-- GÜNCEL PROJELER:
-- GEÇMİŞ PROJELER:


Victor Ananias
101 Soruda Organik Ürün Rehberi




Toprağımızı Kaybediyoruz
Kategoriler: Gıda ve Tarım, Bireysel Gelişim, Yöntemler, Ben ne yapabilirim, Geri Kazanım, Permakültür, İklim Değişikliği, Doğa, Biyolojik Çeşitlilik, Doğa Koruma
Tarih: 22-Ağustos-2016
Yazdır | Arkadaşına Gönder | Yorum Ekle


Toprak, içindeki hava, su ve minerallerin yanı sıra çok büyük miktar ve çeşitlilikte canlı hayata ev sahipliği yapan, içindeki biyolojik hayatın dinamiklerini anlamaktan hala çok uzak olduğumuz, canlı bir yapıdır. Bir dönüm sağlıklı bahçe toprağında bir kilograma yakın küçük memeli canlı, 15 kg kadar protozoa (çeşitli tek hücreli canlılar), 100 kg solucan, 100 kg eklem bacaklı, 100 kg yosun, 250 kg bakteri ve 300 kg mantar yaşadığı tahmin ediliyor.

 

İyi bir bahçe toprağının % 45’ini mineraller, %25’ini su, %25’ini hava, geriye kalan %5’ini ise organik madde oluşturur.

Bu çeşitlilik ve canlılık, sağlıklı toprağın vazgeçilmez unsurudur. Modern tarım anlayışının nitelikten çok niceliğe önem veren yaklaşımı ile birlikte, petro-kimya ürünü gübre ve ilaçlar ile mekanizasyonun yarattığı yıkım, tarım arazilerindeki toprak canlılarını büyük bir hızla yok ediyor. Bu nedenle her geçen gün daha fazla sentetik ürüne mahkum oluyor, bir süre sonra da toprağın verimini tamamen yok ederek, başka arazilerde çözüm arıyoruz. 

Doğal örtüsünü, canlılığını kaybeden toprak ise, rüzgar ve yağmur erozyonuna açık hale geliyor, bozulan yapısı nedeniyle her yıl muazzam miktarlarda toprak kaybı yaşanıyor. Özellikle Türkiye gibi çok eğimli topografik yapıya sahip olan coğrafyalarda, erozyonun etkileri daha vahşi oluyor. Resmi verilere göre, herhangi bir erozyon sorunu yaşanmayan alanların yüzdesi yalnızca %13 civarındayken, şiddetli erozyon gözlenen araziler, toplam arazi varlığımızın yaklaşık %58’ini oluşturuyor. İşlemeli tarım yapılan 27,7 milyon ha arazi incelendiğinde ise, bunun toplam 16,4 milyon ha kısmında ana sorun olarak erozyon öne çıkıyor.

 Yukarıda bahsettiğimiz canlı çeşitliliğini mümkün kılan şey, topraktaki organik maddedir. Ölmüş olan bitkilerin ve hayvanların vücutları, mikroorganizmalar tarafından ayrıştırılarak, içlerindeki besin maddeleri bitkilerin kullanabileceği forma getirilir. Ayrışmış olan organik madde, topraktaki suyu sünger gibi emerek, daha fazla mikroorganizmaya ev sahipliği yapar, besin alışverişini kolaylaştırır. Mikroorganizmaların faaliyetleri sayesinde toprağın hava alması sağlanır, bitkilerin kökleri aracılığıyla istedikleri besine istedikleri zaman ulaşabilmesi mümkün olur. Toprak yapısını iyileştirir, iklim dengesizliklerine karşı daha dayanıklı olur. 

Toprak kalitesi, topraktaki organik madde ve mikroorganizma miktarı ile ölçülür. Sağlıklı bir topraktaki organik madde miktarı %3’ün üzerinde olmalıdır. Türkiye geneline baktığımızda, diğer bölgelere kıyasla daha fazla düzenli yağış alan Karadeniz Bölgesi ve doğal yapısı insan aktiviteleri tarafından hala çok fazla bozulmamış olan Doğu Anadolu Bölgesi hariç, topraktaki organik madde miktarının oldukça düşük olduğu görülüyor. Ülke genelinde, topraklarımızın sadece %14’ünde organik madde miktarı %2’den fazla iken, %64’ünde bu oran %1’in altındadır.

 Peki topraktaki organik madde miktarını nasıl arttıracağız?

Tarım ve bahçecilik uygulamalarında, toprak türüne, ihtiyaçlarına ve uygulama ölçeğine göre değşiklik gösteren farklı yaklaşımlar olsa da, temel ihtiyaç topraktaki organik madde miktarının arttırılmasıdır. Çok büyük tarım arazilerinde anıza doğrudan ekim ve yeşil gübre uygulamaları öne çıkarken, daha küçük ve yoğun üretim yapılan bahçelerde organik örtüleme (malç) yapmak önemlidir. Kompost ise, uygulanabilirliği doğrultusunda her ölçekte toprağa karıştırılmalı, topraktaki canlılara yaşama alanı ve besin sağlamak amacıyla kullanılmalıdır.

Yeşil Gübre: Toprakta çeşitli mineraller, özellikle de azot sabitleyen baklagil türü bitkilerin, çiçeklenme döneminde biçilmesi ve/veya toprağa karıştırılması. Bunlar genelde bakla, yonca, fiğ gibi baklagil türlerden oluşur.

Organik Örtüleme (Malç): Toprağın, iklim koşullarına göre belirli bir kalınlıkta organik madde ile örtülmesi. Biçilmiş otlar, sap ve saman, kuru yapraklar, ağaç kabukları, talaş vb.

Organik maddenin belirli koşullar altında mikroorganizmalar tarafından ayrıştırıldığı kompost ise, zengin içeriği sayesinde toprak sağlığını olumlu yönde etkileyen en önemli kaynaklardan biridir. (Kompost yöntemleri hakkında detaylı bilgi için bakınız.)

Toplumsal yönden Dünya üzerindeki karbon döngüsünün kırıldığı en önemli noktalardan biri, katı atık ve çöp meselesidir. Bu atıklar, vahşi ve/veya düzenli depolama sahalarında birikerek kirlilik dediğimiz şeyi oluşturur, yeraltı sularını ve toprağı kirletir, görüntü ve koku sorunu yaratmanın yanı sıra, havasız koşullarda biriktiği için küresel iklim değişikliğine ciddi ölçüde etki eden metan gazı salınımına neden olur.

Sonuç olarak; Türkiye’de bir gün içinde kişibaşı üretilen çöp miktarı ortalama 1-1,5 kg civarındadır ve bunun %50-60’ı kompost yapılabilecek organik maddeler, yani mutfak artıkları, yemek artıkları, kağıt, karton gibi malzemelerden oluşur. Bu aslında kullanılmayan bir kaynaktır ve kompost yapıldığı taktirde toprağı zenginleştirecek çok değerli bir ürün olmanın yanı sıra, kompost yapılmadığı durumda hem ekonomik hem de ekolojik maliyeti yüksek olan bir soruna dönüşür. Yani aslında sorun, çözümdür.

Kaynaklar:

Atalay, İ., 2014, Toprak, Bitki ve Çölleşme Atlası, İnkılap, İstanbul. 


Erpul, G., Deviren Saygın, S., 2012., Ülkemizdeki Toprak Erozyonu Sorunu Üzerine: Ne Yapmalı?. Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Dergisi. 1(1), 26 - 32.

Erpul, G., Deviren Saygın, S., Madenoğlu, S., 2015. Türkiye’de Toprak Erozyonu ve Çölleşme. Türkiye Tohumcular Birliği Dergisi. Sayı 15, s. 64-69

Saltalı, K., Toprak Verimliliğinde Organik Maddenin Önemi, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üni. Ziraat Fak.

Haber No: 7932