DESTEK OL!
Gönüllü Ol
HABERLER

WWOOF Türkiye/TaTuTa Ekolojik Çiftlikleri: Ayşe-Cengiz Genç

Yayınlanma Tarihi: 15 Şubat 2021
WWOOF Türkiye/TaTuTa Ekolojik Çiftlikleri: Ayşe-Cengiz Genç

Türkiye’nin farklı bölgelerinden 74 ev sahibiyle 2004 yılından bu yana hizmet veren TaTuTa programı, doğa dostu üreticileri ve gönüllüleri bilgi, deneyim ve emek takasıyla buluşturuyor. WWOOF Türkiye/TaTuTa ev sahiplerini tanıtacağımız “Ekolojik Çiftlikler” serimizde bu ay Fethiye’deki Ayşe-Cengiz Genç’e konuk oluyoruz.

İstanbul’daki uzun çalışma hayatından sonra kendilerine sakin bir dünya kurma niyetiyle Muğla’nın Fethiye ilçesindeki Yeşilüzümlü köyüne yerleşen Ayşe ve Cengiz Genç, orman içine saklanmış küçük evlerinde dünyanın dört bir yanından gelen gönüllüleri ağırlıyor. Ekolojik yaşam deneyimi kazanmak ve kültür alışverişinde bulunmak isteyen TaTuTa gönüllüleri 14 seneden bu yana Genç Ailesi’nin hayallerini paylaşıyor, renklendiriyor.

Arazilerinde hem kendileri hem de misafirleri için küçük çapta organik, zehirsiz üretim yapıyorlar. Üretimlerine ilaveten yabani ot ve sebzeleri de doğadan toplayarak değerlendiriyorlar. Ayrıca yerli ve yabancı uzmanlarla birlikte, yabani mantarın toplanması ve güvenli olarak tüketimi konusunda çaba sarfediyorlar. Yine uzmanların denetiminde ve yönlendirmesiyle türü tehlike altında olan yabani orkide ve ters laleleri tanıtmaya ve bunların popülasyonunu arttırmaya çalışıyorlar. Ürettikleri ve topladıkları ürünleri yıl boyunca kullanabilmek adına hijyen şartlarda kurutma, konserve, dondurma, reçel, şurup gibi tekniklerle saklıyorlar.

Röportaj: Tansu Yeşilkır – Buğday Gönüllü İletişim Ekibi

Kendinizden ve kırsala geçiş öykünüzden bahseder misiniz? 

İkimiz de özel sektörde çalışırken büyük şehirlerin dışında yaşamımızı devam ettirmeyi düşünüyorduk ve planlıyorduk. Yaklaşık 30 sene önce, şimdi bulunduğumuz araziyi satın aldık. Ancak hemen yerleşmedik. 2004 yılında yerleşmek için kararımızı verdik ve birimiz İstanbul’da kalıp finansal olarak projemizi desteklerken diğerimiz buradaki binaların inşaatını tamamladı. Planlarımızda olmadığı halde, inşaat sırasında bizi ziyaret eden “Küçük Oteller Kitabı”nın yazarları bizi de kitaba dahil etti.

2007 yılında bir araya geldiğimizde kendimizi misafir ağırlarken bulduk. İyi ki de bulduk… Profesyonel iş yaşamımızın çok yoğun olduğunu düşünüyorduk. O günler bize “salla başını al maaşını” günleri gibi geliyor. Şimdi ise, “yumurta küfesi bizim sırtımızda.” 

İlk günden bu yana sürekli yoğun bir çalışmanın içerisindeyiz. Misafir ağırlama, tavukların bakımı, köpeklerin kedilerin bakımı, bahçe bakımı, ağaç bakımı… Çok az uyku yetiyor. Çevrendeki herkese, her şeye karşı sorumlusun, hiçbirini erteleme hakkın yok. Köpekler, kediler, tavuklar, bitkiler, gönüllüler, misafirler ve çevredeki köylüler… Durumdan şikayetçi değiliz. Çünkü bu artık bizim kendimize ayırdığımız süre ve yaşam şeklimiz. Sadece dostlarımız kendilerine vakit ayırmadığımız için bizden şikayetçiler.


Ayşe & Cengiz Genç

WWOOF Türkiye/TaTuTa ile nasıl tanıştınız?

TaTuTa ile ilk tanışmamız Pastoral Vadi’yi yaratan Ahmet Kizen sayesinde oldu. Onun çabalarıyla bizler gibi, çoğunluğu bölgeye sonradan yerleşmiş ve zehirsiz üretim yapmaya çalışan girişimler organik ortak üretim sertifikalarını alarak üretime başladılar, ancak bu girişimden gerekli ekonomik fayda sağlanamadığı için ortak sertifika programına şu an için devam etmiyoruz. Pazar için değil, kendimiz ve misafirlerimiz için zehirsiz ve kimyasal gübresiz üretim yapıyoruz.

Yıllarca bizim gibi üretim yapan birçok işletmenin katılımıyla düzenlenen toplantılara katıldık ve bu toplantıların bizlere çok faydası oldu. Ancak kırsal yaşamın çok çetin, sürekli çalışma gerektiren ve ürettiğimiz ürünlerin hazırlanması ve saklanması ile ilgili ek işler yaratmasından; belki fikirlerimizi paylaşarak birbirimize vereceğimizi verdiğimizden ve de şimdi çalışma zamanı olduğundan bu toplantılar bitti.

Kaç senedir gönüllü kabul ediyorsunuz? Salgından önceki ve salgın koşullarındaki gönüllülük arasında nasıl farklar oluştu?

Yaklaşık olarak 14 senedir gönüllüler ile birlikte çalışıyoruz. Gönüllü profillerinde dramatik değişiklikler oldu. Aslında bu değişiklikler salgından çok daha önce ortaya çıktı. Farklı hedefleri ve kalış nedenleri olan veya sadece konaklayacak yer arayan gönüllüler var.

İlk on yıl boyunca, 17’den 67 yaşına kadarki gönüllü arkadaşlarla vedalaşırken çok üzüldük. Hâlâ da birçoğuyla haberleşiyoruz. Onlar yaşamı, kültürleri tanımaya çalışan insanlardı.

Gelen gönüllüleri saymadık ama belki 500 belki 1000… Sayı önemli değil aslında. Bazıları iz bıraktı, bazılarını hatırlamakta zorlanıyoruz, bazılarını ise çok özlüyoruz.

Salgında süresince çok fazla gönüllü müracaatı aldık ancak şu an sadece çiftleri ve arkadaşları kabul ediyoruz.


Ayşe-Cengiz Genç/Dikencik

Arazinizde neler yetiştiriyorsunuz? Gıda ihtiyacınızın ne kadarını kendi yetiştirdiğiniz ürünlerden karşılıyorsunuz?

Bahçemizde soğan ve patates dahil, bize yetecek bütün sebzeleri yetiştiriyoruz: Enginar, yerelması, bakla, bezelye, maydanoz, dereotu, kişniş, Frenk/yaprak soğanı, şevketibostan, turp, ıspanak, pazı, sarımsak, karalahana, kale, latin çiçeği, kuşkonmaz, kekik, enginar, mercanköşk… Bunların dışında doğanın bize sunduğu gelincik, kardoon (yabani enginar), körmen (yabani pırasa), tilkişen (yabani kuşkonmaz), sarıot, kazayağı, sarmaşık ve nicelerini doğadan topluyoruz.

Yetmediği zaman köylü pazarından veya komşulardan temin ediyoruz. 15 yıldır bizimle çalışan arkadaşımınız yerli sığırından aldığımız süt ile kefir ve yoğurt yapıyoruz.


Dikencik’in ayırt edici özelliği olan yabani mantar toplayıcılığından ve orkidelerden bahseder misiniz?

Mantarlar ve orkideler bizim doğaya duyduğumuz saygı ile ortaya çıktı. O kadar güzel bir doğanın içerisindeydik ki bunu bozmak istemedik. Burada yaşamaya başladığımızda doğanın bizlere sunduğu güzellikleri nimetleri keşfetmeye başladık. Tabii bununla ilgili çevremizde yaşayan yerel halkın bize çok büyük faydası oldu. Onlardan çok şey öğrensek de bunu geliştirmemiz gerektiğini de fark ettik. Zira komşularımız çeşit çeşit mantar getirip nasıl tüketmemiz gerektiğini anlatıyor fakat mantarı anlatamıyor.

Biz de başladık araştırmaya… Mantar uzmanlarını arayıp bulduk, davet ettik. Bizi eğitmelerini istedik. Nasıl koruyacağız, nasıl toplayacağız, hangisini yiyebiliriz, hangisini yememeliyiz, nasıl pişirebiliriz, nasıl saklayabiliriz gibi birçok konuda öğrendiklerimizi yerel halka aktardık. Katkıları için Jilber Barutçiyan, Daniel Butler, Bill O’Dea, Henning Knudsen ve Hakan Allı’ya çok teşekkür ediyoruz.


Yerel halk orkidelere sadece çiçek olarak bakıyor, toplayıp bir günlük görsel zevk için masasına koyuyor. Halbuki bunlar bizim zenginliğimiz, korumamız gereken endemik bitkiler ama başta bizim de bilgimiz yoktu tabii. Bu konuda Nejdet Bozkurt’a minnettarız, bize çok şey öğretti, bilmediğimiz türleri bize tanıttı, her sene takip etmemizi sağladı. Bugün arazimizi korudukça bunların sayılarında artışı gözlemleyebiliyoruz.  

Aynı durum yenilebilen otlar için de geçerli. Yerel halkı, özellikle köylü pazarında satış yapanları arazimize davet ettik. Zehirli kimyasal kullanmadığımız için onlar da seve seve gelip otları topluyorlar. Tabii biz de onlardan birçok çeşit öğreniyoruz ve öğrendiklerimizle yemekler yaratıp onlara sunuyoruz, fikir alışverişi yapıyoruz.


Dikencik Orkideleri

Çalışmalarınız yerel halka nasıl yansıyor? 

30 yıl önce arazimizi satın aldığımız günden bu yana yerel halk bizi ve bizden sonra gelenleri kabul etti. Bu bölgenin bu kadar göç almasının nedeni belki de halkının hoşgörüsü, ön yargılı olmaması ve eğitim düzeyi. Diğer artılar ise doğası, nem düzeyin düşük olması, merkeze yakınlığı. 

Profesyonel yaşamımızda Türkiye mantarlarının toplanmasında ve ihracatında çalışmalarımız olduğu için bölgeye ilk geldiğimizden beri bu konuya özel bir ihtimam gösteriyoruz. Yerel halkın özel ilgisi de bizim bu ilgimizi tetikledi.

Mantarlara özel ilgimiz ilk başta bölgedeki muhtarların ilgisini çekti. Bizi ziyarete gelen uzmanlardan biri olan Jilber Barutçuyan’dan muhtarımız Omar Ali bir seminer talep etti ve bu seminer “Yeşilüzümlü Kuzugöbeği Mantar Festivali”nin düzenlenmesinde etkili oldu. Yeşilüzümlü’deki diğer muhtarlar da canla başla bu çalışmaya destek verdiler. Onların çabalarıyla çevremizdeki İncirköy, Kızılbel ve Nif muhtarları da dahil oldu. Fethiye’deki sivil toplum kuruluşları desteklerini esirgemediler ama en büyük destek Yeşilüzümlü halkından ve gençlerinden geldi.


Geleceğe dair hayalleriniz neler?

Biz zaten hayallerimizi gerçekleştirdik… Büyük şehirdeki fanus yaşamından çıkıp köy yaşamına geçtik. Bu bizim için radikal bir değişimdi ve devam edeceğiz. Ayrıca, bulunduğumuz alanın yapılaşmasını kesinlikle istemiyoruz.


WWOOF Türkiye/TaTuTa ile ilgili ayrıntılı bilgi ve kayıt için: wwoofturkey.org

Fotoğraflar: Genç Ailesi Arşivi ve Necdet Bozkurt

Etiketler: , , ,

5 adet yorum var

  1. Levent

    Türkiye’de, yaptıkları işi en bilinçli şekilde yapan, dikenciğe gelen her insanın üzülerek ayrıldığı cennetten bir köşe. Konumu çok özenle seçilmiş olan bu güzel yerde bir kaç ay geçirme şansım oldu. Bu süre içinde Ayşe hanım ve Cengiz beyden pek çok şey öğrendim. Şehir hayatının verdiği stresten kaçmak ve ruhunuzu ödüllendirmek istiyorsanız, gidilecek bir kaç adresten bir tanesi. Çevresindeki tarihi flora ile kültür gezisi ve tabiat yürüyüşü için mükemmel bir konumda. Kendi yetiştirdikleri sebzelerden, o yörenin zeytinyağı ile yaptıkları organik meze ve yemeklerin tadına doyum olmuyor. “Think Global, Act Local” sloganını en düzgün şekilde sahiplenen Ayşe hanım ve Cengiz beye, bu güzel yer ve hatıralar için çok teşekkür ediyorum. ❤️

  2. Dilek Koyuncu

    Merhabalar,
    Ekolojik yaşam ve bilinçli tarım konusunda öğrenmeye başlamak istiyorum. Çiftliğe gelebilme koşulları ve bu konuda detaylı bilgileri rica edebilir miyim?

    1. Buğday Derneği

      Merhabalar,

      WWOOF Türkiye/TaTuTa ekolojik çiftliklerinin profillerinde yer alan iş takvimlerini inceleyerek size uygun olan ev sahibi ile iletişime geçebilir, gönüllü başvurusunda bulunabilirsiniz. Ayrıntılı bilgi ve kayıt için wwoofturkey.org sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

  3. Dilber

    Merhaba ben ve Tibet bu sene en çok ne yapmak istiyoruz diye plan yapmaya hayal kurmaya başlamışdıkki çok istediğimiz fakat Tibet in biraz daha büyümesini beklediğimiz için ötelediğimiz Tibet in kendini hazır hissetmesiyle,kararımız saniyeler içinde aynı anda elimiz toprağa değsin oldu ,benim babaanne mirasımdan eliniz toprağa değsin ve çok kararlılıkla bu yaz oğlumla birlikte bir çiflikte çalışmak istiyoruz,bu konuda bizi yönlendirmenizi rica ediyoruz. Teşekkür ederiz.

    1. Buğday Derneği

      Merhabalar,

      WWOOF Türkiye/TaTuTa ekolojik çiftliklerinin profillerinde yer alan iş takvimlerini inceleyerek size uygun olan ev sahibi ile iletişime geçebilir, gönüllü başvurusunda bulunabilirsiniz. Ayrıntılı bilgi ve kayıt için wwoofturkey.org sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Dilek Koyuncu için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Paylaş