçük, kavrayıp uygun davranırsak ise, hepimize ve her şeye yuva olabilecek kadar büyük. Yuvayı daha yakından tanımak isteyenler için önemli bir kılavuz: Ekofeminizm. Biri Kuzey, diğeri Güney’den 2 kadın, Maria Mies ve Vandana Shiva beraber kaleme aldıkları bu kitabında, dünyanın dört bir tarafındaki kadınların gündelik hayatına doğrudan etki eden iktidar mekanizmalarını ele alıyor.

“Bu yeni dünya, bir Büyük Patlama ya da Devrim ile yaratılamayacak. Bu değişim, halen eski dünyada yaşayan insanların bu ‘yeni dünya’nın tohumlarını ekmeye başlamalarıyla gerçekleşecek. Bu tohumların çimlenmesi ve meyve vermesi zaman alacak; ama pek çok insan bu tohumları ekmeye başladı bile.” 

Açık Yeşil – Ömer Madra, Ümit Şahin 

Ömer Madra ve Ümit Şahin’in sunduğu ve on yılı aşkın süredir Açık Radyo’da devam eden, Türkiye ve dünya çapında ekoloji mücadelesinin seyrini kayıt altına alan Açık Yeşil’den bir ekoloji rehberi. Üstelik teorisi ve pratiği ile. Kitap, her gün 150 ila 200 canlı türünün yok olduğu, iklim krizinin tüm dünyanın gündemine oturduğu İnsan Çağı’nda (Antroposen) çevre ve iklim hareketlerinin teorik temellerini ortaya koymanın yanı sıra, Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından alan kayıtları ve mülakatlara yer verilen bir başvuru kaynağı niteliği taşıyor.

Yeşil düşüncenin köklü tarihinden düşünürler ve aktivistler hakkında özel dosyaların da yer aldığı bu rehber kitap, çevre muharibi ve grevci Greta Thunberg’in, “Evimiz yanıyor!” diyerek işaret ettiği iklim krizinden hep birlikte nasıl çıkabileceğimize ilişkin yeni bakış açılarına kaynaklık ederken, kainattaki yegâne evimize karşı sorumluluklarımızı da yeniden gözden geçirmeye davet ediyor.

Hayvan Yemek – Jonathan Safran Foer

Neden kahvaltıda makarna yemiyoruz? Yemek yerken aldığımız kararları, neye dayanarak alıyoruz? Neden kuzu eti yiyoruz ama köpek eti yemiyoruz? Köpeklerini seven Fransızlar, bazen atlarını yer. Atlarını seven İspanyollar, bazen ineklerini yer. İneklerini seven Hintliler, bazen köpeklerini yer. Peki ya siz hangi hayvanları seviyor, hangilerini yiyorsunuz?

Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın ile Her Şey Aydınlandı’nın parlak yazarı Jonathan Safran Foer, bu kez tabağımızdaki yemeklerin öyküsünü anlatıyor. Hayvan Yemek, kurgulanamayacak denli dehşetli birtakım gerçeklerin bize sofralarımız kadar yakın olduğunu gösteriyor; insanın marifetlerini, tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Hayvan Yemek, bir vejetaryenlık çağrısı değil, bir uyanış çağrısı… Çatalımızı sapladığımız şeyin “ne” olduğunu, bize “neler olduğunu” görmekten çekinmeyenlere açık bir davet. Tabaklarınızı ve midelerinizi doldururken bu sayfalarda yazanları göz ardı edemeyeceksiniz.

Ağaçlar – Herman Hesse

“Üzgün olduğumuzda ve hayata katlanamadığımızda bir ağaç şöyle konuşabilir bizimle: Sus! Bak bana! Yaşamak kolay değil, yaşamak zor değil. Bunlar çocuksu düşünceler. Bırak konuşsun içindeki Tanrı, o zaman susacaklar. Yolun seni anandan ve yurdundan uzaklaştırdığı için endişelisin. Ama attığın her adım, her yeni gün seni anana yaklaştırır. Orası ya da şurası değildir yurdun. Yurt ya içindedir ya da hiçbir yerde.

Yollara düşme özlemiyle kederlenir yüreğim, akşamları rüzgârda uğuldayan ağaçları duyduğumda. Sessizce, uzun uzun dinlerseniz, bu özlemin esası da anlamı da çıkar ortaya. Sanıldığı gibi acıdan kaçıp gitme arzusu değildir bu. Yurda, ananın belleğine, hayatın yeni kıssalarına duyulan özlemdir. Eve götürür insanı. Her yol eve götürür, her adım doğumdur, her adım ölümdür, her mezar anadır.

Böyle uğuldar ağaç, çocuksu düşüncelerimizden ürktüğümüz akşam vakitlerinde. […] Ağaçları dinlemeyi öğrenen, ağaç olmayı arzulamaz artık. Kendisi dışında başka bir şey olmayı arzulamaz. Yurt budur. Mutluluk budur.”

Bitki Zekası – Stefano Mancuso, Alessandra Viola

Bitkilerin gayet zeki olduğu ve iletişim kurabildiği bir gezegen hayal edin. Bu hayali gezegende bitkiler kendi aralarında bilgi alışverişi yapabiliyor. Köklerinden en tepesindeki yaprağa kadar her türlü bilgiyi aktarabiliyor. Çevresinde kendi türünden olanlarla diğerlerini ayırabiliyor. Tuzak kurarak avlanabiliyor. İklim geçişlerine, kuraklığa ya da aşırı yağmurlara karşı tedbir alabiliyor. Daha da ileri gidip, diğer bitkilerle ve bazı hayvanlarla ağ kurabiliyorlar. Kendilerini korumak ve otçullardan sakınmak için, başka canlılardan yardım alabiliyorlar. Üremek için işbirliği geliştirebiliyorlar.

Bu sessiz, pasif ve savunmasız gözüken bitkilerin en küçük kök solucanından insanlara kadar, etraflarındaki herkesi yönlendirerek ve onlarla iletişime geçerek yaşamlarını organize ettiği bir gezegen hayal edebiliyor musunuz? Boşuna uğraşmayın, bu gezegen zaten var: Dünya’ya hoş geldiniz. Bu kitapta yazılanları bize çok önce öğretilmiş bilgilerle anlamamız imkansız. Yeni bir perspektif ve zarif bir bakış açısıyla bilindik bitkilere yönelik bütün yargılarınız temelden sarsılabilir. Dünyanın her yanında ses getirmeye aday bu yepyeni kitap, şimdiden pek çok dergiye kapak oldu ve insanlık bir kez daha doğru bildiklerini kenara itmek zorunda kalacak gibi. “Birkaç saatliğine alışık olduğunuz insan merkezciliğinizi bir kenara bırakın. Daha zengin ve daha muhteşem diğer dünyaya adım atın. Pişman olmayacaksınız ve bu yeni dünyadan asla eskisi gibi çıkamayacaksınız.” Michael Pollan, yazar

Patikalar Üzerine, Bir Keşif – Robert Moor

“Seni o yere tekrar bağlayacak ve onu senin kılacak bir hikâye her zaman vardır.”

Patikaların Jared Diamond’u gazeteci Robert Moor hevesin deneyime, merakın bilgeliğe, dünyanın iddiasının dünyayı anlayışa adım adım dönüştüğü bilgi dolu bir yürüyüşe çıkarıyor okuru. Görünmez karınca patikalarından kıtaları bağlayan yürüyüş yollarına, otobanlardan internet ağlarına çok farklı şekillerde patikalar inşa ettiğimizi ve bunların dünyayı anlamamıza nasıl yardımcı olduğunu anlatıyor.

Robert Moor bizzat yürüdüğü patikaların tarih öncesinden kalma izlerini incelerken insanlığın kadim sorularında, tıpkı bir yolu şekillendiren izler gibi birikmiş cevapları hatırlatıyor: Düzen kaostan nasıl çıktı? Hayvanların denizden karaya sürünerek çıkmaya başladıkları yolculukları bir kıtadan diğerine uzanacak genişliğe nasıl ulaştı? İnsanın doğa ve teknolojiyle ilişkisi bizi çevreleyen dünyayı nasıl şekillendirdi? Ve son olarak her birimiz kendi yaşam patikalarımızı nasıl seçeriz?

“Yabana ilişkin rastladığım en kısa ve öz tanım bu: ben olmayan. Orada, kendi imgemiz içinde yeniden şekillendirmemiş olduğumuz o tek yerde, çok derin ve kadim bir bilgelik biçimi bulunabilir. Albert Camus ‘Bütün güzelliğin kalbinde insandışı bir şey yatar,’ diye yazmıştı. Bu insandışı yüreği yalnızca aşinalığın pembe gözlükleri indiğinde görürüz.”

Balkonlarda ve Küçük Bahçelerde Tohum Alma ve Saklama El Kitabı – Tracy M. Lord

Son yıllarda sayısı giderek artan tohum takas şenlikleriyle ninelerin çıkınlarında sakladıkları, kaybolmaya yüz tutan atalık tohumlar elden ele dolaşmaya başladı. Ne var ki bu tohumları ancak doğru şekilde ekip çoğaltabilirsek yaşatabiliriz. Yerel tohumların korunması konusunda yıllardır çalışan Tracy Lord, hazırladığı el kitabında balkonlarda veya küçük bahçelerde yetiştirmeye uygun ve Anadolu’da yaygın şekilde kullanılan yirmi farklı sebzenin tohumlarını nasıl çoğaltabileceğimizi, yeni nesil tohumların nasıl toplanıp saklanacağını duru ve akıcı bir dille anlatıyor, uygulama deneyimlerini referans kitaplardan edindikleriyle harmanlıyor.

Kitapta özellikle tohumu toprakla buluşturmanın ideal koşulları, tohumdan fideye gelişme süreci ve olgunlaşan tohumları tanıma, toplama ve saklamanın püf noktalarına dair anlaşılır ve kolaylıkla uygulanabilir bilgiler bulacaksınız. Burcu Pek’in suluboya resimleriyle renk kattığı bu mini kitabın, balkonlarınızı ve arka bahçelerinizi rengârenk bir cümbüşe çevirmek için sizi cesaretlendireceğini umuyoruz.

Şehirde Kompost – Rebecca Louie

İklim krizi şimdi ve burada. Atıklarımızın sorumluluğu ise bizde. Arka bahçesinde tavuk besleyenler, balkon arıcıları, çatı çiftçileri ve ortak bahçecilik yapanların yanı sıra şehirde yaşayıp mutfak ve bahçe atıklarıyla kompost yapanlar da kalabalık şehirlerin yeşil alanlarını yeniden tanımlayan öncü birliklerden biri.

Kompost yapmak için büyük bir bahçeye ihtiyacınız olduğunu düşünebilirsiniz. Rebecca Louie’nin yazdığı ve İlknur Urkun Kelso’nun çevirdiği “Şehirde Kompost” kitabı, sizi bir daha düşünmeye davet ediyor. Usta kompostçu Rebecca Loui’nin uzman görüşlerini mizahi bir dille bizlere anlattığı bu eğlenceli kitap, küçük alanlarda ve dar zamanlarda bile kompostu hayatınıza nasıl sokabileceğinizi gösterecek.

Dönüşümümüzün bir adımı olduğunu düşündüğümüz bu dönemin hepimize yaratıcılığı, değiştirme gücümüzü ve var olma farkındalığını hatırlatması umuduyla, iyi okumalar…

Etiketler: , ,

3 adet yorum var

    1. Bugday Dernegi

      Yaşam Dönüşümdür kitabını şuradaki Buğday Dükkan sitemizden: dukkan.bugday.org
      Diğerlerini online kitap satış sitelerinden temin edebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Paylaş