-- GÜNCEL PROJELER:
-- GEÇMİŞ PROJELER:


Victor Ananias
101 Soruda Organik Ürün Rehberi




Yaşamla iletişimin bir yolu...
Kategoriler: Yöntemler
Tarih: 13-Nisan-2004
Yazdır | Arkadaşına Gönder | Yorum Ekle


Davranış ve alışkanlıklarımızı yeniden programlayıp yaptığımız iş ve olaylara verilen anlamları değiştirerek davranışları değiştirmenin yollarını gösteren NLP (neuro linguistic programming-beyin dilini programlama) bilinçaltı ile doğrudan iletişim kurarak kendimizle yüzleşmemizi, diğer insanları da anlayarak yaşamla doğru iletişim kurmamızı amaçlıyor.

Davranış ve alışkanlıklarımızı yeniden programlayıp yaptığımız iş ve olaylara verilen anlamları değiştirerek davranışları değiştirmenin yollarını gösteren NLP (neuro linguistic programming-beyin dilini programlama) bilinçaltı ile doğrudan iletişim kurarak kendimizle yüzleşmemizi, diğer insanları da anlayarak yaşamla doğru iletişim kurmamızı amaçlıyor. 

İLETİŞİM insanın var olma sürecidir. Bu süreçte kendini keşfetmek, yaşamın anlamını ve keyfini yaşamak, içindeki sevgiyle evrenle akıp gitmeyi öğrenmek vardır. NLP (neuro linguistic programming-beyin dilini programlama) sinir sisteminin dille modellenmesi yoluyla davranış ve alışkanlıklarımızı yeniden programlayarak, yaptığımız iş ve olaylara verilen anlamları değiştirerek davranışları değiştirmenin yollarını gösteriyor. Bilinçaltı ile doğrudan iletişim kurarak kendimizle yüzleşmemizi, diğer insanları da anlayarak yaşamla doğru iletişim kurmamızı amaçlıyor. Bilinçaltının iki önemli görevi var; bizi hayatta tutmak ve mutlu olmamızı sağlamak.

NLP öğretisine göre her davranışın bir yapısı var. Gerçek dünya, zihnimizde oluşturduğumuz algı ve iç filtrelerden süzülerek farklı bir anlam kazanıyor.

Bu filtrelerden ilki "evrensel modelleme" denilen silme, bozma ve genellemeler. Beyin kendisine saniyede ulaşan 2 milyon veriden en fazla 7 tanesini seçerek algılıyor, diğerlerini siliyor. Seçici algılama konulara yoğunlaşmamızı sağlıyor. Silmenin kötü tarafı beynin iyi anıları da siliyor olması. Negatif anıları hayatta kalmak işlevini sürdürmek için silmiyor. Problemler pozitif anılara ulaşılamadığından çıkıyor. NLP uygulamaları ile negatif anılar silinip pozitif anılar ortaya çıkarıldığında problemleri çözme yolunda adım atılmış oluyor. Beyin seçtiği algıları bir taraftan bozuyor. Herkes görmek istediğini görüyor, duymak istediğini duyuyor. Yani, gerçeğe göre değil, zihnimizde yarattığımız senaryolara göre algılıyoruz. Ve bilinçaltımız genellemeler yaparak öğreniyor. Bireyin doğduğu andan itibaren kimliğin oluştuğu 25 yaşına kadar öğrendikleri kalıcı oluyor. Öğrenmeler içeriksiz ya da somuttan soyuta genişleyebilen kavramlara dönüşerek, dışarıdan gelen bir tetikleyicinin (görüntü, ses, sıcaklık, koku gibi) o andaki ruh hali ile eşleşmesiyle bilinçaltına kodlanıyor.

Beş duyu ile dış dünyayı algılıyor, silme, bozma, genelleme ile sözcüklere dönüştürerek dilde derin yapıyı oluşturuyoruz. İfade ederken dildeki derin yapıyı tekrar silip, bozup, genelleyerek dilde yüzey yapıya dönüştürüyoruz.

Dil ve sözcükler tecrübeyi aktarmak için yeterli olamıyor. Tecrübe dile, dil kavramlara dökülüyor ve biz bir süre sonra kavramlarla düşünüyoruz. Ne kadar soyutlarsak gerçek dünyadan kopmaya başlıyoruz.

Beynin ikinci filtresi temsil sistemleridir. Bizim algılama sistemlerimizle bağlantılı olarak bilinçaltı seviyede de görerek, duyarak ve hissederek düşünürüz. Bütün duygularımız öğrenilmiştir. Ve görüntü ile düşünenler, ses ile düşünenler, duygu ile düşünenler birbirlerinden farklıdır.

Görseller, görüntülerle düşünürler. Görüntü çok fazla bilgiyi içerdiği için hızlı düşünürler. Zihinlerinde oluşturdukları görüntü motive ediyorsa cesurca harekete geçerler. Gelecekte yaşarlar. Doğru iletişim kurmak için onların zihinlerinde görüntü oluşturmalarını sağlamak gerekir.

İşitseller işittiklerini belli bir ahenge, mantığa oturtarak düşünürler. İçlerinde "aman problem çıkmasın" diyen bir ses vardır. Sürekli geçmişe bakarak dersler çıkarır, problem çıkmasın diye her şeyi düzenlemeye, kontrol etmeye özen gösterir, detaylara dikkat ederler.

Dokunsallar, duygularıyla yaşarlar ve bugünde yaşarlar. Geçmişten ders almaz, geleceği planlamazlar, şimdiyi yaşarlar. Bu bana keyif mi veriyor acı mı veriyor, diye düşünerek tercih yaparlar. Temsil sistemleri birbirinden farklı olan insanlar farklı düşünür, farklı algılar ve farklı davranırlar. Temsil sistemleri arasında birbirlerini anlayacak dil kalıpları kullanıldığında iletişim kurulabilir. Burada iletişimi, ne anlatıldığı değil, nasıl anlatıldığı belirler.

Üçüncü filtre değer ve inançlardır. İnandığımız gibi algılarız. Kişilerin algılarını doğruları belirler. İnandığımız gibi yaşarız. Değer ve inançlarımız içimizde çatışırsa iç huzurumuz bozulur. Tercihlerimizi belirleyen kriterlerimiz, paradigmalarımız vardır.

Dördüncü filtre bilinçaltımızda bilgisayar programları gibi çalışan algı ve davranışlarımızın yönünü belirleyen meta programlardır. Bazı kişiler genele odaklı olurken bazı kişiler detaylara odaklıdırlar. Çoğunlukla görsellerin yaptığı gibi, bazıları benzeyen yanları görüp olaylarla eşleşirken, işitsellerde olduğu gibi bazıları da farklılıkları görüp olaylarla eşleşmezler, aksayan tarafları rahatlıkla tespit ederler.

Beşinci filtre ihtiyaçlardır. İnsan ihtiyaçları altı seviyede kendini gösterir ve ihtiyaçlar davranışları ve iletişimin dilini düzenler. Birinci sırada fiziksel ihtiyaçlar vardır. Bunu güvenlik ihtiyacı, sevgi ihtiyacı, saygı ihtiyacı, kendini gerçekleştirme ihtiyacı ve hayata katkı koyma ihtiyacı izler. Kişinin bir alt seviyedeki ihtiyacı karşılanmadan ondan sonraki sırada duran ihtiyacın önemi belirginleşmeyecektir. Yaşam insanlara ihtiyaçları seviyesinde hitap etmektedir ve doğru iletişim içsel ve yaşamsal olarak bu seviyelere göre kurulur.

Beyin bu filtrelerle dış dünyayı algılarken tecrübeyi altı kategoride hayata geçirir. Çevre boyutunda bilinçaltı devrededir. Yaşam bu seviyede tepkiseldir ve bir şey olduğunda otomatik davranırız. Davranış boyutunda bilinçli aklımız neden sonuç ilişkisini sorgular, seçenekleri akıl seviyesinde, davranış boyutunda değerlendiririz. Davranıştan sonra yetenek boyutu gelir. Yetenek boyutu bilinçaltı seviyede ruh hali ile ve öğrenme-davranış stratejileri ile çalışır. Bu boyutta "nasıl" sorusu sorulur. Kişi yetenek boyutunda yanlış öğrenmişse davranış boyutunda yanlış davranır. Bir davranış 21 gün bilinçli olarak yapılırsa yetenek haline gelir. Yetenek boyutunu değer ve inanç boyutu takip ediyor. Bu boyutta bilinçaltının genellemeler ile öğrendiği ve bir davranışın niçin oluştuğunu açıklayan değerler ve inançlar yer alır. Bir sonraki üst boyut kimlik boyutudur. Bu boyutta roller, kimlikler boy gösterir. Her davranış içimizdeki kimin yaptığına göre fark edilir. İşyerindeki kimlik ve hareketlerimiz ile evdeki kimlik ve hareketlerimiz farklıdır. En üst sırada ruhsal boyut vardır. Ruhsal boyutta kendimize, kimler için, hayattaki ne için sorularını sorarız, hayatın anlamını sorgularız. Sorunlarla başa çıkamadığımızda ayakta kalmak için lazım olan boyut ruhsal boyuttur.

Kişinin kaç tane birbiriyle çatışmayan kimliği varsa ve her biri ayrı ayrı ruhsal boyuta ulaşmışsa kişi o kadar kendi içinde zengin ve dengeli, kendisiyle ve evrenle uyumlu iletişim içindedir.

 Kaynak: Tamer Dövüc’nün NLP uzmanlık kursları ders notları

Haber No: 107