AB sınırlarından dönen gıdalar bize ne anlatıyor?
Yazı: Merve Atınç Saral
Avrupa Birliği bildirimleri, Türkiye’den ihraç edilen gıda ürünlerinde pestisit kalıntıları nedeniyle ciddi bir denetim sorunu olduğunu gösterdi.
2025 verilerine göre Türkiye, Avrupa Birliği’ne ihraç ettiği gıda ürünlerinde pestisit kalıntıları nedeniyle en çok bildirim alan ikinci ülke. 124 bildirimle Hindistan’ın ardından gelen Türkiye için bildirilen 105 vakanın yaklaşık yarısı sınırda geri çevrildi.
Bildirimler özellikle biber, domates ve nar gibi taze ürünlerde yoğunlaşıyor. Bu ürünlerden biberde kullanımı yasak Formetanate, 2020’de yasaklanan Chlorpyrifos-metil, 2023’te yasaklanan Linuron gibi etken maddeler tespit edildi.
PAN Europe’a göre Formetanate ve Chlorpyrifos-metil için, özellikle çocuklar açısından güvenli bir maruziyet eşiği tanımlanamıyor. Bildirimlerde yalnızca tek bir kalıntı değil; birçok üründe limit üstü pestisit, bazılarında ise birden fazla pestisit kalıntısı birlikte yer alıyor.
Bu tablo, çoklu maruziyet (kokteyl etki) riskine işaret ediyor. Farklı gıdalardan alınan pestisitler vücutta aynı biyolojik sistemleri etkiliyor; özellikle sinir ve hormon sistemi üzerinde birikimli bir sağlık yükü oluşturuyor. Mevzuatta tek tek değerlendirilen kalıntılar, gerçek hayatta toplam bir risk olarak karşımıza çıkıyor.
Ortaya çıkan tablo yalnızca dış ticaret ile ilgili değil. Sebze ve meyve üretiminin çok büyük bir bölümü iç pazarda tüketiliyor. İhracata giden ürünler sıkı denetimlerden geçerken, iç piyasada tüketilen ürünlere ilişkin şeffaf ve düzenli paylaşılan denetim verileri bulunmuyor. Bu durum, gıda güvenliği açısından ciddi bir bilgi boşluğu yaratıyor.
Sağlıklı beslenmek hepimizin hakkı
Pestisitlerin etkileri insan sağlığıyla sınırlı değil; toprak, su ve ekosistem üzerinde uzun vadeli yıkıcı sonuçlara yarattığı biliniyor. Bu gerçekler ışığında;
- Organik, zehirsiz üretimi desteklemek,
- Agroekoloji gibi doğa dostu, biyoçeşitliliği koruyan ve besleyen üretim modellerini yaygınlaştırmak,
- Pestisit analiz sonuçlarının şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılmasını sağlamak hepimizin ortak sorumluluğu.