-- GÜNCEL PROJELER:
-- GEÇMİŞ PROJELER:


Victor Ananias
101 Soruda Organik Ürün Rehberi




Ekolojik yaşamı arayış yollarında...
Kategoriler: Gıda ve Tarım, Ekolojik Tarım Turizmi, Ekolojik Ürünler, %100 Ekolojik Halk Pazarı, Yaşam ve Kültür, Eğilimler, Ekolojik Mimari, Ekolojik Turizm, Doğa Dostu Yerleşimler, Geri Kazanım, Temiz Enerji, Gelenekler ve Yerellik, Kullanım Alışkanlıkları
Tarih: 31-Temmuz-2005
Yazdır | Arkadaşına Gönder | Yorum Ekle


EKİM 2004’te çıktım “ekolojik yaşamı arayış yolculuğu”na... Doğayla uyum içinde kendi kendine yeten bir yaşamı düşleyen, birlikte bu düşlerini gerçekleştiren insanlar var mı? Onların yanında bize yer var mı? Kapısında “ekolojik köy” veya “ekolojik yerleşim” yazmayan ama hayallerimizi gerçekleştirebileceğimiz bir köy, yerleşim bulabilir miyim?

Varsa yaşadıkları bölgenin, suyu, havası, toprağı, insanı nasıl? Eğitimi, sağlığı ve sosyal yapısı ne durumda? Bunları gerçekleştirmek isteyen insanlar ne kadar hazır ve hayallerindeki resim nasıl? Böyle bir yaşama adım atanlar ne yapıyor, ne üretip ne satıyorlar, nasıl yaşıyorlar?

Gerçek olmayan insan ilişkileri, sanal bağımlılık, kendimizin planlamadığı bir mesai, stresli çalışma ortamı, kafaya saksı düşme riski, deprem riski, ulaşımda-sanal ortamlarda yitirilen zamanlar, hızlı yaşama metabolizmanın tepkisi, sağlıksız beslenme, artan kanser, kalp, tansiyon gibi yıkıcı hastalıklar, tüketim çılgınlığı, TV, çocukların eğitimi, ekosistemin çöküşü, savaşlar, işgaller, küresel iklim değişikliği, ötelenen buzul çağı, ozon tabakası, pahalıya satılan organik ürünler, ekoloji tacirleri, GDO’lu gıdalar, doğadan kopuk bir yaşam...

Bu sıkıntıları gören, yaşayan pek çok insanın hayalini “ekolojik köy düşü” süslüyor. Aynı hayali gören insanların bir araya gelip, yaşayacağı bir yerleşim kurmaları zor değil. Zor olan bir projede anlaşacak kadar radikal geçiş yapmaya kararlı olmak, şehirdeki yaşamın sunduğu pek çok olanaktan vazgeçebilmek.

Birlikte üretip, doyup, yaşayan, doğadan almaktan çok vermeyi düşünen bir projeye yaşamları uyarlamak…

Bu arayışta Türkiye’nin batısını, özellikle Ege Bölgesi’ni dolaştım. Yolculuğumda, üyesi olduğum Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği ve onun Ekolojik ve Bilgi İşgücü (TaTuTa) projesi ile Buğday Dergisi rehberim oldu. Ekolojik üretim yapan 12 bin çiftçinin şimdilik 25’i TaTuTa bünyesinde, bu yaz belki de sayıları 40’ı bulacak. Gezilerimde çok özel anlar yaşadım. Her aşamasını not ettim ve diğer yolculara ışık olsun diye internette paylaşıma açtım. Şimdi de gönüllü olarak yardım ettiğim Buğday Dergisi’nin siz okuyucuları için izlenimlerimi aktarıyorum.

 

Dedetepe Çiftliği

Çanakkale-Küçükkuyu-Adatepebaşı Köyü’nde bulunan Dedetepe Çiftliği, TaTuTa ’nın en bilinen ve gençler tarafından en çok ziyaret edilen ekolojik kampı. Konukların her ihtiyacını karşılayacak eko-konfora sahip olan çiftliğin arazisi, 12 dönüm zeytinlikten oluşuyor. Arazinin zirvesinde çiftliğe ismini veren DEDE’nin yatırı var. Kasım-Şubat arası dışında yılın her ayı paylaşıma açık. Kazdağı’nın eteklerindeki Küçükkuyu, şirin bir sahil kasabası; kış aylarında da yoğun ve canlı bir nüfusa sahip. Artan nüfus nedeni ile yoğunlaşan beton ormanı ve çevre kirliliği gündelik yaşamı etkilemese de gelecek için olumsuz sinyal veriyor.

Sanayi tesisinin olmadığı ve insanların bisiklet kullandığı bölgede çok sayıda büyük şehir kaçkını var. Dedetepe Çitliği’nden Tamahine’in de gittiği “Kadınlar Kahvesi” gibi sosyal ortamlar var. Eğitim ihtiyacını üniversite dahil karşılayan, büyük bir limanı, balıkçı barınağı ve bol balığı olan Küçükkuyu’yu, yakınlığı nedeniyle pek çok insanın öncelikle tercih edeceğini düşünüyorum.

Kaz Dağı’na doğru çıkmaya başlayınca henüz bozulmamış bir ekosisteme ulaşıyoruz. Dağdaki köyler genellikle Türkmen olarak bilinen Alevi köyleri ile Yörük köylerinden oluşuyor. Dedetepe Çiftliği’nin dahil olduğu köy Adatepebaşı, 200 haneli bir Yörük köyü ve denize tepeden bakıyor. Kendine yeten, hemen her şeyi kendi üreten bir köy... Ana geçimleri zeytin. Her evin süt ve kümes hayvanı var. Zeytin gelirlerini genellikle giyeceğe, şekere ve tuza harcıyorlar.

Dedetepe’nin kurucuları Erkan ile Tamahin’i çocukları gibi benimseyip içlerine almışlar. Erkan ve Tamahine’e imreniyorum. Dedetepe’de çadırda yatıp, ağaç altında yemek yiyecek, denize bakıp az ilerideki şelalede suya girecek, gece kamp ateşi etrafında müzik dinleyip, dans edecek, harika vakit geçireceksiniz.

 

Ersöz Çiftliği

Başmakçı, Afyon’un ilçesi ama Afyon’dan çok Isparta’ ya yakın, Acı Göl’ ün yanında. Burası bana eski “kovboy” filmlerini hatırlattı; toz, rüzgâr, çalı ve meraksızca bakan insanlar... Ersöz Çiftliği, Acı Göl tarafında, merkezin biraz dışında. Düz bir bölge olduğu için en rahat ulaşım aracı bisiklet. Başmakçı’dan beni almaya gelen, araca binerken “bisikleti istersen arabaya alalım” dediğim Vehbi, beni “kim ne yapsın bisikletimi” diye yanıtladı. Suç oranının çok düşük olduğu ilçede Vehbi ve Sultan Ersöz, çiftliklerinde tavuk ve güvercinleri ile yaşıyor; salça ile turşu üretiyorlar. 10 dönümde ilçenin ilk ekolojik sebze üretimini başlatmışlar. Yumurta sektörünün kalbi durumundaki ilçe, Dünya’nın önde gelen ekolojik gül yağı üretim merkezi. Tüm bunları kooperatifleşerek sağlayan ilçe halkı, örgütlenmede onlara öncülük eden Ersöz’lere farklı olduklarını hatırlatmadan da edemiyor. Gördüğüm sohbeti en koyu aile olan Ersözler, son derece içten ve paylaşımcı insanlar… Vehbi, ekolojik hareketin hatip köylüsü. Araştırıyor, öğreniyor ve birikimini çağrıldığı söyleşilerde dinleyicilerle paylaşıyor.

Acı Göl; yoğun flamingo nüfusuna sahip, kirlenmekte olan bir sulakalan. Gölden pek çok sektörde ana hammadde olarak kullanılan sodyum çıkartılıyor. Gölün ve Başmakçı’nın güneyinde Toroslar’ın uzantısı tepeler var ve bu tepelerde Yörük köyleri yer alıyor. Olanca özgünlükleri ve bağımsızlıkları ile yaşamlarını sürdürüyorlar. Doğaya aykırı hiçbir yapının olmadığı, dağda oluşturdukları tarlalarda neredeyse tüm beslenme ihtiyaçlarını karşıladıkları yaşamlarını keçi ve kümes hayvanlarıyla, geleneksel yapılarında sürdürüyorlar. Burada, biyolojik çeşitliliğin ne denli gerekli ve her şeyin ne kadar birbirine yaşamsal olarak bağlı olduğunu öğrendim. Ardıç ağacının tohumunun kabuğu çok sert ve doğada sadece Ardıç Kuşu’nun sindirim sisteminden geçince açılıp dışkı halinde çıktıktan sonra toprakta kök salıyor.

Ersöz Çiftliği’nde canınızın hiç sıkılmayacağını ve sürekli konuşma, hareket ve yeme halinde olacağınızı söyleyebilirim.

Kılıç Çiftliği

Çiftlik, Isparta-Eğirdir-Yukarıgökdere köyünde bulunuyor. Köylüler, elma üreterek geçimlerini sağlıyor. Yaşlı bir teyzenin söylediğine göre, her elma olgunlaşıncaya kadar 25 kez tarım ilacına maruz kalıyor. Yaşlı teyzeye göre yeni nesil daha kof, kanser ve sebepsiz ölümler de çoğalmış. İkram ettiği elmayı almayınca nedenini anlıyor.

Kılıç Çiftliği’nden ve bölgeye getirdiği yeni ekolojik meyvecilikten söz ediyoruz. İlgi ve merakla izliyorlarmış. Bazı köylüler arazilerine Yasemin Kılıç’ın ürettiği elma fidanlarını dikmiş. Ürün şimdilik azmış ama Yasemin tarafından değerinde pazarlandığı için memnunlar. Yasemin, İbrahim Kılıç çifti ile kızlarının kurdukları çiftlik, köyün dışında, dağlarla çevrili mini bir vadide. Kapadokya’dan 11 kamyonla getirilen ve yapımı üç ay süren taş evleri tertipli, düzenli…

Çiftliğin kuzine-kombisinin sohbetimiz boyunca neredeyse iki odunla tüm yapıyı ısıtması beni çok şaşırttı. Ocak, fırın, soba ve kalorifer kazanı görevi gören, tüm Avrupa köylerinde kullanılan bu kuzine, çiftliğin paylaşılan en önemli bilgilerinden…

Çiftlikte 34 çeşit elma ve fidanı yetiştiriliyor. Tatları ve görünümleri birbirinden farklı bu elmalar, her mevsime yayılmış, yani her zaman taze elma bulabilirsiniz. Daha önce hiç tatmadığım elmaları tattım; yeni yaptıkları kurutma tesislerinden çıkan kurutulmuş meyvelerden yedim.

Ürünlerin rahatça pazarlandığını düşleyip, İstanbul merkezli bir kooperatifin hayalini kurduk. Çok odalı evin üst katı gönüllüler için hazırlanıyor. Konuktan çok gönüllü bekleyen çiftlikte yapılacak çok iş var. Tasarımı da ilginç olan çiftliğe gideceklerin iş, bilgi paylaşımı, sohbet ve konfor konusunda sıkıntı yaşamayacaklarını söyleyebilirim.

Dağ, doğa yürüyüşü ve tırmanışına çok uygun. Huzurlu bir ortam arayanlara, dağ, kitap ve müzik diyenlere Kılıç Çiftliği’ni öneriyoruz.

Haber No: 818