Victor Ananias
101 Soruda Organik Ürün Rehberi




''Hayatım boyunca gıda ile özgürlük arasındaki bağa inandım'' Nardane Kuşçu ile röportaj
Kategoriler: G?da ve Tar?m, Tar?msal Biyoçe?itlilik, Ekolojik Tar?m Yöntemleri, ?ç Pazar, Ekolojik Ürünler, Tohum, G?da Güvenli?i, Ya?am ve Kültür, Do?a Dostu Yerle?imler, Ekolojik Mimari, Geri Kazan?m, Permakültür, Bitkiler, Ekolojik Turizm, Ekolojik Tar?m Turizmi, Doga Dostu Turizm, TaTuTa, Do?a, Biyolojik Çe?itlilik, Do?a Koruma, Victor Ananias,
Tarih: 28-Şubat-2017
Yazdır | Arkadaşına Gönder | Yorum Ekle


Ekolojik çiftliklerde, tarım turizmi ve gönüllü bilgi, tecrübe takası projemiz TaTuTa ağının üyesi, Kocaeli Kandıra'da bulunan Narköy Çiftliği'nin ''Nar annesi'' Nardane Kuşçu ile söyleşi yaptık. Kendisini ve ''düşü olmayanın işi de olmaz'' ilk cümlesiyle yola çıktığı Narköy'ü dinledik.

 

Sizi tanıyabilir miyiz?
Bu gün geriye dönüp baktığımda; kendi olmak üzere yaratılmış bir tohum olarak, ki 'her insanın da bir tohum olduğuna inanırım’ nasıl bir toprakta, sistemde yetiştiğim aklıma geliyor. Adana'nın Ceyhan ilçesinde Kösreli köyündeki bir çiftlikte doğdum. Çiftliği babaannem yönetiyordu, dolayısıyla 'kadın çiftçi' imgesi, çocukken babaannemi görerek, onunla bu deneyimi yaşayarak zihnime işledi. Babam da farklı işler yapmasına rağmen babaannemin en büyük yardımcısıydı. Babam doğayı, teknolojiyi, okumayı çok seven bir adamdı. Büyükbabam icatlar çıkarmayı, yenilikleri denemeyi seven Fransızca, Arapça bilen ve çok kitabı olan biriydi. Anneannem hem şehir kültürünü hem de doğayı öğretirdi bize. Annemse 'uçan kuşun kanadından örnek alırım’ misali, ilk doğadan modelleme öğretmenimizdi. Diğer aile fertleri, köydeki komşularımız, çalışanlar kocaman bir aileydik; hep birlikte çalışır, hep birlikte yemek yerdik. Kuşaklar arasındaki bilgi ve deneyim aktarımı neredeyse sınırsızdı. Yazın yaylalara giderdik ve doğa en büyük öğretmenimizdi. Kendi ellerimizle aldığımız tohumları ‘kurda, kuşa, aşa olsun’ diyerek toprakla buluştururduk. Masal dinleyen, yıldızlara bakan çocuklardık.

İlk ve ortaokulu Ceyhan’da okudum. Mersin Öğretmen Okulu’nda Köy Enstitüsü mezunu öğretmenlerden eğitim alma şansım oldu. Mezun olduğum 1972 yılından sonra, bir ilkokul öğretmeni olarak çeyrek asır çalıştım. Zaman içinde eğitim sisteminde pek de olumlu olmayan değişimler beni ve benim gibi ideallerine bağlı öğretmenleri üzmeye başladı. Okul bahçelerinin bile betonlaştığı, okuma alışkanlıklarının yeteri kadar kazandırılamadığı, okul bahçesinde düşüp dizlerini yaraladıklarında ilk pansumanlarının kendi tükürüklerinin olacağı bilgisinin verilmediği, eğitimde de hayatta da farklı bir evreye girilen varsa yoksa çocukların yarış atı gibi sınavlara hazırlandığı zamanlardı, emekli oldum. Narköy'ün düşü o zaman yazıldı. Bu nedenle Narköy'ün ilk cümlesi; 'Düşü olmayanın işi olmaz'dır.

Gelelim Narköy'e...
2002 Yılında Nar Eğitim Danışmanlık Merkezi'nin temeli olan Nar NLP’yi, özellikle çocuklar ve ailelerle çalışmak üzere kurdum. 2005 yılında gelinim Ebru, oğlum Ozan ve kız kardeşim Ayşe Gürel de bana katıldı. Daha sonra pek çok eğitmen ve danışmanın katılımıyla geliştik. Çünkü her katılan arkadaşımız kendi ışığı ve deneyimi ile bizi geliştirdi. Oğlum Ozan kurumsal bölümümüzü kurdu ve biz yolumuza beş kişilik bir aile şirketi olarak devam ettik. Bu dönemde Narköy düşü mayalandığı yerden çıktı ve 2007 yılında Kandıra’daki arazimizi aldık. Amacımız bir organik tarım çiftliği ve ekolojik bir otel yaparak 'Eko Turizm' ve deneyime dayalı, doğadan modellenmiş eğitimler yapmaktı. Altı yaşından bu yana topladığım, duvar bahçelerinde, saksılarda, yazlığın bahçesinde sürdürmeye çalıştığım tohumlarımı hemen ekmeye başladım. Hayatım boyunca gıda ile özgürlük arasındaki bağa inandım.


Buğday Derneği ve TaTuTa ile nasıl tanıştınız?
Buğday dergisini ilk çıkmaya başladığı günden beri takip etmeye çalıştım. Sevgili Victor’un bu konudaki emeklerine ne kadar teşekkür etsek de azdır. Buğday Derneği'ne de epeydir üyeyiz, TaTuTa çiftliklerinden de doğal olarak haberdardım. Çiftliğimizi kurduğumuzda TaTuTa'ya başvurduk ve başvurumuz kabul edildi.

Narköy'de bir gününüz nasıl geçiyor, neler üretiyorsunuz?
Genellikle sabahları çok erken kalkarım, hızla maillerime göz atar, kahvemi içer çiftliği ve etrafımızdaki ormanı dolaşmaya çıkarım. Bu gezmelerim doğayı daha iyi tanımamı ve doğayla muhabbetimi arttırmamı sağlar. Saat 08.00 civarı ekip toplanır, birlikte kahvaltı ederiz ve işlerimize dağılırız. Ben daha çok ilk kez ekilecek tohumlarla, elimizdekilerle denenecek yeni turşu, reçel, sirke, ekmekle ilgilenirim. Doğadan modellenerek yazılacak eğitim notlarımı toplamakla ilgilenirim. Narköy’ün annesiyim. Çokça okurum, araştırırım.

Narköy'de ürettiklerinizi nasıl paylaşıyorsunuz?
Ürettiklerimizi öncelikle Narköy’de tüketiyoruz. Otele gelen konuklarımızın yediklerinin yüzde sekseni çiftlikte üretiliyor. Konuklarımız satın alıyor. Bir süre İstanbul’daki %100 Ekolojik Pazarlara katıldık ama işlerimizin yoğunluğu nedeniyle şimdi yalnızca İzmit’teki pazara katılabiliyoruz.

TaTuTa aracılığıyla gelen gönüllüleri burada neler bekliyor?
Çiftliğimize gelen gönüllülerimizle ağırlıklı olarak çiftlik işlerini paylaşıyoruz. Çalışma saatleri dışında Kerpe’de denize girebilir, orman yürüyüşleri yapabilirler. Bu yıl gönüllü konaklama birimimizin onarımı nedeni ile Nisan ayına kadar gönüllü kabul edemiyoruz, onarım biter bitmez gönüllülerimizi bekliyoruz.

Haber No: 7961
comments powered by Disqus