DESTEK OL!
Gönüllü Ol
HABERLER

En az koronavirüs kadar tehlikeli

Yayınlanma Tarihi: 15 Şubat 2021
En az koronavirüs kadar tehlikeli

New York Times yazarı Jane E. Brody, iklim değişikliğinin, yaşadığımız yer veya sosyo-ekonomik durumdan bağımsız olarak tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini açıkladı. Brody, virüslerin bulaşma riskinin arttığına dikkat çektiği köşesinde, çözüm için toplumsal ve bireysel çabaya ihtiyacımız olduğunu söyledi.


Çeviri: Rüstem Sayar — Buğday Gönüllü İletişim Ekibi

İklim değişikliğinin eriyen buzullar, ısınan okyanuslar, yoğun fırtınalar, sıcak dalgalar, kuraklıklar, seller ve orman yangınları gibi sonuçları pek çok insanın harekete geçerek gezegenin ısınmasını yavaşlatabilecek davranışları benimseyebilmesi için yeterli görünmüyor olabilir. Yaşadığınız şehir şiddetli bir fırtına veya yangınla yerle bir olmadığı sürece bu tür felaketlerin yalnızca başkalarının başına geldiğini düşünebilirsiniz.

Peki size iklim değişikliğinin yaşadığınız yer veya sosyo-ekonomik durumunuzdan bağımsız olarak fiziksel ve zihinsel sağlığınıza hem bugün hem de gelecekte zarar verebileceğini söylesem? Üstelik bu durum yalnız sizin değil, çocuklarınızın ve torunlarınızın sağlığını bile tehdit ediyor. Hal böyleyken, hayatınızda bu tehdidin etkilerini hafifletecek değişiklikler yapmaya ne dersiniz?

Nispeten az sayıda Amerikalı iklim değişikliğini olası bir sağlık sorunuyla ilişkilendiriyor ve çoğu bu olasılık üzerine neredeyse hiç düşünmüyor. Her ne kadar sağlık sorunlarıyla ilgili çok fazla okuma yapsam da, kaç sağlık sorununun iklim değişikliğinin eşlikçisi olabileceği benim de farkında olmadığım bir konuydu.

George Mason Üniversitesi İklim Değişikliği İletişim Merkezi’nden Julia Hathaway ve Edward W. Maibach tarafından yayımlanan araştırmaya göre: “İnsanlar, iklim değişikliğini, kendilerinin ve ailelerinin sağlına kıyasla daha az önemsedikleri diğer insanların sağlığından bile daha az tehdit edici olarak görme eğiliminde.”


İklim eylemsizliği krizi derinleştiriyor

Yakın zamanda yayımlanan iki rapor durumu açıklığa kavuşturdu. Bunlardan biri tıp camiasını, kamu görevlilerini ve vatandaşları küresel ısınmanın insan sağlığına karşı oluşturduğu tehditlerin nasıl önlenebileceği konusunda daha iyi bilgilendirmek adına, Ulusal Sağlık Enstitüleri içinde bir “Ulusal İklim Değişikliği ve Sağlık Enstitüsü” kurulması çağrısında bulunuyordu.

Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’ne bağlı Ulusal Çevre Sağlığı Bilimleri Enstitüsü’nün eski yöneticilerinden Dr. Howard Frumkin ve Dr. Richard J. adlı uzmanlar, orman yangınları ve kasırgalar gibi son zamanlarda yaşanan felaketlerin, iklim değişikliğini ciddiye almayışımızla birlikte istenmeyen acı ve ölümlerle sonuçlandığını gösterdiğini söyledi.

İkinci rapor, The New York Times’ta 29 Kasım’da yayımlanan “Kaliforniya’daki Orman Yangını Dumanları Çocukları Zehirliyor” başlıklı bir yazıydı. Raporda, ağustos ayında şiddetlenmeye başlayıp sonbahar boyunca havayı kirleten orman yangınlarından kaynaklı dumanları solumak zorunda kalan gençlerin yaşamları boyunca karşılaşacakları sağlık sorunlarının yanı sıra, akciğerlerinde meydana gelebilecek hasardan bahsediliyordu.

Fakat günümüzde tehlikede olan tek grup çocuklar değil. Astımı olan herhangi biri de kirlilik seviyeleri yükseldiğinde hayatını tehdit eden krizler geçirebilir. Kalp hastalığı ve felç riski artar. JAMA Neurology adlı tıp dergisindeki, bilişsel bozukluğu olan 18.000’den fazla Amerikalı ile yapılan yakın tarihli bir araştırmada, yüksek düzeyde hava kirliliği ile artan demans (bunama) riski arasında güçlü bir bağlantı bulundu.


Bedeli yine çocuklar ödüyor

Hathaway ve Maibach’ın Güncel Çevre Sağlığı Raporları’nda belirtiği üzere, “İklim değişikliği herkesin sağlığını tehdit etse de; çocuklar, hamileler, yaşlılar, kronik hastalar, engelliler, açık havada çalışanlar ve daha az imkana sahip olanlar çok daha büyük risk altındadır.”

Uluslararası bir araştırma ekibi tarafından kasım ayında The New England Journal of Medicine’de yayımlanan bir rapora göre, orman yangını sezonu artık çok daha erken başlıyor ve küresel ısınmanın bir sonucu olarak daha geç sona eriyor.

Washington Üniversitesi’nde fahri profesör olan Dr. Frumkin konuya ilişkin şunları aktardı: “İklim değişikliğini kendileri için büyük bir sorun olarak görmeyen pek çok insan, ancak bunun bir sağlık sorunu olduğunu anladığında durumun ciddiyetini fark ediyor. Nitekim, ısı dalgaları sadece insanları öldürmekle kalmıyor, aynı zamanda çocuklarda çalışma kapasitesini, uyku kalitesini ve akademik performansı da düşürüyor.”


Virüslerin bulaşma riski artıyor

Dr. Jackson, “İklim değişikliğinin insanların sağlığı üzerindeki etkileri zamanla artacak.” açıklamasında bulundu. Bitkilerin ve ağaçların daha sıcak bir iklime tepki olarak alerjenlerini daha fazla yerde ve daha uzun süre havaya bırakması nedeniyle, her yaştan insan solunum yolu alerjisine yakalanabilecek ve hâlihazırda alerjisi olanlar ise alerjilerinin daha kötüye gitmesi ile karşı karşıya kalabilir.

Keneler, sivrisinekler ve diğer taşıyıcılar tarafından taşınan bulaşıcı hastalıkların sayısı havanın ısınması ile birlikte artar. Ilıman bölgelerin sıcaklığındaki küçük artışlar bile, Lyme hastalığı, (Rocky) Kayalık dağlar benekli ateşi , beyin iltihabı ve diğer kene kaynaklı enfeksiyonların yanı sıra, sivrisinek kaynaklı Batı Nil virüsü, dang humması ve hatta sıtma salgınları potansiyelini artırır.

İklim değişikliği, gıda zehirlenmesine ve içme suyunda mikrobiyal kontaminasyona neden olan organizmaların gelişmesine yol açarak yiyeceklerin ve su kaynaklarının güvenliğini tehlikeye atmaktadır. Aşırı sel ve kasırgalar leptospiroz salgınlarına yol açabilir; sadece sel sularından geçmek bile bu bakteriyel kan enfeksiyonu riskini 15 kat artırabilir.


Toplumsal ve bireysel çabaya ihtiyacımız var

Tüm bunlar küresel ısınmayla bağlantılı sağlık risklerinin sadece bir kısmıdır. Zira oldukça kapsamlı bir riskten söz ediyoruz. Bu riski en aza indirmek için ise hem toplumsal hem de bireysel çaba gerekiyor. Toplum yavaş da olsa değişiyor.

Biden yönetimi, Paris İklim Anlaşması’na yeniden katıldı. Ülkenin en büyük otomobil üreticisi General Motors, elektrikli araçlara ve diğer yeşil enerji girişimlerine odaklanacaklarını duyurdu. Ford, Volkswagen ve diğerleri de bu yönde harekete geçiyorlar.

İklim değişikliğine karşı kendi başınıza bir şeyleri değiştiremeyeceğinizi düşünüyorsanız daha sağlıklı bir gelecek için sizlere bazı önerilerde bulunmak istiyorum.

Evinizdeki ampulleri şimdiye kadar çoktan daha verimli LED’lerle değiştirdiğinizi farz ediyorum. Fakat bunu yapmadan önce elektriğinizin kaynağının çevreyi kirletmeyen yenilenebilir enerji kaynaklarından gelip gelmediğini kontrol etmelisiniz. Eğer ekonomik gücünüz yetiyorsa enerji tüketen eski cihazlarınızı yenileriyle değiştirin. Elektrik ve su israfından kaçının.

Sonra da ulaşımı düşünün. Araç kullanma sıklığınızı azaltın. Gidebileceğiniz her yere bisikletle, yürüyerek veya scooter ile gidin. Bunu yapmanız sağlığınıza da iyi gelecektir. Toplu taşıma kullanmak da iyi bir alternatif olabilir. Araç kullanmanız gerekiyorsa elektrikli bir araba almayı düşünebilirsiniz. Böylece hem çevreyi korumuş hem de yakıt maliyetlerinden tasarruf etmiş olursunuz.

Peki, hem doğrudan hem de dolaylı olarak sağlığınızı iyileştirebilecek bir beslenme düzenine ne dersiniz? Sera gazı emisyonlarını azaltmak için kırmızı et tüketiminizi azaltmak veya kesmek; et yerine bitki bazlı besinlere yönelmek, dünyamızın ve insan sağlığını iyileştirmek için mükemmel bir adım olacaktır.

İsrafı azaltın. Dr. Jackson, şu anda yiyeceklerimizin %30’unun israf edildiğini söylüyor. Sadece ihtiyacınız kadar alın ve aldıklarınızı bozulmadan tüketin.

Artık istemediğiniz veya ihtiyaç duymadığınız eşyalarınızı atmak yerine yeniden kullanıma uygun hale getirin veya geri dönüştürün.


Kaynak: The New York Times – Jane E. Brody, “How Climate Change May Affect Your Health

Kapak görseli: Gracia Lam

Etiketler: ,

Henüz yorum yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Paylaş