ENGLISH
DESTEK OL!
Gönüllü Ol
HABERLER

Türkiye Florasını Araştıran Yurttaş Bilginler

Yayınlanma Tarihi: 11 Mart 2026
Türkiye Florasını Araştıran Yurttaş Bilginler

Türkiye florasının kayıt altına alınması konusunda çalışmalar yapan, turkiyebitkileri.com sitesinin kurucusu Dr. Riyat Gül ve arazi çalışmalarında Riyat Bey’e eşlik eden Selma Akad ile bitkiler hakkında yaptıkları çalışmaları konuştuk.

Röportaj: Azra Çelik Gökdan – Buğday Derneği İletişim Gönüllüsü

Öncelikle Buğday E-Bülteni adına söyleşimizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederiz. Riyat Bey, “Flora’’ adı altında akademisyenler ve amatörlerden oluşan, üye sayısı 11 bin 600’e ulaşan bir grubun kurucususunuz. Biraz bu gruptan bahseder misiniz?

Merhaba, evet tabii. Doğaya ve özellikle bitki dünyasına ilgi duyan amatörler olduğunu biliyordum. Bu nedenle gerek kendi gözlemlediğim bitkileri paylaşabileceğim gerekse bu insanların ortak paylaşımda bulunabileceği bir grup düşünüyordum. Facebook’ta böyle bir şansımın olabileceğini fark ettim ve 2009 yılında “Flora” adlı grubu kurdum. Uzunca bir süre kendi yağımızla kavrulduk, bilimsel anlamda bilgilerimiz kısıtlıydı ve maalesef çok az sayıda yazılı ve görsel kaynak vardı. Becerebildiğimiz kadarıyla bitkileri tanımlamaya çalıştık. Neyse ki Ege Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan Doç. Dr. Hasan Yıldırım (kendisi daha sonra profesör oldu) grubu ilk fark edenlerdendi ve imdadımıza yetişti. Grubumuz giderek daha çok bilim insanının ilgisini çekmeye başladı. Bu sayede birçok bitki daha doğru tanımlar almaya başladı. Bitkiler konusunda biriken bu bilgi ve belgelerin sadece Facebook’ta kalmasına gönlüm razı olmadı ve aynı yıl bu bilgi ve belgeleri bir araya getirmek amacıyla Türkiye Bitkileri” adında amatör bir web sitesi kurdum (www.turkiyebitkileri.com). Şu anda sitede, çok sayıda amatör ve profesyonel botanikçinin katkılarıyla bir araya getirilen 6 bini aşkın türün 50 bine yakın fotoğrafları var. Sitemiz yılda bir milyonun üzerinde kişi tarafından ziyaret ediliyor. 

Bitkilere ilginiz nasıl başladı?

Hep var olan doğaya karşı ilgim 2003 yılından itibaren kuşlara yöneldi. Türkiye’nin kuşlarını gözlemlemek amacıyla yurdun dört bir yanını dolaştım. Üç yıl kadar bir STK’da ve birçok projede kuş araştırmacısı olarak çalıştım. Gittiğim yerlerde dürbünle gökyüzüne bakarken yere de bakmayı ihmal etmedim ve orada da ayrı bir dünya olduğunu fark ettim. Bir yandan bitkileri de fotoğraflamaya başlamıştım. Farklı ve çok daha zengin bir dünyaya girmiştim. 500 civarında kuş türünün yanında 10 bini aşkın bitkiyi görmek sonsuza dek sürecek gibiydi. 2008’den sonra daha yoğun şekilde bitkilere yöneldim.

Anadolu’nun birçok bölgesinde bitki taraması yaptınız. Sizce ülkemizin bölgesel özellikleri, nadir ve endemik türler açısından ne gibi koşullar sağlıyor?

Ülkemiz, Avrupa-Sibirya, Akdeniz ve İran-Turan gibi birbirinden farklı iklim ve coğrafi koşullar içeren biyomların üçünü de içeren bir ülke. Dolayısıyla ciddi bir biyoçeşitliliğe sahip. Tüm Avrupa’daki tür sayısı 12.500 civarında, Türkiye’de ise yaklaşık 12.000 takson mevcut. Bunların yaklaşık üçte biri de endemik, yani sadece ülkemize özgü. 

Özellikle bu biyomların kesiştiği bölgelerdeki türleşme sayısı oldukça yüksek. Ayrıca Erzurum-Erzincan civarından başlayıp Hatay’da sonlanan ve “Anadolu Diyagonali” adıyla bilinen dağ silsilesi, batı ve doğuyu birbirinden ayıran ciddi bir türleşme bariyeri oluşturuyor. Öyle ki bu silsile üzerindeki endemizm oranı yüzde 70’leri buluyor. 

Türkiye florasına ve bilim dünyasına katkı sağlayan önemli çalışmalarınız ve tanımlamalarınız var. Ayrıca bilim dünyasında isminizle tanınan bir bitkimiz de var. Kısaca bu çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Kendi çapımda bazı katkılarım oldu. Datça bölgesinde Yunan adalarında var olduğu bilinen ama Türkiye listesinde olmayan iki bitkinin varlığını keşfettik arkadaşlarımla, bu bitkiler Hasan Yıldırım ile birlikte makaleleri yayınlanarak listeye eklendi. 2008 yılında tesadüfen Eskişehir-Sivrihisar civarındaki Acıkır bozkırlarında jipsli (alçı taşı) bir alanda ilginç bir bitki gördüm. Örneğini alıp fotoğrafladım ve yine Hasan Yıldırım’a gönderdim. Dünyada yeni bir tür olduğu anlaşıldı ve sevgili Hasan Yıldırım bitkiye adımı vererek beni onurlandırdı (Acantholimon riyatguelii).

Acantholimon riyatguelii

Datça Yarımadası ve Muğla genelinde sürdürdüğünüz çalışmalardan söz edebilir misiniz?

2013 yılında Datça’ya yerleştim ve ilk amaçlarımdan biri yörenin bitkilerini araştırıp mümkünse kitaplaştırmaktı. Bu amaçla Selma Akad ve Fulya Bayık ile dört yıl boyunca bazan haftada üç gün tüm Datça ve Bozburun yarımadalarını araştırıp çok sayıda örnek aldık ve yaklaşık 800 bitkiyi tanımladık. Kitap haline getirip yayınlamamız da birkaç yılımızı aldı. Sonunda “Datça ve Bozburun Yarımadalarının Nadir ve Endemik Bitkileri” adlı kitabımız  yayımlandı.

Bu arada Muğla’nın çoğu bölgesini dolaşıp Muğla bitkileriyle ilgili de hatırı sayılır miktarda belge topladık. Muğla ilindeki diğer yurttaş bilginlerle işbirliği içinde 2023 yılında bu ortak çalışma “Muğla’nın Endemik ve Nadir Bitkileri” adıyla yayımlandı.

Çalışmalarınızın üniversitelere ve bilim dünyasına katkılarından da bahsedebilir misiniz?

Benim ve grubun amacı biz amatörlerle bilim insanları arasında bir köprü kurmaktı ve sanırım bunu bir ölçüde başardık. Yurttaş bilginler, kendi yörelerinde görüp emin olamadıkları bitkileri bilim insanlarına danışabildiler. Bu sayede dünyada bilinmeyen 20’yi aşkın bitki keşfedildi ve birkaç tane de “kaybolmuş” bitki yurttaş bilginlerce tekrar bulundu. Türkiye’nin çoğu bölgesinde, yöresinin florasını gayet iyi bilen çok sayıda yurttaş bilgin var. Hepsinden önemlisi bilim insanlarımız, birçok yörede bölgeyi ve florasını Latince adlarıyla bilen onlarca gönüllüyle temas kurup araştırmalarına nokta atışı yapabilmeye başladılar. Ayrıca fotoğrafladıkları ilginç bitkilerden örnek alıp usulüne uygun presleyerek merak eden bilim insanlarına ulaştırabiliyorlar. Bir önemli hususu daha belirtmek isterim. Yıllar önce parmakla sayılabilecek kadar az olan botanikle ilgili yayınların sayısı belirgin olarak arttı. Şu anda amatör arkadaşların yayımladığı 10’a yakın kitap mevcut.

Soldan sağa Selma Akad, Fulya Bıyık, Riyat Gül, Kenan Akbaş bir “endemik macera”da

Soldan sağa Nejdet Bozkurt, Selma Akad, Riyat Gül, arazide

Muğla bölgesindeki grup üyelerinizle neler yapıyorsunuz?

Datça’da Fulya Bayık, salep türlerinde uzmanlaşan Selma Akad, Emre-Melis Rona çifti gibi bu konuda çok hevesli arkadaşlarımız var. Akyaka’da zeytincilikle uğraşan Buse Topçuoğlu arkadaşımız dünyada bilinmeyen iki yeni tür ve doğallaşmış bir tür keşfetti. Fethiye’de eczacı abimiz Rıfat Özdemir ve emekli öğretmen Bülent Elmas on yıllardır bölgelerindeki tüm yayla ve dağları dolaşıp bitkileri fotoğrafladılar ve adlarıyla anılan üç adet bitki keşfettiler. Yöreleriyle ilgili iki botanik kitabı yayımladılar. Köyceğiz’de botanik uzmanı Dr. Kenan Akbaş, o civardaki bitkilerin tanımlanmasına ve belgelenmesine büyük katkı sağladı. Muğla’nın Endemik ve Nadir Bitkileri kitabı hepimizin ortak emeğinin ürünü. 

Birlikte Muğla’nın hemen her bölgesinde ortak arazi çalışmaları gerçekleştirdik. 2023-2024 yıllarında Kenan Akbaş’la Bozburun yarımadasındaki yanan alanlarda bulunan endemik bitkilerimizin durumuyla ilgili bir çalışmada yer aldık. Bu çalışmada alanda tesadüfen bir yeni tür (Leopoldia buseana) keşfedildi ve 1970’lerden beri gözlemlenemeyen bir tür gelincik (Roemeria carica) tekrar bulundu.

Bölgede sizden önce endemik bitki sayısıyla ilgili bir çalışma yapılmış mı?

Bu konuda bilimsel anlamdaki tek uzun soluklu çalışma 1980’lerde bir İsveçli botanikçi olan Annette Karlström tarafından yapılmış. Yazdığı tez bize çok yardımcı oldu. Ancak yazar sadece Nisan-Haziran aylarında çalışma yaptığından bölgede daha erken ve geç çiçeklenen çok sayıda bitki çalışmaya dahil edilememiş. Yaptığımız araştırmalarda bu yayında olmayan 100’ün üzerindeki bitkiyi yörenin florasına kattık.

Sizce ülkemizin doğasına özgü özellikleri yeterince korunuyor mu? Ne yapılmalı?

“Korumak için bilmek gerek” sözcüğünü unutmamak gerekir. Ne yazık ki birçok alanda olduğu gibi doğal varlıklarımızla ilgili bilgilerimiz oldukça yeni ama çalışmalar artan bir yoğunlukla sürüyor. Sahip olduğumuz tüm doğal varlıkları ayrıntılı olarak saptamak, haritalamak; bu konuda iyi donanımlı, yetişmiş elemanları bölgeye konumlandırarak yerinde korumak ilk amaç olmalı. Amatör doğaseverlerin her konuda seferber edilmesi, bu konularda yetkin olan STKların çalışmalara katılması ve görüşlerinin ciddiye alınması; yasalardan “ÇED gerekli değildir” ibaresinin kaldırılması ve bu raporların yine yetkin kurumlarca hazırlanması şart. Bu nedenle yerelde yaşayanların ve özellikle çocukların bilgilendirilmesi, yerelde çalışan görevlilerin kapasitelerinin artırılması için çok ciddi çalışmalar yapılması gerekiyor.

Datça’nın çok sayıda orkide popülasyonuna sahip olduğu söyleniyor. Doğru mudur?

Evet, Datça bu açıdan çok şanslı. Bu konudaki uzmanımız Selma daha ayrıntılı bilgi verecektir.

Selma Hanım, sizin bitki dünyasına ilginiz nasıl başladı?

Doğadan, bitki dünyasından hiçbir zaman kopmadığımı düşünüyorum. Her fırsatta kırlara bayırlara koşmuşumdur.

Soldan sağa Selma Akad ve Buse Topçuoğlu

Öyleyse Datça’ya yerleşmemizin nedeni de doğa sevgisi…

Evet, hatta yerleşir yerleşmez, evimizin çevresinde yürüyüşe çıkıp çiçeği, böceği, otu çalıyı hayranlıkla fotoğraflayıp arşiv oluşturmaya başladım.

Türkiye Bitkileri grubuyla tanışmanız nasıl oldu?

Datça küçük bir ilçe… Sene 2002, nüfus 6000’di. Yeni yerleşenler hemen tanınır, tanışılırdı. Yarımadanın doğasını, biyoçeşitliliğini, ekolojik süreç ve bütünlüğünü korumayı amaçlayan DAÇEV’in (Datça Çevre ve Turizm Derneği) kurucularından Fulya Bayık’la bazı projelerde çalıştım. Fulya’ya bitkilere olan merakımdan bahsedince, Riyat Hoca’nın kurduğu siteye üye olmamı önerdi. Üyeliğim böylece başladı. Fulya ile dağ bayır dolaşıp fotoğrafladığımız bitkileri flora grubunda paylaşmaya başladım. 

Riyat Hoca’nın Datça’ya yerleşmesi benim için ve konuya ilgi duyan arkadaşlar için büyük bir şans oldu. Birlikte arazi çalışmalarına başladık. Tüm Muğla bölgesini tarayarak tanımlama, belgeleme çalışmalarına bizler de dahil olduk.

Riyat Hoca’nın, tüm bu çalışmalar süresince engin bilgisi, mütevazı kişiliği, samimiyeti ve her sorumuza sabırla yanıt verip bilgilendirmesiyle konuya daha da bilinçli bakmaya başladım. Minnettarım.

Orkide popülasyonuna olan ilginiz nasıl başladı?

Datça’da evimizin çevresinde ve arazi çalışmalarımızda çok fazla sayıda orkide olduğunu gördüm. Öyle ki bazı arazilerde üzerine basmamak için çaba harcamam gerekiyordu. Bu narin bitkinin bazı türleri Datça’da aralık ayında açmaya başlar, neredeyse birbirini takip eden aylarda ayrı türler açarak, haziran ayına kadar devam eder. 

Konuyu araştırınca orkidelerin Anadolu’nun genelinde yaygın olduğunu gördüm. Muğla bölgesinin de tür konusunda oldukça zengin olduğunu öğrendim. Bu konuda da flora grubundan yararlandım. Fotoğraflarımı sosyal medyada paylaşırken Nejdet Bozkurt Hoca’nın “Anadolu Orkideleri’’ adlı sitesine ulaştım. Böylece benim Muğla ve özellikle Datça bölgesindeki orkidelerle maceram başladı. Bu siteler aracılığıyla bölgeden arkadaşlarla tanıştım. Fethiye’den Bülent Elmas ve Rifat Özdemir’le, Dalyan’dan Maria Jonker’le arazi taramaları yaparak çok dar bölgelerde tutunmaya çalışan bireylere rastladık. Biliyorsunuz bu narin bitkinin toplanması yasak. Datça’ya geldiğimizde pazarlarda demet demet orkide çiçeğinin satıldığını gördüm. Fulya Bayık ile her pazar yasak olduğunu hatırlatarak, toplanmasının önüne geçtik. Başardık da. Orkideler yumrularıyla, bazı türler de rizomlarıyla, genelinde de tohumlarıyla çoğalır. Açan orkide yumrudan uzayan bir kökünü geliştirerek seneye yeni yumrusunu oluşturur. Bir de çiçek, bir cins arı tarafından tozlaştırılarak tohum oluşturur. Tozlaşma çok önemlidir ve geniş araziler bu sayede tohuma kavuşur. Çiçekler koparıldığında tozlaşma gerçekleşemez.Anadolu’daki orkide türlerinde ve bunları tanımlamada uzman olan, çalışmalarıyla botanik bilimine de katkıda bulunan Nejdet Bozkurt hocanın Datça bölgesindeki çalışmalarına eşlik ettim. Sayesinde çok bilgi sahibi oldum. Her türün özelliklerini, tanımlamalardaki ince detayları samimiyetle defalarca anlatarak öğretti. Orkideler, çok yıllık bitkiler. Her yıl adeta her bireyin yaşayıp yaşamadığını takip eder oldum. Bazı türleri kendim tanımlayabilir hale geldim.

Sol: Orchis simia
Sağ: Ophrysferrum equinum

Orkidelerle ilgili bilim insanlarıyla ortaklaşa bir çalışma yapıyor musunuz? 

Evet. Yaptığım arazi taramalarında fotoğrafladığım, daha önce bilinen ancak bölge kaydı alınmamış türlerin, kayıt altına alınmasını sağlamış oluyorum. Daha önemlisi benim için de gurur kaynağı olan bir projeyi Ege Üniversitesi’nde doktora öğrencisi olan Nejdet Bozkurt Hoca hayata geçiriyor.

Selma Akad tohum poşetlerken

Doğal ortamında kayıt altına alınan bireyler arasından sağlıklı olanları yapay tozlaştırarak tohum elde ediyoruz. Ben bu çalışmanın Datça bölümüyle ilgiliyim. Üç yıl süren bu çalışmanın sonucunda Datça’dan 100’ün üzerinde bireyden tohum aldık. Nejdet Bozkurt Hoca tohumların Ege Üniversitesi Botanik Bahçesi ve Herbaryum Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde oluşturulan tohum bankasında koruma altına alınmasını sağladı. Ayrıca laboratuvar ortamında üretim denemeleri yapıyor. Denemeler yapıldıktan sonra bu tohumlar Ulusal Gen Bankası’na aktarılacak.

Bu çalışmanın bir parçası olmak beni çok heyecanlandırıyor, mutlu ediyor. Bu nedenle de Nejdet Hoca’ya da can-ı gönülden teşekkür ediyorum. Doğada her bitkinin her canlının kendine has yaşamları ve özellikleri var. Önemli olan bu canlıların hayatımızda ne kadar değerli olduklarının bilincinde olmak.

Nejdet Bozkurt’un laboratuvar ortamında üretim denemeleri

Selma Hanım, Riyat Bey, verdiğiniz değerli bilgiler için çok teşekkür ederiz. Riyat Bey, “korumak için bilmek gerek” demiştiniz, bu konuda sizin ve arkadaşlarınızın çalışmaları hepimize ümit veriyor. 

Bizler de Buğday Derneği’ne teşekkür ederiz.

Fotoğraflar: Nejdet Bozkurt, Riyat Gül, Selma Akad, Türkiye Bitkileri Web Sitesi

Henüz yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Paylaş