-- GÜNCEL PROJELER:
-- GEÇMİŞ PROJELER:


Victor Ananias
101 Soruda Organik Ürün Rehberi




Buğday Derneği, Türk çiftçisini bilgilendiriyor…
Kategoriler: Gıda ve Tarım, Ekolojik Tarım Yöntemleri, Yaşam ve Kültür, Adil Ticaret, Biyolojik Çeşitlilik, Doğa Koruma
Tarih: 24-Mart-2006
Yazdır | Arkadaşına Gönder | Yorum Ekle


Polonya çiftçisinden AB sürecindeki Türk çiftçisine mesaj var: Toprağına sahip çık! Kendi malını kendin sat! Doğaya saygılı yöntem olan ekolojik tarıma dön ! AB sürecinde özellikle kırsal kalkınma ve tarım alanında zor ev ödevleri bulunan Türkiye’nin önemli ipuçları alabileceği ülkelerden biri tarımsal açıdan Türkiye ile benzer özelliklere sahip olan Polonya. Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, Türk çiftçisini AB’ye uyum sürecinde bilgilendirmek amacıyla yürüttüğü ABİ projesi* kapsamında, Polonya’daki uygulamaları inceledi.

 

 

 

 

Proje ortaklarından Ziarno Derneği Başkanı Ewa Stratenwerth tarafından organize edilen eğitim turunda, Polonya’nın AB’ye uyum, katılım ve katılım sonrası süreçlerinde çiftçilerin yaşamlarındaki değişimler hakkında bilgiler elde edildi.

 

Buğday Derneği’nden proje yürütücüleri ile bilgilendirme turuna katılan yönetim kurulu başkanı Victor Ananias, “Yaptığımız görüşmeler, AB’ne giriş aşamasında yeniden yapılanma süreci yaşayan Polonya çiftçisinin, Türk çiftçisine önemli deneyimler aktarabileceğini gösteriyor. Polonya tarımında eğitim ve iletişimin, reformlar sürecinde ne kadar etkin olabileceğini gördük” dedi.

 

Avrupa’nın diğer ülkeleri ile karşılaştırıldığında, kimyasallar açısından nispeten daha temiz bir toprağa ve zengin bir biyolojik çeşitliliğe sahip olan Polonya’nın toplam nüfusunun %29’u tarım sektöründe yer alıyor. Patates, çavdar ve şeker pancarında Avrupa’nın önde gelen üreticilerinden biri olan Polonya tarım sektörü, özellikle büyük üreticilerin katkısıyla (geçen yıl %38’lik büyüme) ekonomik açıdan başarılı bir çizgi yakaladı.

 

AB ülkelerinin ekolojik (organik) ürünlere talebi nedeniyle Polonya’nın ekolojik ürün ihracatı sürekli artış gösteriyor. Ülkede, AB’ye giriş sürecinde uygulanan 7 yıllık programda verilen destek (ulusal bütçe destekleri de dahil) yaklaşık 22 milyar Avro değerinde. Bu destekler içinde ekolojik tarıma verilen desteklerin daha yüksek olmasından dolayı ekolojik çiftliklerin sayısı artıyor. Geçmişte 100’ler seviyesinde ölçülen ekolojik çiftlik sayısı 7000’lere ulaşmış durumda (Geçen yıldan bu yana kaydedilen artış %100). Ayrıca Polonya, bölgesel nitelikli ürünlerinin hakkını savunmak ve pazarda daha rekabetçi olabilmek için, tüm AB’de geçerli ürün bazlı sertifikasyonu da oldukça önemsiyor.

Önceleri destek programlarından uzak durmalarına karşın, bugün Polonya çiftçisi sübvansiyonların gelirlerine destek olmasından ve pazar olanaklarının genişlemesinden memnun görünüyor. Ancak, AB programları pazara yönelik üretim yapmayan çiftçiyi (sadece aile tüketimi için üretim yapanlar) desteklemekten kaçınıyor. Türkiye’nin kırsal dokusuyla benzerlik gösteren Polonya kırsalındaki geleneksel aile temelli küçük çiftçi, ekolojik tarım üretimlerinde alternatif çözümler oluşturabiliyor. Zira üretim alanları küçük de olsa, ekolojik ürünlerini pazara sürenler özel bir destek kapsamına alınmış.

 

Deneyimlerini Buğday aracılığı paylaşan Polonya çiftçisinin AB sürecindeki Türk çiftçisine mesajı ise açık ve net: Toprağına sahip çık! Kaliteli ürün yap! Kendi malını kendin sat! İç pazara üret! Doğaya saygılı yöntem olan ekolojik tarıma dön!

 

Varşova Ziraat Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Krystyna Gutkowska’nın sosyodemografik çalışması ise çarpıcı gerçekler içeriyor. Çalışma, önceleri felsefesine inanan ve genellikle eğitimli olan ekolojik tarım çiftçisinin, bugün piyasa şartlarında ekonomik endeksli değerlendirmelere eğilimli olduğunu gösteriyor. Prof. Gutkowska, üreticinin, elde ettiği kazancın ekolojik tarımı seçmesinde en önemli ölçüt oluşturduğunu belirtiyor.

 

Buğday’ın incelemelerinde elde edilen sonuçlara göre, Polonya’da olduğu gibi Türkiye’de de reformların olumlu sonuçlar sağlaması aşağıdaki şartları gerektiriyor:

1)       Kırsal alanda, bölgesel analiz ve buna bağlı farklı çözümlerin tanımlanması

2)       Sivil toplum, devlet ve bölgesel hareket amaçlı kurumlar arası iletişim ve ortaklıkların kurulması

3)       İnsan yatırımının ve eğitim kalitesinin gelişimde öncelikli şart oluğu

4)       Bilgi ve tecrübe aktarımlarının etkin şekilde organize edilmesi gerektiği

 

* ABİ Projesi Avrupa Birliği’ne uyum sürecinde, Türkiye’deki kırsal nüfusun yaşamını etkileyecek gelişmeler, hukuksal düzenlemeler ve üretilen politikalar hakkında bilgilendirmesini ve gelişmesini amaçlıyor. AB, uyum süreci, bu süreçte kırsal nüfustan olan beklentiler, kırsal nüfusu gelecekte bekleyen olasılıklar gibi başlıklar açıklanarak çiftçilerin bilgilendirilmesi projenin ana hedefi. Bu kapsamda, AB tarım politikaları detaylı olarak açıklanacak; Türkiye’nin müzakere süreci içerisinde bulunduğu konum ve gelişmeleri hakkında bilgi verilecek.

 

Buğday Derneği’nin Polonya izlenimleri ve Heinrich Böll Stiftung Vakfı’nca Varşova’da düzenlenen AB’nin sosyal ve ekonomik değerler açısından kırsal kalkınmanın önemi, başarısının tanımı ve bu amaca yönelik doğru yöntemlerin tespiti konuları tartışıldığı konferans hakkında detaylı bilgi ve fotoğraf için 0212.252 52 55’ten Mine Eroğlu’nu ( editor@bugday.org ) arayabilirsiniz.

 

 

 

 

 

 

Haber No: 1174