-- GÜNCEL PROJELER:
-- GEÇMİŞ PROJELER:


Victor Ananias
101 Soruda Organik Ürün Rehberi




aysun the Sütçü ve ‘Kızları’
Kategoriler: Ekolojik Turizm, Doga Dostu Turizm, Ekolojik Tarım Turizmi, TaTuTa, Ekolojik Ürünler, İç Pazar
Tarih: 19-Şubat-2011
Yazdır | Arkadaşına Gönder | Yorum Ekle


Eylül ışıklarının canlı-cansız her şeyin üzerine bir tutam büyü attığı bir günde, uzun zamandır sütlerini içtiğim, yoğurt ve peynir yaptığım ama bir türlü tanışmaya fırsat bulamadığım aysun the Sütçü ve inekleriyle (kendi deyimiyle kızlarıyla) tanışmak üzere Gündönümü Çiftliği’ne doğru yola çıktım.

Aysun’un ‘kızları’ çayırda otlarken, çıkardıkları ‘kırt kırt’ sesleri arasında sohbet ettik. Hatta içlerinden biri saçımı saman zannedip tadına bile baktı! aysun the Sütçü, içinden geleni hayata geçirmiş, içimizden biri… Aysun, Gündönümü Çiftliği’ni senin ağzından dinleyelim. Gündönümü, her şeyden önce ineklerinin sağlığını ve mutluluğunu gözeten bir çiftlik. 148 tane hayvanımız var, onları beslemek için çevredeki yaklaşık 200 dönümlük arazide ziraat yapıyoruz;Bu arazilere inek gübresi dökerek toprağı zenginleştiriyoruz. -tabii yetmiyor, ek olarak hammadde de satın alıyoruz.Ama hazır fabrika yemi yedirmiyoruz. Gündönümü inekleri, İstanbul’un tüberküloz ve brusellozis’ten ari ilk sürüsü. Aynı zamanda Türkiye’de altı yıldır üst üste hastalıklardan arilik sertifikası alan ilk ve tek çiftlik. Tebrikler, bunu nasıl başardın? Çiftliği ilk kurduğumuzda satın aldığımız hayvanların %80’inde zoonoz (tüberküloz ve brusellozis) hastalık çıkınca sil baştan her şeye yeniden başlamak ve yeni sürü kurmak zorunda kaldık. Bu ikinci seferde, her hayvanı satın almadan önce test ettirdik, artık kendi doğumlarımızla sayıyı artırdığımızdan dışarıdan giriş olmuyor. Zaten çiftlikte 200 inekten fazla bulundurmayı düşünmüyorum, ineklerin yaşam kalitesi düşüyor, mutsuz oluyorlar. Aynı şekilde, bir inekten daha fazla süt almak için verilen belli besin ve katkı maddeleri de var, onları da kullanmıyorum. Daha az süt alıyorum ve daha az süt geliri elde ediyorum belki ama ineklerim sağlıklı ve mutlu, bu benim için daha önemli. İnekler için mera alanın var mı? Var ama yeterli değil, bir ineğin tamamen meradan beslenebilmesi için 6 dönüm araziye ihtiyacı var. Maalesef hem o kadar çok arazim yok hem de olsa dahi kurak ülkemizde sulamaya yetecek bir sermayem yok. Ancak yine de mekanımızı iyi kullanmaya çalışarak kızları her gün dışarı çıkarıp güneşi hissetmelerine, otlamalarına özen gösteriyoruz, onları uzun uzun fırçalıyoruz. İnekler de insanlar gibi, mutsuz olduklarında sağlıkları bozuluyor. Hem sen hem de ortağın olan eşin şehir kökenlisiniz. Nereden çıktı bu çiftlik fikri? Üniversitede iktisat okudum, mezun olduktan sonra bir tekstil şirketinde çalışmaya başladım. İşim gereği sürekli seyahat ediyordum, sık sık gittiğim ülkelerden ikisi de Hollanda ve Almanya’ydı. Oradaki pastoral çiftlikler beni çok etkiledi, ben de böyle bir çiftlikte hayatımı kazanmanın hayalini kurmaya başladım. Zaten iş yoğunluğu, stresi, kendime ve aileme zaman ayıramamak canıma tak etmişti. Eşim Mehmet’le birlikte bu işi yapmaya karar verdik. Zaten o desteklemese ve üretimi planlamasa buraya kadar başarmamız mümkün olmazdı; iyi bir ekip olduğumuzu düşünüyorum. Bu kadar zor olacağını tahmin etmemiştik ama tüm engellere rağmen tüm gücümüzle bu çiftliğin var olması, sürdürülebilmesi ve başkalarına örnek olması, cesaret vermesi için uğraşıyoruz.

Haber No: 4384