-- GÜNCEL PROJELER:
-- GEÇMİŞ PROJELER:


Victor Ananias
101 Soruda Organik Ürün Rehberi




Yerel ekonomileri tekrar büyütmek
Kategoriler: Gıda ve Tarım, Ekolojik Ürünler, Yaşam ve Kültür, Adil Ticaret, Ekolojik Mimari, Ekolojik Turizm, Doğa Dostu Yerleşimler, Geri Kazanım, Temiz Enerji, Kültür, Dünyadan, Gelenekler ve Yerellik, Kullanım Alışkanlıkları
Tarih: 31-Temmuz-2005
Yazdır | Arkadaşına Gönder | Yorum Ekle


İTALYA’nın Liguria şehrinde, Torri Superiore’nin ekoköyüne bakan yamaç kenarlarındaki teraslar kullanımdan çıkmaya başlıyor. Zeytin ağaçları, artık budanmıyor ve bakılmıyor. Yüzyıllarca özenle bakılan toprak parçalarında çimenler uzuyor. Terasları tutan ve toprağın çok aşağıdaki nehre kaymasını önleyen taşlar, yerlerine yenileri gelmemek üzere düşüyor.

Torri’nin ekoköylüleri bu toprak parçalarından bazılarının sahibi ve onlara sahip çıkmaya çalışıyorlar. Fakat işleri çok zor, sayıları çok az ve yetiştirdikleri gıdalara karşılık aldıkları ücret o kadar düşük ki, işçi getirmeye güçleri yetmiyor.

Aşağıda, Gana’nın kuzeydoğu bölgesinde Bolgatanga’yı çevreleyen köylerde yaşayan çiftçiler de yaşam savaşı veriyor. Burası eskiden, pirinç ve pamuk yetiştirilen ana bölge iken, bugün bu ürünlerin yerel üretimi neredeyse durdu. Yerel halk, ABD’den destekle gelen ithal ürünlere karşı rekabetin imkânsız olduğunu düşünüyor. Onlar ve güney kürede bulunan benzer şartlar altındaki çiftçiler, yüklü borçlarını ödemek için üretimi artırdılar. Sonuç olarak global üretim arttı ve fiyatlar düştü. 1980 ve 1997 yılları arasında uluslararası pazarda şekerin gerçek fiyatı yüzde 73, kahvenin yüzde 64, kakaonun yüzde 58, pirincin yüzde 52 ve pamuğun fiyatı yüzde 43 oranında düştü.

Şu iki hikâye dünyanın her yerinde tekrar ediliyor: Kuzeydeki ve güneydeki küçük çiftçiler, yoğun destekli gıda ürünleri nedeniyle işlerinden uzaklaştırılıyor; öyle ki pek çoğunun “dış masrafları” müşterinin ödediği fiyatın içinde değil ve bu durum ürünleri üreten ve pazarlayan şirketlere yarar sağlıyor. Ekonomik “ilerlemenin” bedeli ise, arazilerin boşaltılması, yüksek nüfuslu şehir merkezlerinin yayılması ve yüzlerce yıllık becerilerin kaybolması oluyor.

Tabii bu işlem sadece gıda üretimiyle sınırlı değil. Dünyanın her yerinde, küçük üreticiler küçük çapta üretim için uyumlu teknolojiler kullanıyorlar ve yerli materyallerin kullanımı bu baskıyı hissediyor.

Bununla beraber, küçük çaplı yerel üretim sistemlerinin kaybedilmesinin yol açtığı çok yönlü tehlikelerin halk giderek bilincine varıyor ve bu da halkın biraz olsun üretim ve tüketim işlemlerinde kontrolü geri almasına, çiftçi pazarlarının popülerleşmesine, halk destekli tarım şemaları, kredi birlikleri, “yerli-al” kampanyaları, “haklı-takas” linkleri ve diğer girişimlere yansıyor.

Yine de, çoğu zaman bunlar izole olmuş girişimler: Örneğin ekolojik kutu aboneleri, yerelleştirme adına yol almış olsalar da, büyük ihtimalle hayatlarının diğer alanlarında küresel şirket ekonomisine her zaman oldukları kadar bağımlılar.

Birkaç yüz (ya da daha fazla) kişiden oluşan ve özellikle küresel ekonomiye alternatif yaratma idealini paylaşan bir topluluğun başarı şansı büyük ölçüde artar. Böylece ekoköy modeli, bir deneme ve icat laboratuarı olarak kendiliğinden ortaya çıkar.

 

Damanhur ve Findhorn

Küresel şirket ekonomisine bağımlılıklarını azaltmak ve daha kompleks, yerel-kaynaklı soysal ekonomi ağını yeniden örmek için çaba sarfeden Avrupa’da iki ekoköy; İtalya’daki Damanhur ve İskoçya’daki Findhorn Foundation topluluğu buna iyi bir örnek oluşturuyor. Tüm Avrupa’da daha önce eşi görülmemiş sayıda yerel dükkân, postane, okul ve diğer yerlerin kapandığı bir çağda, her iki ekoköy de yeni merkezlerin açılışı ve yeni iş olanaklarının üretilmesi ile ciddi bir büyüme ve çeşitlenme yaşıyor. Peki bunu nasıl gerçekleştiriyorlar ve bu iki deney, asıl etki altındaki topluluklar için ne gibi dersler barındırıyor?

Findhorn ve Damanhur’un birçok ortak yönü var. Her ikisi de çok belirgin tarihsel anlarda, 1960’lar ve 1970’lerin başında çok küçük girişimler olarak başladı. Her ikisi de geçmişte ve bugün bulundukları faaliyetlerinde çok güçlü ruhsal bir odaklanmaya sahip. Her ikisi de kendilerini ekonomik olarak çökertilmiş ve marjinalleştirilmiş alanlara yerleştirdiler.

Damanhur, Alpler’in eteklerindeki Piedmont’taki Valchiusella Vadisi’nde, Findhorn kuzey İskoçya’da Moray Firth’in güney kıyılarında... Bugün Damanhur, çevre bölgelerden, dünyanın dört bir yanından ve hatta Avrupa’dan aldığı destekle 900’ü aşkın kişiden oluşan toplulukların oluşturduğu bir federasyon… Findhorn Vakfı ise, arkadaş ve partnerlerin meydana getirdiği uluslararası ailelerle birlikte yaklaşık 450 kişinin evi konumunda…

 

Üretimin yarattığı canlılık

Elle tutulur şekilde hissedilebilen aktivite ve canlılık, her iki ekoköye girerken göze çarpan ilk şey. Topluluk üyelerinin sahip olduğu ve yine topluluk üyelerinin çalıştığı şirketler tarafından yeni binalar inşa ediliyor. Ziyaretçileri çeken fırınlar, tiyatrolar, dükkânlar ve kafeler var. Yerli, ekolojik peynirler, şaraplar (ne yazık ki sadece Damanhur için geçerli!), meyve ve sebzeler üretiliyor. El sanatları stüdyolarında güzel seramikler, tekstil ürünleri, heykeller ve mumlar yaratılıyor. Çocuklar ve yetişkinler için okullar ve eğitim merkezleri çoğalıyor. Basım evleri, yazı makineleri; solar panel üreticileri, atık su sistem tasarımcıları, danışmanlık şirketleri… Her yerde ekonomik canlılığın ve çeşitliliğin izleri var.

Bütün bu başarı öykülerinin kalbinde paranın gerçek doğası ve para hareketine hükmeden kuralların yerel ekonomiye yarar sağlaması için nasıl yönetilebileceği anlayışı yatıyor. Batıda bugün çoğu yerel ekonomi hızla kan kaybediyor. Yakın zamanda yapılan araştırmalar gösteriyor ki, Kuzey Amerikan-Indian rezervlerine giren paranın yüzde 80’e varan oranı 48 saat içinde rezervi terkediyor. Şüphesiz, bu çok uç bir örnek ancak, paranın, geniş bir eğilimle, yerel ekonomiyi şehrin parlak ışıklarına ve kısa dönem dönüşümün nispeten daha yüksek olduğu uluslararası pazarlara tercih edişini vurguluyor. Bu yüzden, banka hesaplarındaki paraların ancak çok az bir kısmı, bu parayı asıl üreten, özellikle ekonomik olarak çökmüş ve marjinalleşmiş alanlara banka kredisi olarak geri dönüyor.

Benzer şekilde, şehir merkezlerimizi giderek zapteden süpermarketlerde ve diğer zincir mağazalarda harcanan paranın az bir kısmı topluluk içinde kalıyor. Dolayısıyla kısır bir döngü harekete geçiyor: Yerel üreticiler sınırlı yerel alım gücü ve yatırım sermayesi ile rekabet edemiyorlar. Yerel üretim malları giderek daha güç bulunur hale geldikçe, tüketiciler sıkça rastlanan dev marketlerden/mağazalardan başka çok az seçenek ile karşı karşıya kalıyor.

 

Para sistemleri ve bankaları var

Damanhur ve Findhorn bu probleme ikili bir cevap bulmuşlar: Üyelerinin birikimlerinin toplulukta kalmasını sağlamak amacıyla kendi bankalarını kurmak ve paranın yerel olarak sirküle olması için kendi para sistemlerini yaratmak. Damanhur’da bankacı rolü, topluluğun konut kooperatifi tarafından üstleniliyor. Bu oluşum, topluluk üyelerinin birikimlerini, yine topluluk üyeleri ve iş yerleri için arsa alımı, ev yapımı; workshop ve ofis alanı alımı gibi yatırımlara dönüştürebilmeleri için bir araç olarak yaratılmış. Çok yakın bir geçmişte de, bu oluşum, iş fırsatlarını belirleyen ve bu fırsatları değerlendirmek isteyen topluluk üyelerine kredi sağlayan ve tavsiyelerde bulunan bir rol oynamaya başlayarak, gerçek bir banka rolüne yaklaşmış.

Her yılsonunda, konut kooperatifleri, hangi ürün ve servislerin hâlâ dışarıdan getirtilmeye ihtiyaç duyulduğunu tespit etmek ve bu boşlukların doldurulması amacıyla yeni topluluk oluşumlarını teşvik etmeye çalışmak amacıyla, topluluk ekonomisi hakkında çalışmalar yapıyor.

Findhorn Foundation topluluğu, üyelerinin birikimlerini yerel olarak geri dönüştürmek amacıyla bir endüstriyel ekonomik topluluğu yarattı: Ekopia. Burada, yatırıma ihtiyacı olan projeler belirleniyor ve bunlara karşı oluşan hisse meseleleri ortaya konuyor.

Her yatırımcı, yatırımının miktarına bağlı olmaksızın tek bir oy hakkına sahip, dolayısıyla bu, çok güçlü bir topluluk etiğinin gelişmesine yardımcı oluyor. Bu, çoğunluğunun daha önceden üye olduğu ve tamamının da, toplumun daha kendine yeterli ve daha az insan etkisinin görüldüğü yerleşimleri yaratma vizyonunu paylaşan hem şu anki üyelerin hem de daha geniş Findhorn ailesinin finansal kaynaklarından, topluluğun uzaklaşmasını sağladı.

Her iki topluluk aynı zamanda kendi para sistemlerini de yaratmışlar: Damanhur’da “Credito” ve Findhorn’da “Eko”.

Her iki sistem de ulusal para birimi ile eşit şekilde alışveriş yapıyor. Damanhur’da tüm muameleler Creditos ile yapılırken, Findhorn’un sakinleri ve ziyaretçilerinin bir seçeneği var ve hem ulusal hem de topluluğun para birimini kullanabiliyorlar. Her iki toplulukta da tüm ürün ve servisler-eğitsel dersler, bina servisleri, kitaplar, yiyecek, tiyato biletleri, basım, bilgi teknolojisi servisleri vb. topluluğun para birimi ile satın alınabiliyor.

Bu para birimlerinin topluluk ekonomisi açısından en güzel yanı, sadece yerel olarak harcanabilmeleri ve dolayısıyla birbirleri ile alışveriş etmek isteyen yerel topluluk üyeleri için hazır bulunmaları.

 

Sistemin yararları

Bu sistem halka pek çok yarar sağlıyor. Yatırımcılar, hisselerini aldıkları işyerlerinin/işlerin ortağı oluyorlar.

Phoenix Dükkânı’nda yaptıkları her alışverişte, işin değerindeki büyümeyi yansıtan yüzde beş indirim ve bir pay kazanıyorlar.

Eko ilk olarak 2001 yılında ilk baskısı 18 bin 500 Eko ve ikinci baskısı 20 bin Eko olarak sunuldu. Tahminlere göre, hemen hemen on tam harcama siklusundan sonra, plan birinci yıl içinde 150 bin sterlinlik bir ciro yaptı. Bu, çevrede dolanan, pek çok ele değmiş ve topluluk ekonomisine çok değerli bir akışkanlık sağlamış miktarda bir para. Tabii ki, topluluk mağazasında satışa sunulan birçok ürün ve topluluk dışında oluşan diğer işyerleri/işler var ve dolayısıyla para mutlaka bunların ödemeleri için sistemi terkedecek.

Bununla beraber, Ekos’un kullanımı, yerel teşebbüslerin ortaya çıkmasını kolaylaştırıyor, alım gücündeki sızıntıyı engeliyor.

Ekolar, Ekopia’dan, bir Eko’ya karşılık bir pound olacak şekilde - pound sterlin karşılığında satın alınıyor - dolayısıyla topluluk işyerleri/işleri için bir kredi sermayesi yaratmış oluyor.

Bu kredilerin ilki, Eko’nun ilk basımının ve halk toplantıları için satın alınan büyük çadırın masrafının ödenmesi için ayrılan fazi ödemeleriyle, Phoenix Magazası’nın el sanatları departmanının yenilenmesi için, yeterince üretildi.

Dürüst ve besleyici bir döngüye doğru...

Sonuçta, Findhorn Vakfı’nda Ekopia’nın ve Ekoların; Damanhur’da da emlak şirketi ve Credito’nun yaratılması, herkesin kazançlı çıkacağı dürüst bir çemberin kurulması yolunda epey yol katetti.

Yatırımcılar, hem finansal kazanç hem de halk işyerlerinin mülkiyeti bakımından daha fazla kazanıyorlar. İşyerleri, geleneksel bankacılık sistemine oranla daha ucuz oranda krediye sahip oluyor. Yerel işlerin genişlemesi fazladan iş imkânı ve alım gücü yaratıyor ve bu alım gücü topluluğun içinde kalmış oluyor.

Ekonomik terimlerle ölçülmesi nispeten daha zor olan bir şey varsa o da, topluluk üyeleri tarafından kendi ekonomilerine karşı hissedilen güçlü mülkiyet ve katkı duyguları... Tüketim, yatırım ve iş ile ilgili kararlar sadece kâr kriterine bağlı olarak alınmıyor. Bu yüzden, bu ekoköy modeli, insanların adalet istekleri ile iyi ve mutlu yaşam sürdürebilmek için duydukları arzunun tekrar uyuşmasını sağlıyor. Modern insanın ruhundaki önemli bir yara iyileşmeye başlıyor. Modelin pratikte işlediğinin ispatı için yerel teşebbüs şirketi Moray, Badenoh ve Strathspey Enterprise tarafından, topluluk ekonomisinin kuzey İskoçya ekonomisine olan etkisi üzerine yapılan 2002 yılına ait bir çalışmanın ötesinde bir yere bakmaya gerek yok. Bu çalışma, topluluğun yılda 400 iş olanağı ve 5 milyon sterlinin üzerinde iş yarattığını gösterirken, orijinal eğitimsel candamarının ötesinde, topluluğun ekonomik faaliyetlerindeki çeşitliliğin, İskoçya ekonomisine olan değeri hakkında yorumda bulundu. Bu arada, Damanhur ekonomisi gittikçe güçleniyor. En son genişlemesi yakın çevredeki eski bir Olivetti firmasının satın alınması oldu, belki de bu mecazi anlamda, anonim şirketten ekoköy temelli bir topluluğa evrim olabilir. Bu deneylerin Liguria ve Ghana’daki küçük işçilerle ve dünya çapındaki yerel ekonomilerin karşı karşıya kaldığı krizlerle ilgisi var mı? Pratikte görüldü ki, yerel ekonomiler için global ekonomiye kısa devre yapma ve kendi ekonomik kaderlerinin büyük ölçüde kontrolünü tekrar ele geçirme olasılığı var. Bunu gerçekleştirebilmeleri için en az üç tamamlayıcı öğenin bulunması gerek. Birincisi, belirlenmiş bir nüfus dahilinde bu proje ile ilgilenecek güçlü, paylaşılan bir vizyon ve topluluğu ilgilendiren bir yarar olması gerekiyor. Bunu hayata geçirmek için kendine yeterli alım gücü ve yine yeterli bir teşkilat çeşitliliği olan bir ekonomi yaratmak üzere en azından 200 kişiden oluşan bir topluluk... İkinci olarak, yerel ekonomiden sızan parasal zenginliğin dikkatle belirlenmesi ve mümkün olduğunca durdurulması...

Son olarak, modelin başarısı, yerel yatırımlar, yerel mülkiyet, yerel üretim ve yerel iş alımlarıyla birleşmesi… Geriye global ekonomi kısır döngüsünü, dürüst ve besleyici bir döngüye dönüştürmek kalacak. Bir ekonomi birliği için topluluk temelli bir faaliyet gerekiyor.

Ekoköy hareketi, ilginç ve son derece efektif modeller üretmeye başladı. Sonraki adım, bunları halk laboratuvarından daha geniş bir kitleye transfer etmek olacak.

* Bu yazı Resurgence Magazine’den çevrilmiştir.

Haber No: 830