DESTEK OL!
HABERLER

Siyez buğdayı hakkında her şey

Published on 6 Şubat 2018 under Biyoçeşitlilik
Siyez buğdayı hakkında her şey

Dünyanın hemen hemen her yerinde temel besin maddesi buğday. Ziraat Yüksek Mühendisi Neslihan Şimşek ile 14 kromozomla genetik olarak dünyanın ilk buğdayı olan; yani günümüz buğday türlerinin atası siyezi konuştuk.*

Gerçekten buğday türlerinin atası siyez mi?

Neslihan Şimşek: Evet, bazı kaynaklara göre 12 bin yıl, bazı kaynaklara göre ise 10 bin yıl önce kültüre alındığı söylenen bir buğday çeşidi siyez. Ve bugün kullandığımız modern buğdayın atası. İlk olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Karacadağ’da kültüre alındığı düşünülüyor. Şu an ülkemizde en çok Kastamonu bölgesinde yetiştiriliyor, hatta Kastamonu Siyezi olarak biliniyor. İlk olarak siyez buğdayına, Hititçe bir kelime olan “Zız” demişler, daha sonra yıllar içerisinde bu siyeze dönüşmüş. Bazı bölgelerde de “kaplıca” olarak geçiyor. Ama biz bilimsel olarak, Latince olan Triticum Monococcum ismini kullanıyoruz. Onun dışında ülkemizde siyez buğdayı olarak biliniyor ve bir atalık tür bizim için.

Onu diğer buğday türlerinden ayıran en temel özelliği nedir?

Genetik yapısının 10 bin yıl boyunca hiç bozulmamış olması, hatta biz diyoruz ki, 10 bin yılda pek çok şey değişti ama siyezin genetik yapısı değişmedi. Tabii bunun pek çok avantajı var. Modern buğday, siyezden gelmedir. Bunun dışında bir araziye baktığınız zaman, siyez başı hemen kendisini belli ediyor. Çok rahat ayırt edilebiliyor. Tek başakçıklı ve sık bir kavuz yapısı var. Bu sık kavuz yapısı hastalıklara ve zararlılara karşı bir dayanıklılık geliştirmiş. Evet gıdayı işleme noktasında bizim için zorlukları var. Ama bu buğday tanesinin dışını saran kavuzun bu kadar sert olması hem onu genetik açılım göstermemesi noktasında desteklemiş, hem zararlılar çok rahat zarar verememiş, hem soğuğa karşı dayanıklı olmuş.

Neslihan Şimşek ve Leyla Aslan Ünlübay.

Siyezi biz 3-4 yıldır biliyoruz. Onun öncesinde bu kadar ekimi ve üretimi yapılmıyordu. Neden?

Aslında bilenlerin bildiği bir ürün siyez. Ama, neden bu kadar çok talep görmüyordu dediğimizde, işlenmesindeki zorlukları sanırım söyleyebiliriz. Kavuzunun bu kadar kalın olması, ürünü işlediğimizde, yani ürünü una döndürdüğümüzde minimum %30 fireye neden oluyor. Bulgura döndürdüğümüzde %50-60 arası fireye neden oluyor. Bu noktalar tabii biraz zorlayıcı olabiliyor. Şimdi bu ürünün Kastamonu’da bolca yetiştiğini biliyoruz. Kastamonu’ya gittiğim zaman siyez ekili arazilere bakıyoruz, insanlar kullanıyor mu diye. Evet, insanlar siyezi ekiyor ve kullanıyor. Ama köylülerin evlerine gittiğimizde kümeslerde siyezler gördük. Hayvan yemlerinde siyezin kullanıldığını gördük. Yani bölgede aslında siyez hayvan yemi olarak kullanılıyor. İnsani tüketim olarak kullanımı biraz daha geriye düşmüş durumda. Ama besin döngüsünde hayvanın da yiyor olması siyezi, sonrasında bize bir geri dönüş sağlıyor. Ama çoğunlukla çiftçiler hayvan yemi olarak biliyorlar siyezi. Aslında görüntüsüne baktığınız zaman biraz arpayı da andıran bir yapısı var. Kışın sert geçtiği Kastamonu siyez buğdayının Türkiye’de en çok ve en rahat yetiştiği bölge.

Peki başka bir yerde yetişemiyor mu? Ya da yetişmesi için hangi şartların olması gerekiyor. 

Hayır, yetişebiliyor. Siyez biraz soğuk seviyor ve kar altında kalmayı istiyor. Mesela bugün Türkiye’de Erzincan, Tekirdağ, Kocaeli, Edirne, Kars’ta ekiliyor ve gün geçtikçe de yayılıyor. Ama tabii ilk bulunduğu yerin, yani bilimsel olarak bir veri sunamam ama, Kstamonu’dan gelen siyezin koku, tat olarak farklı olduğunu söyleyebilirim.

Yani siyez toprağını seviyor, onun dışında da yetişiyor ama, kendi toprağındaki gibi olmuyor.

Yani, Ezine gibi biraz. Ezine peyniri en güzel Ezine’de yapılır.

Siyez buğdayının sağlık açısından farklılıkları var mı?

Evet, sağlık açısından da farklılık var. Sağlıkçı değilim, ama okuduğumuz yayınlarda şöyle farklılıklardan bahsediliyor. En çok da gluten içeriğiyle ilgili.

Glutensiz beslenme bu aralar çok ilgi gösterilen bir alışkanlık. O zaman siyez, gluten oranı düşük bir tür mü?

Evet, siyez gluten oranı düşük bir buğday. Ama sıfır değil. Bu yüzden de çok ciddi bilgi kirliliği var bu konuda da ne yazık ki. Gluteni sıfır olmadığı için çölyak rahatsızlığı olanların ya da gluten intoleransı olanların rahatça kullanabilecekleri bir buğday türü değil. İçerisinde gluten var, ama bu miktar diğer çeşitlere göre çok daha az. Bunun dışında siyez, modern buğdaya göre iki kat daha fazla A vitamini içeriyor. Daha fazla demir içeriyor. Ve bizim için en temel unsurlardan bir tanesi, GDO ile ilgili sorular sorulduğunda siyezin genetik yapısında herhangi bir değişim olmadığını söylüyoruz. Bu da bizim için çok önemli. Çünkü bugün biliyoruz ki hayvan yemi olarak kullanılan buğdayların içerisinde GDO’lu buğday olabilir. Belki direkt insani tüketim amaçlı üretim yok ama bu bir döngü sonuçta. Bu noktada da gönül rahatlığıyla siyezin genetik yapısının değişmediğini söyleyebiliyoruz. Bunun da sağlık açısından elbette bir farkı var. Bunun dışında folik asit içeriğinin fazla olduğunu biliyoruz. Yine çinko değeri de diğer buğdaylara göre daha fazla. Karotenoidler de yine siyezde daha fazla. Sindirimi daha kolay. Bunlar gibi sağlık açısından daha avantajlı olduğuna dair çalışmalar var.

En önemlisi de yerli bir tohum.

Kesinlikle. Bizim topraklarımızda adaptasyonunu tamamlamış ve bizim tohumumuz. O yüzden de sadece genetik yapısının değişmemiş olmasından, ya da sağlık açısından daha avantajlı olmasından değil, bizim sahip çıkmamız gereken bir tohum olması yönüyle de önemli. Atalık bir tohum ve çok ciddi bir geçmişi var. Ve siyezi bugün hasattan sonra çok rahat tohumluk olarak ayırabilirsiniz ve bir sonraki sene bu tohumları kullanarak siyez ekebilirsiniz. Hatta şu an satılan siyez buğdayını alıp saksılarınızda ekerek onun filizlendiğini görebilirsiniz. Gerçekten tanıtmamız, anlatmamız, sahip çıkmamız gereken bir tür. Çünkü çok net, biz sahip çıkmazsak birileri gelir, bizim yerimize bizim tohumumuza sahip çıkar. Çünkü sadece Türkiye’de ekimi yapılmıyor. Yeni aldığım bir habere göre Amerika’ya gönderildiğini biliyorum. Bunun dışında Ukrayna, İspanya gibi ülkelerde siyez ekimi ile ilgili çalışmalar yürütülüyor. Tabii buraya tohum nereden gidiyor. Türkiye’den gidiyor olması çok yüksek bir olasılık. Bir de vahşi bir tür olduğu için çok dayanıklı. Kastamonulu köylüler siyez ile ilgili şöyle söylüyorlar: “Bu siyezi taşa atsanız çıkar.”

Siyezi işlemenin daha zahmetli ve verimlilik açısından diğer buğdaylara göre firesinin daha fazla olduğu söyledin. Peki buna rağmen üretici neden siyez üretmeli?

Kastamonu’da zaten buğday üretiminin yoğun olduğunu biliyoruz. Buğdaydan aldıkları verim de belli. Ama siyez çok daha kıymetli bir buğday türü olduğu için biraz daha pahalı bir ürün olarak bizim karşımıza çıkıyor. Aslında birbirlerini bir noktada dengeliyorlar. Şöyle ki, bir üretici zaten buğday ekiyorsa yetiştirme koşulları gereği buğday üretirken yaptığı şeyleri, siyez üretirken de yapacak. Ama buğdayın geliri ile siyezin geliri arasında da bir fark var. Bu da önemli bir tercih sebebi üretici için. Ama bunun dışında birçok nedeni var. Şöyle düşünmek gerekiyor; siyez Türkiye’nin bir değeri. 10 bin yıllık bir tarihten bahsediyoruz. Bu nedenle siyeze sahip çıkmalıyız. Üretici, ekmediği alanlara siyez ekmeli biz tüketiciler de evlerimize artık siyezi sokmalıyız.

Nasıl sokmalıyız?

Siyez birkaç sene öncesine kadar sadece bulgur ve un olarak alınabiliyordu. Oysa bugün normal bir buğdaydan elde edilebilecek her şeyi siyezle de yapabiliyoruz. Siyez unundan tarhana var, ezme var, makarnaları var, hatta mantısı var. Yani bugün istersek 3 öğünümüze de siyezi sokabiliriz. Ama tabii siyezin de bir tahıl türü olduğunu düşünerek beslenme programımıza yerleştirmemiz gerekiyor. Siyez ürünlerini alarak aslında siyezin üretilmesine katkıda bulunmuş, bu yerli çeşidimizi gelecek kuşaklara da taşımış oluyoruz.

Yani siyezi destekleyerek aslında atalık tohumlara destek vermiş oluyoruz.

Evet. Sadece bir buğdayı evimize sokmanın dışında, onun üretilmesine destek olmak, atalık tohumlarımıza sahip çıkmak anlamına geliyor.

Ne yazık ki birçok alanda tüketiciyi yanıltmak için çeşitli şeyler yapılabiliyor Türkiye’de. Peki siyezde durum ne? Birçok ürün, siyez ürünü olarak satılmaya başlandı. Onlarda gerçekten siyez var mı?

%100 siyez unu diye karşımıza gelen bir una baktığımızda ne yazık ki gözle bunu ayırt etmek mümkün değil. Bu yüzden bildiğimiz, güvendiğimiz üreticilerden yola çıkmamız gerekiyor. Bu noktada da, evet, sizin dediğiniz gibi bir karmaşa var. Siyezli bir kurabiye, ya da siyezli bir ürün dendiğinde, yüzde kaç siyez var onun içerisinde bunu rahatlıkla sorgulayabiliriz. Bir %100 siyezli ekmek vardır, bir de %10’u siyez olan bir ekmek vardır. Bu noktada tüketici sorgulamalı.

Aslında genel olarak gıdadaki farkındalığımızı burada da sürdürmemiz gerekiyor. Ne yediğimizi bilmemiz gerekiyor. Çok teşekkürler verdiğiniz bilgiler için. Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Ziraat yüksek mühendisi olarak siyez ile tanışmış olmaktan çok mutluyum. Artık evimde makarnadan çorbaya kadar siyez kullanıyorum. Ve daha sağlıklı bir buğday tüketmek isteyenleri, atalık tohumlarımıza sahip çıkmak isteyenleri siyezi tercih etmeye çağırıyorum.

Röportaj: Leyla Aslan Ünlübay

 

*26 Ocak 2018 tarihli Açık Radyo’daki Tohumdan Hasada Ekolojik Yaşam Programımızdan yazıya aktarılmıştır.
Tagged:

40 Comments

  1. İBRAHİM KAPÇAK

    Sayın Neslihan Hanım, siyez buğdayı hakkındaki bilgilendirmeniz için teşekkürler, gerçekten şu zamanda yiyeceklerimizin güvenliği hakkında şaşkına düşmüş bir vaziyetteyiz. GDO’nun olmadığı bir besin maddesi bulmakta zorlanıyoruz. Tam bu noktada saf arı GDO’suz bir besin maddesi olarak karşımıza çıkan siyez buğdayını gerçekten önemsemek, kullanarak, üretimini teşvik etmek bizim görevimiz olmalı. Tam bu noktada da doğru destekte çok önemli, sizinde belirttiğiniz üzere ” %100 siyez unu diye karşımıza gelen bir una baktığımızda ne yazık ki gözle bunu ayırt etmek mümkün değil. Bu yüzden bildiğimiz, güvendiğimiz üreticilerden yola çıkmamız gerekiyor. Bu noktada da, evet, sizin dediğiniz gibi bir karmaşa var. Siyezli bir kurabiye, ya da siyezli bir ürün dendiğinde, yüzde kaç siyez var onun içerisinde bunu rahatlıkla sorgulayabiliriz. Bir %100 siyezli ekmek vardır, bir de %10’u siyez olan bir ekmek vardır. Bu noktada tüketici sorgulamalı.” Peki bizler uzman olmadığımıza göre bunu nasıl anlıyacağız, her siyez mamulu satan, ürünün %100 katkısız siyez olduğunu belirtiyor. Lütfen bu konuda da yardımcı olabilirseniz, sizin kullandığınız, dürüst olduğuna inandığınız siyez mamulü satıcılarından bize birkaç isim verebilirseniz çok memnun oluruz. Bu şekilde hem doğru ürün tüketir, hem de doğru yerleri desteklemiş oluruz.

  2. sinancinar

    Merhabalar güzel bir çalışma olmuş. ekolojik olarak buğday arpa nohut yetiştiriyorum. Siyez buğdayı yetiştirmeyi de isterim, tohum konusunda yardımcı olunabilirse yetiştirdiklerimden sizlerede sunarım.

    1. Vural ÇUKADAR

      siyez ve kavılca buğdayı ile ilgili yazıları okuduktan sonra bu ürünleri ekmek için araştırmaya girdiğimde internetten satış yeri bulamamıştım. Bu yıl ki araştırmalarımda ise ürünü satan yerleri buldum ancak çok pahalıya satılıyor. kilosu 15TL, 20 TL gibi fiyatlara satılıyor. gittigidiyorda araştırırken kastamonudan bir satıcı ürünü satışa açtı 5 kg aldım. Sonra ürünü satışa kapattı. Ücreti geri yatırdı. Sonra satıcı beni aradı. Meğer satıcının bir tanıdığı çocuk açmış. Satıcı interneten anlamadığı için kapatmasını istemiş, bana karşı mahçup olmamak içinde istediğim kadar siyez buğdayını gönderebileceğini söyledi. kastamonudan Erzincana kargo ile 20 kg siyezi gönderdi. Bende ücretini arkadaşa gönderdim. Hemde kargo dahil piyasanın yarı fiyatına. kendisine isim ve telefon numarasını internette tohum arayan kişilerle paylaşıp paylaşamayacağımı sordum. Paylaşabilirsin diye onay verdi. kendisi Kastamonunun Kasaba Köyünden(meşhur bir camisi olan köymüş) Rafet AKKAŞOĞLU Tel: 0 551 129 6227. iyi niyetli bu arkadaşa bir yardım olsun diye de bu dizeleri sizlerle paylaştım. Kendim Erzincanlı matematik öğretmeniyim. Benim gibi internette siyez tohumu arayan arkadaşlara da bir yardımım olursa ne mutlu bana. Ayrıca bu şekilde ata tohumlarımızın yok olmamasına vesile olmakta mutluluk verici.

      1. Ömer Kututlar

        Vural Bey sağ olun. Bence bu paylaşımınızla sadece şahıslara değil bir milli davaya da değer kattınız.
        Tarafınızdan verilen numarayı aradım, ancak açan olmadı. Tekrar deneyeceğim.
        Başarılı olamazsam size ulaşabileceğim münasip bir iletişim imkanı sunarsanız sevinirim. Benim e- posta adresim : okutlar@kutlarltd.com şeklindedir.
        Teşekkür eder, saygılar sunarım.

        1. Mehmet Atlamaz

          Kıymetli Siyez dostları, Siyez buğdayı yetiştiricisi ve gönüllü yayginlastiricisi bir kardeşiniz olarak Siyez tohum, siyez bulguru, Siyez unu ve Siyez ile ilgili tüm ürün ve sorularınız için arayabilirsiniz. Bu yıl 60 dönüm kadar Siyez ektim. Her ne kadar 2 defa dolu olayı yasasakta ürün temininde sıkıntımız yoktur. Siyez için yuksek fiyatları maalesef bizde hayretle izlemekteyiz. Tohum fiyatı bu yıl 5 tl civarında olur. Bilgilerinize.. 0.546.4653737 Kastamonu Ihsangazi den selam ve saygilar

  3. Mehmet ATLAMAZ

    Siyez buğdayı yetiştiricisi ve satıcısı olarak sizlere yardımcı olabilirim.
    Siyez ürünlerinde özellikle Kastamonu İhsangazi İlçesi kuzey yamaçlarında yetişen siyez buğdayı ve bunlardan yapılan ürünleri tercih etmenizi önerebilirim.

      1. İbrahim Karamemet

        Şayet gelecek yıl Ağustos ayına kadar bekleyebilirseniz ben size siyez buğdayının da atası olan Kavulca unu verebilirim. Aklınızda bulunsun.
        Bu arada Türkiyenin belki de en iyi zeytinyağı 0,40 asit var bende.

      2. Mehmet ATLAMAZ

        Siyez Buğdayı tohumu, siyez buğdayından geleneksel usuller ile yapılan siyez bulguru ve taş değirmende yapılan siyez unu tedariki konusunda yardımcı olabilirim. Ayrıca siyez bulguru ile yapılan yemek tarifleri ve unu ile yapılan ekmek kurabiye tatlı tarifleri ile ilgili çalışmamız devam etmektedir. Bittiğinde sizlerle paylaşacağım. İrtibat için 0.546.4653737 veya atlamazmehmet37@gmail.com

  4. İbrahim Karamemet

    Siyez den önce “Kavılca vardı. Kavılca hala, Iğdır’ın dağ köylerinde bulunabilir. Eldeki buğdayların en eskisi Kavılca’dır. Kavılca yüksek yayla ve çok soğuk iklimde yetişir. Siyez, nisbeten daha alçak ve anayurduna göre daha ılıman olan Orta Anadolu platosu ve Anadolu platosu yamaçlarında Kavılca’dan kendi mutasyonunu yaratarak kepek kabuğu daha incelmiş, sertliği biraz daha azalmış türüdür. Anası Kavılca’dır. İsimleri ve kökenleri karıştırmayalım. Ben büyük uğraşlarla bir tarlalık Kavılca tohumu buldum ve Kayseri Erciyes yamaçlarında 1500 rakımda ekeceğim bu sonbahar. Siyez atadır tabii ki ama, onun da asıl atası Kavılca’dır.

    1. İbrahim Karamemet

      İlginize teşekkür ederim. Gelecek yıl benden edinebilirsiniz. Elimde ancak bana yetecek kadar tohum var. Ekimin ikinci yarısında ekeceğim. Gerisi doğaya kalmış.

    2. İbrahim Karamemet

      İlginize teşekkür ederim. Bu bir insanlık görevi. Gelecek yıl benden edinebilirsiniz. Elimde ancak bana yetecek kadar tohum var. Önümüzdeki haftalarda ekeceğim. Gerisi doğaya kalmış.
      İbrahim Karamemet 0533 246 1203

  5. SAVAŞ SELÇUK KAMAN

    neslihan hanım merhaba bende siyez buğdayını arayan birisiyim. amacım organik siez buğdayını bulup üretmek istiyorum. üretimi başarabilirsem eğer çoğatıp etrafımda benim gibi düşünen insanlarla birlikte yayılmasını sağlamak istiyorum.

    1. ibrahim karamemet

      Doğal olarak en eski buğday yabanî buğday. Ondan geliştirilmiş bugün elimize geçen en eski buğday Kavılca, Kavılca’dan sonra Siyez. Aslında Kavılca ile Siyez kardeş. Aralarındaki fark yetiştiği yerin yüksekliği ve iklimine bağlı olarak geçirdiği değişim. Kavılca 1300-1500 ve daha yüksek yerlerde ve sert kışların olduğu bölgelerde, Siyez 800-1000 metre yükseklik civarında nispeten daha az sert kışların olduğu ama, gene de toprağın donduğu bölgelerde yetişir. Örneğin Kavılca Kars,Ardahan ve Erciyes eteklerinde, Siyez Ilgaz-Kastamonu bölgesinin Güney ovalarında. Şayet tarlanız Ege, Akdeniz, Marmara bölgesinde ve alçaktaysa ve kışın toprak don görmüyorsa hiç denemeyin, Karakılçık veya Sarı Buğdaya yönelin. Tabii GDO su ile oynanmamış Ata tohumu olmak şartıyla. Yetişmesine yetişebilir ama, o ne Siyez olur ne Kavılca. Zamanla niteliği değişir başka bir şey olur.
      Bereket ile

  6. Alptekin Karagöz

    Arkadaşlar merhaba
    Röportaj ve soru cevap kısmını okuyunca bazı noktaların doğru bilinmediğinigördüm. Yurt dışından ve cep telefonuyla yazıyorum. Hatam olursa affola.
    Kavılca ( gernik) ve siyez kardeş ve aralarındaki fark yetiştirildiği yerden kaynaklanır ifadesi çok yanlış. Siyez 14 kromozom taşır. Gernikte ise Aegilops speltoides (akbuğday anası) adlı bir yabani akrabadan gelen ilave bir 14 kromozomdaha var. Yani 28 kromozom var. Her ikisi de benzer koşullarda yetiştirilebilir.
    Diğer bir konu da GDO meselesi. En başta GDO”lu buğday, GDO’suyla oynanmış buğday gibi ifadeler teknik olarak yanlış. GDO’ sanki buğdayın içine dışarıdan katılmış bir madde gibi ifade edilmiş. Aynı maydanozlu köfte, peynirli makarna ifadelerinde olduğu gibi. Doğrusu Genetiği Değiştirilmiş Buğdaydan Yapılan Ekmek’tir. GDO’suyla oynanmış ifadesi daha kötü.
    Dünya GD ürün ticaretiyle ilgilş rakamlara bakarsanız GD buğday ticaretine ilişkin birşey göremezsinşz. Çünkü GDO’lu buğday denen şey ıslah işlemi sonucu yüksek verim düzeyindeki buğdaydır. Klasik ıslah ürünleri GD ürünler değildir. GD ürün, hibrit, melezleme ıslahı, konvansiyonel ıslah gibi terimler birbirleriyle karıştırılıyor. Sonuçta herşeye GDO’lu demek gibi bir yanlışa düşülüyor.
    Yazılarda daha birçok düzeltilmesi gereken hatalar var ama cep telefonundan bu kadar oluyor.
    Bir de siyezle ilgili sayfanın ilk fotosu olarak siyez tarlasından çekilmiş bir resim konmasını tercih ederdim. Sizde yoksa göndereyim.
    Selamlar

    1. İbrahim Karamemet

      Bu konularla ilgilendiğiniz belli. GDO lu buğday yoksa verimi yüksek diye Anadolu topraklarını istila eden, Bizde Meksika Buğdayı olarak adlandırılan Sonora nedir acaba?..

  7. Alptekin Karagöz

    Arkadaşlar kültürü yapılan en eski buğday siyezdir. Gernik (kavılca) ise siyezden binlerce yıl sonra siyezden türeyen bir tür olarak ortaya çıkmıştır. Her ikisi de Türkiye’nin her yerinde yetişebilir. Kar yağması veya yağmaması şart değil.

    1. İbrahim Karamemet

      Evet her yerde yetişir, balkonda saksıda bile yetiştirebilirsiniz ama, aynı olmaz. Hele sürekli aynı tarla veya yörenin tohumuyla ekime devam ederseniz.

    2. İbrahim Karamemet

      Evet yetişir hatta balkonda saksıda bile yetişir ama, aynı olmaz. Hele devamlı aynı tarlanın veya aynı yörenin tohumunu tekraren ekerseniz zamanla değişir. Kar sever, kıraç sever. Tadı başka olur. Tadı değişikse laboratura gerek yok, başka demektir.

    3. İbrahim Karamemet

      Evet her yerde yetişir. Hatta balkonunuzda saksıda bile yetiştirebilirsiniz ama, aynı olmaz. Hele uygun olmayan yerde ekmeyi aynı tarlanın veya yörenin tohumuyla sürdürürseniz zamanla değişir. Orda, burada yetiştirilen Siyez veya Kavılcanın tadı bile değişiktir. Tadı değişikse laboratuar incelemesine gerek kalmaz, bu niteliği de değişik demektir.

  8. HALİT UNSAL

    İbrahim bey ben de siyez buğday arayanlardanim sizden nasıl elde edebiliriz bir de bu buğdayın ekimi güzün mü yoksa Bahar mevsiminde mi ekilir bilgi verirseniz sevinirim

  9. İbrahim Karamemet

    Ekim yöreye ve iklime göre değişir. Buğday da sonuçta basit bir ot çeşididir. Her yerde yetişir. Ama sonuç aynı olmaz. Kavılca yüksek yaylaların ve sert kışların, donan toprakların buğdayıdır. Genellikle erken baharda ekilir. Kar kalkar kalkmaz. Ancak tarlanın sonbaharda kardan önce hatta, yazın hazırlanmasında fayda var. Öte yandan tohumun toprakta olabildiğince uzun kalması verim ve kalite açısından yararlı oluyor. Ben en iyi sonucu Kasım sonu, Aralık başı toprak donmadan bir iki gün önce ektiğim tarladan aldım. Bütün kış toprak altında uyudu ve en erken baharda filizlenmeye başladı. Bunun için meteorolojik verileri sıkı takip etmek gerekiyor. Siyez ise daha alçak yaylaların, gene de dondurucu değilse bile sert kışların olduğu yerleri sever. Şöyle diyebiliriz Kavılca 1200-2000 rakım, Siyez 800-1200 rakım sever. Sulak yerleri ve fazla yağışlı yöreleri sevmez. Kıraç toprakların buğdayıdır. Yani tam anlamıyla Anadolu platosunun buğdayı. Deniz yöresindeki bölgelerde ve alçak rakımlarda da yetişir ama tam randıman vermez tadı bile değişik olur. Hatta kendini red edip yetişmemesi kavrulması dahi mümkündür. Alçak rakımlarda Karakılçık ve sarı buğday daha uygun düşer. Onlar da saf buğdaydır.

  10. ahmet yılmaz

    Buğdayda gdo yoktur, gluten alerjsi olmayanların buğdaydan kaçınmasına da gerek yoktur. Ekmek yüksek enerjili bir besindir, ihtiyacınız yoksa, hareketli bir yaşam tarzınız yoksa tüketmeyiniz.
    bir ürünün “taş değirmende” üretilmesi onu daha “sağlıklı” yapmaz. taş değirmenler öğütme sırasında yüksek sıcaklıklara çıkıp vitaminleri öldürürler.

  11. Hüseyin Kılçık

    Merhabalar iyi çalışmalar diliyorum
    Hocam benim sormak istediğim şey
    Siyez buğdayı ile siyah (kara) buğday aynı gıda mı
    Gluten diyeti açısından yenilebilir mi
    Şimdiden teşekkürler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Paylaş