ENGLISH
DESTEK OL!
Gönüllü Ol
HABERLER

Küçülme

Yayınlanma Tarihi: 1 Mayıs 2024
Küçülme

Buğday Derneği çalışan ve gönüllüleri, tarımdan enerjiye, iklim değişikliğinden yeşil mutabakata, dijital araçlardan toplumsal cinsiyet eşitsizliğine kadar Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek ve bilgilerini güncellemek üzere konusunda uzman kişilerden kapasite geliştirici eğitimler alıyor.

Buğday ekibi bu kez de “küçülme” konuşmak için bir araya geldi. Burcu Meltem Arık Buğday ekibine küçülme konulu bir sunum yaptı. Sürdürülebilir eğitim perspektifinden beden-zihin, doğa-kültür, insan-insan olmayan, öğretmen-öğrenci, okul-ev gibi ikiliklerin kıvrıldığı çatlakları araştıran Burcu Meltem Arık aynı zamanda bir kuş gözlemcisi.

Arık, Sunumuna Giacomo D’Alisa, Federico Demariave Giorgos Kallis tarafından yayına hazırlanan Küçülme adlı kitaptan söz ederek başladı. Ön sözününün Bengi Akbulut ve Ethemcan Turhan tarafından hazırlandığı bu kitapta, bugün küçülme bir yandan gezegensel sınırların aşıldığı, diğer yandan meta ve hizmet özgürlüğü pahasına insanların daha da çok sınırlarla karşılaştığı bir dünyada “daha fazlası değil, daha farklısıyla iyi yaşayabiliriz” diyen bir düşünce akımını, bir hareketi, siyasi, iktisadi ve kültürel birdönüşüm talebini ifade ediyor. Küçülme fikri bu anlamıyla her şeyden önce siyasalın ortadan kaldırıldığı, uzmanlar eliyle sosyal-siyasi taleplerin sümen altı edildiği bir teknokrasinin, sayısal hedeflerin toplumsal sonuçları gölgelediği bir ekonomizmin eleştirisini sunuyor.  

Küçülme her şeyden önce bir büyüme eleştirisi olarak ortaya çıkıyor. Ve toplumlar için bir büyümeden vazgeçme çağrısı olarak yankılanıyor. Küçülme özetle, toplumların daha az kaynak tüketeceği ve bugünden farklı bir biçimde örgütlenip daha farklı biçimde yaşayacağı, arzu edilen yeni yaşam biçiminin temel kavramlarından biri. Küçülme tartışmalarının 1970’lerdeki ilk aşamasında vurgulanan daha çok gezegenin kaynaklarının yetersizliği üzerineydi. Ancak 2001 yılında yeni bir süreç başladı ve artık tartışmanın itici gücü “sürdürülebilir kalkınma” fikrinin eleştirisiydi.

Küçülmeyi feminist bir perspektifle ele alan Arık, doğaya ve kadına olan müdahaleler üzerinden de bir değerlendirme yaptı ve başka bir dünya tahayyülünü  feminizm-küçülme kavramları üzerinden sundu.  Küçülme tartışmaları zaman içerisinde feministler arasında artıyor ve temel olarak dünya düzeninde bizim de içinde bulunduğumuz çoklu krizlerin altı çiziliyor. Daha kapsayıcı bir dönüşümü sağlamak için farklı örgütlenme yollarını bulmak ve iyi örneklere bakmak gerekiyor. Küçülme üretime ve tüketim meselelerini temel ihtiyaçlara özellikle vurgu yaparak kapsamlı bir şekilde ele alıyor ama içinde bulunduğumuz kapitalist sistemdeki toplumsal yeniden üretimin cinsiyet ve sınıf siyasetlerine yeterince ilgi göstermiyor. Küçülme, bakımla ilgili bütün yeniden üretim sorumluluklarını hane içi alana koyan genel körlüğü paylaşıyor ve bu da, yetişkin erkeklerinki de dahil olmak üzere insan kırılganlığının bir kadın meselesi olarak kalması anlamına geliyor. Bu noktada Buğday Derneği’nin çalışmalarını da bir tür bakım olarak ele alan Arık, bu çalışmaları toprağa bakım, insana bakım, gıdaya bakım, çiftçiye bakım olarak niteledi.

Arık, yeryüzünün bütün sakinleri için, insan sakinleri için evrensel bir gelir olması gerektiğini vurguladı. Temel bir gelir olması gerekiyor ki adaletli bir dünyadan bahsedebilelim. Bunun için de Küresel Güney’le Küresel Kuzey arasındaki farkı değerlendirmek gerekiyor. Yeşil-Mor perspektifin bu anlamda kapsayıcı bir bakış açısı sunduğunu söylemek mümkün.

Arık, aynı zamanda evrensellik kavramına da bir eleştiri sundu. Evrensel olan şeyler, yani tek bir merkez, tek bir yaklaşım, tek bir anlayış dünyayı bugüne getiren sorunlardan bir tanesi. 

Dolayısıyla uygulamaların ve politikaların ihtiyaçlar özelinde gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade etti. Örneğin Ankara’daki ekolojik pazar yeriyle İstanbul’daki ekolojik pazar yerinin bir olması mümkün değil, çünkü mekan da, şehir de, tüketicileri de, tezgahları da farklı. Bu nedenle ihtiyaçlara özgün bir model uygulanması gerekiyor. Bu konuda merkezi tanımların oluşturacağı riskleri ele alan Barış akademisyeni Aykut Çoban’ın Çevre Politikası: Ekolojik Sorunlar ve Kuram kitabı oldukça yol gösterici.

Arık, eğitimin sonunda Buğday ekibinin sorularını yanıtlayarak sunumunu tamamladı.

Etiketler: , , , , , ,

Henüz yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Paylaş