-- GÜNCEL PROJELER:
-- GEÇMİŞ PROJELER:


Victor Ananias
101 Soruda Organik Ürün Rehberi




Meyve dönüşümdür
Kategoriler: Koruyucu Sağlık ve Beslenme, Bitkiler, Kullanım Alışkanlıkları, Pazarlar/Alışveriş
Tarih: 18-Temmuz-2005
Yazdır | Arkadaşına Gönder | Yorum Ekle


DOĞANIN döngüsünü izlemek niyetinde iseniz, yaşadığınız yere yakın yöresel bir pazar kurulup kurulmadığını araştırabilirsiniz.

Kasabalarda ya da küçük yerlerde yaşayanlar için durum biz şehirdekilere göre çok daha kolay. Ama çok şükür, bizim de yakınımızda haftada bir gün güzel bir yöresel pazar kuruluyor. Sebzemizi, meyvemizi, ekmeğimizi, kahvaltılıklarımızı oradan alıyoruz, hatta eşe dosta, yumurta, peynir aldığımız da oluyor. Normal semt pazarları ne yazık ki yöresel pazarlardaki gibi döngüleri ifade etmez. O pazarlarda her mevsim her şey bulunur sanki. Bir de İstanbul’un çeşit çeşit sokakları, caddeleri var. Mevsimine göre buralardaki el tezgâhlarının da mevsimler hakkında söyleyecek çok lafı oluyor. Pazarın kurulduğu günler yaptığımız alışveriş, aldıklarımızı eve getirip yerleştirirken tuttuğum günlük ve sokaklarda rastladığım tezgâhlar hakkında aldığım notlar nihayet defterimin ölü sayfalarından çıkacak.

Meyvelerle halvet olmaya başlamadan söylemeliyim, bizim pazardaki ürünler kuzeyde yetiştiğinden geldikleri zaman güneydekilerden biraz daha geç oluyor. Ama yine de meyvelerin çeşitli pazarlara ulaşma zamanı en fazla 1-2 hafta değişiklikle aynı. Bir diğer nokta zihnimizde meyvelerin illa ki “tatlı” olacağına dair bir yargı taşımamızdır.

Oysa meyve her bitkinin üreme aracı olan tohumu koruyan yapısıdır. Tohum bitkiyi oluşturur, bitki çiçek açar, çiçek meyveye dönüşür, meyveden çıkan tohum tekrar toprakla buluşarak bir bitki olur. Bu döngü böyle devam eder. Her bitkinin bir meyveye ihtiyacı vardır, tatlı olsun, olmasın. Yıl içinde iki dönem var ki meyveler bol, çeşitli, olgun ve taze oluyor. Bunlardan biri ilkbaharın canlılık enerjisi ile serpilip gelişmiş olan yaz meyvelerinin olduğu yaz başı. Bu meyveler haziranın ilk yarısında habercilerini gönderiyor ve ikinci yarısında kendilerini tamamen gösteriyor. Önce eriklerin olgunlaşması ve sulanmasına, çileklerin kırmızılaşmasına tanık oluyorsunuz. Sokaklardaki tezgâhlarda satılan çağla bu dönemde gezinmeye başlıyor. Bu dönemde kış meyvesi olduğu için hâlâ dayanıklı olan elmalar küçük ve kuru olsalar da pazarda birkaç kasa bulunabiliyor. Hele tombul ve yeşil ekşi elmalarla güzel elmalı kekler yapabilirsiniz. Çileklerle beraber bir de kendine has yabani dokusu ve minyatür görünümüyle yabani çilekler de kısıtlı miktarlarda bulunabiliyor. Daha çok reçellik olarak satılıyor.

Daha sonra temmuzun üçüncü haftasının sonuna kadar tam meyve çılgınlığı yaşanıyor. Beyazı, sarısı, alacalısı, kırmızısı, bordosu ile çeşit çeşit kirazlar, temmuzun sonuna doğru gittikçe tatlanacak ama yine de ekşisi pek inatçı olan vişneler, insana “dut ye bal ye”, dedirten dutlar, şekerpare kayısılar, aralarında mürdüm eriği de olan olgunlaşmış erikler, şeftaliler ortaya çıkıyor. Yaz elmaları ve çeşit çeşit armutlar da artık tezgâhlarda varlar bu esnada. Onlar da gittikçe kokularını etrafa bırakacak ve sulanacak.

Sıcak günlerin dostu ve serinleticisi kavun ve karpuz bütün temmuz ve ağustos ayları boyunca bizimle. Meşhur Kırkağaç kavunları ise temmuz sonu ağustos başı Kırkağaç civarında yolda dizi dizi görülmeye başlanıyor.

Temmuzun ikinci yarısı meyvelerin çeşitliliği ve bolluğu kaybolur gibi olsa da meyvelerin yazın sonu ve sonbaharın başlangıcına bir hazırlık içinde olduğunu düşünebiliriz.

Ağustosun ilk haftasında çoğu yabani olarak toplanan –bizim pazardakiler öyle kızılcıklar da olgunlaşmaya başlıyor böğürtlenlerle beraber. Peki ya bereketin timsali üzüm ve incire ne demeli. Ağustosla beraber artık hem sokak hem pazar üzüm ve incirle dolacak.

Çeşit çeşit üzüm... Çoğunluk çekirdeksiz İzmir üzümünü bilir ve tercih eder ama eylül başında ortaya çıkacak olan Karadeniz’in kokulu üzümü başka hiçbir yerde yok. Burada Anadolu’nun birçok yöresinin kendine has üzümlerinin şaraplık ithal üzümlerle yer değiştirdiğini söylemeden edemeyeceğim.

Gördüğünüz gibi domates daha ortalarda görünmüyor. Domatesin de bir meyve olduğunu unutmamak lazım. Bütün kış bize yememiz için sunulan domates pazarda ancak ağustosun ilk haftasında ortaya çıkıyor. Kışın hangi koşullarda yetiştirildiğinden ve bize nasıl sunulduğundan bu yazıda bahsedip keyfinizi kaçırmayacağım. Ağustos’un yabani tatlarından Frenk inciri, Kaktüs meyvesi ya da yerel adıyla Frincir yaşamı kayaların arasından çıkarak zorlar. En tatlı olanıda en kayalık yerde büyüyenidir. 

Üzümlerin belirmesi aynı zamanda sonbaharın da habercisi olacak. Sonbaharla meyve zamanının ikinci perdesi açılacak ve pazar yine çıldıracak. Bütün yaz olgunlaşmayı bekleyen muşmula, üvez gibi daha yabani ve ticari olmayan meyveler çıkacak. Ekim ayı kristal meyve nar ve düşüncesinin bile ağzımızı kamaştırdığı ayvanın ayı.

Meyvelerin döngüsündeki son perde kış aylarındaki vitamin ihtiyacımızı karşılayacak olan harika kış elmaları ve narenciyelerle açılır. Anadolu’daki elma cinsi çeşitliliği akıllara durgunluk verecek boyuttadır ama süpermarketlerde sadece iki tür elma bulunuyor olması daha vahim bir durumdur. Üstelik bu elmaların yurtdışından gelen türler olduğunu düşünürsek vehamet iki kat daha artıyor.

Ekim-kasım gibi çıkan portakallar ve ocakta ortaya çıkan mandalina ve muz, kış mevsimine ayrı bir koku ve tat katar. Burada adı geçen muzun sürekli manavlarda ve her yerde satılan çikita muzlarla alakası yoktur, küçük ve çok tatlı halis mulis yerli muzdur bahsedilen. Bana göre çukulatanın meyve haline gelmiş şekli nefis Trabzon hurması kasım, aralıkta tezgahları süsler. Buğday Derneği’nin sloganı “yaşam dönüşümdür”.

Bu yazınınki ise “meyve dönüşümdür”. Yaşamınızın meyveleri bol olsun.

Haber No: 774