-- GÜNCEL PROJELER:
-- GEÇMİŞ PROJELER:


Victor Ananias
101 Soruda Organik Ürün Rehberi




Şair Sezai Sarıoğlu bu cumartesi Galata Şifahanesi'nde...
Kategoriler: Ben ne yapabilirim
Tarih: 21-Aralık-2011
Yazdır | Arkadaşına Gönder | Yorum Ekle


Buğday Ekolojik Yaşam Derneğinin iki yıldır Çamtepede organize ettiği Yaşam Okulu'ndan ilham alarak, şehirde de bu pratiği devam ettirmek amacıyla düzenlenen Galata Şifahanesi toplantılarının üçüncüsü 24 Aralık Cumartesi günü gerçekleşecek. Şair Sezai Sarıoğlu hoş sohbeti, şiirleri ve masalları ile cumartesi günü saat 20.00'de Galata Şifahanesi'nde olacak.

Şair Sezai Sarıoğlu bu cumartesi Galata Şifahanesi'nde...

Galata Şifahanesi’nde Günnur Başar'ın katkılarıyla Buğday Derneği ile birlikte başlatılan etkinlikler sürüyor. Her cumartesi birlikte sohbet etmek, fim seyretmek, müzik dinlemek, dans etmek, ve masal anlatmak niyetiyle bir araya geliyoruz. Unutulmuş ve bizi mutlu eden ne varsa hepsini yapmak üzere...

Buğday Ekolojik Yaşam Derneğinin iki yıldır Çamtepede organize ettiği Yaşam Okulu'ndan ilham alarak, şehirde de bu pratiği devam ettirmek amacıyla düzenlenen toplantıların üçüncüsü 24 Aralık Cumartesi günü düzenleniyor. Günnur diyor ki: "Bu hafta sonu 24 Aralık cumartesi günü dostum şair Sezai Sarıoğlu hoş sohbeti, şiirleri ve masalları ile bizi mest edecek.. 'Nar Taneleri' adlı kitabının başında şöyle sesleniyor Sezai: 'Nar kentinde bir incir buldum. Narı da inciri de, övmek isterim. Anam her kışın en karanlık noktasında, eve girerken bir nar atardı yere, bütün gücüyle; parçalanıp iyice dağılsın diye. Evin beti bereketi niyetine... Ardından hızla süpürüp silerdi ortalığı. Bir iki gün sonra, narın patladığı yerden çok uzakta incecik bir çıtırdı duyduğum olurdu ayağımın altında. Ne kadar dağılmışsa nar taneleri, o kadar iyiydi. Topladıktan sonra söylerdim anneme, sevinsin diye'. Bu etkinliğin bir amacının da Buğday’a Türkiye için çok önemli olan çalışmalarında destek olabilecek bir fon yaratmak oldugunu tekrar hatırlatmak isterim."

Şifahanede ücretsiz olarak katılabileceğiniz etkinliklerde hem dostlarla hoşça vakit geçirip hem de bir  “Askıda  Buğday kahvesi” satın alarak Buğday’a destek olabilirsiniz. Bu içilmeyen yalnızca resimden ibaret olan sembolik kahveyi isterseniz arkadaşlarınıza da bir sonraki etkinlik için hediye edebilirsiniz. Bu etkinlikle ilgileneceğini düsündüğünüz arkadaşlarınızı da haberdar edin lütfen! ne kadar çoğalırsak o kadar iyi!

Etkinlik 24 Aralık Cumartesi günü saat 20.00da başlayacak. İsteyen daha erken gelip tanışma ve sohbete katılabilir, mekanın hazırlanması için yardım edebilir. Hepimiz hepimiz için, hep birlikte!

24 Aralık, Cumartesi

Saat 20.00

Galata Şifahanesi Adres ve Tarif:

Büyük Hendek Cad. No:21/2 Kat: 2 Kuledibi-Beyoğlu

(İş Bankası’nın sırasında Şişhane’ye doğru 7. Migros’tan sonra 2. bina)

 

Sezai Sarıoğlu diyor ki:

 

"ne desem boynuma sarılır sözlerim..."

"Tanışmak" sihirli bir sözcük olmaktan çoktan çıktı... Seyretmek, kaldı geriye ve hızın teslim aldığı hayatlar kaldı... "Keyif" ve "keşif" de öyle... Onlar da uzun zamandır meraklısı dışında yüzüne bakılan sözcükler değil... Mecazi olarak söylersem; dönmeyi unutan dünyada, yanlış yaşamak ve yanlış yaşlanmak en yeni huyumuz....


Ayıptır söylemesi yine de bana, itiraz ve işaret parmağını yitirmemenin hevesiyle akıntıya karşı yürek çeken çocuğa soracak olursanız; "Tanışmak" sözcüğünü küçümsemek olmaz... Çok yaşamış çok "bilmiş" kadim meyve Nar'dan el almış öyle bereketli sözcüktür ki, sıkıca tutar elimizden, bizi değişik eşiklerden, kapılardan geçirip başka anlam dünyalarına taşır...


Cümle hâl "tanışmak hali" olunca da ben, geçmişle, tarihle tanışmak kadar ayna ile tanışmanın sihrini merak ederim... İnsan merkezli aklın ve pratiğin, dünyayı kendine tabutapu kılıp doğayı, canlı-cansız tüm varlıkları/varoluşları ötekileştirmesinin karşı bilgisiyle tanışmak isterim ama, elmanın neden üçyüz gün üşütüldüğünü, zeytin ağacının çocukken de yaşlı, bilge ve hep düşünceli olduğunu, neden üç yüz gün düşünmeden, toprakla tartışmadan meyve vermediğini de merak ederim... Kitap yazanlarla, kitaplarla tanışmak isterim ama 12 Eylülden sonrayı "Kitapları, okuduklarımızı ziyan ettik uşağum!" diyen Rizeli bilgenin sözüyle tanışmanızın karşılığını da merak ederim... Dahası; "Bunca okumamaya nasıl vakit bulabiliyoruz" cümlesinden hareketle, bunca tanışmamaya, tartışmamaya, anlamamaya nasıl vakit bulabiliyoruz, diye önce kendimin, sonra da sizlerin kulağına narsuyu kaçırmak isterim... Oradan da sözü su'ya getirip, neden "suların mezarı yok" diye içimin duvarlarına yazılamaya çıkarım...

Cevaplarla tanışmayı isterim elbet ama cevap anahtarlarıyla tanışmaktan kaçınırım. Sorularla tanışmanın heveskaârıyım ben... Bu nedenle "aklındaki cevabın boynu sorudan ince" derim kendimce...

Ben, "tanrıları elma borçlandırır rüyasında" dizesinin öznesi çocukla ben de sizin yardım ve yataklığınız aracılığıyla tanışmak istiyorum... Başöğretmenin ve matematkçilerin, devlet tembihli yasaklarına rağmen elmalarla armutları toplayarak, "ardımdan elmalar iter" diyerek tanışmak istiyorum...

Turgut Uyar'ın "Efendimiz acemilik" cümlesinden el alarak şöyle söylerim:

efendimiz elma

usta elma’yı yontar

elma taş’a dönüşür

usta çırağa

 

usta'yı yontar taş

elma'ya dönüşür usta

taş çırağa


Ve kendime kaçarım...

Cumartesiye kadar kaçarım...

Cevap kaç soru tut...

 

Haber No: 4992