-- GÜNCEL PROJELER:
-- GEÇMİŞ PROJELER:


Victor Ananias
101 Soruda Organik Ürün Rehberi




Yoksunluk Enerjisi
Kategoriler: Yaşam ve Kültür
Tarih: 16-Temmuz-2007
Yazdır | Arkadaşına Gönder | Yorum Ekle


Biz Kaz Dağları'nda yoksunluk enerjisini kullanıyoruz. Yoksunluğun verdiği yaratıcılık enerjisi ile doğal sınırlarda ama insani yaşamın gereklerini de getirerek...

Yaklaşık iki buçuk aydır Kazdağları’nda bir zeytinliğin içinde yaşıyoruz. Yaşadığımız yerde yakın bir yerleşim yok, görünürde de sadece içinde bulunduğumuz vadinin karşı tarafında tek bir bina var. Evimizin karşısı bir çam ormanı. Arada meşe ağaçları ve diğer çalılar var. Bu orman ara sıra gördüğümüz karacaların, yaban domuzlarının dolaştığı, çeşit çeşit kuşların şakıdığı, barındığı bir yer.

 

Evimizin kapalı alanı çok küçük, o nedenle şehirden buraya göçerken birçok eşyamızı – bize gelen birçok hediye de dahil olmak üzere- bırakmak zorunda kaldık. Örneğin benim herkesin hayran kaldığı bir baykuş koleksiyonum vardı, o koleksiyonu bile dağıttım. Evde sadece işlevi olan eşyalar var: çok az bir giyecek, tabak-çanak, yatak – döşek ve böylesi bir yaşamda gerekli olan birkaç eşya. Eşyaların hepsini yoğun olarak kullanıyoruz, zaten kullanılmayanlara neredeyse hiç yer yok.

 

Evde elektrik yok. Gelen misafirler soruyor: “Rüzgâr enerjisi de mi almayacaksınız?”. Ve cevap veriyoruz: “Hayır almayacağız!”. Neden alalım ki? Elektriğe nerede ve neden ihtiyacımız var? İhtiyaç yaratılan noktalara bir bakalım ve üretilen alternatifleri de tanıyalım:

 

Buzdolabı

Gıdaları uzun süreli korumaya yarayan ve çok büyük miktarda elektrikle çalışan bir ev aleti. Biz buzdolabı yerine teldolabı ve sepetleri kullanıyoruz (İstanbul’da yaşarken de buzdolabı kullanmazdık). Gıdalarımızı günlük ve taze olarak tüketiyoruz. Üstelik buzdolabından çıkan bir gıdayı da yiyemez olduk, özür diliyorum ama tadları çok çirkin geliyor! Soğuk kalması gereken gıdaları, örneğin karpuzu, oldukça serin bir mekân olan evin alt katında saklıyoruz.

 

Çamaşır makinesi

Şehirde her gün farklı bir giysi giyerdik. Biz giymeyi istemesek bile kirlenir bir şekilde değiştirmek zorunda kalırsınız. İnsanların önyargılı ve inceleyici bakışları ise daha fazla modayı takip etmenize zorlar. Oysa bu dağın başında moda filan yok, giysideki tek kriter rahat ve oraya buraya takılmayacak cinsten giysiler olsun. Üstelik burası şehrin kiri ve pasını taşımadığı için de kirlenme süresi kısa değil. Dolayısıyla az miktarda çamaşır elde yıkanabiliyor, ya da köyde yaşayan arkadaşımızın çamaşır makinesinde yıkanmak üzere biriktiriliyor. Burada bir miktar elektrik kullanıyor isek de şehirdekinden çok daha az çamaşır yıkadığımız bir gerçek. Ayrıca yakında elektriksiz bir çamaşır makinesi imal etmeyi de düşünüyoruz.

 

Aydınlanma

Doğal gün ışığı ne güne duruyor? Güneş doğarken uyanıp, gün batımı ile yatıyoruz. Hava kararınca az bir süreliğine gaz lambası yakıyoruz. Elle döndürülerek şarj edilen bir el fenerimiz var. Eğer ay varsa gece yeterince ışık da oluyor ve aylı gecelerin sayısı da çok az değil!

 

İletişim, internet, haberleşme

Evet işte eleştirecek bir nokta buldunuz! Biz cep telefonu kullanıyoruz. Ama birçok kişi bize ulaşamamaktan da çok şikayetçi. Sadece çok önemli konularda konuştuğumuz telefonlarımızı yine elektrik buldukça şarj ediyoruz ama bu açıdan da çok tasarruflu olduğumuzu söyleyebilirim. Internet ve bilgisayarı evde kesinlikle kullanmıyoruz. Elbette takip ettiğimiz işlerimiz var ve hepsinin ayrılmış bir zamanı ve mekânı var.

 

Bu temel ihtiyaçlar dışında evlerimizde elektrik kullanan diğer araçları bir düşünün. Onlara gerçekten ihtiyacımız var mı? Evin etrafındaki tahta çiti yaparken bile matkap gerektiğinde babamın bize hediye ettiği el matkabını kullandık ve çok da güzel işledi.

 

Biz burada yoksunluk enerjisini kullanıyoruz. Yoksunluğun verdiği yaratıcılık enerjisi ile doğal sınırlarda ama insani yaşamın gereklerini de getirerek.

 

Niyetim herkesi kırsalda yaşamaya özendirmek değil. Bu söylediklerim şehirde de bir oranda yapılabilir. Böyle yaşamak mümkün elbette ama alışkanlıklarımızı çok iyi tanımamız gerekiyor. Onlardan ne kadar ayrılabiliriz? Ne kadar yoksunlaşarak zenginleşebiliriz?

Haber No: 2088