-- GÜNCEL PROJELER:
-- GEÇMİŞ PROJELER:


Victor Ananias
101 Soruda Organik Ürün Rehberi




Çıplak ayakla yürümeye devam.
Kategoriler: Bireysel Gelişim, Yöntemler, Yöntemler
Tarih: 08-Haziran-2007
Yazdır | Arkadaşına Gönder | Yorum Ekle


Nerden cikti bu yeni yazi? Aslinda ortaya cikan yazi degil. Ben bugun yeniden ciplak ayakla yurumeye basladim. 6 sene once izmirin balcova bolgesindeki daglara yurumustum bu sefer Kaz daglarinda zeytinlikler arasinda tapusuda bize ait olan Dedetepe’ye.

29 Mayıs 2007

Kaz Daglari / Kucukkuyu / Canakkale

Biraz önce uzun süre once yazdigim “çıplak ayakla yürümek” yazımı aradım internette. Zorda olsa buldum... Tarihine baktım.. 27 Mayıs 2001.. inanamadım tam 6 sene olmuş.. Gercekten ne çabuk geçiyor hayat. 6 sene önce yazdığım bu yazı benim o zamanki ruh halimi cok güzel yansıtıyor.. 29 senedir içime hapsettiğim cocuğu belkide ilk defa serbest bıraktığım bir dönemdi bu.. Üzerimde hissettiğim baskılardan kurtulduğum, altında ezildiğim sorumlulukları tamamen bir kenara attığım, kendimi özgür birakmaya başladığım bir dönem... O donemde yazi yazmaya başlamamda içimdeki çoçuğun bir marifetiydi aslinda...En buyuk problemlerimden biri olan “açiklik” konusunu bu yazilarla bir anlamda aşmistim...

Peki sonra ne oldu? Yazilar kisa bir sure devam etti sonra yazilarin yerini sessizlik aldi. O zamandan beri yazi yazabilecek , kendimi tamamen acik olarak ifade edebilecek bir ruh haline bu 6 sene boyunca bir daha hic ulasamadim.

Peki şimdi ne oldu? Nerden cikti bu yeni yazi? Aslinda ortaya cikan yazi degil. Ben bugun yeniden ciplak ayakla yurumeye basladim. 6 sene once izmirin balcova bolgesindeki daglara yurumustum bu sefer Kaz daglarinda zeytinlikler arasinda tapusuda bize ait olan Dedetepe’ye

Yuruyuste neler oldugunu anlatmadan once bu 6 senenin kisa bir ozetini yapayim... 6 sene once ozgur biraktigim cocuk beni bu surecte cok cok ilginc yerlere goturdu, 29 sene boyunca yasadigim tecrubelerin cok disinda tecrubeler yasadim. Hindistanda ruhumu arama seyehatimin sonunda ben artik aile kurmak istiyorum dedikten 24 saat sonra su anda esim ve kizimin annesi Tamahine ile tanistim. Dolu dolu bir 6 sene gecirdim. Eskisi kadar olmasada zaman zaman inisli cikisli zamanlar gecirdim. 5 Senedir Kaz daglarindaki ciftligimizde yasiyorum. Son 2 senedir baba olmak ne demek onu ogreniyorum.

6 sene oncesinden en ciddi fark ise su anda hicbir sorumlulugumdan kacmadan tam tersine eskiden kalma yarim isleride tatamlamak icin ugrasirken ozgurlugu tadiyorum.

Bu gercekten buyuk bir ustalik ve disiplin gerektriyor. Bana bu yaziyi yazmami saglayacak ruh halimi surekli bu seviyede tutmak icin sabah 6’da kalkiyorum. Sabah 2 saatimi dogada yuruyerek, meditasyon yaparak, evimizin yanindaki dereye ayaklarimi sokarak, varsa ciftlikteki fiziki isleri yaparak basliyorum gune. Sonra kizim Nehir ve esim uyaniyor, onlarla cok keyifli 1 saat gecirdikten ve kahvaltimi ettikten sonra atliyorum bisiklete ve 6 km uzaktaki kucukkuyudaki internet kafaye ulasiyorum. Saat 9-3 saati ise ayrilmis durumda. Bu surede hem Bugday Dernegindeki sorumluluklarimi yerine getiriyorum hemde diger, burdaki yasamim ile ilgili ivir zivir isleri hallediyorum. 3 ten 8 e kadar Nehir leyim. Annesi kafa dinlerken, kendi dengesini saglayacak seyleri yaparken ben Nehirle beraber sosyal ziyaretlere basliyorum. Cevremizde bizim gibi buraya tasinan arkadaslarima ugruyorum. 8 de eve donuyorum. Nehir uyuyor, esimle uyku vakti gelene kadar guzel vakit geciriyoruz. Tabi bu yazdigim kadar mukemmel degil hersey... Ozellikle sabah kalktigimda kafam dusunce dolu oluyor... Sakinlesene kadar bayagi ugrasiyorum, ayrica ozellikle internet kullandiktan sonra yine sakinlesmem icin birseyler yapmak gerekiyor. Ya denize atiyorum kendimi, ya dereye ayaklarimi sokuyorum yada dusun altina atiyorum, ama onemli olan artik stres le basa cikabiliyorum. Son donemde uyguladigim bir teknikte, Ezan okundugu sure icinde ne yapiyorsam birkayorum ve kendime donuyorum. Boylece en azindan gunde 5 kere farkindaligim artmis oluyor. Bu yazdiklarimi aylardir, yillardir yapiyor gibi yaziyorum dimi.. Hayir bu sadece 5. gunum.. İsin cok basindayim ama bu noktaya gelmek icinde cok caba harcadim. Ruh halimdeki huzurun altinda tabiki hayatim boyunca yaptigim ve ozellikle son 6 senedir kurdugum en onemlisi evliligim ve evim olan insani taraf var. Su anda hem evde hemde cevremle iliskilerim huzurlu, guven uzerine kurulmus olmasa, kesinlikle bu ruh halinde olacagima inanmiyorum...

Bu donemde bana sevgisi, dostlugu, kizginligi, kuskunlugu ile destek veren herkese cok tessekkur ediyorum.. Tabi buraya gelmende en cok payi olan kendime ve icimdeki cocugada extra bir tesekkur borcluyum...

Neyse simdi gecmisi birakalimda gelelim bugunki hikayeye..

Saat 6 civari uyandim. Kafam kayniyor sanki.. Dunden kalma dusunceler yiyor sanki beynimi. Kendimi atmam lazim dereye yoksa beyin meyin kalmayacak. Bugun biraz tembelim, hava yagmurluda oldugundan evde meditasyon yapmaya basliyorum,   basliyorum sallanmaya, iyice sallanayimda vucudumu hissetmeye baslayayim yoksa dusunceler beni ele gecirmis gidiyor.. Yok olacak gibi degil.. bugun dusunceler hergunkinden daha yogun.. Atiyorum kendimi disari.. Dereye ulasmam 2 dakikami aliyor.. Sokuyorum ayaklarimi..ooohhh, cooss ediyorum bi.   Ama dere bile cozemiyor isi.. Bugun ciddi testten geciyorum.

Biran kafami kaldirip uzaklara bir bakiyorum. Bizim DedeTepe dikkatimi cekiyor. DeDeTepe nin hikayesini baska bir yazida anlatirim ama ozet olarak bu tepenin uzerinde bir Yatir var ve biz burda yatan “Sakallı Dede” nin bizi ozellikle bu bolgeye cagirdigina inaniyoruz.

Dede yardim et diyorum icimden, bugun isim zor diyorum. Oyle uzaktan olmaz gel bi buraya diyor Sakalli Dede. Bende, aa iyi fikir bosver bu dere meditasyonunu bugun degisik birsey yapayim yuruyeyim diyerek basliyorum Sakalli Dede Tepe ye dogru yurumeye...

Yurumekte dusunceleri yavaslatamiyor, bir an uzun sure once yazdigim “ciplak ayakla yurumek” yazimi dusunmeye basliyorum..   O an durakliyorum, ayaklarima bakiyorum. Ne goreyim... Bir cift terlik.   Ciddi anlamda bir beyin duraklamasi yasiyorum, hemen terlikleri cikarip elime aliyorum ve gozlerimden ufak bir seving goz damlasi akarken tekrar ciplak ayakla yurumeye basliyorum...

Yuruyus tabiki cok keyifli.. Dun aksam yagmur yagdigindan yerler camurlu.. Yururken ayaklarimla sanki seramikten sanat eserleri yapiyormus gibi hissediyorum... Ayrica camurun o keyifli dokunusunu hissetmek inanilmaz keyif veriyor.. Ama olmuyor.. Dusunceler yine gelip duruyor.   Bu sefer nerden ciktiysa Tom Hanks in Forrest Gump filmi aklima geliyor, filmin bir yerinde akil seviyesi biraz dusuk olan Forest Gump durup dururken hicbir sebep olmadan kosmaya basliyor.. Amerika kitasini defalarca katediyor.. Aylar gectikce, Medya nin dikkatini cekiyor ve bir sure sonra insanlar arkasina takilip kosmaya basliyor.. Kalabalik gittikce artiyor. Sonra Forest Gump bir anda duruyor. Yine hicbir sebep olmadan. Ben eve gidiyorum diyor. Ne oldu diyenlere yoruldum diyor. Arkasinda, Forestin, hayatin amacini buldugunu dusunerek arkasina takilmis olan gurup sok icinde, ne yapacagini sasiriyor...

Kendimi Forest Gump gibi hissediyorum. Ya simdi bu ciplak ayakla yurume isi ciddiye alinirsa, bir bakmisim arkamda ciplak ayakla yuruyen binlerce kisi... Tam bunlari dusunurken Güüümm. Ustune bastigim kaya kayiyor ve ben asagi yuvarlaniyorum. Sakalli Dededen gelen bu mesaj aliniyor ve soyle yorumlaniyor. “Bu yuruyus sadece ve sadece tek basina yapilabilinir, herkes kendi yolunu kendi bulmakla sorumlu” . Dedeye bu mesaji icin tesekkur ediyorum ve tepeye cikmaya devam ediyorum. 6 sene onceki tecrubendem cok iyi bildigim birsey var. Bu yuruyus sirasinda ayaklarim saglam kalacak, gercektende yine boyle oluyor, ne bir cam, ne bir diken ne bir civi ayaklarimin yanina yaklasmiyor.

Tepeye ulasiyorum. Dede ben geldim, senle yuzlesmek istiyorum diyorum. Gel bakalim diyor. Taslardan orulu mezarin yanina gelip bakiyorum.. Gel Gel diyor.   Gelemem yerler islak, islanirim diyorum.. Birsey demiyor.   Mezarin icine girip aynen Dede gibi yatiyorum. Mezar biraz kucuk, kapami mezar tasina carpiyorum.   Yatip gozlerimi kapiyorum. Dededen gelecek mesaji anlayabilecek bir ruh haline gecmeye calisiyorum.. Bir mesaj gelmiyor , sasiriyorum. Zaman zaman mantiki bir aciklamasi mumkun olmasada bu mezarda yatan dedenin ben olduguma inaniyorum. Onla iletisime gecmeye calisiyorum olmuyor. Neyse hayirlisi diyorum kalkiyorum...   Hayat felsefemde cesaret ile birsey yaptigimda bunun odullendirilecegine inaniyorum o yuzden bugunki cesaretli davranisim icin bir odul, bir mucize beklemeye basliyorum... Bekle babam bekle, ne bir odul ne bir mucize geliyor. Hala mezarin icindeyim, 2 ayagimin arasina bir bakiyorum, tam orda ufacik bir zeytin agaci buyumeye baslamis, kafami kaldiriyorum mucize heryerde.. Kendime bu dunyada bir cennet yaratmisim ve bu cennette yasamanin artik keyfini cikariyorum... Dedeye tesekkur ediyorum ve ciftligin yolunu tutuyorum. Eve geliyorum, Tamahine ve Nehir uyanmis, saat 8:45 olmus..

Tamahine e cok keyifli bir sabah gecirdigimi, cok mutlu oldugumu soyluyorum. 6 sene once yazdigim “ciplak ayakla yurumek” yazimdan haberi olup olmadigini soruyorum.. Hatirliyorum diyor, annenle beraber sehrin icinden gecerek ciplak ayakla daga tirmandigin yazi dimi diyor. Evet diyorum. Yazmaya devam edecegim diyorum. Aferin diyor.

Dun aksamki Kaz dagi yasayanlari toplantimizdan kalma yemeklerden atistirip su anda bu yaziyi yazdigim internet cafeye dogru yola cikiyorum bisikletimle... Bisitletle giderken birkac kez cep telefonum calisiyor is ile ilgili.. Konusuyorum, sonra beynim yine yogunlasmaya basliyor. Bugun yaptigim yuruyus ile ilgili hislerimi illaki bir yaziya dokup sistemimden cikarmam gerektigini hissediyorum. Sonra zaman zaman dusunceler zaman zaman keyif ile bisiklet yolculuguma devam ederken agzimdan galiba Bulent Ortacgile ait bir sarki sozu dokulmeye basliyor...

“Olmalimi olmamalimi, dusunmelimi dusunmemelimi, ama dusunmezsem ben olamamki.”

Bir kismini ben uydurmus olabilirim ama bunuda Dede den bir mesaj olarak aliyorum ve beynime bu kadar kati olmamaya, onunda sadece isini yaptigina, onu seversem, kendi isini iyi yapmasi icin destek verirsem bana zarar vermeyecegini anlayip yoluma devam ediyorum.

Haber No: 2018