ENGLISH
DESTEK OL!
Gönüllü Ol
HABERLER

Türkiye’nin tarım sistemi ve agroekoloji

Yayınlanma Tarihi: 5 Şubat 2024
Türkiye’nin tarım sistemi ve agroekoloji

Buğday Derneği çalışan ve gönüllüleri, tarımdan enerjiye, iklim değişikliğinden yeşil mutabakata kadar Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek ve bilgilerini güncellemek üzere konusunda uzman kişilerden kapasite geliştirici eğitimler alıyor.

Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Fatih Özden’in “Türkiye’de Tarımın Önemi ve Agroekoloji” konusunda Buğday ekibine bilgilendirici bir sunum yapan Dr. Fatih Özden, beslenme ihtiyacından milli gelire, istihdamdan kalkınmaya ve ekolojiye kadar  tarımın Türkiye ekonomisindeki yerini ve agroekolojik bakışın tarıma etkisini anlattı.

Türkiye’de tarımın, temelde bitkisel ve hayvansal üretim olmak üzere iki ana kategoriye ayrıldığına işaret eden Fatih Özden,  2010’a kadar tarımsal üretimde bitkisel üretimin ağırlıklı olduğunu, ancak bu dengenin 2010’dan itibaren hayvancılık lehine değiştiğine ve şirket tarımındaki artışa dikkat çekti. 

2010 yılında tarımsal üretimin yarısından fazlası  hayvancılık tarafından sağlandı. Şirket tarımının artışı, büyük işletmelerin tarım sektörüne olan yatırım eğilimini etkiledi. Bu durum, küçük ölçekli çiftçilerin rekabet avantajlarını kaybetmelerine yol açtı. Özellikle desteklemelerin hayvancılığı teşvik ettiği ve bu desteklerin büyük ölçekli işletmelere yönlendirilmesi nedeniyle tarımsal yapıda büyük işletmelerin ağırlığı artı.  Ancak, desteklerin yeterliliği konusunda çiftçiler arasında bir görüş birliği sağlanamadı. Çiftçilerin büyük bir çoğunluğunun, destek konusunda beklentilerininin karşılanmaması sektördeki ekonomik zorlukları artırdı.  Böylece tarım sektörünün istihdamdaki payı gittikçe azaldı ve milli gelire katkısı düştü.”

Tarımdaki toplumsal cinsiyet eşitsizliğine de değinen Özden, Çiftçi Kayıt Sistemi’ne göre 2021’de 2 milyon çiftçinin kayıtlı olduğu ancak bunun sadece 289 bin’inin kadın çiftçi olduğu belirtti.

Özden tarım ürünlerinin ithalatındaki artışa da dikkat çekti dış ticaret dengesinin genellikle açık olduğunu ve tarım ürünleri açısından 34 yılda sadece bir yıl dış ticaret fazlası verildiğini vurguladı. 

Türkiye tarımında agroekoloji

1990’larla birlikte dünya genelinde neoliberalizmin etkileri hızla hissedilmeye başlandı ve bu dönemde agroekolojinin ölçeği genişledi. Tarla düzeyinden çiftlik ve agro-ekosistem düzeyine kadar uzanan agroekoloji, 1990’lardan itibaren bir gıda sistemi yaklaşımına evrildi. 

Agroekolojinin bilimsel temelleri, uygulama alanlarından temel söz eden Özden, yerel bilginin çiftçi bilgisi olarak değer görmeye başlamasıyla birlikte, çiftçinin katılımı ve bilgisinin önem kazandığını  ve agroekolojinin, mevcut bilim paradigmasından epistemolojik* bir kopuşu temsil ettiğini belirtti. “Agroekoloji, alternatif pazarlara yönelme, yerel gıda sistemlerini güçlendirme ve çiftçilerin özerkliğini savunma amacını taşıyor.  Bu yaklaşım, günümüzün konvansiyonel pazarlarından ziyade alternatif pazarlara odaklanıyor.i.” 

Sunumunda Hindistan, Küba, Brezilya ülkelerinden uygulama örneklerine de yer veren Özden, Hindistan’da çiftçilerin aşırı borçlanma sorunları yaşadığını ve agroekoloji temelli doğal tarımın bu soruna çözüm sunduğunu belirtti. Özellikle Karnataka eyaletinde başlayan ve güney eyaletlere yayılan sıfır bütçe ile ekolojik tarım uygulamaları sayesinde Karnata eyaleti organik tarım ödülü aldı. Metodolojik ve pedagojik ilkelerle birlikte çiftçiler, köylüler ve tüketiciler hep birlikte bu süreçte etkili bir rol oynadı.

Agroekoloji sadece bir tarım metodu değil, aynı zamanda küresel sorunlara yönelik bir cevap bir niteliği de taşıyor.  İklim krizi, halk sağlığı krizi ve sosyal krizlere karşı agroekoloji potansiyel bir çözüm sunuyor.  Bu noktada Fatih Özden, çözüme giden yolda birlikte hareket eden ortakların önemini vurgulayarak iklim değişikliğinin tarım üzerindeki olumsuz etkileri göz önüne alındığında, agroekolojinin, ekolojik sürdürülebilirliği destekleyerek bu sorunlara karşı bir çıkış yolu olabileceğinin altını çizdi.

* Epistemolojik anlayış, bireyin gerçekliğe dayalı olarak bilginin ne olduğuna, nasıl öğrenildiğine, öğretildiğine ve üretildiğine dair bakış açısını belirler.










Henüz yorum yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Paylaş