-- GÜNCEL PROJELER:
-- GEÇMİŞ PROJELER:


Victor Ananias
101 Soruda Organik Ürün Rehberi




Bir Pazardan Daha Fazlası
Kategoriler: %100 Ekolojik Halk Pazarı
Tarih: 14-Aralık-2009
Yazdır | Arkadaşına Gönder | Yorum Ekle


Yonca’nın her hafta pazarı nasıl heyecanla beklediğini, Şaban Abi’nin alışveriş yapanlardan gelen istekler üzerine ürün çeşidini artırmak için oğullarıyla birlikte nasıl çalışıp didindiğini, çaycı Bahri’nin sıradan bir mahalle büfesinden ekolojik çorba ve çay servisi yapan bir mini lokantaya nasıl dönüştüğünü, Lale Hanım’ın kendisinden alışveriş edenlere verdiği yemek tariflerini okuyunca belki bir cumartesi günü siz de filenizi alıp pazara bir uğrarsınız…

Göksel Ailesi, Kocaeli Kandıra’nın Deliveli Köyü’nden her cumartesi sabahı gün ağarırken sebze dolu minibüsleriyle yola çıkıyorlar.
Minibüsün arkası tavana kadar kendi elleriyle topladıkları marul, kıvırcık, roka, maydanoz, tere, dereotu, pazı, ıspanak, ısırgan, brokoli gibi ürünlerle dolu. Yaklaşık iki saat sonra İstanbul Şişli Feriköy’deki tezgâhlarının başında oluyorlar.
“Bahri Abi bize üç çay gönderiveer”…
Önce bir soluklanmalı. Ürünler indirilirken bir yandan da çaylar yudumlanmalı...
Semih Bey, Lale Hanım ve manevi kızları Hürmet’in tezgâhı kurmaları yarım saat sürmüyor. Artık pazara geldiklerinden tezgâh kurma konusunda yetkinleşmişler.
Pazarda bir sürü insan ile selamlaşıyor, sürekli müşterileri ile sohbet ediyorlar. “Burada yaklaşık 6-7 saat kalıyoruz“ diyor Lale Hanım ve ekliyor: “Yaklaşık 27 aile... Her hafta haftalık yeşilliklerini almaya uğruyor…“
Sürekli müşterilerini saymak her pazarcının harcı değil. Bu, Lale Hanım’ın işini nasıl ciddiye aldığının da bir göstergesi. Ama Lale Hanım’ın hizmetinde sınır yok! Ürünlerinin yanında, ayrıca müşterilerine yemek tavsiyesi veriyor; hepsi de kendi deneyimlediği ve lezzetinden emin olduğu yemek tarifleri…
Lale Hanım bir yandan taze yeşillikleri müşterilerine paketlerken diğer yandan da güler yüzle sorularımızı yanıtladı.

Ekolojik Tarıma nasıl başladınız?
90’lı senelerin başından beri ekolojik tarım yapmayı düşünüyorduk, ama çeşitli ailevi sebeplerden dolayı bu planlarımıza 8 yıl geç başlayabildik. Eşim Semih İzmitli zaten, Kandıra’da arazi beğendik. Sonra Tarım İl Müdürlüğü’nden sera alıp onların da katılımıyla açtık. Bu Kocaeli Gazetesi’nde de haber oldu. Aynı zamanda açık alanda 50 dönüm arazide ekolojik sebze yetiştiriyoruz. 1,5 senedir ürün alıyoruz. Biz üretim konusunda emin adımlarla ilerlemeyi seçtik. Dolayısıyla, şimdiye kadar hiç acele etmedik. Zamanla tecrübelendik ve seneye daha fazla ürünümüz olacak.

Pazar’ı nasıl duydunuz, ne zamandır geliyorsunuz?
Pazar bizi buldu diyebiliriz. Buğday Derneği bizimle iletişime geçti ve 17 Haziran 2006’dan beri her Cumartesi buraya geliyoruz. Sabah 5 civarında çıkıyoruz yola, buraya varıyoruz, zaten saat 13 civarında ürünlerimiz bitiyor, çok geç olmadan minibüsümüzle geri dönüyoruz. Manevi kızım Hürmet Savr, eşim ve ben her hafta yapıyoruz bu yolculuğu. Ben İstanbulluyum zaten, ama genelde kalmadan hemen dönüyoruz evimize.

%100 Ekolojik Halk Pazarı konusunda ne düşünüyorsunuz?
Ben bu pazarda zarar ediyorum. Ama pazara gönülden bağlıyım, her hafta zarar etsem de geleceğim. Bu pazardaki insanları seviyorum, kalitesini seviyorum. En başta Buğday Derneği’nin sürekli kontrol etmesini ve belirli bir kalite seviyesini tutturmasını takdir ediyorum. Bence Pazar yönetimi konusunda hiçbir boşluk yok. Aynı zamanda Şişli Belediyesi’ni ve Mustafa Sarıgül’ü de takdir ediyorum böyle bir oluşumu desteklediği için. Bu bir ilk ve burada bulunmak, böyle müşterilerle bir arada olabilmek, buraya gelen diğer üreticiler, bu pazarı çok özel kılıyor.

Ekolojik ürün tüketimi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Maalesef bilinçsiz bir halk var, İstanbul’da böyle başka bir yerin olmamasına rağmen, bu kadar taze, bu kadar özenli yetişmiş ve bu fiyatlara ürünler varken, yine de dolup taşmıyor Pazar. Bir kere ekolojik halk pazarındaki fiyatlara bu kalitede ürünleri alabilmek çok büyük lüks! Ayrıca herkes kanser hastası, artık bu bilinen bir şey, ama gelip organik ürünü hâlâ sorguluyorlar, inanamıyorum! O yüzden önce bilinçlenmeli insanlar. Bu ürünlerin ne kadar nazlı olduğunu, sağlık için ne kadar önemli olduğunu anlamalı. Yoksa hormon atmak çok kolay, bir atsak 15günde ürün alırım ben ama atmıyorum. Atmayacağım da!

Ekolojik ürünlerinizi başka nerelerde pazarlıyorsunuz?
İnternetten müşterilerimiz var. Aynı zamanda Kocaeli’nde satıyoruz. Komşularımız çok kızıyorlar İstanbul’a götürüyoruz ürünlerimizi diye. Önce Kocaeli’ni doyurun, sonra gidin İstanbul’a diyorlar. Ama biz bu pazara çok bağlıyız ve hep gelmeye devam edeceğiz. İstanbul’da ikinci bir pazarın kurulmasının da çok iyi olacağını düşünüyorum, zaten karşıdan gelen müşterilerim hep talep ediyorlar, Anadolu tarafında da açsanıza diye. Pazarlar arttıkça biz de daha fazla ürünle gelmeye ve desteklemeye hazırız.

 

Lale Göksel’in Mutfağı’ndan...

* Ispanağı yeşil soğanla pişirmek ayrı bir tat katıyor. 1 kilo ıspanağa, birer demet maydanoz ve yeşil soğan koyarsanız tadına doyamazsınız.

* Isırgan otunu kaynar suya atın ve bir taşım kaynatın. Suyunu bir şişeye boşaltın ve soğutup için, metabolizmadaki enfeksiyonları yok ediyor. Ayrıca ıspanak gibi yemeğini yapabilir, böreklere ilave edebilirsiniz.

* Brokoliyi haşlayıp blenderdan geçirip içine krema katarak çok güzel çorba yapabilirsiniz. Aynı şekilde haşlanmış brokoli parçalarını hafif krema ve yine pazardan alacağınız organik peynir ile fırında pişirebilirsiniz. Yine pazardan alacağınız çeşitli organik baharatlarla renklendirebilirsiniz.

* Bebek pazıyla çorba ve börek yapabilir ya da olduğu gibi dilimleyerek salatalara ekleyebilirsiniz.

 

Ocak 2008

Haber No: 3646