Dünden Bugüne Türkiye’de Yenilenebilir Enerji Kooperatifleri
Anadolu’da eski bir yardımlaşma geleneği olan imece ve ahilik kültürüne dayanan kooperatifçilik 1969 tarihli 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu ile yasal bir çerçeve kazandı. Enerji kooperatiflerinin kurulması ise çok daha yakın bir tarihte oldu.
Tüketicilerin elektrik ihtiyacını en yakın üretim tesisinden temin etmelerini sağlayan Lisanssız Enerji Yönetmeliği (Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelik) EPDK tarafından 2011 yılında yürürlüğe kondu. Bu düzenleme, küçük tesisler yoluyla kişilerin kendi elektriğini üretmesine yasal zemin hazırladı. 2013 yılında yönetmeliğin Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla lisanssız elektrik üretimi alanında faaliyet gösterecek kooperatiflerin kuruluş koşulları belirlendi.
Yönetmeliğe 2016 yılında eklenen “Yenilenebilir Enerji Kooperatifleri” tanımı ile büyük bir dönüşüm yaşandı ve bir yıl içinde yaklaşık 20 enerji kooperatifi kuruldu. Özellikle güneş enerjisi yatırımları planlanandan çok daha hızlı gelişti.
Türkiye’nin ilk enerji kooperatiflerinden biri 2014-2015 yıllarında Denizli’de kuruldu, aktif olarak üretim hizmeti veren ilk kooperatif ise 2018’de Kayseri’de (Kayseri Mobilyacılar Yenilenebilir Enerji Kooperatifi) faaliyete geçti.
Fakat 12 Mayıs 2019’da yapılan yönetmelik değişikliği ile farklı bağlantı noktalarındaki abonelerin tüketim birleştirme yolunun kapatılması, enerji kooperatifçiliğini durma noktasına getirdi.
Son yönetmelik neleri kısıtladı?
Hızlı bir ivme ile gelişen enerji kooperatifleri 2019 yılındaki yönetmelikle adeta bir duvara çarpmış gibi duraksadı.
Yeni yönetmelikte tüketim birleştirme yolu kapatılarak farklı adreslerdeki ve farklı bağlantı noktalarındaki abonelerin tüketimlerini birleştirme imkânı büyük ölçüde sınırlandırıldı.
Bağlantı noktası zorunluluğu ile abonelerin bir kooperatif yapısı altında birleşebilmeleri için aynı bağlantı noktasında yer almaları şartı getirildi. Bu durum, farklı konumlardaki vatandaşların ortak bir enerji tesisi kurmasını hukuken zorlaştırdı.

“Tüketim birleştirme” esası, yalnızca aynı tarife grubunda yer alan tüketicilerin bir araya gelmesine izin verecek şekilde daraltıldı; farklı tarife gruplarındaki (örneğin sanayi ve mesken gibi) abonelerin birleştirilmesi kısıtlandı. Abonelerin aynı bağlantı noktasında bulunma zorunluluğu, kooperatiflerin kurulması için çok daha katı ve sınırlayıcı şartların oluşmasına neden oldu.
Bu kısıtlamalar, kooperatiflerin esnekliğini azaltarak üretim-tüketim dengesini bozdu ve özellikle henüz üretime geçememiş olan kooperatifler için ciddi mali ve idari sorunlar yarattı. Enerji kooperatifçiliğinin gelişimini durduran bu gelişme, bazı nitelikli girişimlerin tasfiye edilmesine veya kooperatiflerin üretim aşamasına geçememesine yol açtı.
Bugüne kadar Türkiye genelinde 50’den fazla enerji kooperatifi kurulmuş olsa da, günümüzde bunların sadece 45 tanesi faal durumda. Bu 45 kooperatifin ise yalnızca 11 tanesi elektrik üretmeye devam ediyor.
Bazı kooperatifler aktif üretim yapmaya devam ederken bazıları mevzuat değişiklikleri ve altyapı sorunları nedeniyle 2023 yılında tasfiye edildi.
Enerji kooperatiflerinin önündeki engeller
Enerji kooperatifleri mevzuat ve bürokrasi, finansal engeller, teknik ve sosyal kısıtlar nedeniyle gelişemiyor. Sık değişen ve belirsiz yasal düzenlemeler, bürokratik süreçlerin yavaşlığı ve yerel yönetimlerle koordinasyon eksikliği; yüksek başlangıç maliyetleri, kooperatiflere özel kredi ve hibe programlarının eksikliği ve kamusal finansman yetersizliği; eski enerji altyapıları, trafo kapasitelerinin doluluğu, uzman desteği eksikliği ve halkın bu modele yönelik bilgi eksikliği/güvensizliği yeni kooperatiflerin kurulmasını ve mevcut olanların faaliyetlerini zorlaştırıyor.

Engeller nasıl aşılabilir?
Mevzuatı sadeleştirmek, kooperatiflere özel düşük faizli kredi mekanizmaları kurmak, yerel enerji danışma merkezleri açmak ve tüm kooperatifleri bir çatı altında toplayacak bir Üst Birlik (Konfederasyon) yapısı oluşturmak yeni kooperatiflerin önündeki engelleri kaldırabilir.
Yenilenebilir enerji kooperatiflerinin kurulması, hem çevresel sürdürülebilirlik hem de yerel ve ulusal düzeydeki ekonomik bağımsızlık açısından kritik bir öneme sahip. Yenilenebilir enerji kooperatifleri, enerjiyi teknik bir konu olmaktan çıkarıp toplumsal dayanışma, sosyal adalet ve yerel ekonomik güçlenme için bir araç haline getiriyor. Sivil toplum, iş dünyası ve yerel yönetimler hep birlikte çalışarak karar vericilerin bu konuda harekete geçmesini sağlayabileceğimize inanıyoruz.
Kaynak:
Türkiye’deki Yenilenebilir Enerji Kooperatiflerinin Güncel Durumu, Troya Çevre Derneği, 2025.