-- GÜNCEL PROJELER:
-- GEÇMİŞ PROJELER:


Victor Ananias
101 Soruda Organik Ürün Rehberi




Neler oldu?
Kategoriler: Yaşam ve Kültür
Tarih: 02-Şubat-2009
Yazdır | Arkadaşına Gönder | Yorum Ekle


Neler oldu?

Gıdaların sofralarımıza gelene kadar geçirdiği evrelerden haberdar mıyız? Mebruke Bayram, Hay Yayınları’ndan çıkan “Gıdalar, Ambalajlar, Silahlar ve Açlar” adlı kitabı bu soruyu soruyor ve ardından da okuru bu evrelerden haberdar ediyor.

 “Kentli tüketici, gıda ambalajlarının üzerindeki resimlerde ya da televizyon reklamlarında sunulan köy manzarasını gerçek sanıyor. Oysa reklâmlarda gördüğümüz, sebze toplayan güler yüzlü köylü kadınların, yemyeşil kırlarda yayılan mutlu ineklerin gerçek dünyayla uzaktan yakından ilgisi yok. Gıda, bize gösterildiği gibi üretilmiyor. Tohumların genleriyle oynanıyor. Tohumlar kısırlaştırılıyor. Kimyasal tarım ilaçları, hormonlar, sentetik gübreler atılıyor toprağa. Tavuklar kafeslere, inekler beton bölmelere hapsediliyor. Tarlaları transgen tohumlar, soframızı tek tipleşmiş, ambalajı hoş ama içi boş gıdalar ele geçiriyor. Sömürülüyoruz, kravatlı kötü adamlar güzelim gıdalarımızı gasp ediyor. Frankeştayn ürünler kakalanıyor sofralarımıza. Gıdalar artık beslemiyor, aksine hasta ediyor bizleri. Aslında gıda olmaktan çıkıp başka bir şeye dönüşüyor; uluslararası siyaset arenasında yeri geldiğinde bir silah, yeri geldiğinde pazarlık masalarında tehdit unsuru olarak kullanılıyorlar. Dünyada açlığı ortadan kaldırmak adına yapılan bilimsel çalışmalar olarak sunulan GDO'lar insanlığı açlığın sınırına getirmiş vaziyette. Dünya halklarının zengin gıda çeşitliliği ve kültürü yavaş yavaş yok ediliyor. Asıl üretici açlık çekerken ulusötesi ticaret tekelleri akıl sınırlarını zorlayacak büyüklükte paralar kazanıyor.”

Enerji Bitkileri Tarımı Biyoyakıtlar ve Biyoyakıt Teknolojileri Sempozyumu
Enerji Bitkileri Tarımı Biyoyakıtlar ve Biyoyakıt Teknolojileri Sempozuyumu 6-8 Ekim 2009 tarihleri arasında Samsun’da gerçekleştirilecek.

Sempozyumda konu başlıklarına göre ilgili uzmanlarca davet edilen bildiriler sunulacak, enerji elde etmekte kullanılan bitkilerinin üretimiyle ilgili  bütün konular sözlü veya poster bildirilerle tartışmaya açılacak,  aşağıda belirtilen konulara ilişkin sözlü ve poster bildirilere yer verilecektir.
  *Çevre ve insan Sağlığı
  *Islah ve Biyoteknoloji
  *Yetiştirme teknikleri
*Bitki besleme
*Bitki koruma
*Mekanizasyon
*Ürün işleme ve değerlendirme
*Ekonomi
*Proses
*Son kullanıcı
Daha detaylı bilgi için: http://www.ktae.gov.tr/sempo.asp

Ankara’da Gen Bankası

Türkiye, biyolojik zenginliklerini ortaya çıkarmak için çalışmalarını hızlandırdı. Biyolojik çeşitliliğini korumak amacıyla yeni yılda Ankara’da bir gen bankası kurmaya hazırlanıyor.
Hem potansiyeli belirlemek hem de nesli tükenmekte olan varlıkları korumak için tarımsal ve hayvansal gen araştırmaları başlatıldı. Kurulacak gen bankalarının, gen çeşitliliğine gitmek isteyen girişimci ve yatırımcılar için de önemli bir kaynak olacağı belirtiliyor.
Merkezin dünyadaki üçüncü büyük merkez olması amaçlanıyor. Merkezde, Uluslararası Buğday ve Mısır Geliştirme Merkezi`nde (CIMMYT) bulunan 160 bin buğday ve 27 bin mısır çeşidinin de  yer alması planlanıyor. Ayrıca, İzmir Menemen`de bulunan Agro Hidroloji Araştırma Enstitüsü de uluslararası bir araştırma ve eğitim merkezine dönüştürülecek. Bu merkezde özellikle Afrika, Asya ve Orta Asya ülkelerindeki araştırmacılara yönelik eğitimler verilecek. CIMMYT ve ICARDA gibi uluslararası kuruluşların eğitimlerine de yine bu merkez ev sahipliği yapacak. Türkiye`de 1960`lı yıllardan bugüne bin 611 adet hububat çeşidi geliştirildi. Bunun 820`sini Tarım Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü`ne bağlı enstitüler, 709`unu özel sektör, 82`sini de üniversiteler geliştirdi. Bunlar arasında, kuraklık ve susuzluk stresine dayalı 12 adet buğday çeşidi de yer alıyor.
Kaynak ve daha fazla bilgi için: http://www.tarimmerkezi.com/haber_detay.php?hid=20738

Nikaragua Enerjisini Rüzgârdan Çıkaracak
Nikaragua 19 yel değirmeni ile elektrik enerjisini rüzgârdan elde ederek, petrol ürünleri kullanımını azaltmayı hedefliyor. Nikaragua Enerji Bakanı Emilio Rappaccioli, 90 milyon dolar maliyetli projenin Ocak ayının sonunda tam kapasiteyle çalışmaya başlayacağını ve bu şekilde ülkenin toplam enerji ihtiyacının %6'sının karşılanacağını ifade ediyor. Rüzgâr enerjisi, Nikaragua'nın enerji ihtiyacında petrol ürünleri kullanımı oranını 2013 yılında %3 oranında kısmak için uyguladığı politikanın yalnızca bir kısmı.
Ülke, enerji ihtiyacının %34'ünü volkanların püskürtme gücünü kullanan jeotermal enerji ve hidroelektrik enerji santralleriyle karşılıyor. Projenin Kanada'lı uygulayıcısı Sean Porter, devlet görevlilerinin 19 yel değirmeni daha ekleyerek rüzgâr enerjisini daha çok kullanmak istediklerini belirtti.

Greenpeace’den Termik Santral Tepkilerine Destek
Greenpeace, termik santrallere karşı çıkan yerel halka destek olmak amacıyla kendilerine ulaşan haberleri düzenli olarak basına aktaracak.
Türkiye’de şu anda planlanmakta olan 47 kömürlü termik santral bulunuyor. Bu santrallerin kimi inşa halinde, kimi EPDK’dan lisans aldı, kimi ise lisans bekliyor (Bkz. www.epdk.gov.tr ve/veya www.greenpeace.org.tr) . Bu termik santrallerin yapılması Türkiye’nin seragazı salımlarında %50 oranında artışa neden olacağı gibi, güneş ve rüzgar gibi temiz enerjilere yapılacak yatırımların ve bu yatırımların beraberinde getireceği iş imkanlarının önüne geçiyor.
Termik santrallerin kuruldukları bölgelerde yarattığı maliyetler de çok ağır ve bu maliyetleri yerel halk ödemek durumunda kalıyor. Ancak, yerel halk bunun farkında ve Türkiye’nin her bir yanında söz konusu planlara karşı tepki gösteriyor.
Greenpeace, yerel halka destek olmak amacıyla onların haberlerini basına taşımaya karar verdi. Amaçları Türkiye’de damlaya damlaya çoktan göl olmuş termik santral karşıtı mücadeleyi sadece yerel bir mesele olmaya mahkum olmaktan kurtarmak.

Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi’nden Çevre Bakanı’na Tepki
Girişim, basın ve kamuoyuna mektup göndererek Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun Ilısu Barajı konusundaki açıklamalarını eleştirdi. Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nun “Ilısu Barajı’na karşı çıkanlar bölücülerdir” yönündeki ve Hasankeyf antik kenti ile ilgili açıklamasını kınayan Girişim üyeleri açıklamada şu görüşlere yer verdi: “Veysel Eroğlu'nun iddia ettiği gibi Ilısu Projesi ne denize nazır yeni bir Hasankeyf yaratacak ne de tarih korunarak muhteşem bir kent kurulacak. Bu açıklamalar tamamen gerçek dışı ve göz boyamadan ibarettir. Yüzlerce eserin olduğu Dicle Nehri ve doğayla bir bütünlük arz eden Hasankeyf'teki kültürel miras 12 eserin taşınmasıyla kurtarılamaz. Bunun yanında teknik olarak taşınması mümkün olmayan Hasankeyf'in tek kurtuluş yolu Ilısu Barajı’nın durdurulmasıdır.
Yeni kurulmak istenilen kent Hasankeyf'e halkın taşınması çok şüphelidir. Hasankeyfliler bugün geçerli olan yeniden yerleşim yasalarından dolayı bu yeni yerleşim alanlarına taşındıkları durumunda borçlanacaklar, bundan dolayı da Batman gibi büyük kentlere gidecekler. Böylece Veysel Eroğlu ve hükümeti hayalet bir şehir kuracak.
Etkilenen insanların %80'i ve tüm Türkiye insanların en az yarısı Ilısu projesinin gerçekleşmesini istememektedirler. Bütün bu faaliyetleri yürüten insanlar ve halkın çoğunluğu bölücü olarak mı değerlendiriliyor? Eğer bölücülüğün tanımı insanlık tarihine sahne olmuş tarihsel geçmişi bulunan, binlerce canlı çeşidine ev sahipliği yapan, toprağımıza, geçmişimize ve dolayısıyla yarınlarımıza (çocuklarımızdan devir aldığımız tarihimize), geleceğimize sahip çıkmak ise biz bu tanımı gocunmadan kabul ediyoruz.
Kendileriyle ayni fikirde olmayanlara saldırgan bir tutum sergileyen Cevre ve Orman Bakanı’nın ve onun dediğine göre aynı düşünen Başbakan R. Tayip Erdoğan'ın ile bazı köşe yazarlarının; Ilısu Barajı’nın bilimsel verilere dayanmadan yapılmasına karsı çıkanlara "bölücü" gibi ifadeleri kullanmalarından dolayı, tarihini, doğasını, kültürünü ve insanını seven bu tarih ve doğa sevdalılarından özür dilemesini bekliyoruz.”
İletişim: Diren Özkan: 0535 897 76 66  İpek Taşlı: 0488 212 50 53 hasankeyfgirisimi@gmail.com

Küresel Isınmaya Karşı "B Planı"
Independent gazetesinin 80 uzmanla yaptığı anket, iklim değişikliğikonusunda endişeleri daha da arttırdı. İngiliz "The Independent" gazetesinin uluslararası iklim uzmanlarıyla yaptığı bir anket, karbondioksit salınımının azaltılmasına yönelik kesintilerin başarılı olmadığını gösterdi. Uzmanlar, iklim değişikliğinin sonuçlarıyla mücadele etmek için "B Planı"nın gerekli olduğuna işaret ediyor.

Uzmanların yüzde 54'ü, karbondioksit salınımının azaltılmasına yönelik kesintilerin başarısız olduğu görüşünde. Uzmanlar, insan faaliyetlerinden kaynaklanan sera gazı salınımının etkisini tersine çevirmek için acil bir B planının gerekli olduğunu savunuyor. Güneş ışığını yansıtması için sülfat partiküllerinin havaya bırakılmasını öngören bir sistem, bu sayede havanın soğuması, dolayısıyla da küresel ısınmanın azaltılması öngörülüyor.

Okyanuslar üzerinde alçak bulutların yaratılmasıyla güneş ışığının daha çok yansıtılması, Dünya ile güneş arasına devasa bir ayna ya da bir dizi küçük aynanın yerleştirilmesi de ortaya atılan fikirlerden diğerleri. Uzmanlar, denizlere büyük tüpler yerleştirmeyi de öneriyor, böylece karbondioksit düzeyi yüksek olan yüzey sularının derin sularla karıştırılması sağlanabilecek. Ortaya atılan B planlarının çok maliyetli olmasının yanında, canlı yaşamı konusunda bir çok olumsuz sonucu da beraberinde getireceğini düşünenler bulunuyor.

(basından)

 

Sivil Hikâyeler Belgeseli
Hazırlık süreci yaklaşık bir yıl süren Sivil Hikayeler isimli yeni belgesel filminde beş ana hikayeyle Türkiye'den sivil manzaralar sunuluyor.
Bir Yol Hikâyesi'nde örgütlenmenin bir şehre ve sakinlerine neler kazandırdığı;
Bir Kadın Hikâyesi'nde dört duvar arasından çıkıp diğer kadınlarla bir araya gelmenin bile bir kadının hayatında neleri değiştirebildiği; Bir Köy Hikâyesi'nde vatandaşın devletle ilişkilerinden bir kesiti ve sivil toplum örgütlerine bakışı; Bir Çocuk Hikâyesi'nde kuruluşların hizmet verdiği, seslendiği kitlenin ihtiyaçlarını doğru belirlemesinin önemi; Bir Pembe Hikâye'de tek başına ve birlikte özgür olabilmek için tüm sorunlara rağmen örgütlenmenin gerekliliği anlatılıyor
Sivil Hikâyeler'in mpegformatındaki versiyonu www.stgm.org.tr adresindeki Film Köşesi'nden izleyenebilir. Belgeselin DVD ya da VCD formatları merkezin Ankara ofisinden istenebiliyor.
Sivil Toplum Geliştirme Merkezi

Tel: (0312) 442 42 62

e-posta: bilgi@stgm.org.tr
web: www.stgm.org.tr

 

Mısır ve Pirinç Üretimi Azalacak
Bilimadamları yeryüzündeki iklim değişikliğinin, yüzyılın sonuna dek dünya nüfusunun yarısını gıda sıkıntısıyla karşı karşıya bırakabileceği uyarısında bulundu.
Amerikalı bilim adamlarının iklim değişikliği konusunda bilgisayar modellemeleriyle yaptıkları öngörüler, tropikal ve subtropikal bölgelerde sıcaklıkların artmasıyla ürünlerin önemli ölçüde azalacağını gösteriyor.
Stanford Üniversitesi'nden Robamond Naylor, "Science" dergisinin son sayısında yayınlanan makalede, en kötü ihtimali gözönünde bulundurduklarını söyledi. İklim değişikliğini gözönüne alarak tarım sisteminin bütünüyle gözden geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Naylor, ortaya çıkacak sıcak ve kuraklık şartlarına uyum sağlama yönünde adımlar atılmazsa, geleceğin hiç de parlak olmadığına işaret etti ve özellikle yoksul ülkelerde bugün tarımdan geçinen nüfusun büyük kısmının bu faaliyetin dışına düşeceğini vurguladı.
Uzmanlar, "daha sıcak bir dünyaya ayak uydurabilmek için" şimdiden gerekli yatırımların yapılması gerektiğini hatırlatıyor.
Naylor, makalede şu çarpıcı ifadeyi kullandı: "Tarih boyunca belli dönemlerde yiyecek sıkıntısı ortaya çıkınca insanlar başka yerlere gidip karnını doyurabildi. Ama gıda kaynaklarını gözden geçirmezsek, ilerde yiyecek bulunacak başka yerler olmayacak."
(Basından)

Organik Pamuk Üretiminde Türkiye İlk Sırada
Organik pamuk ve organik kumaş üretimine olan ilginin her yıl giderek arttığı, Türkiye'nin organik pamuk üretiminde ilk sırayı aldığı bildirildi.
Türkiye'nin denim kumaş üretiminde önemli bir paya sahip olan Orta Anadolu Ticaret ve Sanayi İşletmesi T.A.Ş'nin pazarlama müdürü Ebru Özaydın, son yıllarda doğal kaynakların korunması ve çevre dostu tarım politikalarının desteklenmesi ile birlikte, organik pamuk üretiminin dünyada ve Türkiye'de giderek arttığını belirtti. Özaydın, ''Organik pamuk satışları 2006 yılında tüm dünyada 1,1 milyar dolar, 2007 yılında 2 milyar dolar, 2008 yılında ise 3,5 milyar dolar olmuştur. Bu miktarın, 2009 yılında 5 milyar dolar, 2010 yılında ise 6,8 milyar dolar olacağı tahmin edilmektedir. Türkiye, Hindistan, Çin, Peru, Suriye, Amerika, Uganda, Tanzanya, İsrail ve Pakistan organik pamuk üreten ülkelerdir. Türkiye dünyadaki organik pamuk üretiminde yüzde 40 payla ilk sırada yer almaktadır. Organik pamuğun yüzde 32'si Hindistan'da, yüzde 8'i Çin'de, yüzde 3,5'u da Peru'da üretilmektedir. Türkiye'de organik pamuk üretiminin büyük çoğunluğu, Ege bölgesinde yapılmaktadır. Türkiyede organik pamuk ve kumaş üretimi sertifikalı olarak yapılmaktadır.'' dedi.
(Basından)
www.yesilbilgi.org

 

Kendi Kendini Temizleyen Perde
Elvin Tekstil'in ürettiği ve kendi kendini temizleyen, mikrop barındırmayan, koku gideren ve UV ışınlarını engelleyen perde "Green Guard"ın, özellikle yurt dışından büyük ilgi gördüğü bildirildi.
Elvin Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Canan Sönmez Canik, AA muhabirine, Orta Doğu Teknik Üniversitesi işbirliği ve TÜBİTAK katkılarıyla geliştirilen perdenin, dünyada ilk defa nano teknolojiyi kullanılarak üretildiğini vurgulayarak perdenin çay, yağ, şarap gibi organik lekeleri zaman içinde kendi kendine yok ettiğini söyledi.
"Yeşil koruma" anlamına gelen "Green Guard"ın, UV ışınlarını engelleme, mikrop barındırmama, kendi kendini temizleme, asılı olduğu mekanı kötü kokulardan arındırma gibi birçok işleve sahip olduğunu kaydeden Canik, bu özelliklerin, ürünün katma değerini artırma açısından çok önemli olduğunu dile getirdi.
Canik, "Green Guard"ın, dünyanın geleceğiyle ilgili önemli bir çalışma olduğunu ve tekstil sektöründe dünyada bir ilk olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:
"Susuzluğun insanoğlunu tehdit ettiği bir dönemde, ürüne katma değer sağlayacak özellikler geliştirirken, bu tehdidi göz ardı edemezdik. Küresel ısınma neticesinde gelecek nesilleri büyük tehlikeler bekliyor. Buna bir çözüm bulmak amacıyla yola çıktık ve Green Guard'ı ürettik. Perdemiz, küresel ısınmada su kıtlığı da düşünülürse kullanım suyu ihtiyacını azalttığı için son derece çevreci bir ürün."
Canan Sönmez Canik, "Green Guard"ın, güneş ışığından yani ev ortamındaki ışıktan yararlandığını belirterek, "Mesela, Green Guard yağ lekesi oldu. Bu leke, güneş ışığı gördüğü sürece kendi kendine yok oluyor. Perdeyi yıkamanıza gerek kalmıyor. Böylelikle dünyayı tehdit eden susuzluğa karşı bir nevi önlem almış oluyoruz" diye konuştu.
(Basından)
www.yesilbilgi.org

Peru ile Bolivya Sınırındaki Buzul Yok Oldu
Peru ile Bolivya sınırında, 5 bin 250 metre rakıma sahip Quilca buzulu, küresel ısınmanın etkisiyle yok oldu.
Merkezi, Peru'nun başkenti Lima'da bulunan Ulusal Doğal Kaynaklar Enstitüsü'nün (Inrena) buzul bilim dairesinin başkanı Marco Zapata, Quilca buzulunun aşamalı olarak yok olduğunu belirtti ve bunun küresel ısınmanın bir sonucu olduğunu ifade etti. Zapata, buzulda 1948 ile 1976 yılları arasındaki yıllık kaybın 8 ila 9 metre olduğunu, ancak 1977'den sonra yıllık ortalamanın 20 metre dolayında seyrettiğini kaydetti. "Bu geri dönülmez bir süreçtir" diyen Zapata, yakında birçok buzulun yok olacağı uyarısında bulundu.
Quilca dağındaki kar ve buzun tamamen eridiği ve dağın toprak ve kayalarla kaplı zirvelerinden başka bir şeyinin kalmadığı belirtiliyor. Quilca, küresel ısınma yüzünden Peru'da 2005'ten beri eriyen ikinci buzul olma özelliğini taşıyor. Inrena, önümüzdeki yıllarda 150 kadar buzulun yok olma tehdidiyle karşı karşıya bulunduğunu belirtiyor. Zapata da Peru'daki buzulların küresel ısınmadan özellikle olumsuz etkilenen buzullar arasında yer aldığını ifade ediyor.

(Basından)
www.yesilbilgi.org

Dünyanın En Büyük Güneş Tarlası İnşa Ediliyor
Çinli Qinghai New Energy Group, Çin’in kuzeybatısına inşa etmeyi planladığı yeni güneş enerjisi tarlasıyla dünyanın en büyük güneş enerjisi projesini başlatmaya hazırlanıyor. Çin’in en büyük enerji sağlayıcılarından biri olan Qinghai New Energy Group’a bağlı China Technology Development Group tarafından geliştirilen proje, 30 megawatt gücünde elektrik enerjisi üretebilen güneş panelleriyle yaratılmış bir güç istasyonunu kurmayı hedefliyor.
150 milyon dolar bütçe ayırılan projenin duyurulmasının ardından, Nasdaq’da işlem gören hisse senetleri %29’luk artışla 2.61 dolara yükselen firma, yeni enerji istasyonunu Çin’in Qaidam Basin bölgesinde kurmayı hedefliyor. NTV'nin haberine göre; proje, ince film ve geleneksel slikon bazlı teknolojilerle üretilmiş paneller kullanılarak tamamlanacak. Firmanın hedefi toplamda 1 gigawatt enerji üretmek. Halihazırda aktif olan en büyük güneş paneli tarlasının ürettiği toplam güç 550 megawatt ile OptiSolar ve PG&E firmalarının ortak girişimiyle kurulmuş California’daki güneş paneli tarlası. (YEŞİLBİLGİ)

En Utanç Verici Çevre Ödülü
Almanya Doğayı Koruma Birliği (NABU), Ekonomi Bakanı Michael Glos'u, yılın "en utanç verici çevre ödülü dinozor"a layık gördüğünü açıkladı.
NABU tarafından yapılan açıklamada, 1993 yılından bu yana "köhneleşmiş çevre standartlarını" savunan kişilere verilen bu ödülün 2008 yılında, iklimin korunmasının önünde bir engel oluşturduğu gerekçesiyle Bakan Glos'a layık görüldüğü bildirildi. Açıklamada Glos, eskimiş enerji politikası düşüncelerine sahip olduğu, nükleer enerjiyi ve otomobil lobisini desteklediği gerekçesiyle eleştirildi.
(Basından)

Makedonya'dan Naylona "Hayır"
Makedonya'da, çevreyi kirlettiği gerekçesiyle naylon poşet kullanımının yasaklanmasını öngören yasal düzenleme yapıldı. Çevre Bakanlığının önerisiyle yapılan düzenleme, 6 ay içinde çarşı ve pazarlarda naylon poşet yerine kese kağıdı kullanılmasını öngörüyor. Yeni düzenlemeye göre, naylon poşet kullanma yasağına uymayanlara 6 bin euro para cezası kesilecek.
Naylon poşet kullanımı daha önce de Çin'de uygulanmaya başlanmıştı İngiltere'nin bazı kasabaları da kendi aldıkları kararla naylon poşet kullanımını durdurdu. (Basından)

Haber No: 2818