-- GÜNCEL PROJELER:
-- GEÇMİŞ PROJELER:


Victor Ananias
101 Soruda Organik Ürün Rehberi




Gelenekler ve iletişim
Kategoriler: Gelenekler ve Yerellik
Tarih: 20-Nisan-2004
Yazdır | Arkadaşına Gönder | Yorum Ekle


Gelenek, insanlar arasındaki iletişimin, bilgi alışverişinin sadece o topluma özgü bir yoludur. İnsan, yaşamıyla ilgili bilgiyi doğduğu andan itibaren içine doğduğu kültürden yaşayarak öğrenir. O coğrafyada nasıl bir evde oturulacağı, ne giyileceği, ne yenebileceği gibi temel bilgilerin yanında yaşamın her alanına kaynaklık edebilecek yıllardır deneyimlenen bilgi yeni nesillere aktarılır. Bu da kuşaklar arası bir iletişimdir.

İNSAN yaşamını sürdürebilmek için içgüdülerine yönelir, içgüdülerinin cevapsız bıraktığı halde de başka araçlara başvurur. Bunların başında bilgi gelir. TDK’nın sözlügünde "görme, araştırma ve gözlem yoluyla elde edilen gerçek" olarak tanımlanan bilginin paylaşılması, paylaşılabilmesi için de iletişim gerekir.

Gelenek, insanlar arasındaki iletişimin, bilgi alışverişinin sadece o topluma özgü bir yoludur. İnsan, yaşamıyla ilgili bilgiyi doğduğu andan itibaren içine doğduğu kültürden yaşayarak öğrenir. O coğrafyada nasıl bir evde oturulacağı, ne giyileceği, ne yenebileceği gibi temel bilgilerin yanında yaşamın her alanına kaynaklık edebilecek yıllardır deneyimlenen bilgi yeni nesillere aktarılır. Bu da kuşaklar arası bir iletişimdir.

Gelenek içinde müzikle birlikte dans, bunun yanında türkü, mâni, fıkra gibi sözlü ifadenin kullanıldığı diğer halk edebiyatı ürünleri, birtakım anlamların yüklendiği sembollerle yoğrulmuş nakışlar, işlemeler, dokumalar, yöreye göre değişen belli başlı jestler (hareketler) ve toplu olarak yapılan bazı eylemler farklı iletişim biçimleri olarak karşımıza çıkar.*

Geleneksel kültürümüzde iletişimin mekânları genellikle düğün, nişan, bayram, akraba toplantıları, ekin hasadı, bağ bozumu, kışlık yiyecek hazırlama işleri, sıra geceleri, yaren toplantıları vb. toplantılardır. Bu toplantıların eğlence, zaman geçirme, yardımlaşma, öğüt verme, bastırılan duyguların dile getirilmesiyle rahatlama vb. işlevleri de vardır. Kahveler, köy meydanları, çeşme başları, camiler, tarlaya giderken binilen römorkör, mahalle fırını, köprü başı ya da dere kenarı gibi mekanlarda anlatılan masallar, hikayeler, destanlar, söylenen türküler, mâniler, oynanan oyunlar ve giyilen kıyafetlerle bir iletişim söz konusudur. Bir anlamı ifade etmek üzere birer gösterge olarak karşımıza çıkan semboller, birçok bölgesinde geleneksel giyim kuşam anlayışının devam ettiği toplumumuzda renkler, motifler, malzeme ve giyim kuşam şekillerinde kendini göstermektedir. Kırmızı; yeni evliliğin, gelin olmanın, hamileliğin, mavi; erkeklik simgesi olarak günlük kent yaşamımızda bile kullanılmaktadır. Bir bebeğe hediye alındığında hâlâ cinsiyetine göre bu renkler arasında seçim yapılmaktadır. Yeni evli bir genç kadın, anne evine ilk ziyaretinde kırmızılar içinde giyinerek hamile kaldığını gösterebilmektedir. Renklerin yanında kullanılan malzemeler de önem taşımaktadır. Örneğin baş süslemesinde ışıltılı pullar kullanan kadın "doğurganlığının devam ettiğini" bildirmektedir. Bu pulların çıkartılması da "artık gençlikteki gibi ışımadığını" (yani doğuramayacağını) göstermektedir.

Kolayca ifade edilemeyen ya da doğrudan söylendiğinde ayıp (o toplumun değer yargılarına ters) olarak algılanabilecek bazı şeyler de çeşitli davranış kalıpları ile dışa vurulmaktadır. Örneğin, evlenmek isteyen gencin pilava kaşık saplaması, o evde evlenecek çağa gelmiş kız olduğunu göstermek üzere bacaya bir şişenin konması. Bunun bir başka yolu da halk edebiyatı ürünleridir. Mesela doğrudan söylendiğinde saygısızlık olarak algılanabilecek bir istek, mâni ile şu şekilde rahatlıkla söylenebiliyor:

Yüzüğüm kaş istiyor

Cevahir taş istiyor

Bu uzun gecelerde

Yanım yoldaş istiyor (Yardımcı 1991:14)

Bir başka örnekte evinden uzakta olan eş, karısına açıkça soramadığını mektupta mâni ile şu şekilde dile getiriyor:

A mektubum var da gel

Haberini al da gel

Bir idik iki olduk

Üç olduk mu sor da gel. (Başgöz 1957:9)

Yine günlük yaşamda doğrudan söylendiğinde saygısızlık olarak algılanabilecek sözler, Doğu Karadeniz’e özgü "atma türkü" geleneğiyle bir gelin-kayınbaba çekişmesi bakın ne rahatlıkla söyleniyor:

Kayınbaba:  Bu kadar emek emek

 Eve soktuk inlemek

Gelin:  İnsan hasta olmaz mi

 Ne demektur ne demek

Kayınbaba:  Tavayı koy ateşe

  Ede bağa bi yemek

Gelin:  O kada becerisun

 İstemezsun söylemek

Oyun konusunda verilebilecek en iyi örneklerden biri, Urfa’da oynanan Kımıl oyunudur. Kımıl 1950’lerde çıkmış bir ekin zararlısıdır. Halk o yıllarda yaşadığı sıkıntıyı türküye dökmüş ve bunu beden dilini kullanarak da oyunlaştırmıştır. O günden bu yana Urfa halk oyunları arasında yerini alan Kımıl, çeşitli eğlence ortamlarında sergilenmekte ancak temelde halkın çektiği sıkıntıyı anlatmaktadır.

Geleneksel kültürümüzde çoğu şey bir simgedir ve çoğu şey simgeler aracılığıyla anlatılmaktadır, bir şey daima "denilmek istenmektedir". Yoksa, sevgiliye verilen bir işli mendilin anlattıklarını hangi kelimeler tam anlamıyla dile getirebilir, çekilen özlem toplumda ayıplanmadan nasıl ifade edilirdi? Ya da hangi kelimeler, babaannemizden kalan bir örtünün üzerindeki keçi boynuzları ve karanfil çiçekleri kadar onun yaşamından yıllar sonrasına taşıdığı izleri anlatabilir?

(*)Bu anlamı veren dil yalnızca "o gelenek" içinde yaşayan insanlar tarafından anlaşılmakta, bu nedenle de yöreden yöreye, kültürden kültüre farklılaşan gelenekler aynı zamanda bir iletişimsizlik nedeni de olabilmektedir. Örneğin bazı kültürlerde baş sallamak "evet" anlamına gelirken bazı kültürler de bu hareketi "hayır" anlamında yaparlar.

KAYNAKLAR

Türkçe Sözlük. Türk Dil Kurumu Yayını. Ankara, 1998.

BAŞGÖZ, İlhan: Mânilerimizden. Dost Yayınları. Ankara, 1985

BOYRAZ, Şeref: "İletişim Araçlarının Ozanlık Geleneği Üzerindeki Etkileri". Folklor-Edebiyat 2001/2, sayı 26, s. 163-168

ELİADE, Mircea: İmgeler Simgeler. (Çev. M. Ali Kılıçbay) Ankara, 1992. Gece Yayınları.

KARABAŞA, Solmaz: "Galuç ve Kımıl Oyunları Örneğinde Halk Oyunlarına Fonksiyonalist Yaklaşım Denemesi". Türk Halk Oyunlarının Sahada Derlenmesinde Karşılaşılan Problemler Sempozyumu. Kült. Bak. HAGEM Yayınları, Ankara 2000, s. 114-118

KARTARI, Asker: "Anadolu Aşık Geleneğinin Medyada Temsili ve İşlevselliği". Folklor-Edebiyat. 2000/1, sayı 21. s.11-18

ŞAHİN, Yüksel: "Konya Beyşehir İlçesi Karaali Beldesi Kadın Kıyafetleri". V. Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi Bildirileri. Kült. Bak. HAGEM Yayınları, Ankara 1997. s 396

YARDIMCI, Mehmet: Başlangıcından Günümüze Halk Şiiri, Aşık Şiiri, Tekke Şiiri. Ürün Yayınları. Ankara, 1988.  

 

Haber No: 113