-- GÜNCEL PROJELER:
-- GEÇMİŞ PROJELER:


Victor Ananias
101 Soruda Organik Ürün Rehberi




GDO'lar Engellensin!
Kategoriler: G.D.O.
Tarih: 28-Aralık-2011
Yazdır | Arkadaşına Gönder | Yorum Ekle


Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker'in hafta başında yaptığı "GDO insana zarar vermez" açıklamasını tartışıyoruz. Buğday Derneği olarak sayın bakanımızdan halk ve çevre sağlığını daha ön planda tutan, kendi yerli ürünlerimizin, çiftçilerimizin ürettiği ürünlerin desteklenmesi ve Türkiye’nin gıdada bağımsız, kendine yeten bir ülke haline gelmesi konusunda politikalar üretmesini bekliyoruz. GDO'ların engellenmesi de bu kapsamdaki beklentilerimiz arasında.

 

Buğday Derneği'nin kurucusu ve viyoneri Victor Ananias geçtiğimiz yıllarda GDO ile ilgili açıklamasında "Türkiye'de gıdanın geleceği bizim ülke olarak gerçekçi, bilimsel ve uzun vadeli politikalar ile doğa dostu üretim tüketim zincirlerini benimsememize bağlı. Türkiye'de tarım GDO teknolojisine "karşı" olmaya muhtaç. Yoksa elimizdeki birçok değer ve avantajı, rekabet etme gücümüzü yitirmemiz işten bile olmayacaktır. Çok yakın bir zaman öncesine kadar Türkiye'nin kendine yeten üretime sahip 7 ülkeden birisi olduğu okullarda bize anlatıldı, bilimsel olarak hesaplandı. GDO olmadan bu koşulları sağlamış bu ülke için GDO - doğal üretim karşılaştırması adına çok fazla rakama, yeni araştırmaya ihtiyacımız yok. Çünkü nüfus artışı ve ekonomik büyümemizin gelişim oranı sonucunda biz bu gün hala kendi kararlarımızı verebilecek konumumuzu korumaktayız. Basit bir hesaplama ile Türkiye'de ortalama bir küçük üretici 5 ailenin gıda ihtiyacını karşılayacak üretim yaparsa hem %20 civarıdaki kırsal nüfusun refah ve istihdam sorunu kalmaz hem de emek yoğun sağlıklı üretimleri güvence altına almış oluruz. Türkiye'nin tüm ihtiyacını karşılayabilecek böyle bir kırsal nüfus halihazırda mevcut ve tek ihtiyaç bunun palnlama-destekleme ve denetlemesi iken, AB ve diğer dış politikalardan etkilenerek hesapsız bir şekilde kırsal-toprak tecrübesine sahip nüfusumuzu gözden çıkartır ve şehre, işsizliğe, yoksunluğa göçünü dikkate almazsak büyük bir çıkmaz ile karşı karşıya kalacağız her ihtimalde. Bu yolla oluşacak sosyal ve ekonomik çöküntüyü ne AB, ne ekonomi, ne de siyaset çözebilir." demişti.

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği olarak sayın Bakan'ın açıklamaları hakkında da diyoruz ki:
Eğer ki GDO'lu yemlerden insana herhangi bir geçiş söz konusu olmuyorsa o zaman bakanlığa bağlı organik tarım kanun ve yönetmelikleri neden GDO'lu yemi yasaklıyor. İnsana geçtiğine dair bilimsel bir veri yoksa neden bakanlığımız organik tarım kanun ve yonetmeliklerinde GDO'lu yem kullanıımına izin vermiyor? Tüm dünyada hızla yaygınlaşan organik tarım neden GDO'lu hiçbir girdiye geçit vermiyor. Organik tarımda yasak olmasının hiçbir bilimsel dayanağı olmadığını mı iddia ediyor bakanımız. Bakanlığımız hem organik ürünleri destekliyor ve teşvik ediyor hem GDO'lu yemin önünü açıyor. O zaman Bakanlığımızın karar süreçlerinde ticari ve ekonomik tercihler/sebepler halk sağlığından daha mı öncelikli? Bakanlığımız organik tarıma sadece ticari bir alternatif olarak mı bakıyor yoksa organik tarımı Türkiye geneline yaygınlaştırarak çiftçi sağlığı, hayvan sağlığı ve refahı, insan sağlığı, gelecek nesillere ekilebilen topraklar, temiz su kaynakları ve yaşanabilir bir doğa ve ülke bırakma vizyonunu mu destekliyor?

GDO'ların insan sağlığına, toprak sağlığına, çiftçinin ekonomisine ve tarımsal biyolojikçeşitliliğe zarar verdiğini kanıtlayan bilimsel çalışmalar da var. Kaldı ki Bakanımız da "hayvana zararlıdır" demiş. Bakanımızdan halk ve çevre sağlığını daha ön planda tutan, kendi yerli ürünlerimizin, çiftçilerimizin ürettiği ürünlerin desteklenmesi ve Türkiye’nin gıdada bağımsız, kendine yeten bir ülke haline gelmesi konusunda politikalar üretilmesini bekliyoruz. GDO'ların engellenmesi de bu kapsamdaki beklentilerimiz arasındadır.

Buğday Derneği'nin GDO ile ilgili Sabah gazetesinin sorularına yanıtlarını aşağıda bulabilirsiniz:

GDO’lu yemler, etlerin kalitesini nasıl etkileyecek?

Etin kalitesine yönelik her hangi bir çalışma var mı bilemiyoruz.  Ancak kalite deyince öncelikle değinilmesi gereken konu Türkiye de mera hayvancılığının yanlış politikalar neticesinde gitgide öldürüldüğüdür. Merada otlayan büyükbaş veya küçük baş hayvanların, özgürce dolaşan tavukların eti, kapatılıp birkaç çeşide indirgenmiş yem ile beslenen hareketsiz hayvanlara göre hem çeşit ve doğal beslendikleri hem de hareket ettikleri için daha kaliteli, sağlıklı ve lezzetlidir. Organik tarım bunu dikkate alarak hayvanlar için minimum hareket alanlarını şart koşar, kayıtlı ve kontrollü mera otlatmasına izin verir.

Dolayısı ile etin kalitesi GDO'dan çok hayvancılık politikaları açısından tartışılmalıdır.

Organik et tüketmenin önemi daha da artmış oldu...

Kesinlikle. Ama bunun sebebi ne yazık ki konunun popülaritesinden dolayı. GDO'lu yemler 1996'dan beriye Türkiye ye girmekte. O zamandan beri son derece önemli bir konu aslında. Bu konuda her zaman hükümetleri eleştirmek doğru değil. Halkın talebi de tartışılmalı. İki yıl kadar önce GDO ile ilgili yasa tasarısı tartışılırken, konu gündemdeyken %100 Ekolojik Pazarlar da tezgahta bir kilo ürün kalmazken konu gündemden düştüğü an satışlar eski noktasına çekildi.

Yani organik et tüketiminin önemi beslenme ve sağlık ilişkisini anlamadan, bu konuda bilinç olmadan bir anlam taşımıyor.

İnsanlar sağlıklı beslenmek istiyorlarsa organik ürünleri tercih etmeliler.

Etle ilgili önceki sorunlar neydi, GDO’lu yemlere onay çıktıktan sonra bunlara neler eklenecek?

Bir önceki sorunuzda da belirttiğim gibi halk zaten GDO'lu yem ile beslenen hayvanların etini tüketiyordu. Ancak daha önce kontrolsüzce giren bu yemlerin girişi yeni yasa gereği gümrüklerde kontrol altına alınmıştı. Türkiye ye yasa çıktığından beri giriş durmuştu. Şu anda ne yazık ki 3 GDO'lu soya, 10 kadar da mısır yemine izin verildi.

Siz sadece konuyu ürün ile sınırlandırmışsınız ama burada asıl sorunlar başka. Türkiye gittikçe yanlış politikalarla gıda da dışa bağımlı hale getiriliyor. Türkiye meraları ve mısır üretim potansiyeli kendi nüfusumuz için yeterli.  Doğru tarım politikaları, hayvancılığın teşviki bizi hem dışarıdan et almaktan hem de yem almaktan kurtaracak.

Diğer konu neden GDO'lu değil de GDO'suz konvansiyonel yem ithal etmediğimiz. GDO'lu daha ucuz olduğu için. Peki neden ucuz? Sanıldığı gibi verimi yüksek olduğundan değil Dünya'da tekel oluşturmaya çalışan tohum şirketlerinin Dünya ticaretini ele geçirme yönündeki politikalarından dolayı.

Tavukla ilgili durum nedir? Organik tavuk tüketmenin önemi nedir?     

Tavuk veya başka bir canlı veya bitki hepsinde temel de aynı sorun var. Doğal yaşamasal döngüsünü sürdürmeyen her bir canlı, her bir tohum (bitki) hem kendi sağlığını koruyamaz ve evrimsel sürecini sağlıklı biçimde sürdüremez hem de besin zincirindeki bir üst türe yani burada insana gerçek faydasını sağlayamaz. Tohumda, gıda da çeşitlilik ve yerellik kalkıp bunun yerine tektip tohumlar, gıdalar aldıkça zayıflayan hem bitki ve hayvanın hem insanın bağışıklık sistemi zayıflar.

Şu soruyu sorun ve cevap arayın. Neden tavuk çiftliğine sizi öyle geldiğiniz gibi içeri almazlar? Neden biliyor musunuz? Çünkü sizin yüzünüzden bu tavuklar telef olabilir. Bu derece zayıftır bağışıklık sistemleri. O zaman arkasından şu soru gelir? Bağışıklık sistemi bu kadar zayıf olan hayvanın benim sağlığıma faydası ne olabilir ki?

Tektip (monokültür) tarım aynı ambara girmiş fare misali zararlı böceklere ve hastalıklara da hızlı üreme, çoğalma imkanı verir. Bununla başa çıkabilmek için siz zirai ilaç veya genetik yapısı değiştirilmiş bitkiler yetiştirirsiniz. Ancak bunlar toprağı, suyu kirletir, insanın sağlığına zarar verir, ekosisteme karışarak (GDO'lu bir bitkinin tozlanma yolu ile doğadaki ana türlere bulaşıp onların yapısını da bozduğunu düşünün, aynı Akdeniz deki katil yosun misali tüm bir sistemi kaybedebiliriz, son yıllarda arı popülasyonundaki hızla azalmayı dikkate almamak sonumuzu getirebilir).

Bu temel girişten sonra neden organik hayvan ?

1.       Hayvan hakları ve refahı

2.       Doğa koruma.

3.       Elbette sağlığımızı koruma. Yani GDO lu yemlerle beslenen canlılar sebebi ile olası alerji, kanser, bağışıklık sistemi sorunları gibi sağlık sorunlarından sakınmak.

4.       Daha besleyici olması. Sütten örnek verelim. Nafferton Ecological Farming Group ( NEFG ) nin Avrupa da 5 ülke hayvanları üstünde yaptığı araştırmalar organik sütün konvansiyonel/GDO lu süte göre vitaminler, antioksidanlar, omega-3 gibi temel yağ asitleri açısından daha zengin olduğunu göstermiştir. Aynı durum tavuk içinde geçerlidir.

 

Sağlık, bu konudaki en önemli unsur tabii ki. Peki et ve tavukların lezzeti konusunda görüşleriniz nelerdir?

Lezzet hayvanın çeşitli, aromalı (meradaki kekik gibi) besinlerle beslenmesi, hareket etmesi vs ile ilgilidir. Dolayısı ile konu sağlık değil lezzet olunca organik ile GDO'lu arasındaki fark azalıyor ancak elbette organik ürün daha lezzetli. Tabi bu kısmını öncelikle ikisini karşılaştıran bir tüketici olarak söylüyorum.

Nerelerden organik et ve tavuk bulabiliriz?

Türkiye’de 14 ekolojik pazar var. Bu pazarlar şimdilik sadece İstanbul, Ankara, İzmir, Eskişehir, Samsun ve Bursa ile sınırlı. Genel anlamda organik ürünlere en taze ve birinci elden yani üreticiden ulaşmanın yolu organik pazarlardan geçiyor. Bunun dışında organik ürün satan, bu işe yıllarını veren çok güvenilir dükkanlar da ikinci tercihiniz olabilir. Sadece hayvansal ürünler ve paketli ürünlerse halkımızın hedefi o zaman bazı market zincirlerine de bakabilirler.

www.bugday.org veya www.ekolojikpazar.org adresi ile başlayarak bu konuda daha geniş kapsamlı bir tarama yapabilir organik ürün talep edenler.

Eğer organik et ve tavuk tüketemiyorsak, nerelerden et almalıyız, et alırken nelere dikkat etmeliyiz, hangi etleri tercih etmeliyiz? Restoranlarda et yerken dikkat edebileceğimiz şeyler var mı?

Restoranlar konusunda yapabileceğiniz hiçbir şey yok. Etikete veya ürüne dikkat ederek, bakarak anlayabileceğiniz hiçbir şey yok ne yazık ki. Ama ne yapılabilir? ilgili bakanlığa GDO'lu yem ile beslenen hayvanlardan elde edilen ürünler için bir denetim, izlenebilirlik sistemi ve etiketleme yönetmeliği çıkarması talep edilebilir, bu konuda baskı yapılabilir.

Organiğe ulaşamıyorsanız güvenebileceğiniz çiftçilere, üreticilere ulaşmaktan başka şansınız yok. Arayan dermanını bulacaktır. Bu sizin için önemli ise arar, sorar sonra tetkik eder bulursunuz güvenilir bir üretici. Ayrıca tüketici olarak kooperatifleşebilir kendiniz için ürettirebilirsinizde.

GDO'ya Hayır Platformu'nun GDO'lu yemlere ithalat izni sonrası açıklamasını ve Greenpeace'in biyoteknoloji şirketlerinin yalanlarina dair bilgilendirmesini aşağıdaki linklerde bulabilirsiniz:

http://gdohp.blogspot.com/
http://www.greenpeace.org/turkey/tr/news/biyoteknoloji-sirketlerinden-gdo-masallari-151211/
 

Satın aldığınız ürünlerin GDO’lu yem tüketen hayvanlardan gelip gelmediğini ise Slow Food Türkiye/Fikir Sahibi Damaklar’ın Facebook sayfasındaki kartpostal yardımıyla sorgulayabilirsiniz.

 

Haber No: 5018