-- GÜNCEL PROJELER:
-- GEÇMİŞ PROJELER:


Victor Ananias
101 Soruda Organik Ürün Rehberi




Kentte ekolojik bahçeler
Kategoriler: Doğa Dostu Yerleşimler
Tarih: 26-Şubat-2004
Yazdır | Arkadaşına Gönder | Yorum Ekle


II. Dünya Savaşı yıllarında, Montreal’de gıda kıtlığı baş gösterince, bir grup kentli, "kent bahçeciliği"ni başlatmış. Bu organizasyon zaman içinde gelişip gıda güvenliği ve kent içi eko-tarımcılığında uzmanlaşmış bir sivil harekete dönüşmüş. Adı; eko-insiyatif. Kentlilerin ve yerel grupların katılımıyla,kentin farklı bölgelerinde oluşturulan 14 eko-bahçe ağını organize ediyorlar. Amaç, kentlilerin temiz toprakla haşır neşir olmaları. Kendi eko-ürünlerini kendi uğraşlarıyla elde ediyor ve ortaklaşa tarımsal faaliyetleri yoluyla, kentli paylaşımını "doğal ve insani" çerçeveye oturtuyorlar.

MONTREAL'de 2000 yılında yaklaşık 11 bin kentlinin ortak çabalarıyla, onlarca ton ekolojik meyva ve sebze üretilmiş. Bu ürünün yarısı bahçelere emek verenlerin, geri kalan bölümüyse okul, hastane ve yerel organizasyonların mutfaklarında kullanılıyor. Meyve, sebze ve otların çeşidi 150'yi buluyor ve hepsi de orjinal ekolojik tohumlardan ekolojik yolla üretiliyor ve tohumlar "permakültür" felsefesine uygun olarak bir yıldan diğerine aktarılıyor.

Bahçelerde tam anlamıyla bir ekip çalışması yapılıyor. Çalışmalar bir "iş takvimi" oluşturularak eşit paylaşımla yürütülüyor: Toprak bakımı, kompost hazırlanması, gübreleme, bitkilerin bakımı, zararlılarla mücadele, ürünlerin zamanı geldiğinde toplanıp sepetlere ayrılması ve dağıtım. Finansal desteği Quebec ve Kanada Çevre Bakanlıkları (Eyalet ve Devlet Bakanlığı) ile belediyenin eko-mahalle birimleri sağlıyor.

Kuzey Amerika'da su, yılın önemli bir bölümü soğuk olduğundan bitkilerde şok etkisi yapmasını önlemek için, bahçelerde "sarnıçlar" oluşturularak, suyun ılınması sağlanıyor ve tarımda sulama için, ilkbahar ve sonbaharda bu su kullanılıyor.

Eko-bahçede zararlılarla mücadele de ekolojik yolla olduğundan, bazı pratik uygulamalar yapılıyor. Örneğin soğan, sarımsak ailesi zararlı böcekleri uzaklaştırmakta başarılılar, bu nedenle sebze, meyve, ot tarhlarının her birine ayrı ayrı soğan, sarımsak ekiliyor.

Başka bir zararlı tuzağı da, tarhların belli yerlerine açılan küçük çukurlara, kuru maya ile şeker karışımı yerleştirilmesi. Nane yaprakları da, yapraklı sebzelere (ıspanak-lahana gibi) serpilerek, bu sebzelere dadanan solucanların uzaklaşması sağlanıyor.

Önce temiz toprak...

Bir süredir kent Ekoloji Merkezi'nin düzenlediği "Eko-bahçecilik ve permakültür" atölye çalışmalarına katılıyorum. Atölyeyi eko-insiyatif koordinatörü Martha Stiegman yönetiyor. Çalışmaların bir kısmı merkezin toplantı salonunda "teorik" olarak, bir kısmı da "ortak bahçeler" de (community gardens) "pratik" olarak, açık havada yapılıyor. Atölyeye biraz ilgi duyarak başlayanlar, bir süre sonra Martha'nın dinamik ve inançlı öğretisi sayesinde tutkulu katılımcılara dönüşüyorlar.

"Sağlıklı bir toprak, yemek kaşığına bir milyondan fazla organizma taşır" diye başlıyor konuşmasına Martha ve devam ediyor:

"Bitkilerin kök ve gövdelerinde bulunan gizli şeker, havada ve toprak içinde yer alan partiküllerdeki mikroorganizma ve bakterileri kendine çeker. Bu ilişki, bitkinin kendi gıdasını kendi başına ve kendi gelişme koşullarının gerektirdiği ölçüde almasını sağlayarak doğal ritmini izler. Kimyasal gübre ve kimyasal verimlendiriciler bu ilişkiyi bozar. Sadece mikroorganizma ve bakterilerin bitkiye geçişini bozmaz, onları kısa zamanda yok eder. Bitki doğal koşullarında hangi elemanı hangi ölçüde ve ne zaman alacağını bilir. Ancak kimyasallar bitkinin yaşam bilgisini hiçe sayarak, onun yerine yapay kararlar verirler. Kimyasal gübreler, nitrojen, potasyum, fosfor ve azot yükleyerek bitkiyi şaşırtmak anlamına gelir. Ekolojik yolla yetişen meyve ve sebzelerin yapısında, sadece doğal NPFA elemanları değil, kalsiyum, magnezyum, manganez, çinko, demir ve bakır gibi elementler de çok yüksek miktarlarda bulunur. Böcek ve hayvan yaşamının ekolojik dengede tartışılmaz bir rolü vardır. Toprak solucanları, kırmızı solucanlar, salyangozlar, kuşlar pek çok böcek türü, toprağı havalandırır ve onu yumuşak tutar. Toprağa ekim yapmadan önce onu hazırlamak, ekolojik kompostla desteklemek ve en önemlisi bu zengin toprak katmanını 15-16 santimden fazla tersyüz etmemek gerekir."

Dost ve düşman sebzeler

"Bir bitki, iki yıl üstüste asla aynı yere dikmemeli" diye sürdürüyor Martha konuşmasını. "Nedeni basit; bitki hastalığını önlemek, bitkiye zarar verebilecek böcek ve mantarların aynı yere dadanmalarının önüne geçmek. İkinci bir nedense, aynı bitki, topraktan aynı yaşamsal madenleri çekeceği için, bulunduğu toprağı fakirleştirmesidir. Aynı aileden olan bitkilerin gruplandırılarak ekilmeleri çok iyi sonuçlar veriyor. Aralarında yaşamsal işbirliği ve destek oluşturuyorlar. Bazı bitkilerse birlikte ekildikleri zaman, birbirlerine yaşam şansı tanımıyorlar, o yüzden hangi bitkinin hangisiyle 'dost' olduğunu baştan bilmekte yarar var.

Permakültür elbette "dost ve düşman bitkiler tablosu" dışında pek çok bilgiyi içeriyor. Her şeyden önce permakültürün artık sadece bir 'tarım tarzı' değil, bütünü oluşturan bir yaşam felsefesi olduğunu öğrendim. Herhangi bir habitatın kendi doğal kaynaklarının tanınması ve ekoçeşitlilikle birlikte yaşayan bir sistem permakültür; bitki, hayvan, böcek, kuş ve insanların tüm doğal döngülerle yaşamını sürdürmesi…

Ekolojik tarım da böylece permakültür felsefesi içinde yer alıyor.

Permakültür felsefesi, ekolojik sisteme uygun, çeşitliliğe ve uyuma dayalı, ayın konumlarını izleyen bir tarımın yanısıra, enerji, barınak/mimari ve etik, her şeyi kapsıyor.

Bu felsefeyi yaşama tam anlamıyla geçirdiğimizde, belki o zaman toprağı temizlemek ve arındırmak için 'ayçiçeği' ekilmesi gerektiği gibi bir bilgiye de ihtiyacımız kalmayacak!"

Haber No: 22