-- GÜNCEL PROJELER:
-- GEÇMİŞ PROJELER:


Victor Ananias
101 Soruda Organik Ürün Rehberi




Yaşam çiftliğinin mutlu meyveleri
Kategoriler: Bitkiler, Gıda ve Tarım, Ekolojik Tarım Turizmi, Ekolojik Tarım Yöntemleri, Ekolojik Ürünler, %100 Ekolojik Halk Pazarı, İç Pazar, Biyolojik Çeşitlilik, Doğa Koruma, Gelenekler ve Yerellik
Tarih: 18-Temmuz-2005
Yazdır | Arkadaşına Gönder | Yorum Ekle


EĞİRDİR Gölü’nün güneyindeki Davras Dağı’na açılan vadilerden birinde, Türkiye’nin hiç bir yerinde bir arada göremeyeceğiniz çeşitte meyve yetişiyor. Bu yemyeşil vadideki 30 çeşit elma, 16 çeşit kiraz ve vişne, 11 çeşit erik, 15 çeşit şeftalinin mutluluğu her hallerinden belli.

Uzunluğu iki metreyi bulmayan bir elma ağacının dallarından sarkan meyveler, toprağa teşekkür ediyor gibi. Birkaç metre ötedeki erik ağacının dalları ve yaprakları, üzerindeki mor eriklerden neredeyse görünmüyor. Biraz ileride bir şeftali ağacı var; sarıdan kırmızıya dönmeye yüz tutmuş meyveleri biraz daha güneş çekmek istiyorlar içlerine...

Meyve ağaçlarının arasında dolaşırken içimden sadece teşekkür etmek geliyor; toprağa, suya, güneşe, rüzgâra, börtü böceğe ve onların mutlu olması için elinden geleni yapan Yasemin Ute Kılıç’a... Ağaçların arasında dolaşan kelebekleri göstererek, “Daha fazla meyve almak uğruna ağaçları ilaçlasaydım bu kelebeklerin hiçbiri burada olmazdı,” diyor.

“Eğirdir’de elmacılık 30 yıl önce başlamış. Başlangıçta çok verimliymiş toprak, iyi para kazanmışlar elmacılıktan. Sonra monokültür (tek tip ürün yetiştirme) nedeniyle meyvelerin hastalıklara olan direnci azalmış ve bu da çiftçinin daha çok ilaç kullanmasına neden olmuş. İlaçlama yararlı böcekleri yok edip toprağın verimliliğini düşürüyor. Bu yüzden her yıl daha fazla ilaç atmak zorunda kalıyorlar. Şimdi bir yandan suni gübreyle şişirilmiş elmalar yetiştirirken, diğer yandan da toprağı, yeraltı sularını kirletmeye devam ediyorlar...”

Yasemin Kılıç, bir yandan olgunlaşmış meyveleri sepetine doldururken diğer yandan da yere sarkan dalları düzeltmeye çalışıyor.

Kirlenen çevre için...

1995 yılında eşi ve üç kızıyla birlikte Yukarı Gökdere Köyü’ne yerleşmiş Yasemin Kılıç. İçme suyu olarak da kullanılan Eğirdir Gölü’nün pestisid (böcek ilacı) ve herbisidlerle (yabani ot ilacı) kirletildiğini anlatıyor: “Her geçen gün biraz daha kirlenen çevre için bir şeyler yapmak istedik.”

“Kirliliği görünce, buradaki elmacılığı çevreyi kirletmeyen ve sürdürülebilir bir konuma getirmek için çalışmaya karar verdik. İlk iş olarak bir Alman akademisinin açık öğretim programı kanalıyla ekolojik tarım eğitimi aldım.”

Ancak Eğirdir yöresindeki Golden Deli ve Starking gibi çeşitlerin yoğun ilaçlamalar nedeniyle hastalıklara karşı çok dayanıksız hale geldiklerini gözlemlemiş. “Düşünsenize doğal denge o kadar bozulmuş durumda ki, yılda 20 kez ilaçlama yapmak zorunda kalıyorlar,” diyen Kılıç, bu yüzden yurtdışından altı çeşit elmanın lisansını alarak fidan yetiştirmeye başlamış.

“Topaz, Rubinola, Goldstar, Rajka, Hana, Nela... Ekolojik tarım için hastalıklara dayanıklı olan çeşitleri getirdik ve ufak bir fidanlık kurduk. 100 fidanla başladık. Şimdi her yıl 10-15 fidan üretiyoruz. Hedefimiz bu bölgede ekolojik elmacılığı yaygınlaştırmak.”

Yasemin Kılıç çevredeki çiftçileri ekolojik tarıma geçme leri yolunda sürekli yüreklendiriyor. Çiftçileri örnek bahçe adını verdiği, mutlu meyve fidanları arasında dolaştırıp onlara meyvelerini tattırıyor. İlgilenen çiftçilere fidan veriyor ve ekolojik tarıma geçmek isteyenlere iki üç yıl gönüllü danışmanlık yapıyor; ağaçlarını buduyor, ne tür biyolojik ilaç kullanabilecekleri konusunda yönlendiriyor, hatta pazar bulmalarına yardımcı oluyor. Yasemin Kılıç şimdiden Eğirdir çevresinde 20 hektar alanın ekolojik tarıma geçmesini sağlamış. Çanakkale, Tire gibi bölgelerden de ekolojik sertifikalı fidan almaya geliyorlar Yaşam Çiftliği’ne. Şimdi de ekolojik üretim yapanlarla bir çiftçi birliği oluşturmanın yollarını araştırıyor.

Meyve ağaçlarının bu denli sağlıklı olmalarının nedeniyse çevrenin sağlığına gösterilen, özen. “Doğada her şeyin bir bedeli var” diyor Yasemin Kılıç. “Siz eğer böceği ve topraktaki besin maddelerini yok ederseniz, hiçbir besin değeri olmayan, tatsız tuzsuz meyveler yemek zorunda kalabilirsiniz... Eğirdir’de kimse ilaçlama yaparken maske, özel giysi kullanmıyor. Toprak fakirleşiyor, solucanlar ölüyor, kanser vakaları da giderek artıyor.”

Doğal yöntemlerle mücadele

Ağaçlarda ya da meyvelerde ortaya çıkan hastalıklara karşı tamamen doğal yöntemlerle mücadele ediliyor Yaşam Çiftliği’nde: “İlkbaharda az miktarda bakır ve kireç karışımından oluşan bordeaux bulamacı yapıyoruz. Mantar hastalıkları için kükürt kullanıyoruz. Arap sabunu ya da Hindistan’dan gelen Neem Azal adlı bir ilaç da yaprak biti için çok etkili oluyor. Elma iç kurdu için de İsviçre’den gelen bir virüs (biyolojik mücadele) kullanıyoruz.”

Yararlı böcekler konakladığı için ağaçların altındaki otları özellikle biçmiyorlar. Kılıç, yaş meyve ve güneşte kurutulmuş elma halkaları dışında, elma çayı, elma sirkesi, elma püresi ve elma pestili de üretiyor ve bu farklı ekolojik ürünleri şehirde yaşayanlara ulaştırabilmenin yollarını araştırıyor. 

 

Besin değeri, antioksidan özelliğe sahip olan elma, vitaminler (özellikle C vitamini) ve mineraller açısından çok zengin bir meyve. Ekolojik yöntemlerle yetiştirilmiş bir elmanın, bu besin değerlerini tam olarak taşımasıyla birlikte raf ömrü de daha uzun oluyor.

Haber No: 775