ENGLISH
DESTEK OL!
Gönüllü Ol
HABERLER

Binalarda sürdürülebilir soğutma sistemi

Yayınlanma Tarihi: 21 Aralık 2022
Binalarda sürdürülebilir soğutma sistemi

Avrupa’da yükselen sıcaklık, yeni soğutma çözümleri için arayışı artırıyor. Giderek yaşlanan nüfus ve hızlı kentleşme, sadece nüfusu sıcağa karşı daha savunmasız hale getirmekle kalmıyor, aynı zamanda binalardaki soğutma sistemlerine olan talebi de artırıyor.

Avrupa Çevre Ajansı’nın (AÇA) tahminlerine göre, 1980 ile 2020 yılları arasında sıcak hava dalgaları Avrupa Ekonomik Alanı’ndaki 32 üye ülkede 77 bin ila 129 bin kişinin ölümüne neden oldu. Bu, iklimle ilgili aşırı olayların neden olduğu toplam ölümlerin %86 ila %91’ini temsil ediyor.

Sıcak hava dalgalarının her zamankinden daha yoğun ve sık olması beklenirken ajans, AB’nin çok önemli bir sürdürülebilirlik sorunuyla karşı karşıya olduğuna dikkat çekiyor: Binaların, vatandaşların korunmasını sağlayacak şekilde nasıl uyarlanacağı ve AB’nin enerji verimliliği, enerji bağımsızlığı ve iklim nötrlüğü hedeflerine sosyal açıdan adil bir şekilde nasıl sadık kalınacağı.

Yeni, yerel odaklı teknolojilere duyulan ihtiyaç startup’lara fayda sağlayabilir.

Klima, şu anda iş ve konut binaları için baskın soğutma stratejisi olsa da iki önemli dezavantajı var. Öncelikle, CO2 ve sera gazı (GHG) emisyonlarına, özellikle de hidroflorokarbonlara (HFC’ler) neden olur. HFC’ler, CO2’den binlerce veya on binlerce kat daha yüksek bir küresel ısınma potansiyeline sahip.

Dahası klima kullanımıyla birlikte artan elektrik tüketimi, AB’nin yabancı fosil yakıtlara bağımlılığı azaltma hedeflerini karşılamada zorluklar yaratmanın yanı sıra, bu soğutma sisteminin düşük gelirli ülkeler için uygun olmayabileceği anlamına da geliyor.

Bu nedenle AÇA; iklim koşulları, bina tipleri, kentsel yoğunluk, demografik veriler ve elektrik şebekesinin kalitesi dahil olmak üzere yerel bağlamı dikkate alan sürdürülebilir teknolojilerin uygulanmasını öneriyor.

Yüksek enerji talebinden kaçınmak için en verimli teknolojiler, pasif soğutma yöntemlerini uygulayarak soğutma yükünü azaltabilenleri içeriyor: Daha iyi yalıtım, camlı cephelerin optimum şekilde gölgelendirilmesi, radyatif soğutma, yeşil çatılar ve duvarlar şeklinde pasif güneş gölgelendirmesi.

Ajans, aktif soğutma gerektiğinde fotovoltaik sistemlerde olduğu gibi yenilenebilir enerjiyle çalışan çözümler öneriyor.

AÇA’ya göre, şu anda bu seçeneklerin hepsine kolayca erişilemiyor ve bu da sürdürülebilirlik sektöründe faaliyet gösteren girişimler için önemli bir avantaj sunuyor.

Avrupa’daki soğutma pazarının 2030 yılına kadar %24 büyümesi beklenirken,  artan talebi karşılayacak teknolojiler geliştirebilen ve aynı zamanda çevre dostu çözümler sunabilen işletmeler, başarılı olmak için kıskanılacak bir konumda.

Polonya merkezli bir başka girişim, sentetik HFC soğutucular kullanmayan ve termal ya da C02 emisyonu içermeyen yeni bir iklimlendirme ve soğutma teknolojisi geliştirdi. Teknoloji, gaz-dinamik ve termo-dinamik süreçleri kullanarak sıcak havayı soğuk havaya dönüştürüyor.

Şirket, sıcaklığı 60 santigrat dereceye kadar düşürebildiğini ve geleneksel klima veya soğutma teknolojisine kıyasla %50’ye kadar daha ucuz olduğunu iddia ediyor.

Ve bu, mümkün olanın yani buzdağının sadece görünen kısmı. Halihazırda bu alanda faaliyet gösteren bir dizi Avrupalı startup bulunmakla kalmıyor; pazar, yeni girenlerin büyük bir potansiyel müşteri tabanına sahip olduğu bir noktaya doğru genişliyor.

Artan soğutma talebi ve AB’nin iklim hedeflerini tutturma baskısıyla birlikte, bazı sürdürülebilirlik girişimleri için gelecek parlak görünüyor.

Çeviri: Defne Özegemen

Kaynak: Binalarda Sürdürülebilir Soğutma Sistemi, Loanna Lykiardopoulou, The Next Web

Fotoğraf: The Next Web

Henüz yorum yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Paylaş