-- GÜNCEL PROJELER:
-- GEÇMİŞ PROJELER:


Victor Ananias
101 Soruda Organik Ürün Rehberi




Çıplak ayak ile yürümek (27 Mayıs 2001)
Kategoriler: Bireysel Gelişim, Yöntemler
Tarih: 07-Haziran-2007
Yazdır | Arkadaşına Gönder | Yorum Ekle


Gunlerdir beni cok rahatsiz eden birsey var. Yasadiklarimi, dusunduklerimi yaziya dokup sevdiklerimle paylasmak istiyorum ama bir turlu basaramiyorum. Her ne kadar kendime cesitli bahaneler bulsamda, cok isim var, zamanim yok gibi, aslinda yazmaya cesaret edemedigimi cok iyi biliyorum.

Biliyorumki yazmaya basladigim zaman, kendimle ve yasadiklarimla ilgili tum gercekleri yazacagim. Artik bahanelerle kacamayacagim kendimden ve biliyorumki o buyuk, zor ve uzun yolculuk baslayacak.

Dun kotu bir gundu benim icin, moralim cok yerinde degildi, halbuki daha once yapmadigim bircok guzel seyi yapmistim dun. Izmir'de yasayan annemi ziyarete gelmistim, havaalaninda ilk kez ona uzun uzun sarilmistim, insanlarin ne dusunecegini umursamadan.. Hatta arabaya kadar el ele yurumustuk. Ogleden sonrada o hep hayalini kurdugum Surf cenneti olan Alacatiya gitmistik.

Ama olmuyordu, birseyler eksikti yine. Kafamda yine "acaba" lar dolanmaya baslamisti. Kendime guvenimi kaybediyordum. Aksam erkenden yattim.

Sabah 7 de uyandim, e-maillerimi kontrol ettikten ve birkac kucuk positif is yaptim. Moralim fena degildi.Arkadas grubuma "Silkinin artik" ana fikirli bir mail forwardladiktan sonra asil silkinmesi gerekenin kendim oldugunu farkettim birdendire. Belkide hayatim boyunca yaptigim tum elestriler, oneriler aslinda kendime yapilmisti.

Evet bugun guzel bir gun olmaliydi, zaten dun aksam yatarken kendime bunu inandirmistim.
Bugun cesaret isteyen hareketlere baslamaliydim. Cunku hayat felsefem ve yasadiklarim ne zaman cesaretli bir hareket yaparsam odullendirilecegim ve mutlu olacagim uzerine kuruluydu.

Peki bugun cesaret isteyen ne yapabilirdim?
Dun aksam yemekte annem hergun 45 dakika yuruyus yaptigindan bahsetmisti. Annemle 45 dakika yurumek fikri bir anda cesaret tanimima cok guzel oturdu. Hayatimda hic annemle 45 dakika gercekten yalniz kalmamistim.

Short ve t-shirtumu giyip annemin bulundugu yukari kata ciktim. Bu arada nedense sadece cep telefonumu yanima almisim. Anneme hadi yuruyelim bakalim dedim oda cok memnun oldu ve kabul etti.

Ayakkabilarimi ve cuzdanimi almak icin asagi kata indigimde kapinin kapali ve anahtarida icerde unuttugumu farkettim.
Bizim yuruyus suya dusuyordu galiba. O anda yapabilecegim 2 sey vardi, kapiyi acmak icin bir cilingir cagirmak ve muhtemelen 1-2 saat kaybetmek yada her iste bir hayir vardir diyecek ve hicbir engel tanimayacaktim.

Dedimya bugun cesaret gunumdeydim. 2. Secenegi sectim ve yuruyusu ciplak ayakla yapmaya karar verdim. Ilkonce garip gelsede bu fikir, daha sonra bunun aslinda eglenceli birsey olabilecegini dusunmeye basladim. Taki kapinin onune geldigimde annemin cigligini duyana kadar... "Oglum ayaklarinda ayakkabi yok".

Hadi anne yuru dedim , oda beni kiramadigi icin yurumeye basladik. Ve ben isi annem icin biraz daha zor hale getirdim hemen. Onun elini tutarak anne-cocuk yurumeye basladik.
Onun kafasinda ise delirmis, usutmus ciplak ayakli cocuguyla tum mahelleye rezil oldugumuz hisleri geziniyordu.
Peki ben o an ne hissediyordum? Bir yanda cocuklugumdan beri ilk kez asfaltin guzel ilikligini ayaklarimda hissediyor ve buyuk bir zevk aliyor ama bir yandanda insanlarin bakislarindan cok rahatsiz oluyor ve onlarin gozlerinin icine bakamiyordum.
Kisacasi bende utaniyordum yaptigimdan.


Yuruyus devam ettikce bende ilginc seyler farketmeye baslamistim. Ilkonce ayaklarimin oldugunu farkettim. Onlarin bu kadar degerli bir parcam oldugunu hic dusunmemistim. Tabi bu arada alayli bakislar devam ediyordu beni gorenler tarafindan, taki daha cok turistlerin bulundugu bir otelin yuruyus pistinden gecmeye baslayana kadar. Burda alayli bakislar yerini merakli bakislara ve sevimli yuz ifadelerine birakmaya baslamisti. Bende artik o kadar utanmiyordum ciplak ayakla yurumekten Izmir sokaklarinda.

Asfalt bitmis artik toprak bir yoldaydik. Anneme Balcova daki o dag yoluna tirmanmayi teklif ettim. Sadece 10 dakikaligina kabul etti. Sicaktan t-shirtumude cikarttim. Ben birtek short ile annem ise esortman ve t-shirtuyle ormanin icine girerek daga tirmanmaya basladik. Amac biraz daha yuruyus yapmak ve annemle duygularimi paylasmakti. Ama isler degisiyordu, tirmanis bayagi zevk vermeye baslamisti. Her ne kadar annem, oglum oldum bittim desede aslinda onunda bu isten zevk aldigi belliydi.

Bende bu isten bayagi zevk almaya baslamis ve insanlarin ne dusundugunude pek umursamaz bir ruh haline gelmistim. Bole olunca kendimi tamamen o yasadigim ana vermeye basladim.

Cama falan basmamak icin surekli yere baktigimdan yerde normalde hic dikkatimi cekmeyen garip yaratiklari gormeye basladim.. 40 Ayaklar, orumcekler, ultra buyuk karincalar.. ne ilginc ve muthisti doga.. Sonra etrafima baktim. Hayatimda gordugum en guzel manzaraydi. Evet hayatimda buna benzer manzaralara cok bakmistim ama ilk kez goruyodum..
Bu arada butun yol boyunca ayaklarima birsey olmayacagini butun kalbimle inanmistim, bu benim cesaret gunumdu ve ayaklarim saglam kalmaliydi.

Sonra gercekten ayaklarimi hissetmeye, bastigim topragi, taslari hissetmeye basladim ve ilk kez ayaklarimin ucunda duran o 5 garip goruntulu uzantinin ne ise yaradigini anladim.
Basparmak yokusu cikarken taslara kanca gibi tutunuyor ve kaymami engelliyordu, onun yanindaki ise basparmaga zor sartlara ragmen , zaman zaman kendini feda edercesine destek veriyordu. Hepsi birbinini tamamliyor ve birbirlerine guveniyodu. Hicbiri hayat ne bayat diyerek gorevini ihmal etmiyordu. Birtek en sondaki kucuk parmagi anlayamamistim.. Sanki orda saklaniyordu digerlerinin altina utangac utangac. Onu bir turlu cozemiyodum, ayrica yokusu cikarken digerlerine yuk olmaktan baska bir isede yaramiyordu bu kucuk parmak, belkide onun ezikligi vardi ustunde. Heralde cocukluktan gelen problemleri vardir diye dusunerek onun uzerine gitmekten ve onu elestirmekten vazgectim.. Herhalde buyuyunce adam olurdu...

Annemin tum yeter artik donelim isteklerine ragmen 1 saattir yuruyor ve tirmaniyorduk daga. Annem donelim dediginde ya su donus yoluna bak bu kadar yol geri yurunurmu diyerek onu oyaliyor, biraz daha yukari ciktiktan sonra cep telefonum ile araba cagirip geri donecegimize inandiriyordum.

Bu arada annem, ciplak yurumemi Izmirin bugunku en buyuk sorunu ilan eden annem, esortmanini yukari sivamis short haline getirmisti. Anne yapma tum Izmire rezil olacaz dedigimde ise cevabi ilgincti.."Sen ciplak ayakla rezil olmuyorsan bende bole rezil olmam" diyerek oda etrafi takmamaya baslamis yasadigi andan daha cok zevk almaya baslamisti.

Bu arada yukari cikis suresince bir suru asagi inen insanla karsilastik.. Ilk karsilastigimiz 2 kiz daha ne kadar yol oldugunu sordugumuzda, "Daha henuz yolun basindasiniz, hele ciplak ayakla kesin cikamazsiniz" diyordu.

Biz birazcik daha, su tepenin arkasi, su virajin ilerisi derken nerdeyse 2 saattir tirmaniyorduk daga. Annemin ter icinde kalmis kirmizi yuzunu gorunce ulan kadin benim yuzumden kalp krizi gecirecek diye dusunmeye baslamistim. Tam o sirada asagi inen yeni bir grupla karsilastik. 3-4 cocuk ve 2 kadindan olusan bu grup bize destek veriyodu.. Yari yolu gectigimizi, buraya kadar gelmisken geri donulmez deyip yukarda Manastir ve su oldugunu anlatiyor ve bu annemi dopingliyordu.

Yol gitgide diklesiyor, ben bile yorulmaya basliyodum, gerci ayaklarimda hicbir problem yoktu tam tersine surekli gidiklanmak cok zevkli birseydi. Artik yeni bir doping lazimdi, tam o sirada karsidan makineli tufekleri ile 3 tane asker geliyordu. Askerler ne kadar kaldi Manastira soruma, cok az kaldigini soluyolardi.. Tam birbirimizi gecmistikki iclerinden dogu kokenli olani ayaklarima bakarak "ya sen en iyisini yapmissin" dedi.. Izmirin sicaginda askeri elbise ve botlar icinde ter icindeki bu Erzincanli askere (Daha sonra ogrendim) ben hayal gibi gelmistim, benim yerimde olmak icin nelerini vermezdi kimbilir. O anda dogru ile yanlisin ne kadar goreceli oldugunu dusunuyordum.

Git git yol bitmiyordu, sonunda yol bitti ama ortada ne su nede manastir vardi. Annem artik susuzluktan oldugunu ve 1 metre daha tirmanmayacagini soluyordu. Hele hele onumuzdeki kecilerin bile zor cikacagi o patikadan kimsenin onu cikaramayacagini soluyordu. Bana gidip bakmami sonra donuste oldugu yerden almani istedi. Tam kara kara ne yapsam diye dusunurken yukardan kosa kosa bir gencin asagi indigini farkettik. Hemde elinde 1 litrelik su vardi! Tabiki cocugu durdurdum ve su istedim annem icin. Annem sudan icti ve yukari cikmak icin artik hicbir bahane kalmamisti, kesif devam edecekti. Bu arada elinde su ile asagi kosan cocuk, yari yolda fenalasan arkadasinin yardimina kosuyormus ama bizide kiramadi tabiki...

Yol iyice zorlasmisti tam bir dag yoluydu ve artik Manastira cok yaklasmistik.

Yol zorlastikca o utangac kucuk parmagimda marifetlerini gostermeye baslamisti, her ters basisimda ayagimin burkulmasini onleyerek gercek fedekarligi kirilma bahasina o yapiyordu aslinda.

Sonunda yukari ulastik. Hayalimdeki gibi olmasada manzara guzeldi, Rahiplerle tanisip dua etmeyi planladigim Manastir, 50cm lik duvarlari olan bir yikintiydi. Su dendiginde hayalimde olusturdugum selale ise bir boru ve bir yalakyan olusuyordu. Duz bir alanda 5-10 yaslarindaki yaklasik 20 cocuk mac yapiyorlardi, bunlar Balcova Spor klubu ogrencileriymis. Alanin cevresinde ise veliler cocuklari seyrediyordu. Annemin deli yorumunu yaptigi bir kadin yolda gordugumuz ve daha sonra oraya gelen askerlere cukulata ikram ediyor benim butun israrlarima , askerligimi yaptigimi solememe ragmen bana vermiyordu.. Megerse babasi askermis... Herhalde muhtemelen olmus babasina birseyler ispat etmeye calisiyordu hala...

Saat 12 civariydi ve karnim cok acikmisti. Su icmistim ama kesmemisti, bende annemin tum ikazlarina ragmen en yakindaki yine dogu kokenli bir tipi olan adama yaklasip ac oldugumu soledim. Megerse o dogu kokenli adam (Celal) de orda top oynayan cocuklarin birinin babasiymis, bana zorla tum erzakini yedirtti, hatta yumurtalari kendi eliyle soydu benim icin. Annem saskinlikla seyrediyor ama cok ac olmasina ragmen adamin verdigi seyleri yiyemiyordu. Yinede azicik bir peynir almayi basardi.

Bikac kisiyle daha muhabbetten sonra donuse gectik. Bu arada yukarda cogunluk ayakkabilarini cikarmis keyfine bakiyordu.

Inis yolunda sans eseri 3 kisiyle beraber iniyorduk patikayi. 1 kadin 2 erkekti bunlar, kadin suslu spor kiyafetleri ile bir butik sahibi oldugunu zaten belli ediyordu, adam entel gonuslu diger adamsa tam bir dagci goruntusundeydi. Onun rehber oldugunu dusundum.

Kadin beni ciplak ayakla gorunce gunun 2. cigligi geldi. Bana hemen yardim etmeye, ayagima merhem surmeye yeltendi. Benim halinden cok memnun oldugumu soylemi kimse dinlemiyordu. Kadin problemimin ne oldugunu ogrenmeye param yoksa en azindan ayaklarimi bir bezle sararak bole birsey yapmam gerektigini soluyordu.. Annem arkadan bunun para ile ilgisi olmadigini anlatmaya ugrasiyordu.

Rehber sandigim adam ayaklarinda koca bir bot olmasina ragmen aslinda ciplak ayakla yurumenin cok yararli birsey oldugunu anlatiyordu bana.

Entel ise Avustralya kabilelerinden birinin aynen benim gibi ciplak ayakla egitim yaptigini, artik uremediklarini ve hayatlarini yazdiklarini anlatiyordu.

Evet ciplak ayakla yurumem galiba Izmirin en buyuk problemlerinden biri olmaya baslamisti. Bu arada kimse bana niye ciplak ayakla yurudugumu veya ne hissettigimi sormuyordu.. Herkes kendine gore bir sebep bulmustu.
Ben ise onlar dinlemesede kendimi bebek gibi hissettigimi solemeye calisiyordum. Ayaklarimi kesfetmenin zevkini cikariyor ve inanilmaz ama inanilmaz egleniyordum...

Annemin 45 dakikalik parkurunda baslayan bu sabah yuruyusunun tam 3 saatlik buyuk bir kesfe donusecegini o anda dusunmemistim. Evet kendimi, annemi, dogayi ve insanlari kesif tirmanisi...
Ama niye dusunememistimki? Cesaret = Odul degilmiydi!

Acaba anahtari evin icinde bilerekmi unutmustum?

Erkan Alemdar

27 Mayis 2001 , İzmir

Çıplak ayakla ilgili "Çıplak ayak ile yürümeye devam" Yazımı aşağıdaki link'ten okuyabilirsiniz.

http://www.bugday.org/portal/haber_detay.php?hid=2018

erkan@bugday.org

Haber No: 2017