-- GÜNCEL PROJELER:
-- GEÇMİŞ PROJELER:


Victor Ananias
101 Soruda Organik Ürün Rehberi




Havalar
Kategoriler: İklim Değişikliği
Tarih: 28-Ağustos-2007
Yazdır | Arkadaşına Gönder | Yorum Ekle


Havalar… Yeni bir şeyi olan varsa parmak kaldırsın!

Emin olduğum bir şey var; kurtuluş bizim hayal ettiğimiz şekilde olmayacak

 

Yazı: Güneşin Aydemir

 

Son aylarda en çok konuşulan konu havaların nasıl olacağı fark ettiniz mi? Başka konu neredeyse yok. Çok sıcak bir yaz geçiriyoruz. Geçtiğimiz kış yağış neredeyse hiç olmadı. Dolayısıyla doğa su rezervlerini dolduramadı ve bu yaz da su sıkıntısı çekiyoruz. Sadece büyük şehirlerde değil, kırsalda köylerde de ciddi bir su sıkıntısı var. Örneğin bizim yaşadığımız Kaz Dağları’nda çok uzun yıllar şırıl şırıl akan çeşmeler kurudu, bölgedeki en büyük ırmak (Mıhlı Çayı) ciddi anlamda su kaybetti, köylerde sular kesiliyor, zeytinleri taşıma su ve sulama kovası ile sulayanlar bile var.  

 

Açık Radyo yayınlarından yeni yayımlanan “Acayip Havalar” isimli çizgi romanı okudum. Herkesin okuması gereken bir kitap, lütfen siz de okuyun. Kitap başından sonuna felaketleri çok güzel ve popüler bir dille –herkes anlayabilir sanıyorum- ve nüktedan bir üslupla anlatmış. Biraz sorumluluk duyan ve yaşam için ümit besleyen biriyseniz kitabın sonunda size verileceğini düşündüğünüz reçetelerle dünyanın kurtulabileceğine inanırsınız. Ama verilen reçeteler, kitabın anlattığı felaketin yanında o kadar hafif ki siz inanmış gibi görünseniz de vicdanınız çoktan vazgeçti bile. O nedenle kitabı okudum ama beğenmedim!

 

Buna benzer birçok reçete var etrafta. Suyu korumak için dişinizi fırçalarken suyu kapatın, bulaşık makineleri daha az su kullanır vesaire vesaire… hiçbir yerde suyu bana daha az kullandırtan ve aynı zamanda farkındalık yaratan ve aynı zamanda da sorumluluk bilincimi derinden etkileyen bir tane alet, kampanya, öneri yok. Önerilerin hepsi beni daha çok pasifleştiren eylemlerden ibaret. Makine daha az su harcar, sen düğmeye bas yeter! Yeni bir şeye ihtiyacım var. Yepyeni bir şey. Bugüne kadar bulunmamış, söylenmemiş bir şey. Yeni bir şeyi olan varsa parmak kaldırsın!

 

Dünyayı kurtarmak isteyen dostlarım da türedi bu arada. Çevremdeki bir çok kişi, lider ruhlu olanlar daha şiddetli bir şekilde olmak üzere “dünyayı nasıl kurtarabileceğine” odaklanmış durumda. Birine sordum: “Dünyayı ne-den kurtarmak istiyorsun?” diye. Cevap: “Kendimizden!”. İkinci bir soru, kendimizi kendimizden kurtaramadan biz dünyayı nasıl kendimizden kurtaracağız? Cevap veriyorum, cevap yok.

 

Aaaah aaaah sevgili okurlar. Ben dünyayı kendimden kurtarmak istemiyorum. Dünyanın bu gidişatının çok doğal bir süreç olduğu kanım gittikçe kuvvetleniyor. Ama bu duygu beni “Madem öleceğiz bari son darbeyi de ben vurayım” eylemine de götürmüyor. Zaten tam da bu karmaşanın ortasında hala merkezimde kalabiliyorsam ve hala şaman atalarımın yaptığı gibi suya, toprağa, havaya, rüzgâra, güneşe, geceye, kuşa, kurda saygı göstermeye devam edebiliyorsam dünya kurtulacak! Ama emin olduğum bir gerçek var, bu kurtuluş bizim hayal ettiğimiz şekilde olmayacak.

 

Yıllar önce Birecik’te baraj suları yükselirken su altında kalacak tarlasını sürmeye devam eden yaşlı amca, kendisine “Hey amca, burası su altında kalacak, niye uğraşıyorsun böyle?” diye sorulduğunda şöyle demişti: “Eh evlat, sen ölecek hastana bakmaz mısın?”…

 

Ey dünyanın evlatları! Ölecek hastanız var, bakıyor musunuz?

Haber No: 2159