-- GÜNCEL PROJELER:
-- GEÇMİŞ PROJELER:


Victor Ananias
101 Soruda Organik Ürün Rehberi




"Kanser Köy" vicdanımıza ne kadar yakın?
Kategoriler: Gıda Güvenliği
Tarih: 29-Mayıs-2017
Yazdır | Arkadaşına Gönder | Yorum Ekle


Bölgede tespit edilen yüksek radyasyonla birlikte kanser vakalarının giderek artması nedeniyle "Kanser Köy" olarak anılan Kisir Köy’de yaşayanların sağlığı ve yörede tarım yapılan alanlarla ilgili olarak, Sağlık Bakanlığı ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın acilen araştırma yapmasını, halk ve çevre sağlığı için gerekli önlemlerin alınmasını bekliyoruz.

Aydın, Söke’ye bağlı Kisir Mahallesi’nde yaşayanların yakalandıkları kanser hastalığının, bölgedeki eski uranyum madeni ile olan ilişkisine dair haberlere rağmen, ne Sağlık Bakanlığı’ndan, ne de Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan bir açıklama yapılmaması, kamuoyunda yanlış anlaşılabilecek asılsız iddiaların yayılmasına zemin hazırlıyor.

Bölgede görülen kanser vakalarıyla ilgili haber ilk kez 2014 yılında gündeme geldi. Artan kanser oranının ardından konuyla ilgilenen uzmanların araştırmaları, bölgede limitlerin üzerinde yüksek radyoaktivite olduğunu ortaya koydu. (Haberi buradan okuyabilirsiniz.)

Radyasyon, Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC) tarafından kansere neden olan başlıca etmenler arasında gösteriliyor. Ayrıca Amerika Ulusal İş Sağlığı Güvenliği Enstitüsü, uranyum madenciliğindeki temel maddelerden biri olan Radon'un akciğer kanserine neden olduğunu belirtiyor.

Bölgede yıllardır araştırma yapan ve radyasyonla ilgili kamuoyunu bilgilendirmeye çalışan Ege Çevre ve Kültür Platformu’ndan (EGEÇEP) Prof. Dr. Ali Osman Karababa, 2014 yılında kendi olanaklarıyla bölgede ölçüm yaptıklarını ve sonuçlara göre radyoaktivite miktarının normalden 560 kat daha fazla olduğunu söylüyor. Karababa, uranyumla ilgili olarak, "Kayaçların içerisinde uranyum noktalarını gözle de görebiliyorsunuz. Alan olarak oldukça riskli; orada yaşam alanı olmaması gerekiyor," diyor.

Geçtiğimiz günlerde Hürriyet Gazetesi’nde yer alan konuyla ilgili haberde üç yıldır Kisir Köy ile ilgili yetkili makamlar tarafından herhangi bir girişimde bulunulmadığı, bölgede yaşayan vatandaşların yalnız bırakıldığı belirtiliyordu. (Haberi buradan okuyabilirsiniz.)

Ancak söz konusu haberde herhangi bir kaynak gösterilmeden yer alan "maden sahasının hemen yakınındaki arazide organik sertifikalı üretim yapılıyor" ifadesi, bazı çevreler tarafından kullanılarak, organik ürün üreticileri ve pazarlar aleyhine bir suçlamaya dönüştürüldü.

Gerçekdışı iddialar

Yıllardır kanser nedeniyle can veren, acı çeken yöre insanını ve çevrede konvansiyonel olarak yetişen diğer tarım ürünlerini görmezden gelerek, haberdeki ifadeyi, asılsız bilgiler ekleyip çarpıtarak kamuoyuna sunmak, konuyla hiçbir ilgisi olmayan organik üretim çiftliklerini mağdur ediyor. Söz konusu paylaşımda ”... köyün adım farkı ile yanında, kendini sertifikalı organik tarım sektörünün duayeni olarak lanse eden bir çiftlik vardır. Havalı ve pahalıdır. Organik tarım sertifikası satan şirketlerin ve bu şirketlerin her daim arkasında yer alan ‘çıkarsız’ derneklerin toplantı merkezidir. 1950'lerden beri bölgede yaşayan çiftlik sahipleri bu olayı hiç mi duymamışlardır?” iddiası tamamen uydurma ve kafa karışıtırıcı olmakla birlikte, pek çok üretici ve sivil toplum kuruluşunu da zan altında bırakıyor.

Buğday Derneği olarak, konuyla ilgili bilgi almak üzere organik üretim paydaşları ve organik tarım kontrol ve sertifika kuruluşları ile bağlantıya geçtik. Bölgede organik tarıma geçen ve grup sertifikası almış onlarca zeytin üreticisi çiftçi bulunduğunu belirten sertifikasyon firmaları, talep olmadığı için bu üreticilerden bugüne kadar ürünlerini piyasaya organik olarak süren üretici bulunmadığını belirtti. Ayrıca TaTuTa ağımızda da o bölgeden kayıtlı çiftlik olmamakla birlikte, %100 Ekolojik Pazarlar'da o bölgeden gelen bir ürün bulunmuyor. Kisir Köy’e en yakın organik çiftlik, alana kuş uçuşu 25 km uzaklıkta olup, arada Söke Ovası ve Dilek Yarımadası’nı da kapsayan dağlık alanlar yer alıyor.

Ancak bu noktada Buğday Derneği olarak, bölgede organik üretim yapılmasından çok, halk sağlığını tehdit eden unsurların incelenmesinin ve orada yetişen bütün ürünlerin temiz olup olmadığının araştırılması gerektiği üzerinde duruyoruz. Ayrıca organik çiftçisinin daha fazla zan altında kalmaması için ”Kisirköy'e birkaç adım mesafedeki sertifikalı organik tarımın duayen çiftliği" ifadesinin hangi bilgiye/kaynağa dayandırılarak söylendiği ve kimin kastedildiğinin, bu iddiayı ortaya atanlar tarafından açıklanması gerekiyor.

Acil Eylem Planı Uygulanmalı

Kisir Köy’de yaşayanların sağlığı ve o bölgede yetişen her türlü ürünün güvenilirliği hepimizi ilgilendiriyor ve bu nedenle halk sağlığı açısından konunun acilen araştırılarak, önlem alınması gerekiyor. Bu denli yaşamsal bir konunun organik karşıtlığına zemin yapılmasının, konuyu saptırmaktan başka bir işe yaramadığı ve çözümden uzaklaştırdığı kanaatindeyiz.

Bölgede üretilmiş zeytinyağı bize dokunduğunda ses çıkarmayı beklemek yerine, yıllardır bu gerçekle orada yaşayan ve acı çeken halkın sesinin duyulması önemli. Bununla birlikte radyasyon tehdidinin ürünlere etkisinin araştırılması, eğer sağlık açısından sakıncaları varsa, bölgedeki tarımsal üretimin radyasyondan arındırılması için acil eylem planının hayata geçirilmesi gerekiyor.

Buğday Derneği olarak konunun takipçisi olmayı sürdüreceğiz.

Haber No: 8002