-- GÜNCEL PROJELER:
-- GEÇMİŞ PROJELER:


Victor Ananias
101 Soruda Organik Ürün Rehberi




Yaşam belirtisi HAREKET
Kategoriler: Bireysel Gelişim, Eğitim, Eğitim, Yöntemler, Yöntemler
Tarih: 07-Temmuz-2005
Yazdır | Arkadaşına Gönder | Yorum Ekle


Oyun, çocuk için büyüyen bir heyecandır, coşkuyla yaşanır. Günlük hayattaki durumlar her ne olursa olsun -savaşlar, sıcak havalar, zamansızlıklar, dar mekânlar- çocukları oyundan uzaklaştıracak kadar önemli değildir. Oyun bir kere başlamıştır artık…

BİR eğitimci olarak baktığınızda, oyun öyle görünmez adımlar içerir ki; nereden başlanacağını bulmak, hangi malzemeleri kullanacağınıza karar vermek, sonraki adımı planlamak, parçaların bir araya gelmesinde yaşanan problemlerle baş etmek, yapılan ev çökerse hataları bulmak, tüm bunlar için düşünce ve hayal dünyanızdan da bir şeyler vermek.

“Oyun, çocuğun bedensel, sosyal, duygusal ve zihinsel yönden gelişmesine katkıda bulunur. Çocuğun ait olma, güç, özgürlük ve eğlence ile ilgili psikolojik ihtiyaçlarını karşılar.” (Millar, 1980) Sosyal becerilerinin gelişmesinde, gerilim ve kaygının azaltılmasında, sorumluluk alma ve problem çözme yeteneğinin gelişmesinde, dikkatini yoğunlaştırmada önemli bir unsurdur. Oyun malzemelerini farklı kullanmaktan, onları bir kutuya yerleştirmeye kadar yapılan pek çok eylem, nesnelerin niteliksel ve niceliksel özellikleri hakkında onlara bilgi verir.

Ne yazık ki, okul programlarında çocuğa ayrılan oyun oynama saatleri ilerleyen yaşlarda azaltılmakta, çocuklar daha az gürültülü, pasif öğrenme etkinliklerine yönlendirilmektedirler.

Yetişkinle çocuk arasındaki önemli farklar yok sayılmakta, onlardan bir an önce yetişkin olmaları ve birbirlerine benzemeleri beklenmektedir. Ertelenen her oyun, yaşanmadığı ya da sonuçlanmadığı sürece büyüyen bir sorun olarak yaşamın diğer alanlarında karşımıza çıkabilir.

Şimdi, unuttuğumuz ya da öğrenebileceğimiz, oynayarak dönüştürdüğümüz ya da oynamaya devam ettiğimiz oyunlara bakalım;

  • Gruptaki kişilerden biri, diğer grup üyelerinin kulaklarına çeşitli hayvan isimleri söyler. İsimleri veren lider dışında gruptakilerin gözleri bağlanır ve kendine adı verilen hayvanın taklidini yaparak belirlenen alan içerisinde dolaşarak eşlerini bulmaları istenir.
  • Evinizde bir ipek böceği beslemeye ne dersiniz? Dut yapraklarıyla beslenen bu böceklerin yaşamı büyüleyici. Günlük gözlemlerinizi resimli bir takvim haline getirerek “İpek Böceğinin Yaşam Döngüsü” ismiyle farklı yerlere asıp renklendirebilir ve bu büyüleyici oyunun içinde yer alabilirsiniz.
  • Doğal alanlarda bulunduğunuzda kendinize gözlemleyebileceğiniz bir canlı bulun; büyüklüğünü, renklerini, nasıl hareket ettiğini, onu nerede gördüğünüzü, neler yaptığını, nasıl yemek yediğini, herhangi bir ses çıkarıp çıkarmadığını gözlemlemeye çalışın. Onunla ilgili gözlemlerinizi gruptaki diğer arkadaşlarınıza sessiz sinema oyunu ile anlatın, bakalım tahminleri doğru çıkacak mı?
  • Bahçede, parkta ya da ormanda belirlediğiniz bir alana önceden seçtiğiniz on eşyayı yerleştirin. Gruptaki her bir kişi, kendisine ayrılan süre içerisinde bakalım eşyalardan kaç tanesini ormanda bulabilecek? Bir kişi ormanda bulunan bir eşyayı seçecek. Gruptaki kişiler sorularına aldıkları cevaplarla bu eşyayı bulmaya çalışacak ancak sorulara cevap veren kişi sadece “evet/hayır” cevaplarını kullanabilecek.
  • Gruptaki herkes kendisine bir eş seçer. Eşlerden biri gözlerini kapatır, diğeri onun elinden tutar ve kimseye dokundurmadan belirlenen alan içerisinde gezdirir. Bir süre sonra eşler arasındaki roller değişir. Bu oyun, ellerin sadece parmaklarının buluştuğu ya da dokunmadan sadece eşlerin sözle yönlendirme yaptığı bir şekilde çeşitlendirilebilir.
  • Grup beş altı kişiden oluşan alt gruplara bölünür. Gruplardan bir hayvan belirlemeleri, bu canlının parçaları olarak (kol, ayak, kuyruk vb.) onu canlandırmaları istenir. Diğer gruplar da tahminlerini iletebilirler. 
  • Bu oyunda halka şeklinde oturulur. Lider doğada bir obje seçerek herkesin bunu olduğundan farklı bir şekle/kullanım amacına dönüştürmesini ister. Daire içerisinde sıra beklemeden düşünceler paylaşılır.
  • Grup dört beş kişiden oluşan alt gruplara bölünür ve her bir grubun orman içinde yaşayan bir canlıyı seçmesi, onların yaşamlarından bir bölümü kurgulayarak oynaması istenir.
  • İki kişi kol kola girer ve dışta kalan kollarını bellerine yerleştirirler. Grupta bu ikili çiftlerin dışında gönüllü bir tavşan ve tazı belirlenir. Tavşanın amacı dıştaki iki kolları açık olan kişilerden birinin koluna girerek tazıdan kurtulmaktır. Tavşanımız kola girmeden önce yakalanırsa tazı rolünü tavşan, tavşan rolünü de tazı alır ve kovalamaca devam eder. Oyun bu şekilde devam eder.
  • Grup üyeleri altılı ya da onlu gruplara bölünür. Önce sağ eller havaya kaldırılır ve herkesin, karşısındaki -yanındakinin değil- herhangi birinin elini tutması istenir. Sonra sol eller kaldırılır ve az öncekiyle aynı olmayacak şekilde başka birinin elinin tutulması istenir. Oluşan düğüm eller bırakılmadan çözülmeye çalışılır. El üstünden atlamalar serbesttir.
  • Bireysel ya da grup olarak doğada bulacağınız malzemelerle bir heykel oluşturun. Yapılan her bir heykel bir sergi salonu olan doğada izleyicilerin beğenisine sunulabilir. Sergileme sırasında heykeltıraşlar istenirse heykellerini anlatırlar.
  • Herkes kendisine nesli tükenen ya da tükenmekte olan bir bitki/hayvan ismi belirler. Tahta çubuklarla yerde, herkesin girebileceği bir alan belirlenir. Serbest dolaşırken her seferinde farklı bir neden söylenerek canlıların yaşam alanlarının daraldığı belirtilir ve gruptakiler tekrar alana girmeye çalışırlar. Her bir canlı yaşamak için o kadar çok mücadele verir ve arkadaşlarından o kadar çok destek alır ki alanı kolay kolay terk etmez.
  • Doğada seçtiğiniz malzemelerden çıkaracağınız seslerle kendi müziğinizi yaratabilirsiniz.

Kaynaklar:

  • Stephanie Thornton, Çocuklar Problem Çözüyor, Gendaş yay. 1998
  • Dorothy Singer, Jerome Singer, Çocuklarda Yaratıcılığın Gelişimi, Gendaş yay.
  • Prof. Dr. Mücella Ormanlıoğlu Uluğ, Niçin Oyun?, Özne yay. 1999
  • Doç. Dr. Alev Önder, Yaşayarak Öğrenmek İçin Eğitici Drama, Epsilon yay. 2000

Haber No: 742