-- GÜNCEL PROJELER:
-- GEÇMİŞ PROJELER:


Victor Ananias
101 Soruda Organik Ürün Rehberi




ASHOKA Sosyal Girişimciler Ağı Türkiye temsilcisi Hülya Denizalp: “Çözüm, farklılıkların birlikteliği”
Kategoriler: Bireysel Gelişim, Yaşam ve Kültür, Doğa Koruma, Eğilimler, Dünyadan
Tarih: 31-Temmuz-2005
Yazdır | Arkadaşına Gönder | Yorum Ekle


Hülya Denizalp, üniversitede okurken Gönüllü Hizmetler Derneği ile köylerde gönüllü çalışmaya başladı. Endüstri Tasarımcısı olduğu halde bu alanda profesyonel olarak çalışmadı. Üç yıl öğretmenlik yaptıktan sonra okul dışı eğitim faaliyetlerinin önemine inandı. Gençtur’daki sosyal programlarda 15 yıl çalıştı. Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nda iki yıl Gönüllü ve İnsan Kaynakları yöneticiliği yaptı. 2002 yılından beri de ASHOKA Sosyal Girişimciler Ağı’nın Türkiye temsilciliğini yürütüyor.

İNSAN hakları, kadın, çocuk, çevre, belki de tanımlanmamış daha bir sürü alanda sorunlar yaşanıyor. Dünyada ve Türkiye’de insanlığın üç temel sorununu; sivil toplumun çözmeye uğraştığı en öncelikli sorunları tanımlayabilir misiniz?

Son zamanlarda üzerinde çalıştığımız sivil toplum kapasite geliştirme programındaki tespitlerde şunu gördüm: Temel sorunlar, çevre, doğa koruma, insan hakları ve kadın. Aslında ben kadın konusunu da insan haklarına katıyorum. Ayrı tartışmak gerekebilir ama bir sınıfa koyabiliriz. Dünyada çalışmalar genel olarak bu üç alanda yoğunlaşıyor.

ASHOKA’da yaptığım iş ise eğitim ağırlıklı. Eğitimi neden bu ilk üçe koymuyorum? Çünkü eğitimi yeniden sorguladığım bir dönem var. Aslında bu üçünü de içine alan eğitim olsa her şey hallolacak, eğitim kurtarıcı mı, araç mı? Çözüm aracı olarak görsem de şunu da söylüyorum; kadın, insan hakları, çevre, tümü eğitimle hallolabilir ama bu eğitimi kim verecek. Gökten birileri gelip bizi eğitecek değil, biz kendi kendimizi mahvetmişiz, insanlar arası denge kaybolmuş, doğa ile uyum kaybolmuş.

İki bin yıl önce kadın erkek eşitmiş, hatta doğurganlığına bağlı olarak kadın hâkim bir yapı varmış. Antropolog ya da sosyal antropolog değilim ama zamanla doğayla, birbirimizle uzlaşmaz hale gelmişiz, insanlar arasında sorunlar çıkmış ve doğada olmayan bu sorunları insanlar yaratmayı başarmış. Peki bunun üstesinden nasıl geleceğiz? Eğitimle. Eğitimi kim verecek? Gerçekte insan doğanın bir parçası… Bunu görmemde Buğday’ın büyük etkisi var.

Bu üç temel soruna odaklanırsak diğer var olan sorunları da onlarla ilişkilendirebiliriz belki. Bu temel sorunlarla uğraşan sivil toplum kuruluşlarının güçleri, sayıları sınırlı ve birçok konuda da muhalif durumdalar. Bu konuda ne düşünüyorsunuz, başarıyla sonuçlanması için ne olmalı?

Belki demokrasi ile olabilir. Yaşam bir öğrenme süreci. O süreçte öğrenip yeni adımlar atıyoruz, en azından ben bunu yapmaya çalışıyorum.

Bunu yapmaya çalıştığımda gördüğüm şey, farklı görüşler olmadan sağlıklı tahliller yapılamıyor, insan sadece kendisinin düşündüğünü doğru zannettiği zaman, alternatif bir yaşam modeli karşısına çıkmadıkça hatalarını görme şansı olmuyor. Onun için sivil toplum kuruluşlarının muhalif olmasının çok sağlıklı olacağını ama kendi içinde hatalarının olmasının da çok doğal olduğunu kabul ediyorum.

Farklılıkların, zıtlıkların birlikteliğini doğru buluyorum. Çünkü sen, ben aynı şeyi söylediğimiz zaman, diğerlerine gözlerimizi kulaklarımızı kapattığımız zaman yeniden üretme şansımız çok azalıyor.

Onun için bugün Türkiye’de bütün ekonomik güçlerin baskısına rağmen muhalif olma ve farklı fikir üretmenin eninde sonunda dengeleri zorlayacağına inanıyorum. Bir süreç bu… Baskı grubu oluşturmayı başarabiliyorsak kendi kendimize konuşmuyorsak evet! Bireysel - toplumsal gelişimin iç içe olduğunu düşünüyorum. Şu andaki pozisyonumda ASHOKA’da her bir üyemizden o kadar çok şey öğreniyorum ki, her bir insanla kendimi o kadar gözden geçirme şansı elde ettim ki, bu hem benim geliştiğim, hem de işlerimin daha güzelleştiği bir süreç.

Bu günden yarına bir şey olmayacak. Ekonomik gücü olanların mutlaka yaptırım gücü daha fazla ama bizler olmazsak durum çok daha ümitsiz olacak.

Haber No: 807