DESTEK OL!
Gönüllü Ol
HABERLER

İnsanlık yok olsa bile sağlıklı tohumlar yeşerir

Yayınlanma Tarihi: 15 Aralık 2020
İnsanlık yok olsa bile sağlıklı tohumlar yeşerir

“Bahaneleri kendi elimizle itsek kenara; insanlık yok olsa bile, belki sağlıklı tohumlar kalır bir yerlerde, bir zamanlarda yeşerecek.”

Victor Ananias, Buğday Hareketi Kurucusu

Bahçelerde köylünün kahvesinde toplandık geçenlerde, köyün yakınındaki maden çalışmaları konusunda bilgilenme, muhtemel artısını eksisini tartışma ve alınacak, alınması gereken önlem varsa onu tespit etmeyle ilgili. Toplantının bir noktasında köylü ile madenci arkadaşlar karşı iki cephe haline geçtiler.

Köylüler “köylerine, yaşamlarına maden çalışmalarının getireceği bilinen, tahmin edilen etkilerini tam olarak’’ öğrenmek istiyordu. Madenciler ise herhangi bir sayısal, açık veriye dayandırmadan “madenin köye fayda getirebileceğini, en az zarar verecek şekilde çalışacaklarını ve sonuç olarak ticaret yaptıklarını, tabii ki kâr etmek için uğraşacaklarını’’ söylüyorlardı sürekli.

Tartışmanın belli noktalarında köylülerin tarafında olan köy dışından gelmiş bazı katılımcılar tecrübelerini paylaştı, daha önceki örneklere dayandırarak madencilerin kesinlikle yalan söylediklerini, faydadan çok zarar getireceklerini ifade ettiler –köye ve buradaki yaşama. Haklı sakıncalar içeriyordu burada yapılacak maden çalışmaları her aşamasında, köy sakinleri açısından. 

Madenciler ise ısrarla yaşamımız için madene de ihtiyaç olduğunu, kendilerinin çevreye karşı hassas olduklarını söylüyor ve yasal izinleriyle faaliyetlerini sürdüreceklerini ifade ediyorlardı –kesinlikle.

Konunun detayı çok ama birkaç nokta var ki, kim haklı kim haksız tam net olamıyor; eğer belli prensipler, değerler çerçevesinde bakmazsak. Örneğin, henüz işin başı olmasına rağmen maden aramayla ilgili sondaj çalışmasında toprağa kirli (lağım boşaltımında kullanılan) vidanjörlerle deniz suyu basılıyor. Ve bu su çok büyük miktarlarda; gitmesi muhtemel ilk iki yön ise, köyün içme ve kullanma sularının geldiği kaynaklar…

Şimdiden bahçelerden deniz suyu çıkarmaya başlamış bazı noktalarda. Daha bu işin en başı! Karşılığında ise köyde birkaç kişiye iş imkanı ve vaatler var ileriye yönelik. Bir yandan köylülerin her aşamada bilgilendirileceği, zarar görmeyeceği ifade edilirken tuzlu ve lağımlı sular yeraltından köye, buradaki yaşama doğru ilerliyor.

Hukuk süreci uzun, işletilmesi daha da meşakkatli ve sonucu dahi kesin değil. Köylü hazırlık yapıyor, madende ise çalışmalar devam ediyor. Bu ne ilk, ne de son örnek benzerleri arasında…

İnsan ihtiyaçları sınırsız gibi. “Gibi’’ diyorum çünkü aslında barınma, beslenme, sağlık konularında temel ihtiyaçlarımız belli, bir miktar besin (meyve-sebze-tahıl-tohumlardan yerine, zamanına göre birçok yeterli liste yapılabilir), su, küçük bir yaşam alanı, temiz, hava, iklim koşullarına göre barınak ve sade iki üç kıyafet… Bunların dışındaki tüm tüketim maddelerinden kolaylıkla vazgeçebiliriz aslında, hatta büyük ihtimalle zorunlu olarak vazgeçeceğiz önümüzdeki günlerde.

“Keşke…’’ diyorum içimden, madenciler ve köylüler, kapitalistler ve çevreciler, solcular ve sağcılar gibi körleştiren gruplaşmalardan sıyrılıp bugün, hemen çok sadeleşerek temel ihtiyaçlar etrafında birleştirebilsek yaşamsal aktivitelerimizi.

Rekabetin olmadığını, çaldığımızın, aldığımızın ve verdiğimizin hep aynı cepte gerçekleştiğini koşulsuz olarak anlasak ve bahaneleri kendi elimizle itsek kenara; insanlık yok olsa bile belki sağlıklı tohumlar kalır bir yerlerde, bir zamanlarda yeşerecek.

Belki bana da bunları düşündüren doğanın kendi içindeki dönüşümün, insanlığın doğal olarak gittiği yönün içimdeki yansıması.

Sözün özü şudur ki, benim yaşamımda yeni teknolojilere, yeni madenlere, yollara, silahlara, hatta uçaklara, geniş evlere, elektrikli aletlere, keyif araçlarına, ilaçlara, gıda fazlası ve çeşidine, çok kitaba, gazeteye, televizyona, bilgisayara hatta telefona… şu anda dahi kullandığım birçok araca ihtiyacım yok.

Temiz zengin dünyayı, suyumu, toprağımı, havamı, zarar üretmeden yaşadığım küçük bir mekan, sağlıklı bireylerden oluşan bir grup komşu, eş, dost istiyorum ve buna tüm yaşamım boyunca hizmet etmeye hazırım.

Aslında ben baktığımda anayasalarda, dinlerde, çeşitli felsefelerde bunun hakkım olduğunun ifade edildiğini görüyorum, nasıl yapsak da…

*Victor Ananias, Yaşam Dönüşümdür, Doğan Kitap, İstanbul 2016, syf. 159-160.

“Yaşam Dönüşümdür” kitabını dukkan.bugday.org sayfamızdan sipariş edebilirsiniz.

Victor Ananias’ın yazısını dijitale aktardığı için Buğday Derneği İletişim Gönüllüsü Gamze Çınar’a teşekkür ederiz.

Etiketler: , ,

Henüz yorum yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Paylaş